Posts Tagged ‘İzlediklerim’

Bunu araya sıkıştırmak istedim. Normalde çarşambaları tanıttığım izlenesi şeyleri cumartesiyede taşırdım şu aralar yoksa bitecek gibi değil… Eh bir kaçamak yapıp, cumayı da kullanmak fena olmaz diye düşünüyorum… Sanıyorum git gide bir film/anime/dizi vs.. bloguna dönecek burası… ama bu gidişe de bir dur diyeceğim (sanırım)…
Zevkle izlediğim birinci sezonunu hemencecik tükkettiğim ve ikinci sezonun çevirilerini merakla beklediğim bir anime Rosario to Vampire. Elbetteki bu da diğer animeler gibi manga uyarlaması. Rosario + Vampire (ロザリオとバンパイア, Rozario to Banpaia) Akihisa IKEDA tarafından çizilip yazılmış öncelikle. Daha sonra bu eğlenceli manganın, Kenichi YAMAGUCHI animenin yönetmenliğini yapmış. Rosario to Vampire’ı erkekler çok sevecek buna eminim. Kisaca konusunu özetlersek;
Ortaokulu bitirmiş Tsukune Aono babasının bulduğu bir rahip tarafından düşürülen okul davetiyesi üzerine lise eğitimi için Youkai Akademisi’ne gider. Bu okulun öylebir özelliği vardır ki sadece şaytanlar/canavarlar (youkai) bu okulda eğitim görebilmektedir. Nereye geldiğini bilmez halde kaçma planları kurarken Moka adında çok güzel bir kızla karşılaşır ve arkadaş olurlar. Ancak Moka’da bir vampirdir ve boynundaki kolyeyi çıkarınca gerçek formu olan çok güçlü bir vampire dönüşür. Moka, arkadaşlığıkarşılığında Tsukune’yi koruyacağını söyler. Böylece maceralar başlar. Önce düşman sonradan dost oldukları dört güzel kız daha katılır yanlarına ve hepside Tsukune’ye aşıktır ve onu paylaşamazlar.
İzlerken çok eğlendiğim bir anime… Zaten bu kızları görüpte izlememek içten bile değil :)
Linkler:
3D olarak izlemediğim eğlenceli ancak daha iyi anmasyonlarında olduğunu gördüğüm bir film. Sanıyorum ki bu flim Amerikalı çocuklar için baştan sona Amerikan milliyetçiliği yapmak için hazırlanmış bir film. Öyle ki, sinekler bile milliyetçi olmuş Ruslarla kapışır durumda . Soğuk savaşta ortaya sunulacak güzel yapımlaran biri. Helal olsun bize biz amerikalıyız motifinin dillendirilmiş kısmı. 
Evet efendim bu animasyonu beğenmedim. Ha şunu da söylemeliyim ki bu animasyonun 3Dsi daha mı zevk aldırırdı bilinmez ama konu bakımında bana hiç cazip gelmedi. Animasyonun en önemli özelliklerinden biri de animasyonda Neil Armstrong’(1,2,3)un arşiv sesi kullanılırken, Buzz Aldrin (aya ikinci ayak basan insan) (1,2,3,4)kendi karakterini kendisi seslendirmiş. Bir de bana ilginç gelen bir konu da filmin Belçika yapımı olması…
Yazıyı fazla dallanıp budaklandırmadan filmi özetlersek;
Büyükbabası gibi bir maceraperest ve kahraman olmak isteyen sinek Nat, isteksiz 2 arkadaşını ikna ederek Apollo 11 ile Ay’a gitmeye karar verir. Astronotların uzay başlıklarının içinde unutulmayacak bir yolculuğa çıkan sinekler ailelerini telaşa düşürdüklerinden habersizdir. Bir TV kanalında astronotların arkasından dünyaya el sallayan sinekler hem ailelerini telaşlandırır hem de Rusya’da televizyon seyreden sinekleri kıskançlıktan delirtir.

