Posts Tagged ‘Şiir’
anlayamadığım tek şey…
nasıl bir bağlanmak alışkanlıkların ötesinde
ve gökyüzünden düşen üzerimize
nasıl bir ıslaklık…
içimde
dışımda
şimdi ise eriyen benliğimde..
biraz daha bırak
kurak topraklarınla oynayayım bu şehrin
üzerimize düşmeden,
çamura bulanmadan
çekip gitmeden son bir nefeste
mutsuzluk şarkıları çalarak…
bırak içime dolsun acısı
ben de şuursuzca kıvranayım
hayatından bi haber bırakma beni
sadece kendi dertlerimle baş başa kalmayayım
ne kadar kifayetsiz kelimeler
ve ardında bıraktığım sadece sessizlik
yüzüme vururken soğuk dalgası hayatın
he rşeyi bırakmış çırılçıplak gibiyim.
bir yanım sessiz, bir yanim sade
hayatından bi haber bırakma beni
bir parçam kalmışken seninle
biraz daha anlat, biraz daha sokul ki
daha rahat öleyim
hayatından bi haber bırakma beni
içimde bir yer ve birbirine eklenen binlece boşluk
hayatından bi haber bırakma beni
yada bırak
sessizce öleyim…
ve ansızın,
kulaklarımdaki çınlama
göğsümdeki tarifsiz acı…
son kez gezdiğim yerde
sürekli son olacak…
bir belirsizlik
ardından açılan cümlelerin
şimdi bitik
ne kadar çok konuşsakta
ellerimiz ne kadar çok
dokunmaya çalışsa da birbirine
bir parçasın
bir parçam
hissetmekten yoksun olduğum
ve yutkunmalarım
sadece çaresizliğim
her şey
ve ansızın
bütün felaketlerim…
içimden sadece geçenler,
uzaklaşan bir yüz, gözlerini ufuğa bırakmış bir beden
ikili çalkantıların aydınlık çıkarları
ne kadar uzaklaşabilirim kürek çeksem boşluğa,
aynı yerde aynı yöne bakarken benliğim,
unutmak yok yada bırakmak göz yaşlarını
görmek usulca asıl güzleri
çürümüş, kokuşmuş benliksiz…
hepsi içimde
bir adım daha
bütün çirkefliklerimle…
her şey gökyüzündeydi. koca bir masa üzerinde bekleyen bir telefon. diğerleri de aşağıda. yukarıya bakmaktan çok minnet duyan. gözlerimdeydi. kırıtması, konuşması alındaki anlamsızlığın yansıması.
aşağıdaydı, ayaklarımın altında. minnetle uzanan kolların arasında mide bulantısı içinde. durup, düşünüp içinden çıkılmadığında. kırmızı bir başlık, yolu kesen anlar..
neler konuştular, güneş dinmeden, rengi bozuk şemsiyenin altında. tam da giderken. çok garipti, garip bir tanışmaydı yağmurla aniden bastırdığında…
çök üzgünüm demişti, üzülürken ardında bıraktığı, tuhaf ıslaklık.şimdi eşlik eden gözyaşları ve bıraktığım yağmurlar…
bir gün patlayacak içimdeki balon, içimizdeki düşüncelerle, saçılacak etrafa. şimdi daha iyi görüyorum, gözlerinin rengi sadece sana olan minnetim.
gitme giderken kalanalar ardında büyük bir çöküşün parçaları, her şey bir oyuncak hem de sevimli bir ayıdan daha fazlası…
sekiz yüz otuz ve ardında kalan iki kafatası…
