Posts Tagged ‘Oral SANDER’
OSMANLI DEVLETİNİ PARÇALAYAN GİZLİ ANLAŞMALAR
Rusya ile Yapılan Boğazlar Anlaşması
İngiltere’nin Doğu Akdeniz’deki imparatorluk sömürge yolunun geleneksel tehditçisi Rusya idi ve İngiltere, Rusya’nın Boğazlarda üstün duruma geçmesini istemiyordu.
Londra Antlaşması
Bir başka gizli anlaşma da İtilaf devletleri ile İtalya arasında 1915 Nisan’ında Londra’da imzalanan antlaşmadır.Antalya bölgesini, İzmir’i ve Oniki Ada’yı verdiler.
Sykes-Picot Antlaşması
Osmanlı devletinin Ortadoğu toprakları İngiliz hükümeti adına Mark Sykes ile Fransız hükümeti adına Georges Picot tarafından imzalanan 16 Mayıs 1916 tarihli gizli antlaşma ile paylaşılmıştır. Fransa, Suriye, Lübnan, Kilikya ve Musul bölgelerini, İngiltere ise Ürüdün, Irak ve Kuzey Filistin’i eline geçirmekteydi. Öteki gizli antlaşmalarla birlikte Sykes-Picot antlaşmasınındı Bolşevikler tarafından 1918 ilk balarında açıklanması özellikle Ortadoğu’da büyük karışıklıklar çıkaracak ve bir yanda Araplarla öte yan da batı devletlerinin arası açılacaktır
St. Jean de Maurienne Antlaşması
Bu gizli antlaşma İngiltere, Fransa ve İtalya arasında 1917 Nisanında imzalanmıştır. İzmir-Kayseri-Mersin üçgeni arasında bulunan güney soğu Anadolu bölgesi de bırakılıyordu.
Balfour Deklarasyonu
Lord Arthur James Balfour 1917 de uluslar arası Siyonist hareketin Lord Rotkschild’a bir mektup göndererek Filistin’de Yahudilere bir “ulusal yurt” kurulması çabasını İngiliz hükümeti tarafından destekleneceğini belirtmişti. Neden, toprakları üzerinde çok sayıda ve etkili olan Yahudi’nin yaşamakta bulunduğu ABD’nin sempatisini ve Almanya’ya karşı savaşarak katkısını sağlamaktır. Siyonistlerin İtilaf devletlerine olan eğilimlerini değiştiremedi.
Fransa 1918 Şubatında İtalya ise hemen sonra Balfour Deklarasyonunu desteklediklerini açıkladılar. Başkan Wilson’da 1918 Ekiminde deklarasyona açık desteğini ifade etti.
1917 YILINDAKİ GELİŞMELER
Savaş uzadıkça Almanya’nın çekmekte olduğu hammadde ve gıda maddeleri sıkıntısı ağırlaşmaya başladı. Denizden abluka altına alınmışlardı. Almanya’nın elinde kullanacağı bir koz vardı. Denizaltı böylece Almanya deniz ablukasını kırabilmek için deniz altı savaşlarına başlamıştı.
ABD’nin Savaşa Girişi ve Wilson’un Ondört Maddesi
Almanya’nın İngiltere ve Fransa’ya karşı denizaltı savaşına başlaması ABD’nin uluslar arası ticaretini büyük ölçüde tehdit etmeye başlamıştı. Almanya’nın Meksika’yı ABD aleyhine savaşa girmeye teşvik ettiği ortaya çıkarıldı. Arthur Zimmermann Alman-Meksika ittifakı öneriyordu. Almanya aynı zamanda Japonya’yı taraf değiştirerek Pasifik okyanusunda ABD’ye saldırmaya ikna etmeye çalışmaktaydı. Almanya’nın bu “sinsi oyunu” deniz altı savaşı ile de birleşince Amerikan kongresi 6 Nisanda Almanya’ya savaş ilan etti. 1918 yılının Ocak ayında başkan Wilson savaş sonrası dünya ile ilgili görüşlerini ünlü 14 maddesiyle açıkladı. Açık anlaşmalar, denizlerde gidiş-geliş serbestliği; uluslar arası engellerin kaldırılması, ulusal silahlanmanın iç güvenliği gerektirdiği ölçü ve düzeyde tutulması her devletin uluslar arası bir örgütün kurulması.
Sovyet Devrimleri ve Rusya’nın Savaştan Çekilmesi
Rusya’nın savaştan çekilmesi ABD devletlerinin kazandığı üstünlüğü dengeleyememiştir
Öncesi ve Nedenleri:
Batı Avrupa’nın endüstrileşmiş ülkelerinde fabrika işçileri her zaman orta sınıfın siyasal önderliğini kabul etmiyorlardı. 19. yy.ın ikinci yarısı Marxizmi bunlara çıkarlarını koruyacak yeni yöntemler göstermişti. Marksistler Fransız devrimiyle ortaya çıkan demokratik uzlaşmaya bağlı, ulus-devletin değer ve kalıplarına genel olarak başlı kalmışlardır.
Japonya’ya ağır yenilgi ve bunun yol açtığı huzursuzluklar, sonra I. Dünya savaşı, Rus Toplumundaki çatışmayı su yüzüne çıkardı ve 1905 teki ayaklanmaya ve 1917 devrimleirne yol açtı.
1898’de Rusya’da Marksist nitelikte Sosyal Demokrat İşçi Partisi kurulmuştu. Lenin’in önderliğinde Bolşevik be Menşevik olmak üzere ikiye ayrıldılar. Bolşevikler küçük ve devrimci bir elitin denetiminde sıkı bir parti kurma düşüncesindeyken, Menşevikler daha geniş ve katılıma açık bir örgüt kurmak istiyorlardı. Menşevik Trosyk’nin önderliğinde 1905 yılında bir ayaklanma oldu. Hükümet bu ayaklanmayı bastırdıysa da Çar II. Nikola bazı özgürlükler vermeyi ve Rus Meclisi’ni (Duma) açmayı zorunlu gördü.
1917 yılına gelindiğinde Rusya’da maliye, tıpkı Fransız Devrimi öncesinde olduğu gibi, iflas etmiş durumdaydı. Çarlık rejimi toprak sorununa bir çözüm bulamamıştı. Rusya’da devlet kurulduğundan bu yana demokratik gelenek ve örgütler yoktu. 1917 yılına gelindiğinde Rus halkı sesini hiçbir biçimde duyuramadığı için çarlık rejimine karşı şiddetli başkaldırıdan başka b,r seçenekte kalmamıştı.
Hareketin bastırılamamasını tümüyle savaşa bağlamak doğru değildir.
Geçici Hükümetin Başarısızlığı:
Sovyet Devrimi iki aşamadır. Mart 1917’deki birinci aşamada Çarlık yönetimine son verilmiş ve liberal düşüncelerin savunucusu Prens Lvov’un başkanlığında Bolşevikler hariç hemen hemen bütün siyasal eğilimlerin katıldığı geçici bir koalisyon hükümeti kurulmuştur.
Reformcu geçici hükümet Rus halkının gerçek özlemlerini anlayamadı ya da anlamak istemedi halkın barış ve ekmeğe ihtiyacı vardı.
125 yıl önceki Fransız Devrimi ve sonuçlarından hiç ders alınmadığı çok açıktı.
Bolşevik Devrimi ve Savaştan Çekiliş:
Rusya’daki devrimin ikinci aşamasında Lenin’in önderliğindeki Bolşevikler , hemen hemen tek kurşun bile atmadan, Kasım ayında iktidarı ele geçirdiler. Devrimcilerin üzerine gönderilen ordu, kayıtsız şartsız barışı savunan Bolşeviklere karşı silah kullanmadı.
Bolşevik hikmeti için en önemli şey, iç barışın sağlanmasıydı. 1918 Mart’ında Brast-Liovsk Barışı imzalandı. Kayıplar o kadar çoktu ki başkent Moskova’ya taşındı.
Rusya’nın savaştan çekilmesi Almanya belirgin bir üstünlük sağlayamadı. ABD’nin savaşa girişi Rusya’nın yarattığı boşluğu fazlasıyla doldurdu. Sovyet Devrimi Alman işçisinin de savaş ateşini söndürdü.
SAVAŞIN SONU
1918 yılında savaş bütünüyle İttifak devletlerinin aleyhine dönmüş bulunmaktadır. Artık Almanya ve müttefikleri için yapacak çok bir şey kalmamıştır. 1917 yılının Mayısında Romanya Eylülünde Bulgaristan, Eliminde Osmanlı devleti (30 Ekim tarihli Mondros Silah Brakışmasıyla) ve son olarakta 11 kasım 1918’ Almanya’ya teslim oldular.
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞININ SONUÇLARI
Ekonomik ve Toplumsal Sonuçları
Büyük Ekonomik Çöküntü:
Uzun savaş yılları boyunca bu ilkelerin ekonomileri tüketim malları üretiminden, giderek savaş malları üretimine geçmişti. Avrupa’da kitle halinde işsizlik ortaya çıktı. Giderek şişen ve ödenmesi olanağı bulunmayan borçlar. I. Dünya Savaşı’nın bedeli, Avrupa kıtası için 350 milyar dolar olarak hesaplanmaktaydı. Avrupa zayıflayıp çökmeye başlayınca, iki endüstri devi, ABD ile Japonya büyük bir gelişme içine girdiler.
Devlet Müdahalesi:
Kapitalizmi dönüştürdü. “Planlı ekonomi” düşüncesi ilk kez I. Dünya Savaşı’nda uygulandı. Devlet müdahaleciliği, göre azaltılmışsa da savaştan sonrada sürdürüldü, ve iki savaş arası dönemde önce Avrupa sonra dünya ekonomisini etkiledi.
Enflasyon ve Borçlanma:
Devlet memurları ücretliler “sağlam yatırım” yaptıklarını sanan yukarı orta sınıf ve uzman kişiler oldu. Avrupa’ya istikrar getiren temel öğelerdi. Savaş her yerde statülerini, prestijlerini ve yaşam standartlarını düşürdü. Savaş boyunda Avrupa kıtasındaki İtilaf devletleri İngiltere’den, her ikisi de ABD’den borç aldı ve böylece Avrupa devletleri geleceklerini ipotek altına soktular.
Avrupa’nın karşısında şimdi , Avrupa’dan mal gelmemesi yüzünden kendi endüstrilerini kurup geliştiren Avrupa-dış dünya da vardı
1700’lerden beri süren Avrupa deniz ticaret üstünlüğü tehlikeye düştü. “Avrupa üstünlüğü” dönemi kapanmaya başlamıştı.
Toplumsal Sonuçlar:
Savaşın toplum üzerindeki en önemli sonucu ulusalcılık duygu ve tutkusunun güçlenmesidir. “self determination” . Sayıları az olan aşırı devrimcilerin dışında, tüm dünya işçilerinin ekonomik zincirlerinden başka kaybedecekleri şey olmadığı ve savaşların da kapitalist sınıfın savaşı olduğu yolundaki Marksist tez bırakıldı.
Sosyalizm, ulusal sosyalizm biçimine dönüştü. Modern dünyanın bu iki en güçlü akımı arasında ittifak, Avrupa’nın gelecek yıllarına da damgasını vurdu. Sosyalizmle komünizmin yolları ayrılmaya başladı.
Başta İngiltere olmak üzere, kadınların savaş çabasına katkısı, oy verme ve seçilme isteklerini arttırdı. Ve hükümetler buna giderek az direnebildiler.
Savaşın bir başka toplumsal sonucu, saldırgan milliyetçiliğin giderek artmasıdır.
Siyasi Sonuçları: Avrupa’nın Dünya Üstünlüğünün Sarsılması
1918 yılına gelindiğinde Avrupa devletlerinin gücü azalmış asıl güç Avrupa’nın kanatlarındaki iki büyük güce Uzakdoğu’da Japonya’ya geçmiş bulunuyordu.
Wilson ve Lenin programlarının en önemli özelliği merkez olarak Avrupa’yı almamaları, hiçbir ayrım gözetmeksizin bütün dünya insanlarına seslenmeleridir. Her ikisi de biri komünist öteki liberal açılardan Avrupa sistemini reddetmişler, programlarını bu anlayışla biçimlendirmişlerdir.
Genel Değerlendirme
I. Dünya Savaşı sonuçları kabaca: endüstri, işçiler ve hükümet arasındaki siyasal işbirliği deneyleri. Korpore devlet anlayışı ilham edildi, savaş sonrası acı be propagandalar nefret duyguları yarattı. Kredi sistemi zedelendi. Alman maliye ve parası mahvoldu. 1919 koşulları bugünde süren para değerinden büyük dalgalanmalar dönemini açtı. Demokrasi dünyanın güç ve etkisi bir daha geri gelmemek üzere ABD’ye geçti. Bu durum en iyi biçimde borçlanma göstermektedir.
PARİS BARIŞ ANTLAŞMASI
Paris Barış konferansı sonunda , ADB başkanı Wilson, Fransız başbakanı Georges Clemenceau ve İngiltere başbakanı Lloyd George. W.Wilson’ın her şeyin üstünde bir idealist olduğu. Demokrasi “self determination” uluslar arası bir örgüt. Clemenceau Fransa’nın ana amacı yakın güvenliğinin sağlanmasıydı. Lloyd George, İngiliz çıkarlarını, Wilson ile Clemenceau arasında tutarak Fransa’nın yakın güvenliğinin sağlanmasıydı. Avrupa sorunlarını kendi kafalarındaki “modele” uygun olarak çözmekti.
