Posts Tagged ‘Peyami Safa’

Odanın içinde sessizlik ve sükun, duran bir şey değildir; sanki, büyük sükut, gözle görünmeyen, ses vermeyen, değdiği hissedilmeyen, gizli bir rüzgar gibi duvarlara ve eşyalara çarpıyor, bir şeyler kırıyor, eziyor, çiğniyor fakat neleri tarumar ettiği anlaşılmıyordu. Bu o yaman sükutlardan biri ki insanların başına boğucu bir gaz gibi, hamızı karbon gibi, yanmamış kömürden çıkan ve gözle görülmeyen zehirli hana gibi çarpar.; baş döndürür ve göz karartır; akla durgunluk verir, sinirleri uyuşturur ve etleri gevşetir, iradeyi kırar ve ruhta bütün hisleri felce uğratarak yalnız büyük bir korku, bir tehlike vehmi, yakın bir belanın evvelden sezilişi hissini bırakır; insanın bütün varlığını tepeden inme bir dehşet altında ezer.

Şimşek, Peyami Safa

Ramazan ile birlikte, geçmeyen saatlerin süresi uzadı. Rakamsal olarak aynı değeri gösterse de akılda yer ediş süresi bir hayli fazla. Şimdi yapmak istediğim şey hafta sonuna eş değer. Yani bütün gün uyumak.

Yalnızlık öyle bir olgu ki bulaştıkça içine çekiyor sizi. Bulaştıkça daha derinlere çekiyor. Özel günler, geceler, bu yalnızlığa çare olmuyor. Eğer çalışmak zorunda olmasam mutemelen, hikikomori hastası olurdum. Çok meyilliyim. Tüm hafta sonu evden çıkmadığımı hatırlıyorum. İnsanlarla yüz yüze gelmeyi diyalog kurmayı da sevmiyorum. Buna rağmen kendimi çok iyi gizleyip, normal insan olma özelliğim ise takdire şayan… Eğer penguenleri çok sevmeseydim, en sevdiğim hayvanlar bukalemunalar olabilirdi. Peki penguenleri neden seviyorum? Bilinmez, acaba Tim Burton’un Batman’nindeki Penguen’e özentiden mi?

Aslında akşam olmalı… Akşam olması da insanı kurtarmıyor ama varlığını hissetmek rahatlamakla eş değer… Bir çok yarım bıraktığım kitap var. Son bir senedir bu durum devam ediyor. Alıp masanın üzerine yığmaktan başka bir şey yapmıyorum… Ama uzun zamnadır istediğim şey Peyami Safa’nın lirik karakterlerinde kendimi tekrar bulmak… Ne zaman olacak nasıl olacak…

bırakın…. saçmalamaktan öteye gidemiyorum…

sürekli okuyorum. gözlerim yuvalarından çıkmaya daha elverişli hale geliyor. üzerlerini örttüğüm zaman ise acı bir yanma hissettikleri. gözyaşları mı döküyorum? çoğu kez yuvalarından çıkıp küçük bir mahalle turu attıktan sonra geri döndüklerini biliyorum. hiç biri yalnız bırakmıyor beni. çünkü yalnızlığın içimi kemiren bir duygudan ibaret olduğunu biliyorum. 
ilk aşklarımdandı meryem. o zamanlar ona yeni girmiş on beşe yaklaşmamıştım bile. yani bu benim hatırladıklarım. yada hatırlayamadıklarıma aklımın uydurmacası ne önemi var ki, ben onlu yaşlardaydım, Davin’in Maddie’yi öpmesini merakla beklerdim yada siyah aslanın içine birilerinin girmesini ki hayallerimden biri de fasulye sırığına girmekti. O birden bire girdi hayatıma. cümlelerle. baş ağrısı, göz sulanmasıyla. gecelerimin vazgeçilemez kahramanı. ona karşı neler hissediyordum? içimdeki duygular tarifsizdi. ancak o kadar güzel betimlenmişti ki, kime aşık olacağımı şaşırmıştım.
meryem, sana mı aşıktım? seni hiç görmedim. samim’in anlattıkları hep seni sevmeme neden. belkide samim seviyor diye seni bende bu kadar çok seviyordum. sevgi neydi, anlatabilir miydin bana?
her şey sessizce gitti. samim bir türlü susmuyordu.o seni gözünde büyüttükçe ben tanrılaştırıyordum. elin, gözlerin, gülümseyişin, takındığın masum ifaden.  dudaklarının arasından sızan gülümsemeni hatırlıyor gibiyim.
şimdi sana dair her şey gibilerle sınırlı. bir adın dilimde. evlendiğimde ilk kızıma ismini vereceğim belkide. sonrakiler hep rüzgarın savurduklarından ibaretti. ölümünden sonra parçalarının savrulması sanki. seninle birlikte yanan vücudumun acını hissetmesi. 
haberini aldım, hiç bir şey yapamadan, yine samim’in cümlelerinden. onun kahrına kahır eklemiştim sanki. bir anda hiç beklemediğim bir zamanda yok olmuştun ve yokluğunu hissettikçe sana olan duygularım kendini belli etti birer birer. ardından yapabileceğim sessizce ağlamaktı. belki samim’e sarılarak, belki de sana dokundu diye kahrolarak…
şu bir gerçekti ki yoktun. seninle birlikte tüm her şey yanıp gitmişti. ben de öyle…
İnsanlara aşık olmayı pek beceremem. Ancak roman/ hikaye/ oyun/ dizi/ sinema/ sanat eserlerindeki karakterlere aşık olduğum sıkça görülmüştür. elbette bunları başkalarına söyleyecek kadar aptal değilim. ama burada bunları ifşa ediyorsam sanırım aptalım. Meryem ilk aşklarımdan biriydi. Kültürlü üniversite mezunu. Peyami Safa’nın Yalnızız kitabının silik karakterlerinden biriydi. Kendisine mi aşıktım yoksa Samim’in onu kurguladığı dünyada anlamaşına mı bilemiyorum ama, Meryem arada içimi burkanlar arasında…
Sanal bir karaktere aşık olmak mı? Peki ya yazıların yazarlarına? Seni aşık olduğum şeyi yarattığın için seviyorum, sana sevdiğim şeyleri yazdığın için aşığım... olabilir misiniz? olabilir miyim?
evet…
burası simeranya birtanem,
burası simeranya!
ol,dediğin yerde kurulur taze bir dünya,
aç,dediğin yerde açılır en kırmızı güller!
düşün ne ulu şey:
çılgın tutkuların baş dönmesi
istanbul’a açılan en güzel pencerede
öpüşen sevgililer…