Rus sinekler, Amerikan kahramanlarımızın tamamlamaya çalıştıkları görevi sabote etmek için hemen Yegor adında sinsi bir ajanla anlaşırlar. Nat’in büyükbabası, 50 sene önce Paris’te aşk yaşadığı güzel Rus sineği Nadia ile mucizevi bir şekilde bir araya gelir ve Nadia, Rus sineklerin alçakça planından büyükbabayı haberdar eder. Torununu kurtarmak isteyen büyükbaba, gençliğindeki enerjisini tekrar içinde hissederek harekete geçer.

Bu sırada, uzay gemisinde felakete yol açabilecek bir kısa devre sorunu, Nat ve arkadaşı I.Q’nun çabalarıyla çözülür. Daha önce sineklerin varlığından ve başardıklarından habersiz olan astronotlar, onları tebrik etmek yerine, sinekleri bir deney tüpünün içine sprey sıkarak hapseder. Heyecanlı bir olay silsilesi sonrası tüpü kırıp NASA görevlisi Armstrong’un başlığına gizlice giren Nat, o tarihi adımları inceleme zevkine ulaşır. I.Q. ve Scooter ise Aldrin’in başlığının içinde bu tarihi olaya tanıklık eder.

Dünya, görevin tamamlanmasını sağlayan 3 küçük sinekten habersizdir ama sinekler evlerine kahraman olarak dönmüştür ve herkesi içine alan ortak bir söylemde buluşurlar: “Her zaman macera! Hayalperestler rüzgarda savrulur mu? Asla!

Yönetmen: Ben Stassen
Seslendirenler: Robert Patrick, Tim Curry, Christopher Lloyd, Philip Bolden, Adrienne Barbeau, Nicollette Sheridan, Ed Begley Jr., Trevor Gagnon
Senaryo: Dominic Paris