Karşılaşılan Sorunlar:
Konferansın karşılaştığı en önemli sorun temelinden bozulmuş olan Avrupa güç dengesiydi. Almanya ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile birlikte Rus Çarlığı ve Osmanlı devletinin yıkılmaları, Avrupa’da büyük bir “güç boşluğu” yaratmıştı. Rusya 1917 devrimiyle kabuğuna çekilmiş, ABD ise yeniden “yalnızcılık” politikasına başlamıştı.
Avrupa’nın büyük devletleri iki önemli sorunla daha karşı karşıya kaldılar.güç dengesi Almanya’nın yeniden saldırgan ve militarist bir devlet olarak sivrilmesini önlesin. Avrupa’nın sınırları bir daha bozulmasın. Birinci sorunu küçük bir Almanya ile, milletler esasına uygun bir Orta ve Doğu Avrupa çizilecekse Almanya’nın düzenlemeyi yapanların istemedikleri kadar büyük olması gerekiyordu. Sorunlar ayrı ayrı sorun olarak düşünüldü.
Barış Antlaşmasının Hükümleri
Almanya İle Versailles Barış Antlaşması (28 Haziran 1919)
Danzig, Milletler Cemiyeti’nin koruması altında serbest bir kent haline geldi. Belçika’nın tarafsızlığı kaldırıldı ve Ren akarsuyunun iki yanında 50’şer kilometrelik bir toprak şeridi askerden arındırıldı.. Almanya’nın Avusturya ile birleşmesi yasaklandı.
Daha sonra bir komisyon tarafından saptanan borcun miktarı 56 milyar dolar gibi, Almanya’nın ödeme yeteneğinin çok üstünde bir rakamdı.
Neuilly ve Trianon Barış Antlaşmaları (27 Kasım 1919 ve 4 Haziran 1920)
Yenik Osmanlı devletiyle imzalanan Serves Barış Antlaşması, yukarıdakilerin hepsinden daha ağır hükümler taşımaktadır.
Bu barış antlaşmaları sonunsa Doğu Avrupa’da kazançlı çıkan devletler, Çekoslovakya, Polonya, Yugoslavya ve Romanya’dır. İki savaş arası döneminde antirevizyonist, yani statükocu bir politika izlemişler ve Macaristan, Bulgaristan ve İtalya gibi bölgenin revizyonist, yani antistatükocu devletlerine karşı politik ve askeri düzenlemelere girişmişlerdir.
Türkiye’de 1930-1939 yılları arasında bölgede statükocu bir politika izleyerek antirevizyonist gruplaşmaya yönelecektir.
Barışın Düzenlenmesinin Değerlendirilmesi
Paris düzenlemesinin en genel ilkesi, Hiç olmazsa Avrupa’da “self determination” hakkının kabul edilmesidir.
Azınlık sorunları ve milliyetçilik, 1914’ten önce olduğu gibi, barış düzenlemesinden sonra da doğu Avrupa’da istikrar kurulmasını engelledi.
Almanya birleşik, gururlu ileride güçlenecek temellere sahip olarak kaldı. Bu düzenlemenin hatalarından alınan dersle, II. Dünya Savaşı’ndan sonra, galip devletler Almanya’yı parçalayıp işgal edeceklerdir.
Nazi partisinin eline büyük kozlar verdiler. Varsailles antlaşmasının büyük suçu ve yarattığı sıkıntılar, Prusya militarizmi ve Alman İmparatorluğu’ndan yeni bir devlet yaratmak isteyen Sosyal Demokratlara ve Liberallere yüklendi. Her şeyden önce İngiltere ve özellikle Fransa’nın katı tarihinden ders almaz tutumlarındandır.
TÜRK ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞI
Ulusal Kurtuluş Savaşının Örgütlenmesi ve Misakımilli
İki önemli hükmü de, boğazlar bölgesi işgal altına alınacak, itilaf devletleri güvenlikleri bölgeleri de işgal edebileceklerdi. I. Dünya savaşının galipleri Türklerin içinde yaşayacağı sınırı sürekli kuzeye, Anadolu’nun içlerine doğru zorlamaya başlamışlardır.
Temmuz-Eylül 1919 tarihleri Erzurum ve Sivas Kongreleri.ulusla sınırlar içinde vatan bir bütündür; geçici hükümet kurulacaktır ve Mandat ile himaye sistemleri kabul edilemez.
Osmanlı Meclisi Mebusan’ı 28 Ocak 1920 tarihindeki son toplantısında ulusal kurtuluş hareketinin temel ilkelerini “Misakı Milli” adı altında ilan etmiştir. Ulus-devlet.
Serves Barış Antlaşması
10 Ağustos 1920 Serves Türklere “yaşama hakkını” tanımayan bir barış antlaşmasıdır.
“Türkler’in Avrupa’dan atılması, Ermenistan, Kürdistan kurulması, İstanbul uluslararası bir kent olacak.
Savaş ve Diplomasi
2 Aralık 1920 tarihli Gümrü Antlaşması ile doğudaki harekat sona erdi. Gümrü antlaşmasının önemi şuradadır: Türkiye’nin bu devletten yardım alması kolaylaştı ve Türk kuvvetleri arkalarından emin olarak güneyde ve batıda savaşma olanağı buldular.
Moskova dostluk antlaşması
2. İnönü Zaferi’nin sonucu olarak İtalya, Anadolu macerasını daha fazla sürdüremeyeceğini sezdiği için, askerlerini Anadolu’dan çekti.
23 Ağustos-13 Eylül 1921 tarihindeki Sakarya Zaferi’nin sonunda Fransa’da, İtalya gibi Anadolu’da tutunamayacağını kesinlikle anladı ve Fransa Türkiye arasında 20 Ekim 1921 tarihli Ankara İtilafnamesi imzalandı.Ankara İtilafnamesinin sonunda.
Lausanne (Lozan) Barış Antlaşması
11 Ekim 1922 tarihli Mudanya Silah Bırakışmas’ından sonra, 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lausanne Barış Antlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığının temeli olan bu antlaşmanın hükümleri şöyle özetlenebilir.
Sınır Sorunları, Azınlıklar, Kapitülasyonlar, Borçlar, Boğazlar
Gerek ulusal kurtuluş savaşı gerekse diplomasisi büyük bir başarı kazanmıştır. Nedenleri: askeri alanda alınan zaferler, gelip devletler arasındaki dayanışmanın çökmesi, Sovyetler Birliği ile Batılı devletler arasında ortaya çıkan çatışmalardan Türk yöneticilerin akıllıca yararlanmaları, Mustafa Kemal’in sağlam görüş ve düşünceleri.
Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın Ayırıcı Özellikleri ve Atatürk
Türkiye 1918 yılında yenilen devletler arasında, birkaç yıl içinde hakkında verilen kararı değiştiren ve İtilaf devletleriyle eşit statüde yeni bir barış antlaşması imzalayarak bağımsızlığını kazanan tek devlettir.
Avrupa devletleri ilk kez bilinçli ve kendi silahlarıyla savaşan bir mücadeleyle karşı karşıya kaldı.
Atatürk’ün Ulusçuluk Anlayışı:
Atatürk ulusçuluğu, din ve ırk anlayışının dar uygulanmasından çok, ortak yurttaşlık temelinde oluştu ve gerek ulusal mücadele içinde gerekse sonrasında milliyetçiliği bu çerçeve içinde uyguladı.
Atatürk, halktan kopuk gizli örgütler içinde çalışmamış ve işgalci güçlere karşı düzensiz çete savaşlarına ve savaşçılarına güvenmemiştir. Ulusal kongrelerle, Türk halkının harekete katılması ve hareketin tüm dünyaya duyurulmasını sağlamış, düzenli ordu birliklerini güçlendirerek, hem başarı sağlamış hem de savaş sonrası kurulan devletin uluslar arası sistemde saygın bir yere sahip olmasını gerçekleştirmiştir.
Atatürk’ün Meşruiyet ve Hukuka Başlılık Anlayışı:
Atatürk dış ve iç cepheler arasında kesin bir ayrım çizgisi koymaktaydı. O’na göre uzun sürede sağlam yıkılmayacak, sağlam ve gerçek cephe, halkın birliğinin oluşturduğu iç cepheydi. Dış cepheyse, yalnızca düşman birlikleriyle karşı karşıya bulunan bir hattı ve birincisi kadar yaşamsal değildi.
Atatürk’ün Barış ve Ulusal İşbirliği Konusundaki Görüşü:
“Savaş kaçınılmaz ve yaşamsal olmalıdır. Ulusun yaşamı söz konusu olmadıkça, savaş bir suçtur. Ulusal kurtuluş savaşında üç temel ilke: Bağımsızlık, eşitlik be ulusal sınırların tanınması.
Mustafa Kemal dış politika da duygusal değildi.
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI
SAVAŞIN YAKIN NEDENLERİ
Olayların ve özellikle büyük tarihi olayların, bir yakın nedenleri vardır, bir uzak ya da temel nedenleri vardır, bir de olayların ortaya çıkmasını kolaylaştıran ortam vardır.
Eğer Balkanlarda Slav ve Germen milliyetçilikleri çatışmasaydı, Avusturya Veliahdının öldürülmesi, Avrupa insanını bir iki gün üzer ve bunun ötesine geçmeyen bir olay olarak kalabilirdi.
Avurturya Veliahdı’nın 28 Haziran 1914’te öldürülmesi , Avusturya’yı Sırbistan’a savaş ilanına itti. Sırbistan’ı destekleyen Rusya’nın genel seferberlik ilan etmesi, Almanya’nın Rusya ve Fransa’ya savaş açmasına neden oldu. Almanya’nın Belçika’nın tarafsızlığına saygı göstermeyip, bu ülkeyi işgali, İngiltere’yi Almanya’ya savaş ilan etmeye zorladı. Böylece I. Dünya Savaşı çıktı.
I. Dünya Savaşı’nda taraflar savaş açmalarını kesin çizgileriyle tanımlayamadılar.
SAVAŞIN TEMEL NEDENLERİ
Tüm dünyanın globalleşme sürecini be uygarlığın tüm yeryüzüne yayılmasını sağlamıştır.
Emperyalizm:
19. yy.ın sonlarına kadar, sömürgecilik Avrupa Devletlerini doyurmaktaydı. Avrupa-içi çatışmaların boşalım haline gelen Balkanlar’daki “saatli bomba”nın patlama zamanı önce 1878, sonra da 1908 bunalımlarıyla ertelenmiştir.
Almanya’nın Güvenlik Durumu
Schlieffen: Almanya önce bütün gücüyle Fransa’ya yüklenecek ve bir ay içinde Fransa’yı yenilgiye uğratacaktı.. Rusya’nın seferberiliğini ancak bir ay içinde tamamlayabileceğini düşünüldüğünden, Fransa yenildikten sonra Alman orduları Rusya ile savaşmaya başlayacaktı. Böylece iki cepheli savaş tehlikesi ortadan kaldırılmış olacaktı.
Değişken Güç Dengesi ve Uluslar arası Güvensizlik
Değişken bir güç dengesinde “ilk darbe yeteneği” yaşamsal önem kazanmıştı.
Korkuyla silahlanma arasındaki etki-tepki ilişkisi 1914 yılına kadar sürdü. Bu artamda seferberliğini en seri biçimde gerçekleştirecek devletin, savaşta çok avantajlı duruma geçeceği açıktı. Bu da seferberlik ilanının savaş ilanı olarak kabul edilmesi olgusunu yaygınlaştırdı.
Avrupa’nın askeri bakımdan güçlenmiş büyük devletlerinin dış politikalarını, parlamento yerine korku yönetmekteydi. Böylesine patlayıcı bir ortamda, devletlerin silaha sarılmaları için küçük bir kıvılcım yeterliydi. O kıvılcım ise 28 Haziran 1914’te Balkanlar’da çıktı.
Uluslararası Örgütlenmenin Olmaması
Uluslar arası etkin bir örgütlenme gerçekleştiremedi. Feodalizmden güçlü monarşiler, güçlü monarşilerden de güçlü ulus-devletler doğmuştu. Ulus-devletlerle ekonomik ve siyasal milliyetçilik arasındaki “anlaşma”, uluslar arası sistemde büyük bir anarşi yarattı.
SAVAŞIN BELİRGİN ÖZELLİKLERİ
I. Dünya Savaşı’nın ayırıcı ve belirgin özelliği, onun ilk “topyekün” (total) savaş olmasıdır. I. Ve II. Dünya Savaşı Dışında, hemen hepsi “sınırlı savaş” niteliğinde olmuştur. Savaş politikanın bir aracı olmaktan çıktı, başlangıçtaki amaçlar hemen unutuldu ve savaşın siyasal amaçlarına bakılmaksızın ölü sayısının çok yükseldiği askeri girişimlerde bulunuldu. “Yıpratma Savaşı” haline gelen I. Dünya Savaşı’nda araçlar amaçları saptadı, amaçlar araçları değil.
