Posts Tagged ‘Kore Sineması’

Blog açılır açılmaz hemen bu neşe üzerimdeyken, neşemi bozmadan bir komedi filmine yer vereyim dedim. Mokpo the Harbor 2004 yapımı bir Güney Kore filmi. Yönetmen Ji-hun Kim. Ne tesadüftür ki yönetmenin May 18 adlı diğer filmi de izleme listemde. Biz en iyisi filme geri dönelim.
Dedektif Lee Soo-chul sosyal hizmetlerden atanmış bir polis memurudur. Polislik hakkında teoride çok beceriksiz olup her şeyi yüzüne gözüne bulaştırmaktadır. Ancak asıl polis teşkilatında olma sebebi, olayları çok iyi analiz edebilmesinden kaynaklanmaktadır. Hatta bu konuda Sherlock Holmes ile boy bile ölçüşebilir. 
Soo-chul ve görev arkadaşları bölge savcısı Lim Ja-Kyung’un isteği ile civardaki en azıll mafya olan ve şu aralarda bir uyuşturucu kaçakçılığının arifesinde olan NAM Ki-nam çetesini yakalamak üzere görevlendirilir. Polis teşkilatından birisi bu çeteye sızacak ve planları öğrenecektir. Ancak bu azılı çeteye girmeye kimse gönüllü olmaz. Soo-chul bu görevi istemektedir ancak kimse onun başarabileceğini düşünmediği görvi ona vermeyi istemez. Sonuç olarak tek gönüllü Soo-chul’un başına kalır bu görev.
Soo-chul çetefe basamak basamak yükselir. Yükselirken de bir çok zorluğa göğüs germiştir ve sonunda amacına ulaşır ve patronun sağ kolu olur. Ancak olayın aslında farklı geliştiğini patronun uyuşturucu işiyle alakası olmadığını, ona tuzak hazırlandığını öğrenir.
Soo-chul’un sıradan beceriksiz bir polis memurundan bir gangsterin sağ kolu olmaya dek uzanan hikayesi çok eğlenceli..Hele ilk basamak olarak görülen üç tane gangster olmaya çalışan ve sert gözükmek için sürekli köpek maması yiyen elemanlar ayrı bir bomba. Tabi film hikaye bu anlattığım ana konunun dışına çıkarak çok eğlenceli hale geliyor. Can sıkıntılarında moral bozukluklarında eğlenceye geçiş için güzel bir film…
Oyuncular
 Linkler
Efendim bu günkü Kore filmleri kuşağında -ki uzun zamandır Kore film ve dizileri hakkında yazıyorum-  senaristleri içerisinde Kore’nin Ünlü yönetmen ve senaristi, Kwak Jae-Yong (곽재용), (My Sassy Girl (엽기적인 그녀) (kda link) Windstruck (내 여자친구를 소개합니다 , The Classic (클래식)’un da bulunduğu bir film var. Filmin yönetmenliğini Wai-keung Lau(劉偉强) yapmış.  (Andrew Lau
Tabi hal böyle olunca o Jae-Yong genelde çalıştığı isimlere yer veriyor filminde. Mesela bunlardan biri hemen hemen her Jae-Yong filminde rastladığımız Jeon Ji-hyeon (전지현) (A Man Who Was Superman (슈퍼맨이었던 사나이), Windstruck (내 여자친구를 소개합니다), Happy Together (해피 투게) çıkıyor karşımıza ve rol arkadaşı da Sad Movie (새드무비), Born To Kill (본 투 킬) , A Moment to Remember (내 머리 속의 지우개) (kda link)’dan aklımıza işlenmiş Jeong Woo-seong (정우성). Tabi bu kadroya birde Lee Seong-jae (이성재) dahil edilmiş.
Eh kadroda bolca link kalabalığı yaptıktan sonra filmin konusuna değinelim biraz. 
Amsterdam’da meydanda resim yaparak geçimini sağlayan genç bir kız ile O’nu bir papatya tarlasında görüp aşık olan bir kiralık katili arasındaki aşkı anlatıyor film. Kiralık Katil kızı gördüğü günden itibaren kızın kapısına  paptya bırakmaktadır. Kız ise bu yüzünü bile görmediği adama aşık olmuş bir gün ortaya çıkmasını beklemektedir. Katil kendisini kıza layık görmez. Bir süre sonra mafyayı izleyen bir polis kıza yakaşır ve kız onun papatyaları gönderen kişi olduğunu sanarak o na aşık olur. Poliste kızı kullanmak amacıyla bu konuda ses çıkarmaz. Daha sonra bir saldırı sonucu polis ortadan kaybolur ve fırsatı fırsat bilen kiralık katilimiz kızın acısını dindirmek içn ortaya çıkar.. Akabinde gelişen akıl karıştırıcı, tercihleirn ön plana çıktığı bir film çıkar karşımızda. Yönetim ve resimler de oldukça başarılı…
Director:Wai-keung Lau
Writer:Jae-young Kwak (writer)
Release Date:9 March 2006 (South Korea)
Gianna Jun Hye-young (as Ji-hyun Jun)
Woo-sung Jung Park Yi
Sung-jae Lee Jeong Wo
 (bunu biliyor muydunuz?: site içi linkler genelde etikletlerde…:)
Lee Kyung Hee, ismini duyunca artık krizlere girer oldum. Biz alışmamışız canım öyle hüzünlü biten filmlere. Bir değil iki değil bu. Zaten damar damar senaryo yazıyor bir de finalde hepten kahrediyor insanı. Canım Shin Min Ah‘cığım kahroldu ağlamaktan on altı bölüm boyunca. Hadi onu düşünmüyorsan onu sevenleri düşün. İçim parçalandı vallahi. Zaten ‘da da baya bi felakete uğratmıştı (Ben blog tanıtımını yapmamıştım), şimdi de pek aksini yaşatmadı bana. On altı bölüm boyunca kıvrım kıvrım kıvrandım. Zaten iki intihara teşebbüs ile başlayan dizi akabinde gelen bir intihar ve intikamla yoğrulan aşk ile birlikte, umutsuz hal alıp üstüne üstlük tam oldu derken yine tabiri caiz ise boka saran durumla ayrılmaları. Ama ne ayrılış. Elbette her ayrılığın bir kavuşması vardır ama bizimkilerin biraz farklı.