http://www.flymetothemoonthemovie.com/
http://www.imdb.com/title/tt0486321/

Goddess Arthemis‘in gönderdiği paket içerisinden çıkan bir film daha vardı. Ryûhei Kitamura‘nın Aragamisi. Doğruyu söylemek gerekirse filmi izlemeye hiç niyetim yoktu. Sadece şöyle bir koymuş, biraz bakındıktan sonra ağırlaşan göz kapaklarımı fazla zorlamadan dinlendiremeye koyulacaktım. Velhasıl film başlamış oldu. 
Öncelikle dikkatimi çeken müziklerdi. Çünkü jenerik girdiğinde çalan müzik beni iyice meraklandırıyordu. Sonra her şimşek çakışında aydınlanan sahneler bana filmin devamını izlemek gibi bir yükümlülük getiriyordu sanki. Belirttiğim gibi gerek müzik olsun, gerek sahne ve dekor tasarımları, gerekse kostümler bakımından tamamıyla başarılı bir yapım beni kendine iyice çekti. Donuk diyaloglar, çoğu kez havada kalan repliklere ve askıda kalmış bir konuya rağmen, bu sıradan hikayenin işleyişi zamanın nasıl geçtiğini unutturuyordu. Öyle ki filme ara verdiğimde yarısını geçmiştim bile. Şimdi geriye ne kalmıştı, sadece tahmin ettiğim bir düello sahnesi…
Evet aslında sadece sahneyi tahmin etmiştim. Kılıç düellosundaki koreografi beni kendisine hayran bırakacak şekildeydi ve sahnelerdeki ışığın kullanımı, renkler gerçekten filmi izletmeden geçmiyordu. Sonuç olarak durağan ritmine göre bir solukta izlenebilen film olarak aklıma kazınanlar arasında kalacak Aragami.
Zaman ve mekan kavramı filmde yok. Anlıyoruz ki eskilerde geçmiş ama finalde o donanımlı silahları görünce hikayenin aslında uzun soluklu olduğuna kanaat getiriyoruz.
Filmi bu kadar zevk ile izleyip beğendikten sonra biraz araştırma yapmadan geçmedim. Eh zaten blogta da yazacaktım biraz araştırmada fayda var diye düşündüm ve karşılaştığım şey gerçekten ilginçti.
Aragami, Duel Project (1,2) adı altında çıkan filmlerden biri. Aragami‘nin yönetmeni olan Ryûhei Kitamura ile, 2LDK‘nın yönetmeni Yukihiko Tsutsumi ile restleşmesinden ortaya çıkan bir proje Duel Project. Bu tatlı restleşme en iyi dövüş filmini kim çekecek yönündedir. Ama bazı kurallar da vardır:
- film 7 gün içerisinde çekilecek
- tüm film aynı mekanda geçecek
- filmde en fazla 3 karakter olacak
- filmin sonunda kapışan karakterlerden en az bir tanesi ölecek
- film düşük bütçeli olacak
Şartlar belirlendikten sonra Ryûhei Kitamura‘nın filmi olarak Aragami ortaya çıkar. Bu da demek oluyor ki 2LDK‘yı da aramaya başlayacağız…
Film hakkında bu kadar bilgiden sonra konusunu özetlemek gerekirse;
Zorlu bir savaştan yaralı olarak çıkan iki asker iki dağ arasına gizlenmiş bir tapınağa sığınırlar. Onları ilk karşılayan bir kadındır. İçeriye girer ve yığılırlar. Samuray bir kaç gün sonra gözlerini açar. tapınak rahibi gibi gözüken bir adam onun bütün yaralarını iyileştirmiştir. Yemek verir karnını doyurur. Arkadaşının cesedini alıp gitmek isteyen samurayı, fırtına sebebiyle, tapınak rahibi salmak istemez ve onu içmeye davet eder. Samuray bu teklifi kırmaz. 
İçkilerini yudumladıkları sırada tapınak rahibi, kendisinin efsanevi yaratık Aragami/ Tengu olduğunu açıklar iddiasına göre Japonya’nın en ünlü kılıç ustası Miyamoto Musashi’dirde. Samuray öncelikle buna inanmaz, ancak karşılaştığı şeyleri görünce çıkmaz bir yola girdiğini anlar ve kurtulmak içinde Aragami’yi öldürmesi gerekmektedir…
Yönetmen: Ryûhei Kitamura
Oyuncular:
Takao Osawa Samuray
Masaya Kato Aragami / Tengu / Miyamoto Musashi
Tak Sakaguchi Gelecekteki dövüşçü
Hideo Sakaki Samurayın arkadaşı
Linkler:
1989′da yapılmasına rağmen Türkiye’de 2007 yılında satışa sunulmuş Majo no Takkyūbin’i Goddess Artemis sayesinde izleme fırsatım oldu. Filmi izledikten sonra aklıma ilk gelen şeylerden biri de yıllar önce indirmiş olduğum İspanyolca yada Japonca dublajlı Miyazaki animelerini topladığım bir dvd oldu. Sanıyorum yavaş yavaş onlara el atma vakti geldi. 
Majo no Takkyūbin yada İngilizcesi ile söylersek Witch’s Delivery Service hatta bunu biraz daha kişiselleştirirsek Kiki’s Delivery Service 13 yaşına basmış küçük bir cadının evden ayrılışını ve büyük bir şehride yaşamaya çalışmasını anlatmakta. 
Bir Miyazaki animesi dediğinizde anlayacak çok şey vardır. Kiki’s Delivery Service’inde en büyük özelliği anlatılacak şeyinin çok olması. Her zamanki gibi Miyazaki bu animede de uçmaya, trenlere, kedilere, ana karakterlerin kadın olmasına yer vermiş. Bu demek olmuyorki filmde bir Miyazaki sıradanlığı var. Gerek çizgiler, gerek her zaman ki gibi Joe Hisaishi’nin yaptığı müzikler büyük bir uyumluluk içerisinde. Tabi Miyazaki gibi bir usta anlatmakla bitmez. Dünya üzerindeki hiç bir yeti de onu eleştirecek seviyede değildir. Bu yüzden bu faslı hızla geçiyorum. Yukarıda da kısa bir özet yazdım ama filmin konusuna tekrar değinmek gerekirse şöyle;