SAVAŞIN ÇIKIŞI
Savaşın İlanı
Çokuluslu Avusturya Macaristan İmparatorluğu’nu bir arada tutan tek öğe, devletin tek meşruiyet kaynağı Habsburg Hanedanlığıydı ve bu hanedanlığın tek veliahdı öldürülmüştü.
Koşulsuz desteğin verdiği güvenle, Avusturya Sırbistan’a 48 saat düreli bağımsız bir devletin kabul edemeyeceği ağır bir nota verdi. Rusya’nın desteğini almamış olan Sırbistan, Avusturya’nın ültimatomuna kaçamaklı yanıtlar verdi. Avusturya 28 Temmuz 1914’de Belgrat’ı bombalamaya başlayarak Sırbistan’a savaş ilan etti. Rusya 31 Temmuz’da genel seferberlik ilan etti. Almanya, bunun durdurulmasını istedi ve olumlu bir yanıt alamayınca 1 Ağustos’ta Rusya’ya, 3 Ağustos’ta da Fransa’ya savaş açtı.
Fransa’ya saldırıda en kolay yol tarafsız bir ülke olan Belçika’ya zararsız geçiş hakkı için başvurdu. Tarafsız bir ülke olan Belçika, İngiltere’ye danıştıktan sonra Almanya’nın önerisini reddedince, Almanya 4 Ağustos’ta Belçika’ya saldırdı ve İngiltere’de Almanya’ya savaş açtı. Böylece 4 Ağustos 1914 tarihine gelindiğine üç cephe savaşı başlamıştı; Alman-Fransız cephesi, Alman-Rus cephesi ve Avusturya-Sırbistan cephesi.
Çabuk Sönecek Büyük Ümitleri
Önceleri bir “gece bekçisi” olarak görülen hükümet, bireyi ve maddi değerleri seferber etmeye başladı, ekonomik yaşamı yönetti, söz ve yazı özgürlükleri kısıtlandı.
1914 VE 1915 YILLARINDA CEPHELER
1914 Yılında Batı Cephesi
Liege duraklamasının İtilaf Devletleri için en büyük yararı, bir İngiliz birliğinin Kıta’ya çıkacak zamanı bulması ve Fransız birliklerinin yanında yer almasıdır. Almanya için, I. Dünya Savaşı’nda sonun başlangıcı, bu Liege direnişi olmuştur.
Fransız Marne Muhaberesi verilmiş ve bu savaşın sonucunu etkileyen önemli bir duraklama olmuştur.
Savunma saldırıdan avantajlı duruma geldi. I. Dünya Savaşı’nın niteliğini belirleyen, çelikten yapılan “dikenli tel” idi. İki metre yüksekliğinde dikenli tel, bunun arkasında bir buçuk iki metre derinliğinde ve içinde piyadelerin bulunduğu bir hendek ve bu hendeği arkasında koruyan makineli tüfek yuvası: Siper
1914 Yılında Doğu Cephesi
Avusturya’nın zayıflığı açık biçimde ortaya çıktı. Doğu cephesinde Avusturya’ya da güvenemeyeceğini asıl sonucu Alman kuvvetleriyle alınması gerektiğini anlamıştı.
Rusya Almanya’nın umduğundan çok daha çabuk seferberliğini tamamladı. Samaonov, Alman ordularının bozgun halinde geri çekildiğini sanarak tedbirsiz hareket etmeye başladı. Gerçekte Rus ordusu birliklerinin hareketlerini bilen alman generalleri onları Tannenberg bölgesindeki bir pusuya doğru çekmekteydiler. Rus ilerlemesi durdurulmuş, doğuda Almanya büyük zafer kazanmıştı. İngiltere ile Fransa bağlaşıkları Rusya’ya acil silah yardımı yapmak isteyecekleri ve bu da 1915 yılında bu amaçla geçmek girişiminde bulunacakları Türk Boğazlarında ünlü “Çanakkale Savaşları”nın verilmesine yol açacaktır.
1914 yılı biterken bütün açıklığı ile görülememesine rağmen, zaman İtilaf Devletlerinin lehine işlemeye başlamıştı. Yıpratma savaşında hammaddelerin artan önemi ve kolay bulunamaması dolayısıyla, geniş sömürgelere sahip olan ve bunlara deniz ulaşımını hala elinde tutan İngiltere ile Fransa daha avantajlı duruma gelmişlerdi.
1915 Yılında Batı Cephesi
Almanya, Zeplin’den sonra daha tehlikeli ve çok önemli siyasal sonuçlar doğuracak olan bir başka silah kullanmaya başladı: U-Boat ya da Underseebooy, yani denizaltı. Savaş gemileriyle birlikte ticaret gemilerini de habersiz batırmaya başladı ve bu süreç içinde yüzlerce sivil yaşamlarını yitirdi. Büyük deniz güçleri olan İngiltere ve tarafsızlığını sürdürmekte olan ABD’nin şiddetli tepkisine yol açtı.
SAVAŞ VE OSMANLI DEVLETİ
Osmanlı-Alman İttifakı
Balkan Savaşlarıi Balkanlar Bölgesini iki karşıt kampa bölmüştü. Avusturya ise, Sırbistan’a egemen olmak, faaliyetlerini sınırlamak ya da bu devleti ezmek istiyordu. Balkanlar’da Sırbistan’a karşı genişleyip, Ayastefanos Bulgaristan’ını kurtarmak isteyen Bulgaristan’ın işine gelmekteydi.
Almanya Osmanlı devletine karşı ikili bir politika izliyordu.
Yunanistan ile Romanya, İtilaf gurubuna yönelik bir yansızlık içindeydiler. Bulgaristan, İttifak devletleriyle anlaşma yapma peşindeyken, Osmanlı devleti 3 Ağustos 1914’te geleceğini Almanya’ya bağladı. İttihat ve Terakki önderi Enver Paşa’ya göre, Almanya askeri bakımdan Avrupa’nın en güçlü devletiydi. 1878 yılında İngiltere’nin Osmanlı devletini parçalama politikasına başlamasından sonra, İngiltere’den boşalan yeri yavaş yavaş Almanya almaya başlamış devlet denge politikasında Osmanlı devletinin tek dayanağı olmuştu. Almanya’nın Osmanlı ekonomisi üzerinden etkin bir devlet durumuna gelmiş olması. Almanya Pantürkist hareketi de kışkırtmaktaydı.
Osmanlı devletinin kazanılması, Almanya için şu avantajları sağlayacaktı. Kafkaslarda açacağı bir cephe, “Halife” sıfatıyla tüm Müslümanlar için ilen edeceği “kutsal cihat”.
Alman-Osmanlı Antlaşması 2 Ağustos 1914’te.
Osmanlı Devletinin Savaş Dışı Durumu
Osmanlı Devleti savaşın ilk aylarında “savaş-dışı” durum ilan etti Osmanlıların “savaş-dışı” durumu, boğazlardan geçebildikleri için, İtilaf devletlerinin işine gelmekteydi.
Komitenin siyasi önderi Talat Bey,. İtilaf devletlerine göre Almanya’da daha çok ödün alınabileceği biliniyordu.
Harbiye Bakanı Enver Paşa’nın bilgisi içinde Karadeniz’e açılacak ve 14 Ekim 1914’te Odessa ile Sivastopol’ü topa tutarak Osmanlı Devletini savaşa sokacaktır. Zaten Goeben ve Breslau olayının gelecek kuşaklara verdiği en önemli tarih dersi de budur. Bağlaşıkta olsa bir devletin silah kuvvetlerinin, başka bir devletin subaylarının denetimine verilmeyeceği.
I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı Cephesi
Yenik Düşülen Cepheler:
Ekonomik ve mali durumu son derece bozuk. İmparatorluğun sınırları çok geniş. Savaşa eşgüdümlü bir savaş planı ile de girmiş değildir.
Trablusgarb savaşında, yani 1911 yılından bu yana süren uzun savaş yıllarının askerler üzerinde yarattığı bıkkınlık.
Çanakkale Cephesi:
Çanakkale’nin geçilmemesi, Almanya ile Avusturya açısından önemli yarar sağlamıştır. İtilaf devletlerinin Boğazlardan geçmemeleri, 1917 Bolşevik Devrimini kolaylaştıran nedenler arasındadır.
1916 YILINDA CEPHELER
Batı Cephesi
Sonu gelmeyen siper savaşları sonunsa ve 1916 yılında, yalnız Batı cephesinde ölü sayısı 1.263.000’dir. Ayrıca bu savaşlarda ilk kez tank kullanılmıştır.
Doğu Cephesi
İtalya’nın girmesi savaşın dengesini etkilemedi ve bu kadar geniş sömürge bölgelerinin, bu kadar zayıf bir ortağa, kağıt üstünde de olsa, verilmesi savaş düzenlemelerini çok zorlaştırdı.
Almanya’ya karşı uygulanan ablukanın sürdüğünü de unutmamak gerekir. Almanya’nın belki yeterli kömür ve demir stoku vardı ama pamuk, kurşun ve tahıl gereksinimi giderek kendisini duyurmaya başlamıştı.
“OSMANLI RÖNESANSI” VE BATI AVRUPA İLE GELİŞEN DİPLOMASİ
Bozuklukların tümünü din kurumunda arayan Arap-İslam kültür çerçevesinin aksine, Türk-İslam kültürünün, hiç olmazsa başka alanlarda da reform gereğini duyması, 19. yy. Osmanlı yöneticilerinin bu yöndeki çabalarına yüzyıl öncesinden iyi bir örnek oluşturacaktır.
Osmanlı Diplomasisinde Gelişmeler
18. yy.da Osmanlı Devletinin Avrupa devletleriyle ilişkilerinde b,r silah olarak, savaşın yerini diplomasi almaya başlamıştır. Osmanlıların artık Avrupa’daki rollerinin savunma olduğunu ve bunu sağlamak için de müttefiklere ihtiyaç bulunduğunu anlamalarıdır.
Rusya ve Avusturya ile İlişkiler: Prut ve Petervaradin
Karlofça, Osmanlı devletinin artık Batı için ciddi bir tehlike olmadığını, Rasarofça ise bu devletin Avrupa’da savunma durumunda bulunan insifiyatif alamayacak bir güç olduğunu.
Lale Devir ve Önemi
III. Ahmet zamanı, ünlü Lale Devri’dir.
Küçük Kaynarca ve İçten Dağılma Sürecinin Başlaması
19. yy. boyunca izlenecek, “Avrupa’nın büyük devletlerini birbirine karşı kullanarak bağımsızlığını sürdürme politikasının”da başlangıcını oluşturur.
Osmanlı devletini içerden, çeşitli ulusları bağımsızlık için kışkırtarak ve onlara yardım ederek dağıtma.
Endüstri Devrimi Ve Sonuçları: Globalleşme Dönemi
ENDÜSTRİ DEVRİMİ
19. yy. tüm dünya ekonomi ve politikasına Avrupa devletleri egemendir.
Asıl üretim kaynağı olan toprak soyluların ve Kilisenin elinde olduğu için siyasal güçte temelde toprak aristoktasisinin elindeydi. Daha temel olan, ekonomik yapının değiştirilmiş olmasıdır. Kısaca, yeni buluşların üretime uygulanması ve bunların en önemlisi olan buhar gücüyle çalışan makine, makineleşmiş endüstriyi doğurmuş ve bu da Avrupa’da sermaye birikimini arttırmıştır. İşte, buna “endüstri devrimi” deniyor.
Endüstri Devriminin İlk Aşaması (1870’lere Kadar)
Fabrikaların ayırıcı ve önemli özellikleri şunlardır.
Temel enerli kaynağı kömürdür. Zengin kaynaklarının bulunması, İngiltere’ye öteki devletler üzerinde ekonomik üstünlük kandırmış ve belki başka alanlarda da gelişmesinin temeli olmuştur.
ABD’nde 1869 yılında kıtanın iki yakası demiryolu ile birbirine bağlandı.
Endüstri Devriminin İkinci Aşaması (1870’lerden Sonra)
Demir endüstri devriminin birinci aşamasında büyük rol oynamıştı. İkinci aşamasında çelik her anlamda egemendir. İngiltere 1860–1913 arasında demiryolu uzunluğunu iki katına, Fransa dört, Almanya altı katına çıkarmıştır.
Sağlıklı Beslenme, Çevre ve Nüfus
İlk antibiyotik olan Salvarsan’ın üretimi 1880’lere rastlar.
1900’lere gelindiğinde, yeryüzü global bir nitelik almaya tam anlamıyla başlamış sayılabilir.
Kitle Toplumunun Ortaya Çıkışı
20. yy.ın değişmez özelliği olan “kitle toplumu” tarihteki yerini aldı.
ALMAN VE İTALYAN ULUSAL BİRLİKLERİ
Temeli
Alman ve İtalyan ulusal birliklerinin kuruluşu iki devlet (Prusya ve Piyemonte) ve iki devlet adamının (otto von bismarck ve con camillo cavour) eseri gibi görünsede birliklerin kuruluşunun yalnız askeri ve diplomatik olaylar olarak görmek o başarıları tarihi önemini gölgeler.
Almanya birliğinin kuruluşu
Prusya başkanı Otto Von Bismarck Sadowa 1867 de Prusya’nın denetiminde kuzey germen konfederasyonunu kurdu.