Zaten diziyi de özetlemiş oldum. Gerek oyunculuk, gerek senaryo ve yönetim gerekse müzikler bakımından çok iyi bir Kore yapımı. Tek sorun filmin başından itibaren ağlamaklı geçiyor olması. Hani bi yerde delikanlıyı da bozmuyor değil. 

Bir de Bi ve Shin Min Ah‘cığımın performansları ise takdire şayan. 
Yine de şom ağzımı açamayıp kısa bir özet yapmam gerekirse;
Kang Bok Gu sorumsuz bir sokak serserisidir. Hayatını dövüşerek kazanmaktadır. Abisi Kang Min Goo ile yaklaşık on yıldır görüşmemişlerdir. Bir gün buluşurlar ve Kang Min Goo’nın eninin çatısında içerler. Bu arada, Kang Min Goo, karşı blogdaki dev video reklam panosunda Cha Eun Seok’un reklamını görür. Cha Eun Seok ünlü bir film yıldızı ve modeldir ve Kang Min Goo’nun eski sevgilisidir. Kang Min Goo, Cha Eun Seok u görünce ona ulaşmak ister ve çatıdan aşağıya düşer. Bitkisel hayata girmiştir. Kang Bok Gu, abisinin Cha Eun Seok yüzünden bu hale düştüğüne inanır ve Cha Eun Seok’da intikam almak için kolları sıvar ve hikaye böylece başlar. Kang Bok Gu da, Cha Eun Seok’a aşık olmuştur. İntikam, aşk, sınıf çatışması, sadakat… vs… vs… karşımıza çıkan şeyler…
Şiddetle tavsiye ettiğim yapımlar arasında…
2007 yılında Oscar a aday gösterilmiş, Kore’de en büyük hasılatı toplanmış bir film Wang-eui Nam-ja. Gürültü patırtı eşliğinde bir dönem dramı izliyorsunuz, sıkılmadan, merakla. Gerçek olaydan uyarlanmış ve yönetmen Jun-ik Lee‘nin elinde bir şahesere dönüşmüş. 
Dönemin zalim kralı kendisiyle alay eden soytarıya aşık olmuştur. Ancak soytarının birlikte çalıştığı diğer arkadaşı da ona aşıktır. Kral bu soytarıların saraya yerleşmesine, karar verir ancak bakanlar bu kararın yasalara aykırı olduğunu belirtip karşı çıkarlar. Bunun üzerine soytarılar, bakanlarla ilgili bir oyun oynarlar ve oyunda bakanların aldığı rüşvete değinirler. Her oyundan sonra kral bir çok kişiyi cezalandırmaktadır. 
Kral soytarıya aşık olmuştur bu sebepten dolayı en gözde cariyesini bile bir köşeye iter. Hikaye sadece aşk ilişkilerinden ibaret değildir elbette. Kader, güç, sınıf ayrımları, aşk, mücadele, tamamıyla hepsi bu filmde işlenmiş. Sahne tasarımları ve kostümler mükemmel. İzlemeden geçilmemesi gereken bir film…
Director … Lee Joon-ik
Karm Woo-sung  Jang-saeng
Jung Jin-young  King Yeonsan / Yeonsan-gun
Lee Jun-ki … Gong-gil
Kang Sung-yeon … Jang Nok-su
Jang Hang-seon … Cheo-seon
Yoo Hae-jin … Yuk-gap
Jung Seok-yong … Chil-deuk
Lee Seung-hoon … Pal-bok
Yoon Ju-sang … Seong Hee-an
Choi Il-hwa … Sung Joon-shin
Jung-geun…  Lee Geuk-gyun
Park Su-il … Park Won-jong
Woo Hyun … Eunuch Hong
bu gün film konusunda biraz karasız kaldım. aslında aklımda dizi var hem de iki tane. ikisinin hakkında kararsız kaldım desem daha iyi aslında. birisi japon dizisi olan Hana-Kimi (Hana Zakari No Kimitachi E, 花ざかりの君たちへ, Yakışıklılar Cenneti), diğeri ise bini kore dizisi olan Coma (코마, Koma).
