Posts Tagged ‘Uzakdoğu Filmleri’
Lovely Complex/Love★com yada orjinal adıyla ラブ★コン Rabu★Kon mangaka Aya Nakahara tarafından çizilen bir shōjo manga serisidir. Bu eğlenceli manga bir sinema filmine ve anime serisine uyarlandı. Şimdilik benim üzerinde duracağım da belirttiğim anime serisi (bu arada mangatu da aradan çıkarmış oluyorum
Eğlenceli anlatımla bezenmiş komik ve zevli bir anime. Lovely Complex’te dikkat edilecek bir hususta neredeyse tüm karakterlerin standart Japonca yerine Kansai-ben, Japonca’nın Kansai lehçesini konuşmasıymış (hikâye Kansai bölgesinde geçer). Anime gösterilerinde bir veya iki karakterin Kansai-ben konuşması yaygındır fakat tüm karakterlerin konuşması sıradışı bir durummuş (bende yeni öğrendim). Linkler:
http://tr.wikipedia.org/wiki/Lovely_Complex
http://www.anime.gen.tr/animetanitim.php?id=1334
http://www.animenewsnetwork.com/encyclopedia/anime.php?id=7468
http://en.wikipedia.org/wiki/Lovely_Complex
http://www.viz.com/products/products.php?series_id=923
http://comics.shogakukan.co.jp/mangasho/rist.html
http://annex.s-manga.net/lovecom/
http://www.aqi.co.jp/product/lovecom/index.html
http://www.toei-anim.co.jp/tv/lovecom/
Mizuki Ashiya; 17 yaşında, Amerika da yaşayan bir kızdır. Ünlü bir yüksek atlama sporcusu olan Izumi Sano’a hayranlıkla birlikte aşık beslemektedir. Mizuki, bir gün gece Sano’nun sport yaptığı salano gelirken birçete tarafından saldıya uğrar. o sırada Mİzuki’yi kurtaran Sano olur, fakat çeteden kaçarken Sano yakaladır ve ayağından bıçaklanır ve yüksek atlamayı bırakır. Bunun kendisi yüzünden olduğunu düşünen Mizuki, onu tekrar yüksek atlamaya dönmesi için ikna etmek ister. Ancak Sano, Japonya’da özel bir erkek lisesinde okumaktadır. Mizuki’nin bunu başarabilmesi için erkek kılığına girmesi gerekmektedir. Gözünü karartır, erkek kılığına girer ve okula kaydını yaptırır üstüne üstlük Sano ile aynı odaya düşerler. Ondan sonra olaylar başlar, işler karışır. Bir kaç kişi onun kız olduğunu öğrenir elbettki yalan sonradan ortaya çıkar.
Ancak okul ilginç bir okuldur. Öğrencileirni derslerine göre değilde, dış görünüşlerine göre alır. Sürekli eğlenceli aktiviteler vardır, okul müdürleri sürekli onlara hediyeler verir. Klasik bir konusu olsa da, çekimi işlenişi diziyi izlenebilir kılmakta. İzlenmese n’olur peki, elbette birşey kaybetmiş olmazsınız…
COMA’dan bahsedersek, Kore’nin ünlü yönetmeni Su-chang Kong öncülüğünde yapılmış 5 bölümlük bir mini dizi Coma. Her bölüm ayrı bir karakterin başından geçeni anlatmakta. Ancak büyün geçen olaylar tek mekan olan hastanededir. Her ne kadar Kingdom Hospital’a benzetsem de diziyi, uzak doğu korkularını bünyesinde barındırmadan geçmemiş. Aslında beş bölümü bir film olarak düşünebilirsiniz. Aynı zaman diliminde beş kişinin başından geöenler ve ortak noktalar anlatılmış. İlerleyen bölümlerde puzzle gibi bütün patçalar yerine oturuyor. Dizi her ne kadar Kingdom Hospital’ı anımsatsa da Nakata’nin Ringu’usu ile litaratüre geçmiş, hatalet kıvrılışlarıda bulunmakta. Dizi Uzakdoğu korku sinemasının vazgeçilmezi olan ölümden sonraki intikam konusunu işlemekte. Su-chang Kong dizide genç yönetmenlere de yer vermiş. Şöyleki beş bölümlük dizinin ilk ve son bölümleirni kendisi yönetmiş, diğer bölümler iste üç isim arasında paylaştırılmış…
1. Birthday Party (yönetmen Su-chang Kong, 61 dakika)
2. Crack (yönetmen Gyu-Ok Jo, 54 dakika)
3. Necklace (yönetmen Jun-Seok Yoon, 47 dakika)
4. Crimson Red (yönetmen Jeong-Gu Kim, 55 dakika)
5. Doctor, Jang Seo Won (yönetmen Su-chang Kong, 65 dakika)
Dizi hakkındaki gayet ayrıntılı yazıyı http://www.otekisinema.com/?p=859 adresinde bulabilirsiniz. Zaten üzerine söylenecek başka birşey yok…
http://www.otekisinema.com/?p=859
http://www.korea-fans.com/forum/showthread.php?tid=10053
http://en.wikipedia.org/wiki/Coma_(Korean_horror_series)
Oturup izlemekten başka bir çare yok. Hele hafta sonları yapacakta birşey olmadığından filmler film üzerine eklenip duruyor. Günün özetini yaparsam 1 de kalk, kahvaltı esnasında bir film izle, daha sonra evi temizle bir film izle. çamaşırları yıka bir film izle, onları as ve topla izle. gece uyuyana kadar yine izle… kaç tane oldu?