Bismarck Fransa’nın Katolik alman devletleri üzerindeki denetimini kırmak için 1870 yılında Fransa’ya savaş açtı. Ünlü sedan savaşında imparator lll. Napolyon’u ağır bir yenilgiye uğrattı.Prusya kralı alman imparatoru Bismarck ise alman şansölyesi unvanını aldılar.
Bismarck ittifaklarında görüleceği gibi bu devlet adamı Avrupa’daki güç dengesini çok iyi anlamış bazı küçük ödüller verip güçlü devletlerin yansızlığını sağlayarak en uygun zamanda kiminle savaşacağını çok iyi kestirmiştir. Alman ulusal birliğini kurarak viyana kongresi düzenini yıkmış olmakla birlikte Alsace-Lorrain bölgesinin Almanya’ya katılması iktidarda kaldığı 20 yıl boyunca belki de tek hatasıdır. Alsace-Lorrain sorunu yirminci yüzyılın ortalarına kadar sürecek olan Fransız alman düşmanlığının önemli nedenlerinden biri olacaktır.
Alman Ulusal Birliğinin Sonuçları
Almanya Açısından
Almanya’da ülkeyi tam bir demirelle yönetmiş olan bismarck’ın anlayışına göre ekonomik faaliyetin amacı ulusal refahı artırmaktır.19.yüzyılın geriye kalan bölümü ve 20. yüzyılın başlarında da bölünmüşlüğünü “alman ikiliğini” tam anlamıyla gideremedi. Bu iş yani bütün Almanların tek devlet içinde birleştirilmesine 1. dünya savaşından sonra Adolf hitler gerçekleştirmeye çalışacaktır.
Uluslar Arası Politika Açısından
Alman ulusal birliğinin kurulmasının uluslar arası politika açısından en önemli sonucu daha önce de belirtildiği gibi viyana kongresi ile kurulmuş bulunan Avrupa güç dengesinin temelinden bozulmuş olmasıdır.
EMPERYALİZM
Endüstri devriminin Avrupa açısından en önemli sorununu alman ve İtalyan ulusal birlikleri kurulması devrimin tüm yeryüzü çapında en önemli sonucu ise sömürgeciliğin emperyalizm biçimine dönüşmesidir.
Sömürgecilik bir devletin egemenliğini başka topraklar ve halklar üzerinde kurulması ya da genişletilmesidir. Emperyalizm Avrupa’nın büyük devletlerinin 19.yy.ın ikinci yarısında öteki kıtalar üzerinde genişlemelerine verilen addır.
Ekonomik Unsur
Sömürgeciliğin hızlanmasını ve emperyalizmin doğuşunun etkileyen ekonomik unsurlar arasında şunlar sayılabilir: Avrupa’da biriken sermaye fazlası, üretim fazlası ,nüfus artışı,hammadde elde etme isteği.siyasal denetim şu bakımlardan gerekliydi.ekonomik yatırımda bulunacak yerlerde toplumsal sistem ve yönetim biçimi çok ilkeldi ve ticaretin gelişebilmesi için bu durumun biraz olsun düzeltilmesi gerekiyordu.yatırımlarda bulunan şirketler öteki devletlerin şirketlerinin rekabetinden kurtulmak istemekteydiler ve bunu da devletin askeri gücü gerçekleştirebilirdi.ekonomik bakımdan geri kalmış ülkelerde rahat çalışabilmek örneğin borçları zamanında alabilmek için o ülke yönetimine baskı da bulunmak gerekiyordu.
Güvenlik Endişesi
Bir devleti emperyalizme iten ekonomik çıkarlarla siyasal ve askeri amaçların birleşimidir.
Güvenlik endişesi özellikle İngiliz sömürgeciliği için geçerli olan bir unsurdur.
1. Dünya Savaşına Nasıl Girildi?
SİYASET EKONOMİ VE ASKERLİK ALANLARINDA YENİ ÖRGÜTLENME BİÇİMLERİ
Siyaset Alanında Gelişmeler
1800 lerin romantizminden 1870 sonrasının gerçekcilik(realizm) akımına geçildi.
Ekonomi Alanında Gelişmeler
Bismarck endüstri sahipleri ve junkerler arasındaki bu bağlaşma 1914 yılına kadar sürecek demirle çavdarın ittifakı Almanya’ya demokrasinin gelmesini geciktirecektir.
Askerlik Alanında Gelişmeler
Silahlanma korku ve milliyetçilik korkunç bir sarmal etki-tepki ilişkisiyle savaşa varacaktır.
DIŞ POLİTİKANIN TEK ELDE TOPLANMASI
Viyana kongresi döneminde olduğu gibi büyük devletlerin dış politikaları güç ve yetkileri kuramsal olarak sınırlı fakat gerçekte despotik tek tek bireylerin elindeydi.
Ulusal çıkar kavramı dış ilişkileri ve savaş hazırlıklarını halkı denetimini ve bilgisinin dışına çıkardı.
AVRUPA UYUMUNUN SORUNU VE YENİ ULUSLAR ARASI GÜÇ DENGESİ
Avrupa Uyumunun Dayandığı Temellerin Yapılması
Modern makine endüstrisi gelişme yolunda Avrupa devletlerini dikkatlerini dıştan çok iç sorunlara çevirmiştir.
Avrupa uyumunun temellerinden ikincisi yöneticiler arasında ayaklanmalara karşı ortak tutum ulusal çıkar uğruna iç statüko için omuz omuza dayanışma ortadan kalkacaktır. Rakibi zayıflatmak amacıyla başka ülkelerdeki ayaklanmalar bazen açıkca bazen de alttan alta desteklenecektir.
Üçüncü olarak Avrupalılar arasında bir dayanışma duygusuna yol açmıştı. Dış nedeni Avrupa’nın Osmanlıların temsil ettiği Asya ve Müslümanlara karşı savunulmasıydı
Güç Dengesinin Değişmesi
Endüstrileşmenin kısa sürede ki etkileri barıştan yana olmakla beraber uzun sürede bunun tam aksi oldu ve soylu seçkinlerde savaş sanatına uygulandı.
ALMANYA’NIN KITA ÜSTÜNLÜĞÜ: ÜÇLÜ İTTİFAK
Alman-Fransız Düşmanlığı
Alman Ulusal Birliğinin kurulduğu 1871 ile 1. Dünya Savaşının çıktığı 1914 tarihleri arasında Avrupa tarihinin hiç değişmeyen öğesi Almanya ile Fransa arasındaki düşmanlıktır.
Almanya’nın Stratejik Zayıflığı
İngiltere bir ada devleti olduğundan güvenliği Avrupa kıtasının adaya en yakın bölgelerinin (Belçika ile Hollanda) emin ellerde bulunmasına bağlıydı. Belçika ile Hollanda’nın işgali onu 1.dünya savaşına girmesine en önemli neden olmuştur. Japonya Kore ve Mançurya emin ellerde bulunulmasına çalışılmıştır. Fransa saldırıya açık bölgesi düzlük olan Almanya sınırıydı.
İtalya bir yarımada devleti olarak yine göreli olarak güvenliği açısından fazla bir endişe duymamaktaydı.
Rusya bir kıta devleti olarak saldırı karşısında geri çekilebileceği geniş toprak parçalarına sahipti. Stratejik açıdan en avantajlıydı.
Avrupa’nın saldırıya en açık olan büyük devleti Almanya’ydı. Her alanda ünü olan alman disiplininin bir nedeni de coğrafyanın bu azizliği olsa gerek.
Bismarck Anlaşmalar Sistemi
Almanya ister Fransa olsun ister Rusya tek bir devletin saldırısına karşı bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü koruyabilir ancak ikisinin birlikte saldırısı karşısında son derece güç durumda kalırdı. Bismarck Avusturya’yla Rusya’yı yanına alarak 1872 yılında 1.üç imparatorlar birliğini kurdu. Bu birliğin önemli maddelerine göre(i) Avrupa’nın statükosu kabul ediliyorlardı.(ii)barış tehlikeye düşerse taraflar aralarında görüşmede bulunacaklardı.(iii) Balkanlarda çıkabilecek herhangi bir anlaşmazlık birlikte çözülecekti.(iv)devrimci ayaklanmalara karşı ortak bir tutum sağlanacaktı.(v)taraflar başka bir devletle anlaşma yapmayacaklardı.
Rusya ile Avusturya’yı balkanlarda yeniden anlaştırdı ve 1881 tarihinde 2.üç imparatorlar birliğini kurdu. Bu birliğin önemli maddelerine göre (i)taraflardan biri bir 4. devletle savaşırsa öteki iki taraf yansız kalır.(ii) taraflar Avusturya nın 1878 tarihli Berlin anlaşması ile kazanmış olduğu haklara saygı göstereceklerdi.(Bosna-hersek işgal ve yönetimi Avusturya’ya bırakmıştı.) (iii) Türk boğazlarının kapalılığına saygı gösterilecek ve Osmanlı devletinin başka bir devlete boğazlarda üs vermesi önlenecekti.(burada İngiltere ya da Fransa’dan bahsedilmekteydi.)
(i) taraflar birbirlerine yönelen ittifaklara girmeyeceklerdi. (ii)tahrik edilmeden Fransa İtalya’ya saldırırsa öteki iki bağlaşık İtalya’ya yardım edecekler. (iii)taraflardan biri kendi tahriki olmaksızın iki ya da daha çok devletin saldırısında uğrarsa bütün müttefikler savaşa katılacaklardı.
Alman-İngiliz Rekabeti
1780 sonrası döneminin Avrupa diplomasinin değişmeyen öğelerinden biri Alman-Fransız düşmanlığı ve sonucu da Üçlü Anlaşma ise, ikincisi değişmeyen öğesi Alman-İngiliz rekabetidir.
II. Wilhelm ile birlikte Almanya denizlerde de önemli bir güç haline gelmeye başlayınca rekabet şiddetlendi. Deniz Gücünün tarihe etkisi II. Wilhelm’ı çok etkilediğidir. Tüm savaş stratejisini yüzyıllardır Avrupa devletlerinin toplam deniz gücünden daha üstün bir deniz gücüne dayayan İngiltere hem sayı hem de deniz savaşlarındaki yeni gelişme dolayısıyla tartışmasız deniz üstünlüğünü yitirdi.
Bismarck, Almanya için uzun vadeli tehlikeler taşıyacağına inandığı sömürgeciliğe önem verememişti. II. Wilhelm büyük devlet olmanın yolunu sömürgecilikte olduğuna inanıyordu. İngiltere ile Fransa ilerde görüleceği gibi, sömürgeleri birbirine peşkeş çekebilirken (1904’te İngiltere Fransa’yı Fas’ta Fransa da İngiltere’yi Mısır’da serbest bırakmışlardı) Almanya’nın değiş tokuş için verebileceği herhangi bir toprak parçası yoktu.
“OSMANLI RÖNESANSI” VE BATI AVRUPA İLE GELİŞEN DİPLOMASİ
Bozuklukların tümünü din kurumunda arayan Arap-İslam kültür çerçevesinin aksine, Türk-İslam kültürünün, hiç olmazsa başka alanlarda da reform gereğini duyması, 19. yy. Osmanlı yöneticilerinin bu yöndeki çabalarına yüzyıl öncesinden iyi bir örnek oluşturacaktır.
Osmanlı Diplomasisinde Gelişmeler
18. yy.da Osmanlı Devletinin Avrupa devletleriyle ilişkilerinde b,r silah olarak, savaşın yerini diplomasi almaya başlamıştır. Osmanlıların artık Avrupa’daki rollerinin savunma olduğunu ve bunu sağlamak için de müttefiklere ihtiyaç bulunduğunu anlamalarıdır.
Rusya ve Avusturya ile İlişkiler: Prut ve Petervaradin
Karlofça, Osmanlı devletinin artık Batı için ciddi bir tehlike olmadığını, Rasarofça ise bu devletin Avrupa’da savunma durumunda bulunan insifiyatif alamayacak bir güç olduğunu.
Lale Devir ve Önemi
III. Ahmet zamanı, ünlü Lale Devri’dir.
Küçük Kaynarca ve İçten Dağılma Sürecinin Başlaması
19. yy. boyunca izlenecek, “Avrupa’nın büyük devletlerini birbirine karşı kullanarak bağımsızlığını sürdürme politikasının”da başlangıcını oluşturur.
Osmanlı devletini içerden, çeşitli ulusları bağımsızlık için kışkırtarak ve onlara yardım ederek dağıtma.
Endüstri Devrimi Ve Sonuçları: Globalleşme Dönemi
ENDÜSTRİ DEVRİMİ
19. yy. tüm dünya ekonomi ve politikasına Avrupa devletleri egemendir.
Asıl üretim kaynağı olan toprak soyluların ve Kilisenin elinde olduğu için siyasal güçte temelde toprak aristoktasisinin elindeydi. Daha temel olan, ekonomik yapının değiştirilmiş olmasıdır. Kısaca, yeni buluşların üretime uygulanması ve bunların en önemlisi olan buhar gücüyle çalışan makine, makineleşmiş endüstriyi doğurmuş ve bu da Avrupa’da sermaye birikimini arttırmıştır. İşte, buna “endüstri devrimi” deniyor.