Hana-Kimi, Hisaya NAKAJO’unun mangasından uyarlama. Açıkça söylemeliyim ki bu dizi beni pek sarmadı. Saırım okul dizileri seyretme yaşım geçmiş. Acaka Japon dizilerin karakterislik özelliklerinden faydalanmakta. Mangaya oldukça sağdık kalınmış. Karakter seçimleri ve kurgu ve oyunculuk başarılı. Eğer komik romantik lise dizisi izlemek isterseniz tavsiye edebilirim. Hani bizim dizilerdeki gibi vur, kır entrika mentrika falan yok. Yani neydi adı Arka Sıradakiler’efalan hiç mi hiç benzemiyor.
Kısaca konusuna değinirsek.
Mizuki Ashiya; 17 yaşında, Amerika da yaşayan bir kızdır. Ünlü bir yüksek atlama sporcusu olan Izumi Sano’a hayranlıkla birlikte aşık beslemektedir. Mizuki, bir gün gece Sano’nun  sport yaptığı salano gelirken birçete tarafından saldıya uğrar. o sırada Mİzuki’yi kurtaran Sano olur, fakat çeteden kaçarken Sano yakaladır ve ayağından bıçaklanır ve yüksek atlamayı bırakır. Bunun kendisi yüzünden olduğunu düşünen Mizuki, onu tekrar yüksek atlamaya dönmesi için ikna etmek ister. Ancak Sano, Japonya’da özel bir erkek lisesinde okumaktadır. Mizuki’nin bunu başarabilmesi için erkek kılığına girmesi gerekmektedir. Gözünü karartır, erkek kılığına girer ve okula kaydını yaptırır üstüne üstlük Sano ile aynı odaya düşerler. Ondan sonra olaylar başlar, işler karışır. Bir kaç kişi onun kız olduğunu öğrenir elbettki yalan sonradan ortaya çıkar. 
Ancak okul ilginç bir okuldur. Öğrencileirni derslerine göre değilde, dış görünüşlerine göre alır. Sürekli eğlenceli aktiviteler vardır, okul müdürleri sürekli onlara hediyeler verir. Klasik bir konusu olsa da, çekimi işlenişi diziyi izlenebilir kılmakta. İzlenmese n’olur peki, elbette birşey kaybetmiş olmazsınız…

COMA’dan bahsedersek, Kore’nin ünlü yönetmeni Su-chang Kong öncülüğünde yapılmış 5 bölümlük bir mini dizi Coma. Her bölüm ayrı bir karakterin başından geçeni anlatmakta. Ancak büyün geçen olaylar tek mekan olan hastanededir. Her ne kadar Kingdom Hospital’a benzetsem de diziyi, uzak doğu korkularını bünyesinde barındırmadan geçmemiş. Aslında beş bölümü bir film olarak düşünebilirsiniz. Aynı zaman diliminde beş kişinin başından geöenler ve ortak noktalar anlatılmış. İlerleyen bölümlerde puzzle gibi bütün patçalar yerine oturuyor. Dizi her ne kadar Kingdom Hospital’ı anımsatsa da Nakata’nin Ringu’usu ile litaratüre geçmiş, hatalet kıvrılışlarıda bulunmakta. Dizi Uzakdoğu korku sinemasının vazgeçilmezi olan ölümden sonraki intikam konusunu işlemekte. Su-chang Kong dizide genç yönetmenlere de yer vermiş. Şöyleki beş bölümlük dizinin ilk ve son bölümleirni kendisi yönetmiş, diğer bölümler iste üç isim arasında paylaştırılmış…