Baekmanjangja-ui cheot-sarang (A Millionaires First Love)
Yine bir uzakdoğu filmi. Sanırım yine uzakdoğu filmleri krizim tuttu. 2006 Güney Kore yapımı bu duygusal fim konu olarak Türk filmlerini aratmasa da gerçekten güzel çekilmiş ve oynanmış bir filşm olma özelliğine sahip. Film sıkmadan akıp giderken eğleniyorsunuz, ancak delikanlıyı bvozar ama o kadar sıkmalara rağmen iki damla yaş gözlerinizden süzülmüyor değil yani… Kısaca konusuna gelirsek;
Kang Jae-kyung annesi ve babası küçükken ölmüş zengin bir yetimdir. 18 yaşında ona kalan mirası alabilmesi için fakir bir köyde liseden mezun olması ve bası tercihler yapması gerekmektedir ki bu onun için pek te kolay olmaz. Tabiri caizse Kang Jae-kyung şımarıklığın bokunu çıkarmış bir durumdadır. Mirası alabilmek için zor da olsa buna katlanır. Daha önce otelinde gördüğü ve tartıştığı Choi Eun-hwan ile bu köyde yine karşılaşır ve aralarında bir aşk başlar. Artık Kang Jae-kyung başka birine dönüşmüştür. Mezuniyet için bir tiyatro oyunu hazırlarlar. Kang Jae-kyung her nekadar buna karşı çıksa da mezun olmak için oynamak zorundadır. Kang Jae-kyung yavaşça Choi Eun-hwan aşık olmaya başlar ancak Choi Eun-hwan’ın ölümcül bir hastalığı vardır ve kurtulması imkansızdır.
Böyle duygusal şeyleri yazarken zorluk çekiyorum ancak yönetmenin (Tae-gyun Kim) güzel anlatımı ve karaleri insanı etkilemeden geçmiyor.
Filmden bir kaç laf alıntısı…
-Sebebini bilmesem de seni çok seviyor ve özlüyorum.
-Yağmur yağıyor.Ama bu yağmur kalbimin sana duyduğu ateşi söndüremiyor.
-Bir evi bir saat gözlersen röntgenci damgası yersin.Bunu senin için tam iki kez yaptım.Haydi, rüyalarımda beni takip etmeyi bırak.Seninle birlikte olmak, gecelerin gündüze dönmesi gibi.Şimdi artık gözlerim kapalıyken de görebileceğime inanıyorum.
Yalnız bu hayat çekilmiyor, çekilse de bu saıcakta sulanmış cıvıklıktan farklı olmuyor zaten… Neyse, aldığım duyumlara göre dışarısı çok sıcak bu sıcakta sulanmış beynimi rafadan konuma getirmek için güneş sıcağına ihtiyacım yok hal böyleyken film izlemeye devam… Hava biraz serinleyince Söyle bir sahil turu iyi olur o arada ev işleri de biter sanırım…
Bu yazı da iki adet uzak doğu filmi var… Buyurun;
Suay Laak Sai -Sick Nurses
İlk filmimiz Tayland yapımı yönetmen koltuğunda Piraphan Laoyont Thodsapol Siriwiwat‘ın oturduğu 2007 yapımı bir film. Fİlm her nekadar korku statüsünde yer alsa da ben bu konuda aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bilinen kesme doğrama görüntüleri insanları pek zorlamıyor. (yoksa ben de mi bağımlılık yaptı ne?) KOnu olarak ilginç diyebilirim. Kısaca özetlersek, Hastanenin damızlık doktorunun bütün hemşireler peşindedir. Birisiyle tam evlenecekken doktorun da isteğiyle bu hemşire diğerleri tarafından öldürülür. Ama efsaneye göre öldürülen kişi 10 gün içersinde sevdiğini görmeye gelir ve 10 gün sonunda bizim ölümüz intikamı için geri dönecektir. Filmde küçük bir özellik var bunu burada söylemem filmi izleyecekler için hayal kırıklığı olabilir… Hım… ama düşündüm de kimse izlemeyecektir. Efendim aslında ölen hamşiremiz eskiden doktorumuzla ilişkisi olan bir erkek. Bu hemşiremiz doktorumuzla evlenmek ister ancak doktorumuz bir kadınla evlenmek istediğini bunun olamayacağını öğrenince ameliyat olur… İşte böyle… Yanlız şunu söyleyebilirim hemşireler erkekler ve lezbiyenler için gerçekten güzel bir uzakdoğu göz ziyafeti çektiriyor… (Pardon korkmamız lazımdı…)
http://www.imdb.com/title/tt1058008/
http://www.asianpopcorn.com/default.asp?display=746
Kataude mashin gâru – The Machine Girl
İkinci filmimiz Japon ve ABD yapımı ortak bir film. Ortaklığı anlamadım ama film aşırı derecede absürd. Eğer film Japon yapımı olmasaydı Çin Tarantino filmlerinin de uzunu yapmış diyebilirdim. Bol kanlı ve eğlenceli bir film. Yöneten ve yazan Noboru Iguchi.
Başrol kızımızın ailesi katildir ve bu sebepten dolayı toplumdan dışlanmışlardır. Birgün erkek kardeşi, zengin çocukları tarafından özdürülür ve kızımız da itikam için geri döner. İzleyiniz Eğlenceli bir film…
http://www.imdb.com/title/tt1050160/