Endüstri Devriminin İlk Aşaması (1870’lere Kadar)
Fabrikaların ayırıcı ve önemli özellikleri şunlardır.
Temel enerli kaynağı kömürdür. Zengin kaynaklarının bulunması, İngiltere’ye öteki devletler üzerinde ekonomik üstünlük kandırmış ve belki başka alanlarda da gelişmesinin temeli olmuştur.
ABD’nde 1869 yılında kıtanın iki yakası demiryolu ile birbirine bağlandı.
Endüstri Devriminin İkinci Aşaması (1870’lerden Sonra)
Demir endüstri devriminin birinci aşamasında büyük rol oynamıştı. İkinci aşamasında çelik her anlamda egemendir. İngiltere 1860–1913 arasında demiryolu uzunluğunu iki katına, Fransa dört, Almanya altı katına çıkarmıştır.
Sağlıklı Beslenme, Çevre ve Nüfus
İlk antibiyotik olan Salvarsan’ın üretimi 1880’lere rastlar.
1900’lere gelindiğinde, yeryüzü global bir nitelik almaya tam anlamıyla başlamış sayılabilir.
Kitle Toplumunun Ortaya Çıkışı
20. yy.ın değişmez özelliği olan “kitle toplumu” tarihteki yerini aldı.
ALMAN VE İTALYAN ULUSAL BİRLİKLERİ
Temeli
Alman ve İtalyan ulusal birliklerinin kuruluşu iki devlet (Prusya ve Piyemonte) ve iki devlet adamının (otto von bismarck ve con camillo cavour) eseri gibi görünsede birliklerin kuruluşunun yalnız askeri ve diplomatik olaylar olarak görmek o başarıları tarihi önemini gölgeler.
Almanya birliğinin kuruluşu
Prusya başkanı Otto Von Bismarck Sadowa 1867 de Prusya’nın denetiminde kuzey germen konfederasyonunu kurdu.
Bismarck Fransa’nın Katolik alman devletleri üzerindeki denetimini kırmak için 1870 yılında Fransa’ya savaş açtı. Ünlü sedan savaşında imparator lll. Napolyon’u ağır bir yenilgiye uğrattı.Prusya kralı alman imparatoru Bismarck ise alman şansölyesi unvanını aldılar.
Bismarck ittifaklarında görüleceği gibi bu devlet adamı Avrupa’daki güç dengesini çok iyi anlamış bazı küçük ödüller verip güçlü devletlerin yansızlığını sağlayarak en uygun zamanda kiminle savaşacağını çok iyi kestirmiştir. Alman ulusal birliğini kurarak viyana kongresi düzenini yıkmış olmakla birlikte Alsace-Lorrain bölgesinin Almanya’ya katılması iktidarda kaldığı 20 yıl boyunca belki de tek hatasıdır. Alsace-Lorrain sorunu yirminci yüzyılın ortalarına kadar sürecek olan Fransız alman düşmanlığının önemli nedenlerinden biri olacaktır.
Alman Ulusal Birliğinin Sonuçları
Almanya Açısından
Almanya’da ülkeyi tam bir demirelle yönetmiş olan bismarck’ın anlayışına göre ekonomik faaliyetin amacı ulusal refahı artırmaktır.19.yüzyılın geriye kalan bölümü ve 20. yüzyılın başlarında da bölünmüşlüğünü “alman ikiliğini” tam anlamıyla gideremedi. Bu iş yani bütün Almanların tek devlet içinde birleştirilmesine 1. dünya savaşından sonra Adolf hitler gerçekleştirmeye çalışacaktır.
Uluslar Arası Politika Açısından
Alman ulusal birliğinin kurulmasının uluslar arası politika açısından en önemli sonucu daha önce de belirtildiği gibi viyana kongresi ile kurulmuş bulunan Avrupa güç dengesinin temelinden bozulmuş olmasıdır.
EMPERYALİZM
Endüstri devriminin Avrupa açısından en önemli sorununu alman ve İtalyan ulusal birlikleri kurulması devrimin tüm yeryüzü çapında en önemli sonucu ise sömürgeciliğin emperyalizm biçimine dönüşmesidir.
Sömürgecilik bir devletin egemenliğini başka topraklar ve halklar üzerinde kurulması ya da genişletilmesidir. Emperyalizm Avrupa’nın büyük devletlerinin 19.yy.ın ikinci yarısında öteki kıtalar üzerinde genişlemelerine verilen addır.
Ekonomik Unsur
Sömürgeciliğin hızlanmasını ve emperyalizmin doğuşunun etkileyen ekonomik unsurlar arasında şunlar sayılabilir: Avrupa’da biriken sermaye fazlası, üretim fazlası ,nüfus artışı,hammadde elde etme isteği.siyasal denetim şu bakımlardan gerekliydi.ekonomik yatırımda bulunacak yerlerde toplumsal sistem ve yönetim biçimi çok ilkeldi ve ticaretin gelişebilmesi için bu durumun biraz olsun düzeltilmesi gerekiyordu.yatırımlarda bulunan şirketler öteki devletlerin şirketlerinin rekabetinden kurtulmak istemekteydiler ve bunu da devletin askeri gücü gerçekleştirebilirdi.ekonomik bakımdan geri kalmış ülkelerde rahat çalışabilmek örneğin borçları zamanında alabilmek için o ülke yönetimine baskı da bulunmak gerekiyordu.
Güvenlik Endişesi
Bir devleti emperyalizme iten ekonomik çıkarlarla siyasal ve askeri amaçların birleşimidir.
Güvenlik endişesi özellikle İngiliz sömürgeciliği için geçerli olan bir unsurdur.
1. Dünya Savaşına Nasıl Girildi?
SİYASET EKONOMİ VE ASKERLİK ALANLARINDA YENİ ÖRGÜTLENME BİÇİMLERİ
Siyaset Alanında Gelişmeler
1800 lerin romantizminden 1870 sonrasının gerçekcilik(realizm) akımına geçildi.
Ekonomi Alanında Gelişmeler
Bismarck endüstri sahipleri ve junkerler arasındaki bu bağlaşma 1914 yılına kadar sürecek demirle çavdarın ittifakı Almanya’ya demokrasinin gelmesini geciktirecektir.
Askerlik Alanında Gelişmeler
Silahlanma korku ve milliyetçilik korkunç bir sarmal etki-tepki ilişkisiyle savaşa varacaktır.
DIŞ POLİTİKANIN TEK ELDE TOPLANMASI
Viyana kongresi döneminde olduğu gibi büyük devletlerin dış politikaları güç ve yetkileri kuramsal olarak sınırlı fakat gerçekte despotik tek tek bireylerin elindeydi.
Ulusal çıkar kavramı dış ilişkileri ve savaş hazırlıklarını halkı denetimini ve bilgisinin dışına çıkardı.
AVRUPA UYUMUNUN SORUNU VE YENİ ULUSLAR ARASI GÜÇ DENGESİ
Avrupa Uyumunun Dayandığı Temellerin Yapılması
Modern makine endüstrisi gelişme yolunda Avrupa devletlerini dikkatlerini dıştan çok iç sorunlara çevirmiştir.
Avrupa uyumunun temellerinden ikincisi yöneticiler arasında ayaklanmalara karşı ortak tutum ulusal çıkar uğruna iç statüko için omuz omuza dayanışma ortadan kalkacaktır. Rakibi zayıflatmak amacıyla başka ülkelerdeki ayaklanmalar bazen açıkca bazen de alttan alta desteklenecektir.
Üçüncü olarak Avrupalılar arasında bir dayanışma duygusuna yol açmıştı. Dış nedeni Avrupa’nın Osmanlıların temsil ettiği Asya ve Müslümanlara karşı savunulmasıydı
Güç Dengesinin Değişmesi
Endüstrileşmenin kısa sürede ki etkileri barıştan yana olmakla beraber uzun sürede bunun tam aksi oldu ve soylu seçkinlerde savaş sanatına uygulandı.
ALMANYA’NIN KITA ÜSTÜNLÜĞÜ: ÜÇLÜ İTTİFAK
Alman-Fransız Düşmanlığı
Alman Ulusal Birliğinin kurulduğu 1871 ile 1. Dünya Savaşının çıktığı 1914 tarihleri arasında Avrupa tarihinin hiç değişmeyen öğesi Almanya ile Fransa arasındaki düşmanlıktır.
Almanya’nın Stratejik Zayıflığı
İngiltere bir ada devleti olduğundan güvenliği Avrupa kıtasının adaya en yakın bölgelerinin (Belçika ile Hollanda) emin ellerde bulunmasına bağlıydı. Belçika ile Hollanda’nın işgali onu 1.dünya savaşına girmesine en önemli neden olmuştur. Japonya Kore ve Mançurya emin ellerde bulunulmasına çalışılmıştır. Fransa saldırıya açık bölgesi düzlük olan Almanya sınırıydı.
İtalya bir yarımada devleti olarak yine göreli olarak güvenliği açısından fazla bir endişe duymamaktaydı.
Rusya bir kıta devleti olarak saldırı karşısında geri çekilebileceği geniş toprak parçalarına sahipti. Stratejik açıdan en avantajlıydı.
Avrupa’nın saldırıya en açık olan büyük devleti Almanya’ydı. Her alanda ünü olan alman disiplininin bir nedeni de coğrafyanın bu azizliği olsa gerek.
Bismarck Anlaşmalar Sistemi
Almanya ister Fransa olsun ister Rusya tek bir devletin saldırısına karşı bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü koruyabilir ancak ikisinin birlikte saldırısı karşısında son derece güç durumda kalırdı. Bismarck Avusturya’yla Rusya’yı yanına alarak 1872 yılında 1.üç imparatorlar birliğini kurdu. Bu birliğin önemli maddelerine göre(i) Avrupa’nın statükosu kabul ediliyorlardı.(ii)barış tehlikeye düşerse taraflar aralarında görüşmede bulunacaklardı.(iii) Balkanlarda çıkabilecek herhangi bir anlaşmazlık birlikte çözülecekti.(iv)devrimci ayaklanmalara karşı ortak bir tutum sağlanacaktı.(v)taraflar başka bir devletle anlaşma yapmayacaklardı.
Rusya ile Avusturya’yı balkanlarda yeniden anlaştırdı ve 1881 tarihinde 2.üç imparatorlar birliğini kurdu. Bu birliğin önemli maddelerine göre (i)taraflardan biri bir 4. devletle savaşırsa öteki iki taraf yansız kalır.(ii) taraflar Avusturya nın 1878 tarihli Berlin anlaşması ile kazanmış olduğu haklara saygı göstereceklerdi.(Bosna-hersek işgal ve yönetimi Avusturya’ya bırakmıştı.) (iii) Türk boğazlarının kapalılığına saygı gösterilecek ve Osmanlı devletinin başka bir devlete boğazlarda üs vermesi önlenecekti.(burada İngiltere ya da Fransa’dan bahsedilmekteydi.)
(i) taraflar birbirlerine yönelen ittifaklara girmeyeceklerdi. (ii)tahrik edilmeden Fransa İtalya’ya saldırırsa öteki iki bağlaşık İtalya’ya yardım edecekler. (iii)taraflardan biri kendi tahriki olmaksızın iki ya da daha çok devletin saldırısında uğrarsa bütün müttefikler savaşa katılacaklardı.
Alman-İngiliz Rekabeti
1780 sonrası döneminin Avrupa diplomasinin değişmeyen öğelerinden biri Alman-Fransız düşmanlığı ve sonucu da Üçlü Anlaşma ise, ikincisi değişmeyen öğesi Alman-İngiliz rekabetidir.
II. Wilhelm ile birlikte Almanya denizlerde de önemli bir güç haline gelmeye başlayınca rekabet şiddetlendi. Deniz Gücünün tarihe etkisi II. Wilhelm’ı çok etkilediğidir. Tüm savaş stratejisini yüzyıllardır Avrupa devletlerinin toplam deniz gücünden daha üstün bir deniz gücüne dayayan İngiltere hem sayı hem de deniz savaşlarındaki yeni gelişme dolayısıyla tartışmasız deniz üstünlüğünü yitirdi.
Bismarck, Almanya için uzun vadeli tehlikeler taşıyacağına inandığı sömürgeciliğe önem verememişti. II. Wilhelm büyük devlet olmanın yolunu sömürgecilikte olduğuna inanıyordu. İngiltere ile Fransa ilerde görüleceği gibi, sömürgeleri birbirine peşkeş çekebilirken (1904’te İngiltere Fransa’yı Fas’ta Fransa da İngiltere’yi Mısır’da serbest bırakmışlardı) Almanya’nın değiş tokuş için verebileceği herhangi bir toprak parçası yoktu.
İNGİLTERE’NİN SÖMÜRGE (DENİZ) ÜSTÜNLÜĞÜ: ÜÇLÜ ANLAŞMA
Fransız-Rus Antlaşması
II. Wilhelm Almanya’nın sömürgecilikte geri oluşun nedenlerinin araştırılmış ve şu sonuçlara varılmıştı: (i) sömürgeciliğe öteki Avrupa devletlerinden daha geç; (ii) donanması güçlü değildir. (iii) Rusya’ya gereğinden çok önem vermiştir.