Kiki onüç yaşında bir cadıdır. Geleneklerine göre cadılık eğitimini tamamlayarak tam bir cadı olabilmesi için bir yıl ailesinden ayrı olarak kendi seçeceği bir şehirde yaşaması gerekmektedir. Kiki, kedisi Jiji ile annesinin hediye ettigi süpürgeye binerek evinden ayrılır ve deniz kenarında, başka cadısı olmayan bir şehirde karar kılar. Kiki, şehirde uçma yateneğinden faydalanacağı bir kurye servisi açmak istemektedir. Şehirdeki ilk gününde tanıştığı birinin fırınında ona yardımcı olurken aynı zamanda hayalini kurduğu işi yapmaya başlar ve zamanla cadılık yeteneklerini kaybettiğini fark eder. Yeteneklerini tekrar kazanmaya çalışırken bir arkadaşının da hayatını kurtarması gerekir.

bu sıcak hikayeyi izledikten sonra, gerçekliğe biraz zor alıştırıyorsunuz kendinizi. Çünkü Miyazaki’nin her animesinde olduu gibi o dünyaya kaptırıyorsunuz kendinizi. Çıkmak ise sorundan başka birşey getirmiyor kapınıza…
Linkler:
Saat 12 nolmuş ben kahvaltımı (aslında oğle yemeğim) simit, beyaz peynir ve domatesle yapıyorum. Her ne kadar Risa “Ben Japon’um elbetteki kahvaltıda saçıma pirinç tanesi yapışacak” dese de efendim ben de Türk’üm elbette ki susamlar ağzımın kenarlarına yapışıp üzerime dökülecek… Şimdi “Risa” kimdir diye bir soru işareti gelebilir aklınıza…  Başlıkta da yazdığı gibi Lovely Complex’in ana karakteri.
Lovely Complex/Lovecom yada orjinal adıyla ラブ★コン, Rabu★Kon mangaka Aya Nakahara tarafından çizilen bir shōjo manga serisidir. Bu eğlenceli manga bir sinema filmine ve anime serisine uyarlandı. Şimdilik benim üzerinde duracağım da belirttiğim anime serisi (bu arada mangatu da aradan çıkarmış oluyorum :) ).
Rabu★Kon lise öğrenisi bir kız ve erkeğin aşk hikayesini anlatmakta. Baş kahramanımız Koizumi Risa (小泉リサ) Japon kızlarının boy ortalamasına göre çok uzun boyludur. Aşık olduğu Ootani Atsuşi (大谷敦士) ise Japon erkeklerin boy ortalamasına göre çok kısadır. Aralarında yaklaşık 16 cm fark vardır ve bu yüzden Japonya’da aynı boy farkına sahip olan komedi ikilisinin lakaplarını üstlerine akmışlardır. Herkes onları “All Hanshin Kyojin”diye bilir ve çağırır.
Risa, hep kendinden uzun boylu bir erkek beklemektedir hayatında. Ancak Ootani’ye aşık olduğunu farkedince başta öncelikle boyu ve daha sonrada All Hanshin Kyojinoldukları için bunun olamayacağını bahane eder. Daha sonra Ootani’ye olan aşkını kabullendikten sonra bunu Ootaniye açması gerekmektedir. İşte hikaye de burada dallanıp budaklanmaya başlar…
Eğlenceli anlatımla bezenmiş komik ve zevli bir anime. Lovely Complex’te dikkat edilecek bir hususta neredeyse tüm karakterlerin standart Japonca yerine Kansai-ben, Japonca’nın Kansai lehçesini konuşmasıymış (hikâye Kansai bölgesinde geçer). Anime gösterilerinde bir veya iki karakterin Kansai-ben konuşması yaygındır fakat tüm karakterlerin konuşması sıradışı bir durummuş (bende yeni öğrendim).
Karakterler şunlardır:
  • Risa Koizumi (小泉リサ - Koizumi Risa)
  • Atsushi Ōtani (大谷敦士 - Ootani Atsuşi)
  • Nobuko Ishihara (石原信子 - İşihara Nobuko)
  • Heikichi Nakao (中尾平吉 - Nakao Heikiçi)
  • Chiharu Tanaka (田中千春 - Tanaka Çiharu)
  • Ryoji Suzuki (鈴木涼二 - Suzuki Ryoji)
  • Haruka Fukagawa (深川遥 - Fukugawa Haruka)
  • Seishirō “Seiko” Kotobuki (寿聖子郎 - Kotobuki Seişiro, 聖子 Seiko)
  • Linkler:
    http://tr.wikipedia.org/wiki/Lovely_Complex
    http://www.anime.gen.tr/animetanitim.php?id=1334
    http://www.animenewsnetwork.com/encyclopedia/anime.php?id=7468
    http://en.wikipedia.org/wiki/Lovely_Complex
    http://www.viz.com/products/products.php?series_id=923
    http://comics.shogakukan.co.jp/mangasho/rist.html
    http://annex.s-manga.net/lovecom/
    http://www.aqi.co.jp/product/lovecom/index.html
    http://www.toei-anim.co.jp/tv/lovecom/

