Posts Tagged ‘Saçma’
biz boşa kürek çekiyoruz kuzum gözyaşlarımızda…
Bunları biliyorum, yani söylemediklerimi. Aklımın bir köşesinden geçenleri. Bazende farkında olmadan bildiklerimi. Rüyalarımda gördüğüm abuk sabuk şeyleri. Belki gerçektende, gerçekte görünce mutlu olacağım şeyleri yada korkacaklarımı. Kim bilebilir ki? Bakınız kendimi herşeye alıştırdım. Üzerime yürüyecek bir sari katilden korkmam mesela yada bir kurt adamdan. Bir yanımda “katilin dleikanlısı silah kullanmaz” demiyor değil. Neye inanayım? Gözümün önünde büyüyüp son bulan mavilie mi? Hayır hiç birine. Uzaktan gelen seslere mesela. Kim çağırıyor beni? Şimdi bu sessizliğin ortasında….
Seni nasıl öldürebilirim? Bu işten nasıl zevk alabilirim? Hiç bir alet kullanmadan. Isırarak parçalayabilir miyim vücudunu? Sadece ortalığı boyamak amaçlı…
Susturun beni. Kİm nasıl yapar, ne yapmaya çalışır bilmiyorum ama sadece susturun. Bakın bo sokak o sokak değil. Yani hiç kimsenin bilmedii, hiç kimsenin geçmediği, sadece hayaletlerin bulundurdu. Yok öyle bir yer, olmadı olmayacak. Kalbimdeki odacıklardan başka. Ne kadar çarpacak kadehler birbirine, bu şarap daha ne kadar akacak… Her şey güzel olmuşken. Sadece gülümsüyorken.
Bırakın beni! Bunu sürekli söylüyorum. Sesimi duyuramadığımı bile bile. Neredesiniz? BU kadar yalan ne kadar siper eder sizi?
“Bırakın deniz atları yerinde kalsın…”
“Bir tablonun içinde öylece?”
Nereye gidebiliriz? Kararsızlık nereye kadar sürükleyebilir bizi. Sokağın başındaki lambadan sonra yok olacağımızı biliyorum. Yada sabah olunca buharlaşacağımızı. Herşey yerini çok bilinmişliğe bırakacak. Bilim ahkam kesecek, felsefe konuşacak. Psikologlar teşhislerini yine depresyondan yana koyacak. İşte şurada içimde bir yerde atamadığım. Üstüne üstlük sökmeye çalışmadığım yerde. Kararsızlıklarım, ardıma aldığım düşüncesiz karmaşalarım… Uzayıp giden alışveriş listem…
“Biraz daha çikolata…”
“Evet, biraz olsun üzerimdeki kırgınlığı alır…”
ah ah. vakti zamanında annem “oğlum her işi öğren başının ucuna koy” demişti (hala da der). eh bende mümkün olduğunce herşeyi öğrenmeye çalıştım, öğreniyorumda. iyi mi yaptım o da ayrı bir konu. herşeyi bilmek çokta iyi değil. herşey üzerinize kalıyor yahu. bu durumda aptala yatmak aslında en iyisi. anlamam, bilmem, etmem. ama bazen can sıkıntısından yapasınız geliyor elinizle yuttuğunuz iş üstünüze görev olarak kalıyor. nedendir acaba?
sıkıldım yine…