Üçlü anlaşma üçgenin ilk kenarı Fransa ile Rusya arasında imzalanan bu anlaşma ile kurulmuş oldu. İkinci kenarı ise 1904 yılında Fransa ile İngiltere arasında imzalanan anlaşmadır.
İngiliz-Fransız Antlaşması (Entente Cordiale)
1900 lere gelindiğinde, dengenin Fransa’nın aleyhine döndüğü ve Almanya’nın deniz silahlarında İngiltere ile arayı kapatmaya başladığı anlaşılınca, sömürge yollarının korunmasında deniz rekabetine tahammülüm olamayan İngiltere kendini Fransa’ya yakın hissetmiştir.
İngiltere, ilk iş olarak, 1902 yılında Japonya ile bir ittifak yaparak o güne kadar sürdürdüğü anlaşmalara girmeme politikasını reddetti. İngiliz İmparator’luğunun yıkılma sürecinin başlangıcı, Rusya’nın 1891 yılında trans-Sibirya demiryolunun yapımına başlamasıdır.
İngiliz-Japon 1902 anlaşmasının önemi şu noktalarda toplanabilir: İngiltere’ye düşmanlarına karşı deniz gücünü hem Avrupa hem de Uzakdoğu’da aynı zamanda kullanamayacağını gösterdi.
Bir Asya devletinin desteğini, Avrupa’nın dünya politikasındaki merkezi durumunun zayıflama süresinin başlangıcı oluşturmaktadır. Balkanlarda barışın hızla bozulmakta olduğunun. 1904 tarihli İngiliz-Fransız sömürge anlaşması yada daha yaygın değimiyle “İçten Misak” bu hava içinde imzalanmaıştır.
İngiliz-Rus Sömürge Antlaşması
Japonya’da, 1904 yılında sudan bir bahaneyle Port Arthur limanına bir deniz baskını yaparak, Rusya ile savaşa tutuşmuş, Avrupa devletlerinin işe karışmaları üzerine güç durumda kalan Rusya’nın imdadına ABD yetişti.
Rusya’yı İngiltere ile sömürge konularında anlaşmaya iten nedenler şöyle sıralanabilir.
İngiltere’ye gelince, bu devlet Almanya’nın Avrupa’da artan gücü karşısında, Fransız-Rus anlaşmasının dengeyi sağlamadığını, Rusya gibi o da görmüştü.
1907 yılında iki devlet Asya’daki sömürge çalışmalarını gideren bir anlaşma yapmışlardır. Bu anlaşma gereğince; (i) İran üç bölgeye ayrıldı; kuzeyi Rus, güneyi İngiliz üstünlüğüne bırakılacak ortası tampon bölge olacaktı. (ii) Taraflar Tibet’in Çin’e bağlı olduğunu kabul ediyorlardı. (iii) Rusya Afganistan ile ilgisini kesecek, bu devletle ilişkilerini İngiltere’nin aracılığıyla yürütecek ve buna karşılık İngiltere de Afganistan’ı işgale ya da topraklarına katmaya çalışmayacaktı. Böylece İngiltere, Hindistan’a bitişik bölgelerin ve dolayısıyla Hindistan sömürgesinin güvenliğini Rusya’ya karşı korumuş olmaktaydı.
Bu devletleri sömürgelerde anlaşmaya iten şunlardır: Avrupa’da diplomatik huzursuzluğa, sömürge hareketlerine karşı direnme hareketleri, “boş” yerler kazanmaya başlamıştı.
Rus-Japon Savaşı ile Bloklaşmanın Önemi ve Sonuçları
Dünya tarihi açısından önemi, modern çağlarda beyaz olmayan bir halkın, beyaz bir halkı yenmesinde yatar. Japon zaferi, uzun vadeli gelişmeler zincirini üç yönde harekete geçirmiş sayılabilir.
(i) Rus hükümeti, Batı’ya çevirerek Balkanlar’da etkin bir politika izlemeye başladı.
(ii) Rusya’da 1905 Devrimi oldu. 12 yıl sora gerçekleşecek Bolşevik Devrimi’nin kapısını araladı.
(iii) Japonya’nın Rusya zaferi, Avrupa-dışı dünyada uyarıcı bir etki yaptı.
1907 yılında karşılıklı iki bloğun kurulmasının.
AVRUPA-DIŞI DÜNYA: BATI-KARŞITI İLK HAREKETLER
Çin’de Çözülme ve Parçalanma
Afyon Savaşı
Afyon Savaşı’nın temel konusu ticarettir. Çay ithalatını karşılamak için İngiliz tüccarları, Çin’e gizliden dizliye afyon sokuyorlardı. Hükümet afyon ticaretini yasaklayarak sıkı önlemler aldı. İngiliz yetkilileri, sorunun temelinde yatan afyon işini bir kenara bırakıp, onlara göre “uygar” ilkelerin en yücesi olan ticaret serbestliği engellendiği için tepkide bulununca, 1839’da ilk çatışma çıktı. Bu yüzyıl sürecek yenilgiler dizisinin başlangıcı oldu.
Taiping Ayaklanması
Taiping Ayaklanması’nın Çin açısından çok önemli sonuçları olmuştur. Bir kere, Çin’in yabancılarla ilişkisinin temeli değişti.
“Boxer” Ayaklanması
1870 yılında gizli olarak kurulmuş bulunan dinsel nitelikte “Boxer” Derneği Mnchu hanedanlığı ile mücadele amacıyla faaliyette bulunuyordu. Avrupa’nın yaygın bir sömürü ve baskı taktiğiydi. Çin, bu borcu ödemek için Avrupa devletlerinden yine borç alacak ve Avrupa’nın daha çok etkisi altına girecekti.
Japonya’da Açılma ve Güçlenme
Ülke yarı feodal askeri bir sınıf. 1868 de ise Japonya’yı bin yıldır yönetmekte olan Şogunluk yıkıldı ve İmparator Meiji, yönetimi tümüyle ele geçirerek, askeri aristokrasinin etkinliğine son verdi.
Kuzey Amerika’ya göç edenlerle Japonlar arasında bir benzerlik bulmak mümkündür. Her iki toplum da geleneksel toplumların ağır yüklerine, düşük üretkenliğine sahip değildi. Japonya’nın doğal kaynaklar bakımından çok yoksul olmasıydı. Bu eksikliğini Yakın Asya topraklarından giderme uğraşı isei bu devleti saldırgan bir dış politikaya itecektir.
Mısır’da Arabî Paşa Ayaklanması
Birbirinden farklı dört etkeni Arabi Paşa’nın çevresinde toplanmıştı: Liberal Reformcular, tutucu Müslümanlar, toprak sahipleri, albaylar.
Genel Değerlendirme
Gördüğümüz dört ulusalcı nitelikte hareketin, Çin, Hindistan, Mısır ve Osmanlı devletlerinde çıkması tarihsel bir rastlantı sayılmamalıdır.
Afrika Parçalanıyor
Avrupa’yı, misyoner, kâşifler ve serüvenciler açtılar. Afrika, giderek, hükümeti olmayan, kimsenin hak iddiasında bulunmadığı, boş ve ilk gelenin eline geçirebileceği bir bölge olarak görülmeye başlandı.
Latin Amerika’ya Erken Gelen Bağımsızlık
Tüm Orta ve Güney Amerika ülkeleri bağımsızlıklarını kazanmış oldular. Bu erken bağımsızlığın nedenleri yalnız milliyetçi önderlerin çabaları ve Kuzey Amerika örneğinin coğrafi yakınlığı değildir. İspanyol sömürge yönetiminin bozukluğu ABD ile İngiltere’de bu bağımsızlığın gerçekleşmesi için yardımcı olmuşlardır.
Brezilya, 1889 yılında hürriyet rejimi kuruldu. Arjantin ise, ekonomik bakımdan sürekli kalkınan ve siyasal bakımdan istikrarlı tek Latin Amerika ülkesi oldu.
OSMANLI DEVLETİNİN PARÇALANMASI
1. Dünya Savaşı’nın beklide en önemli konusu ya da bu savaşta paylaşılmaya çalışılan kalıt, genellikle Osmanlı topraklarıdır.
Osmanlı Devletinin Parçalanma Nedenleri
Osmanlı Devleti, Avrupa’ya Rönesans ve Reformasyon dönemlerini izleyen Aydınlanma Çağı’nın yeni teknolojik buluşları ve bunu sonucunda ortaya çıkan endüstri devriminden uzak kalmıştır. Ulusal burjuva sınıfı, Osmanlı devletinin ekonomik yapısı içinde oluşmamıştır. Azınlıklardan “işbirlikçi burjuvazi”
Endüstri devriminin sonucunda Avrupa ordularına gerçekleştirilen büyük teknik ve lojistik başarılar, Osmanlı yöneticilerince çok geç ve etkisiz bir biçimde izlenmiştir.
Fransız devriminin Avrupa sahnesine sunduğu ulusçu hareketi.
Osmanlı yüksek kademe yöneticilerinin ülkenin karşılaştığı sorunları bırakın çözecek, daha anlamayacak kişiler olması… vergi sistemini de bozdu, “iltizam” adı altında ve belirli ücret karşılığında kişilere, özellikle Yahudi, Rumlara satıldı. Bunlar ödedikleri paranın karşılığını fazlasıyla çıkarmak istediklerinden vergi yükümlüsü özerindeki baskı arttı, “mültezimlerin” yolsuzluklarıyla hazine yoksullaştı ve kısır bir döngü içinde merkezi yönetim etkinliğini yitirdi.
Beşinci olarak ekonomik ve mali durumun kötülüğü, devletin parçalanma nedenleri arasında en önemlilerinden biridir.
Altıncı olarak, Osmanlı devletinin dinsel bir nitelik göstermesi, devletin din işlerine, dinin de devlet işlerine karışması, reform ve yenilik hareketlerini baltalamıştır.
Osmanlı devleti 1798 yılından başlayarak, çeşitli dönemlerde, Rusya’ya karşı İngiltere, Fransa’ya karşı Rusya ve İngiltere, Fransa, İngiltere üçlüsüne karşı ise Almanya’ya dayanmak yolunu tutmuştur.
Napolyon Dönemindeki Osmanlı-Rus Savaşı
Napolyon’un 1798’da Mısır’a nedenlerini daha önce incelediğimiz saldırısı sonucu, Osmanlı devletinin Rusya ile yaptığı ilk ittifak anlaşmadır. “Boğazların kapalılığı” ilkesinden ilk ödün vermiş oluyordu.
Sırbistan’a bazı ayrıcalılar. Balkanlar’da ilk ulusçuluk kıvılcımı ve bu yönde verilen ilk ödündür.
Yunanistan’ın Bağımsızlığını Kazanması ve 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı
Patrik, Osmanlı sadrazamının Ortodoks Hıristiyanların işlerine bakan yardımcısı durumuna gelmiştir.
1829 tarihli Edirne Barışı ile biten Savaş, Osmanlı Devletinin parçalanmasında önemli bir aşamadır.
Kavallı Mehmet Ali Paşa Ayaklanması: 1831-1841
Hünkar İskelesi Antlaşması adını alan ve 8 Temmuz 1833 tarihli olan.
1841 yılında Boğazlar’ın statüsü de karara bağlandı. İmzalanan Londra Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazların barış zamanında savaş gemilerine kapatıldığı uluslar arası bir yükümlülük altına alındı.
Karlı çıkan tek devlet varı: İngiltere
1838 Ticaret Sözleşmesi ve Tanzimat Fermanı
İngiltere 1838’de Osmanlı Devleti ile imzaladığı bir ticaret sözleşmesiyle Osmanlı gümrük duvarlarını indirmiş ve devletin yarı sömürge haline gelme süreci başlamıştır.
Kırım Savaşı ve Islahat Fermanı
Savaşın Nedenleri
Hıristiyanlarca kutsal sayılan ve tüm tektanrılı dinlerin doğduğu yer olan Kudüs ve çevresinde Osmanlı devleti gerek Katoliklere ve gerekse Ortodokslara çeşitli arıcılıklar vermiş bulunuyordu.
Savaşın Anlamı ve Önemi
Kırım Savaşı İngiltere için önem taşıyan Avrupa’daki güç dengesiydi ve bunun için savaştı. İngiltere’ye göre Avrupa’da değişik bir büyük devletin tek yanlı iradesiyle değil, ancak “Avrupa uyumu” içinde diplomasi yoluyla yapılabilirdi. Avrupa özgürlükleri, Avrupa’nın bu tiranının baskısından kurtulmalıydı.
Avrupa’nın büyük devletlerinin koalisyonu yalnız güç devletlerinin koalisyonunu korumakla kalmaz, aynı zamanda, Rusya’yı da Avrupa dışında tutabilirdi.
19. yüzyılda Osmanlıların Rusya’ya karşı kazandıkları tek savaş olan Kırım Savaşı sonunda Paris Antlaşması imzalandı.
Savaşın Sonuçları ve Islahat Fermanı
Romanya’nın tam bağımsızlığına giden yol açılmış, Rus gücü kırılamamış ama Avrupa’da ki etkisi azalmıştı. Bismarck ve Kont Cavour’un, Kırım Savaşı’nın asıl galipleri olduğunu.
Osmanlı devletini ilk kez Avrupa Uluslar Topluluğu’na kabul ediyor ve devletin bağımsızlığıyla toprak bütünlüğü Avrupa devletlerinin ortak güvencesi altına konuyordu.