    sayfaya ulaşamıyor musunuz? lütfen "açıklamaları" okuyun. kda@kisiseldepresyonanlari.com
    • Gantz 08 Şubat 2012
          Geçtiğimiz aylarda (ki on gün sonra tam bir sene olacakmış) Gantz‘tan bahsetmiştim. Sinema filmine uyarlanma ihtimali olan anime sonunda Shinsuke Sato tarafından sinemaya uyarlanmış. Tabi bu süre zarfında mangayı da okuyacağımı dile getiren ben bu eylemi de yerine getiremedim. Neyse biz konumuza dönelim. Gantz’ın sinema filmi olarak uyarlandığının haberi […]
    • Neverland 07 Şubat 2012
          Artık yeni bir hikaye üretemeyen Hollywood’un eskilere sarılmasının bir yansıması Neverland. Ancak bu bir sinema filmi değil SYFY kanalında yayımlamış olduğu mini bir dizi. Dizi kendi çapında bazı açıkları olsa da Peter Pan hikayesini yeniden yorumlamış. Peret Pan nasıl uçmaya başladı, Tinker Bell ile nasıl tanıştılar, dizi bu konuda kendi çapında açıkla […]
    • The Chronicles of Narnia: Prince Caspian 07 Şubat 2012
          Seri ikinci filmi ile devam ediyor. Kitap sıralamasına bakarsak dördüncü kitap. Film aynı kadro ile çekilmiş olmasına rağmen ben ilk filmdeki aksiyonu, göremedim. Bu film kendi içine çekmekte zorlandı beni. Yer yer sıkılmadım desem yalan olmaz. Olayların azlığı belkide fantastik öğelerden hikayenin biraz daha arındırılmış olması buna sebep belkide.   Bu […]
    bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler...
    ! Anladım Ki Anlamak Yetmiyor*Tam Bir Blog..hayat ucuz.. 1 lira..A Publicitária AbRaXasastronotdefterbazen içinde bazen dışındaben deli miyimBlog KazanıCellar DoorCESETİZLERİ ♀coffeéefsaescinsel sayiklamalarEuphoria of the SoulGaykediGoddess Artemis' BlogGüNaH YüKLeNeN ADaMgüven uyandıran delihayatin kendisihop-çiki-yayaihuzursuz ruhlar barınağıiHüzün Kovan Kuşuİç Ses.İçimdeki Denizİçimdeki ucu bilenmemiş kelimelerimJacqueline mutlu kalmak istiyorKarbonizmaK�yamet MelekleriLa FeaMegami Sama's Blogmy sci-fi lullaby -NİNJA'NIN KUNG FU İLE İMTİHANInörotoksikOyunun başı sonu...peşim sıraplease come in..Psychological Pollution!.Rendered BeautySelçuk Hocaseri katilsi-menSisteki Goriller, Pigmelerle Dans ve AIDS Yetim...Sophiet.u.b.a'nın karaladıklarıThe Daily Kimchi - Korea Blogtimsah avcısıTotal FutboluzaksinemaViva La Vida, Viva La Muerte!vız gelir tırıs giderYALNIZLIK OKULUYasak Filmâyine-i devrânÇÖLÜN İKİLEMİŞEKER PORTAKALIвαяιιѕѕѕ'ѕ ∂яєαмѕ||● uçuyoruz ne güzel balon ●爱的草莓物语-My Fallen Berries