burası simeranya,sevgilim
simeranya’sın artık sen!
bütün kuşlar ötebilir,
kemanlar çalabilir istersen…
havada açar çiçekler,kadehler havada döner,
mor bir buğudur dudaklarında hevesler.
kendi pusu’nu yırtar çıkarsın!
simeranya’sın sen,
simeranya’da sen varsın!

 ve sonra mebrure… şimdi ise sen…
sayfaya ulaşamıyor musunuz? lütfen "açıklamaları" okuyun. kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Gantz 08 Şubat 2012
        Geçtiğimiz aylarda (ki on gün sonra tam bir sene olacakmış) Gantz‘tan bahsetmiştim. Sinema filmine uyarlanma ihtimali olan anime sonunda Shinsuke Sato tarafından sinemaya uyarlanmış. Tabi bu süre zarfında mangayı da okuyacağımı dile getiren ben bu eylemi de yerine getiremedim. Neyse biz konumuza dönelim. Gantz’ın sinema filmi olarak uyarlandığının haberi […]
  • Neverland 07 Şubat 2012
        Artık yeni bir hikaye üretemeyen Hollywood’un eskilere sarılmasının bir yansıması Neverland. Ancak bu bir sinema filmi değil SYFY kanalında yayımlamış olduğu mini bir dizi. Dizi kendi çapında bazı açıkları olsa da Peter Pan hikayesini yeniden yorumlamış. Peret Pan nasıl uçmaya başladı, Tinker Bell ile nasıl tanıştılar, dizi bu konuda kendi çapında açıkla […]
  • The Chronicles of Narnia: Prince Caspian 07 Şubat 2012
        Seri ikinci filmi ile devam ediyor. Kitap sıralamasına bakarsak dördüncü kitap. Film aynı kadro ile çekilmiş olmasına rağmen ben ilk filmdeki aksiyonu, göremedim. Bu film kendi içine çekmekte zorlandı beni. Yer yer sıkılmadım desem yalan olmaz. Olayların azlığı belkide fantastik öğelerden hikayenin biraz daha arındırılmış olması buna sebep belkide.   Bu […]
bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler...
! Anladım Ki Anlamak Yetmiyor*Tam Bir Blog..hayat ucuz.. 1 lira..A Publicitária AbRaXasastronotdefterbazen içinde bazen dışındaben deli miyimBlog KazanıCellar DoorCESETİZLERİ ♀coffeéefsaescinsel sayiklamalarEuphoria of the SoulGaykediGoddess Artemis' BlogGüNaH YüKLeNeN ADaMgüven uyandıran delihayatin kendisihop-çiki-yayaihuzursuz ruhlar barınağıiHüzün Kovan Kuşuİç Ses.İçimdeki Denizİçimdeki ucu bilenmemiş kelimelerimJacqueline mutlu kalmak istiyorKarbonizmaK�yamet MelekleriLa FeaMegami Sama's Blogmy sci-fi lullaby -NİNJA'NIN KUNG FU İLE İMTİHANInörotoksikOyunun başı sonu...peşim sıraplease come in..Psychological Pollution!.Rendered BeautySelçuk Hocaseri katilsi-menSisteki Goriller, Pigmelerle Dans ve AIDS Yetim...Sophiet.u.b.a'nın karaladıklarıThe Daily Kimchi - Korea Blogtimsah avcısıTotal FutboluzaksinemaViva La Vida, Viva La Muerte!vız gelir tırıs giderYALNIZLIK OKULUYasak Filmâyine-i devrânÇÖLÜN İKİLEMİŞEKER PORTAKALIвαяιιѕѕѕ'ѕ ∂яєαмѕ||● uçuyoruz ne güzel balon ●爱的草莓物语-My Fallen Berries