Osmanlı devleti, Avrupalı bağlaşıklarından, ödeme yeteneğinin çok üstünde borç para almıştır.
İtalyan ulusak birliğinin temelleri bu savaş sonunda atıldı.
19. Yüzyılın Ortasında Devletin Genel Görüntüsü
Osmanlı devleti 1699’da Macaristan’ı yitirdikten sonra büyük bir toprak kaybetme sürecine girmişti. Devlet, iki yüzyıl daha yaşamışsa, bu Avrupa denge politikasının sonucudur.
1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ve I. Meşrutiyet
Savaşın Nedenleri
Osmanlı devletinin ağır bir yenilgiye uğramasının nedeni ise, önceki Osmanlı-Rus çatışmalarının aksine, bu kez Rusya, Almanya ile Avusturya’nın birlikte hareket etmeleri ortak bir politika izlemeleridir. Avrupa’nın ortasında ortaya çıkan ve Balkanlara doğruda genişleme eğilimde bulunan bu Pancerman bloğuna karşı bir Panslav bloğu ile denge kurmak amaçlanıyordu.
Ayastefanos ve Berlin Antlaşmaları
Bu tarihten başlayarak bu güne kadar sürmek üzere, Bulgar hükümetleri “Ayastefanos Bulgaristanı”nı kurmayı en önemli dış politika amacı sağlayacaklardır.
İki büyük devleti İngiltere ve Avusturya, Osmanlı devletinin toprak bütünlüğünü koruma politikasını bırakmışlardır. Bu iki devletten boşalan yeri Almanya almaya başlayacaktır. Berlik düzenlemesi bundan sonra ortaya çıkan Balkan bunalımlarının ve belki de I. Dünya Savaşının temellerini oluştur.
İngiltere’nin Değişen Politikası
İngiltere’nin Osmanlı devletini parçalama politikasının ilk göstergesi, Kıbrıs adasının işgal ve yönetimini eline geçirmesidir. İngiltere ikinci iş olarak 1882 yılında Mısır’ı işgal edecektir.
Osmanlı devletinin parçalanması yolunda İngiltere’nin başvurduğu başka bir yol, Ermenilerin bağımsızlık için kışkırtılmasıdır. Rusya nasıl Ortodoksların, Fransa Katoliklerinin koruyuculunu üslenmişse, İngiltere de Protestanların davasını benimsemiştir.
I. Meşrutiyet
Osmanlı devletindeki iç gelişmeler açısından en önemli hareket, 1876 tarihinde meşrutiyetin, yani anayasal ya da meşrut, monarşinin kurulmasıdır. Osmanlı 1865 yılında Yeni Osmanlılar Cemiyeti’nin, 1867 yılında Fransa’ya gittiler ve “Jön Türkler” adıyla çalışmalarını orda sürdürdüler.
Türk siyasal tarihindeki önemi, mutlakıyete indirgemek istenen ilk darbe olması ve daha sonraki anayasal gelişmelerin başlangıcını oluşturmasıdır.
Jön Türk hareketi 1899 yılında yeniden örgütlenmiş ve derneğin adı da İttihat ve Terraki Cemiyeti olarak değişmiştir.
II. Abdülhamit, Milliyetçiliğe karşı dini uyanışı kullanmaya çalıştı ve devleti, Avrupalıları birbirlerine karşı oynayarak korumak istedi. “Halifelik” sıfatını canlandırarak devleti fazla bir toprak kaybına uşratmadan, 33 yıl korumayı bildi.
Osmanlı Devletine Yeni Bir Dost: Almanya
II. Wilhelm’in yeni “dünya politikası”da Osmanlı devletinin önemli bir yeri vardır.
Gerçekte Almanya’nın Yakındoğu politikası, bir “demiryolu politikası” idi. 1902 yılında İstanbul’dan Bağdat’a kadar demir yolu yapımı projesi Alman şirketine verildi.
Ağır Bunalımlar Dönemi
Bosna-Hersek Bunalımı 1908 tarihli Bosna-Hersek bunalımı I. Dünya Savaşının provası olarak değerlendirilebilir.
Bosna-Hersek geriliminin temelinde iki unsur yatar: Avusturya’nın ikkihat etmesi ve Rusya’nın boğazlar yoluyla sıcak denizlere çıkmak istemesi.
Bu nitelikte bir uyuşmazlık altı yıl sonra, 1914 yılında çıkacak ve taraflar aldıkları kararlara uygun hareket edeceklerinden, I. Dünya Savaşı başlayacaktır.
Avusturya’nın Bosna-Hersek’in ilhak ettiği gün, karışıklıktan yararlanan Bulgaristan tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etti.
Trablusgarp Savaşı:
İtalya Avusturya’nın Bosna-Hersek’i almasını en az Sırbistan kadar tepkiyle karşılamıştı. Yarım ada devletlerinin dış politika kalıplarına uygun olarak, Adriyatik denizinin kıyılarına yarleşip kendini güvenlik altına almak istiyordu. Böylece, Rusya ile İtalya arasında doğal bir yakınlaşma oldu ve iki devlet arasında 1909 tarihinde Racconigi Anlaşması imzalandı. İtalya ile Rusya’nın, Rusya’da Boğazlar ve Trablusgarb üzerindeki çıkarlarını tanıdılar.
Osmanlı Devleri Trablusgarp’tan çekilmeye zorlayan İtalya’nın gücü değil, bu sırada başlayan Balkan Savaşı oldu. 1912 Eliminde imzaladığı Ouchi (Uşi) Barışı ile.
Balkan Savaşları:
1908 Bosna-Hersek bunalımının Osmanlı Devleti açısından bir başka önemli sonucu 1912-1913 Balkan Savaşlarıdır. Temel nedeni ise, Bulgaristan ile Sırbistan’ın balkanlarda hazırlanan faaliyetleridir.
Barış antlaşması, 1913 Mayısında Londra’da imzalanmıştır. Arnavutluk bağımsızlığını kazanıyor. Girit Adası Yunanistan’a veriliyor. Osmanlı Devletinin Trakya sınırı Edirne’yi dışarıda bırakacak biçimde, Midye-Enez hattı oluyor.
I. Balkan Savaşı sonrası düzenlemelerinden hoşnut kalmayan Yunanistan ve Sırbistan’ın 1913 yılında Bulgaristan’a saldırmasıyla başlayan II. Balkan Savaşı’na Romanya da katılmıştır. Osmanlı devleti de “fırsat bu fırsattır” diyerek eski başkenti Edirne’yi ele geçirmiştir. II. Balkan Savaşı Bulgaristan’ın yenilgisi ve Ağustos 1913 tarihli Bükreş barışı ile bitti. Bulgaristan Edirne’yi geri verecektir. Balkan Devletlerinin sınırları içinde kalan Türk azınlıklarının durumuyla ilgili hükümler bulunmakta.
Londra’da bulunan Elçiler Konferansı uğraşmaktaydı. 1914 Şubatında.
İkinci Meşrutiyet:
19. yy.da giderek güçlenen Heşen, Carmen ve Slav ulusçu akımlarına karşı, II. Abdülhamit Panislamizm görüşünü savunmakta. Almanya da kendi çıkarları açısından bu Panislamist politikayı desteklemekteydi.
Osmanlı aydınları, ülkedeki mutlakıyetçi yönetime son vererek 1876 Anayasası’nı yeniden yürürlüğe sokmak, parçalanmayı ekonomik ve toplumsal gelişme ve ilerleme yoluyla engellemek gereğini duymuşlar ve bu yönde gizli dernekler kurmaya başlamışlardı.
İttihat ve Terakki hareketi, temelde Batı’nın üstünlüğüne karşı bir ulusalcı bir harekettir.
Gerçekten, 1908 Haziran’ında İngiliz ve Rus Monarklarının Revalde buluştukları ve Boğazlar, İstanbul, ve Makedonya’nın geleceği konusunda görüşmeler yaptıkları haberlerinin yayılması, İttihatçıları harekete geçiren en önemli olay olmuştur. Trakya ordularının artan baskısı karşısında, II. Abdülhamit 23 Temmuz 1908’de anayasayı yeniden yürürlüğe koyarak, II. Meşrutiyet dönemini açmıştır.
Gerçekte, İttihat ve Terakki hareketi, 19. yüzyıl boyunca artan azınlık faaliyetlerine, imparatorluktan ayrılmalar sürecine ve Avrupa Devletlerinin gerek ekonomi gerekse siyasal mücadele ve denetimine karşı, İmparatorluk içindeki Türk unsurunun üstünlük mücadelesi olarak değerlendirilebilir.
19. YÜZYILDA OSMANLI DİPLOMASİSİNDEKİ GELİŞMELER
Çokyönlü Diplomasi Gereği
19. yy.la birlikte imparatorlukların varlıklarını sürdürmelerinin, yalnız askeri yeteneklerine değil, aynı zamanda öteki büyük devletlerle ilişkilerde diplomasiyi etkin bir biçimde kullanarak, ulusal çıkarlarını diplomatik araçlarla gerçekleştirmelerine de dayandığı anlaşılmaya başlandı.
Reis’ül Küttaplık Dairesinin Önem Kazanması
Hıristiyanlıktan dönmelerin yerine Yunanlıların bu göreve gelmelerinin nedeni ise, Müslümanların bu kültürel eğilimleri be İstanbul’da bir cins “Yunan Aristokrasisi”nin doğmasıdır.
Dışişleri bakanlığı ve Sivil Bürokrasinin Temelleri (1790-1839)
1793’te büyük Avrupa başkentlerinde sürekli büyük elçiliklerin açılması.
Osmanlı bürokratik yaşamının koruma geleneğinin, diplomatik sistemin rasyonel işlemesini engellemesidir.
Tanzimat Döneminde Sivil Bürokrasi (1839-1871)
Osmanlı Hanedanlığı II. Abdülhamit’e (1876-1909) kadar II. Mahmut’a geçecek bir halef çıkarabilmiş değildi. Babıâli gerçek bir hükümet merkezi durumuna gelmiştir.
Kısaca, Dışişleri Bakanı hükümette ikinci adam durumdaydı.
I. Meşrutiyet ve Sultan’ın üstünlüğüne Geri Dönüş
Dış borçların içinden çıkılmaz bir duruma gelmesi, 1881 yılında Düyunu Umumiye Teşkilatı’nın (Genel Borçlar Yönetimi) kurulmasına yol açmıştır.
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ BUNALIMLARI
Birinci Dünya Savaşı öncesi bunalımları arasında, 1908 Bosna-Hersek bunalımı ve Balkan Savaşları en önemlileri sayılabilir. Kuzey Afrika’da ortaya çıkan bir dizi bunalım.
Ancak, Kayzer daha da güçlü bir Almanya istiyordu ve bunun önündeki gerçek engelde ingiltere idi. Wilhelm Almanya’nın geleceğinin açık denizlerde yattığı kararındaydı.
Almanya’nın Fas Sultanı’nı, sorunun uluslar arası bir konferansla görüşülmesi önerisini yapmaya ikna etti. Almanya’nın Fransa’ya cephe alması ve Fransa’nın bu öneriyi reddetmesi, Avrupa’da bir bunalım ortaya çıkardı. Almanya, İngiliz-Fransız yakınlığının gerçek olduğunu anlamakta gecikmedi. Almanya’nın ortadan kaldırmaya çalıştığı “Entente Cordiale”, Fas bunalımından daha da güçlenerek çıktı.
“OSMANLI RÖNESANSI” VE BATI AVRUPA İLE GELİŞEN DİPLOMASİ
Bozuklukların tümünü din kurumunda arayan Arap-İslam kültür çerçevesinin aksine, Türk-İslam kültürünün, hiç olmazsa başka alanlarda da reform gereğini duyması, 19. yy. Osmanlı yöneticilerinin bu yöndeki çabalarına yüzyıl öncesinden iyi bir örnek oluşturacaktır.
Osmanlı Diplomasisinde Gelişmeler
18. yy.da Osmanlı Devletinin Avrupa devletleriyle ilişkilerinde b,r silah olarak, savaşın yerini diplomasi almaya başlamıştır. Osmanlıların artık Avrupa’daki rollerinin savunma olduğunu ve bunu sağlamak için de müttefiklere ihtiyaç bulunduğunu anlamalarıdır.
Rusya ve Avusturya ile İlişkiler: Prut ve Petervaradin
Karlofça, Osmanlı devletinin artık Batı için ciddi bir tehlike olmadığını, Rasarofça ise bu devletin Avrupa’da savunma durumunda bulunan insifiyatif alamayacak bir güç olduğunu.
Lale Devir ve Önemi
III. Ahmet zamanı, ünlü Lale Devri’dir.
Küçük Kaynarca ve İçten Dağılma Sürecinin Başlaması
19. yy. boyunca izlenecek, “Avrupa’nın büyük devletlerini birbirine karşı kullanarak bağımsızlığını sürdürme politikasının”da başlangıcını oluşturur.
Osmanlı devletini içerden, çeşitli ulusları bağımsızlık için kışkırtarak ve onlara yardım ederek dağıtma.
Endüstri Devrimi Ve Sonuçları: Globalleşme Dönemi
ENDÜSTRİ DEVRİMİ
19. yy. tüm dünya ekonomi ve politikasına Avrupa devletleri egemendir.