1. Birthday Party (yönetmen Su-chang Kong, 61 dakika)
2. Crack (yönetmen Gyu-Ok Jo, 54 dakika)
3. Necklace (yönetmen Jun-Seok Yoon, 47 dakika)
4. Crimson Red (yönetmen Jeong-Gu Kim, 55 dakika)
5. Doctor, Jang Seo Won (yönetmen Su-chang Kong, 65 dakika)

Dizi hakkındaki gayet ayrıntılı yazıyı http://www.otekisinema.com/?p=859 adresinde bulabilirsiniz. Zaten üzerine söylenecek başka birşey yok…
http://www.otekisinema.com/?p=859
http://www.korea-fans.com/forum/showthread.php?tid=10053
http://en.wikipedia.org/wiki/Coma_(Korean_horror_series)

sayfaya ulaşamıyor musunuz? lütfen "açıklamaları" okuyun. kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Wake Wood 05 Şubat 2012
        2011 İrlanda, İngiltere ortak yapımı filmin yönetmenlik koltuğunda David Keating var. Filmin hikayesini ise Brendan McCarthy yazmış. İkisi birlikte bu hikayeyi senaryolaştırmışlar. Hazır hikayeye girmişler aslında filmin konusunun Stephen King‘in Hayvan Mezarlığı‘na benzediğinin söylemem gerek. Hikaye biraz daha kalıplandırılıp, sınırlandırılarak, ölüyü […]
  • Gisaeng Ryung / Ghastly 04 Şubat 2012
        Gisaeng Ryung 2011 Güney Kore yapımı bir korku filmi. Film 3D olarak çekilmiş ancak Türkiye’de Uzak Doğu filmlerini sinemada izleyebilmek gibi bir lüksümüz olmadığınından filmin 3D’siz kopyasını evde izlemek zorunda kalıyoruz. Gerçi bu film için sinemaya gider miydim o da tartışılır. Sanırım sırf güney Kore filmi diye izlemeye giderdim.   Film bir konu [ […]
  • The Chronicles Of Narnia: The Lion, The Witch And The Wardrobe 03 Şubat 2012
        C.S. Lewis‘in The Chronicles Of Narnia serisinin ikinci kitabının, beyaz perdeye uyarlaması The Lion, The Witch And The Wardrobe. Film 2005 yılında çekilmiş fantastik bir hikaye. Diğer fantastik filmlerin gişe başarısı filmin çekilmesine sebep olmuş. Filmi yedi sene geç yazmam benim tembelliğimden kaynaklı. Ancak geçtiğimiz günlerde üç filmi birden izled […]
bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler...
! Anladım Ki Anlamak Yetmiyor*Tam Bir Blog..hayat ucuz.. 1 lira..A Publicitária AbRaXasastronotdefterbazen içinde bazen dışındaben deli miyimBlog KazanıCellar DoorCESETİZLERİ ♀coffeéefsaescinsel sayiklamalarEuphoria of the SoulGaykediGoddess Artemis' BlogGüNaH YüKLeNeN ADaMgüven uyandıran delihayatin kendisihop-çiki-yayaihuzursuz ruhlar barınağıiHüzün Kovan Kuşuİç Ses.İçimdeki Denizİçimdeki ucu bilenmemiş kelimelerimJacqueline mutlu kalmak istiyorKarbonizmaK�yamet MelekleriLa FeaMegami Sama's Blogmy sci-fi lullaby -NİNJA'NIN KUNG FU İLE İMTİHANInörotoksikOyunun başı sonu...peşim sıraplease come in..Psychological Pollution!.Rendered BeautySelçuk Hocaseri katilsi-menSisteki Goriller, Pigmelerle Dans ve AIDS Yetim...Sophiet.u.b.a'nın karaladıklarıThe Daily Kimchi - Korea Blogtimsah avcısıTotal FutboluzaksinemaViva La Vida, Viva La Muerte!vız gelir tırıs giderYALNIZLIK OKULUYasak Filmâyine-i devrânÇÖLÜN İKİLEMİŞEKER PORTAKALIвαяιιѕѕѕ'ѕ ∂яєαмѕ||● uçuyoruz ne güzel balon ●爱的草莓物语-My Fallen Berries