Asıl üretim kaynağı olan toprak soyluların ve Kilisenin elinde olduğu için siyasal güçte temelde toprak aristoktasisinin elindeydi. Daha temel olan, ekonomik yapının değiştirilmiş olmasıdır. Kısaca, yeni buluşların üretime uygulanması ve bunların en önemlisi olan buhar gücüyle çalışan makine, makineleşmiş endüstriyi doğurmuş ve bu da Avrupa’da sermaye birikimini arttırmıştır. İşte, buna “endüstri devrimi” deniyor.
Endüstri Devriminin İlk Aşaması (1870’lere Kadar)
Fabrikaların ayırıcı ve önemli özellikleri şunlardır.
Temel enerli kaynağı kömürdür. Zengin kaynaklarının bulunması, İngiltere’ye öteki devletler üzerinde ekonomik üstünlük kandırmış ve belki başka alanlarda da gelişmesinin temeli olmuştur.
ABD’nde 1869 yılında kıtanın iki yakası demiryolu ile birbirine bağlandı.
Endüstri Devriminin İkinci Aşaması (1870’lerden Sonra)
Demir endüstri devriminin birinci aşamasında büyük rol oynamıştı. İkinci aşamasında çelik her anlamda egemendir. İngiltere 1860–1913 arasında demiryolu uzunluğunu iki katına, Fransa dört, Almanya altı katına çıkarmıştır.
Sağlıklı Beslenme, Çevre ve Nüfus
İlk antibiyotik olan Salvarsan’ın üretimi 1880’lere rastlar.
1900’lere gelindiğinde, yeryüzü global bir nitelik almaya tam anlamıyla başlamış sayılabilir.
Kitle Toplumunun Ortaya Çıkışı
20. yy.ın değişmez özelliği olan “kitle toplumu” tarihteki yerini aldı.
ALMAN VE İTALYAN ULUSAL BİRLİKLERİ
Temeli
Alman ve İtalyan ulusal birliklerinin kuruluşu iki devlet (Prusya ve Piyemonte) ve iki devlet adamının (otto von bismarck ve con camillo cavour) eseri gibi görünsede birliklerin kuruluşunun yalnız askeri ve diplomatik olaylar olarak görmek o başarıları tarihi önemini gölgeler.
Almanya birliğinin kuruluşu
Prusya başkanı Otto Von Bismarck Sadowa 1867 de Prusya’nın denetiminde kuzey germen konfederasyonunu kurdu.
Bismarck Fransa’nın Katolik alman devletleri üzerindeki denetimini kırmak için 1870 yılında Fransa’ya savaş açtı. Ünlü sedan savaşında imparator lll. Napolyon’u ağır bir yenilgiye uğrattı.Prusya kralı alman imparatoru Bismarck ise alman şansölyesi unvanını aldılar.
Bismarck ittifaklarında görüleceği gibi bu devlet adamı Avrupa’daki güç dengesini çok iyi anlamış bazı küçük ödüller verip güçlü devletlerin yansızlığını sağlayarak en uygun zamanda kiminle savaşacağını çok iyi kestirmiştir. Alman ulusal birliğini kurarak viyana kongresi düzenini yıkmış olmakla birlikte Alsace-Lorrain bölgesinin Almanya’ya katılması iktidarda kaldığı 20 yıl boyunca belki de tek hatasıdır. Alsace-Lorrain sorunu yirminci yüzyılın ortalarına kadar sürecek olan Fransız alman düşmanlığının önemli nedenlerinden biri olacaktır.
Alman Ulusal Birliğinin Sonuçları
Almanya Açısından
Almanya’da ülkeyi tam bir demirelle yönetmiş olan bismarck’ın anlayışına göre ekonomik faaliyetin amacı ulusal refahı artırmaktır.19.yüzyılın geriye kalan bölümü ve 20. yüzyılın başlarında da bölünmüşlüğünü “alman ikiliğini” tam anlamıyla gideremedi. Bu iş yani bütün Almanların tek devlet içinde birleştirilmesine 1. dünya savaşından sonra Adolf hitler gerçekleştirmeye çalışacaktır.
Uluslar Arası Politika Açısından
Alman ulusal birliğinin kurulmasının uluslar arası politika açısından en önemli sonucu daha önce de belirtildiği gibi viyana kongresi ile kurulmuş bulunan Avrupa güç dengesinin temelinden bozulmuş olmasıdır.
EMPERYALİZM
Endüstri devriminin Avrupa açısından en önemli sorununu alman ve İtalyan ulusal birlikleri kurulması devrimin tüm yeryüzü çapında en önemli sonucu ise sömürgeciliğin emperyalizm biçimine dönüşmesidir.
Sömürgecilik bir devletin egemenliğini başka topraklar ve halklar üzerinde kurulması ya da genişletilmesidir. Emperyalizm Avrupa’nın büyük devletlerinin 19.yy.ın ikinci yarısında öteki kıtalar üzerinde genişlemelerine verilen addır.
Ekonomik Unsur
Sömürgeciliğin hızlanmasını ve emperyalizmin doğuşunun etkileyen ekonomik unsurlar arasında şunlar sayılabilir: Avrupa’da biriken sermaye fazlası, üretim fazlası ,nüfus artışı,hammadde elde etme isteği.siyasal denetim şu bakımlardan gerekliydi.ekonomik yatırımda bulunacak yerlerde toplumsal sistem ve yönetim biçimi çok ilkeldi ve ticaretin gelişebilmesi için bu durumun biraz olsun düzeltilmesi gerekiyordu.yatırımlarda bulunan şirketler öteki devletlerin şirketlerinin rekabetinden kurtulmak istemekteydiler ve bunu da devletin askeri gücü gerçekleştirebilirdi.ekonomik bakımdan geri kalmış ülkelerde rahat çalışabilmek örneğin borçları zamanında alabilmek için o ülke yönetimine baskı da bulunmak gerekiyordu.
Güvenlik Endişesi
Bir devleti emperyalizme iten ekonomik çıkarlarla siyasal ve askeri amaçların birleşimidir.
Güvenlik endişesi özellikle İngiliz sömürgeciliği için geçerli olan bir unsurdur.
1. Dünya Savaşına Nasıl Girildi?
SİYASET EKONOMİ VE ASKERLİK ALANLARINDA YENİ ÖRGÜTLENME BİÇİMLERİ
Siyaset Alanında Gelişmeler
1800 lerin romantizminden 1870 sonrasının gerçekcilik(realizm) akımına geçildi.
Ekonomi Alanında Gelişmeler
Bismarck endüstri sahipleri ve junkerler arasındaki bu bağlaşma 1914 yılına kadar sürecek demirle çavdarın ittifakı Almanya’ya demokrasinin gelmesini geciktirecektir.
Askerlik Alanında Gelişmeler
Silahlanma korku ve milliyetçilik korkunç bir sarmal etki-tepki ilişkisiyle savaşa varacaktır.
DIŞ POLİTİKANIN TEK ELDE TOPLANMASI
Viyana kongresi döneminde olduğu gibi büyük devletlerin dış politikaları güç ve yetkileri kuramsal olarak sınırlı fakat gerçekte despotik tek tek bireylerin elindeydi.
Ulusal çıkar kavramı dış ilişkileri ve savaş hazırlıklarını halkı denetimini ve bilgisinin dışına çıkardı.
AVRUPA UYUMUNUN SORUNU VE YENİ ULUSLAR ARASI GÜÇ DENGESİ
Avrupa Uyumunun Dayandığı Temellerin Yapılması
Modern makine endüstrisi gelişme yolunda Avrupa devletlerini dikkatlerini dıştan çok iç sorunlara çevirmiştir.
Avrupa uyumunun temellerinden ikincisi yöneticiler arasında ayaklanmalara karşı ortak tutum ulusal çıkar uğruna iç statüko için omuz omuza dayanışma ortadan kalkacaktır. Rakibi zayıflatmak amacıyla başka ülkelerdeki ayaklanmalar bazen açıkca bazen de alttan alta desteklenecektir.
Üçüncü olarak Avrupalılar arasında bir dayanışma duygusuna yol açmıştı. Dış nedeni Avrupa’nın Osmanlıların temsil ettiği Asya ve Müslümanlara karşı savunulmasıydı
Güç Dengesinin Değişmesi
Endüstrileşmenin kısa sürede ki etkileri barıştan yana olmakla beraber uzun sürede bunun tam aksi oldu ve soylu seçkinlerde savaş sanatına uygulandı.
ALMANYA’NIN KITA ÜSTÜNLÜĞÜ: ÜÇLÜ İTTİFAK
Alman-Fransız Düşmanlığı
Alman Ulusal Birliğinin kurulduğu 1871 ile 1. Dünya Savaşının çıktığı 1914 tarihleri arasında Avrupa tarihinin hiç değişmeyen öğesi Almanya ile Fransa arasındaki düşmanlıktır.
Almanya’nın Stratejik Zayıflığı
İngiltere bir ada devleti olduğundan güvenliği Avrupa kıtasının adaya en yakın bölgelerinin (Belçika ile Hollanda) emin ellerde bulunmasına bağlıydı. Belçika ile Hollanda’nın işgali onu 1.dünya savaşına girmesine en önemli neden olmuştur. Japonya Kore ve Mançurya emin ellerde bulunulmasına çalışılmıştır. Fransa saldırıya açık bölgesi düzlük olan Almanya sınırıydı.
İtalya bir yarımada devleti olarak yine göreli olarak güvenliği açısından fazla bir endişe duymamaktaydı.
Rusya bir kıta devleti olarak saldırı karşısında geri çekilebileceği geniş toprak parçalarına sahipti. Stratejik açıdan en avantajlıydı.
Avrupa’nın saldırıya en açık olan büyük devleti Almanya’ydı. Her alanda ünü olan alman disiplininin bir nedeni de coğrafyanın bu azizliği olsa gerek.
Bismarck Anlaşmalar Sistemi
Almanya ister Fransa olsun ister Rusya tek bir devletin saldırısına karşı bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü koruyabilir ancak ikisinin birlikte saldırısı karşısında son derece güç durumda kalırdı. Bismarck Avusturya’yla Rusya’yı yanına alarak 1872 yılında 1.üç imparatorlar birliğini kurdu. Bu birliğin önemli maddelerine göre(i) Avrupa’nın statükosu kabul ediliyorlardı.(ii)barış tehlikeye düşerse taraflar aralarında görüşmede bulunacaklardı.(iii) Balkanlarda çıkabilecek herhangi bir anlaşmazlık birlikte çözülecekti.(iv)devrimci ayaklanmalara karşı ortak bir tutum sağlanacaktı.(v)taraflar başka bir devletle anlaşma yapmayacaklardı.
Rusya ile Avusturya’yı balkanlarda yeniden anlaştırdı ve 1881 tarihinde 2.üç imparatorlar birliğini kurdu. Bu birliğin önemli maddelerine göre (i)taraflardan biri bir 4. devletle savaşırsa öteki iki taraf yansız kalır.(ii) taraflar Avusturya nın 1878 tarihli Berlin anlaşması ile kazanmış olduğu haklara saygı göstereceklerdi.(Bosna-hersek işgal ve yönetimi Avusturya’ya bırakmıştı.) (iii) Türk boğazlarının kapalılığına saygı gösterilecek ve Osmanlı devletinin başka bir devlete boğazlarda üs vermesi önlenecekti.(burada İngiltere ya da Fransa’dan bahsedilmekteydi.)
(i) taraflar birbirlerine yönelen ittifaklara girmeyeceklerdi. (ii)tahrik edilmeden Fransa İtalya’ya saldırırsa öteki iki bağlaşık İtalya’ya yardım edecekler. (iii)taraflardan biri kendi tahriki olmaksızın iki ya da daha çok devletin saldırısında uğrarsa bütün müttefikler savaşa katılacaklardı.
Alman-İngiliz Rekabeti
1780 sonrası döneminin Avrupa diplomasinin değişmeyen öğelerinden biri Alman-Fransız düşmanlığı ve sonucu da Üçlü Anlaşma ise, ikincisi değişmeyen öğesi Alman-İngiliz rekabetidir.
II. Wilhelm ile birlikte Almanya denizlerde de önemli bir güç haline gelmeye başlayınca rekabet şiddetlendi. Deniz Gücünün tarihe etkisi II. Wilhelm’ı çok etkilediğidir. Tüm savaş stratejisini yüzyıllardır Avrupa devletlerinin toplam deniz gücünden daha üstün bir deniz gücüne dayayan İngiltere hem sayı hem de deniz savaşlarındaki yeni gelişme dolayısıyla tartışmasız deniz üstünlüğünü yitirdi.
Bismarck, Almanya için uzun vadeli tehlikeler taşıyacağına inandığı sömürgeciliğe önem verememişti. II. Wilhelm büyük devlet olmanın yolunu sömürgecilikte olduğuna inanıyordu. İngiltere ile Fransa ilerde görüleceği gibi, sömürgeleri birbirine peşkeş çekebilirken (1904’te İngiltere Fransa’yı Fas’ta Fransa da İngiltere’yi Mısır’da serbest bırakmışlardı) Almanya’nın değiş tokuş için verebileceği herhangi bir toprak parçası yoktu.
