Posts Tagged ‘Aslı’

Dün yanıyorduk. Hani bildiğin yanma. Bina girişindeki kofra patlayınca büyük bir duman küçük bir alev karşıladı bizi… Neyse ki kısa süre elektriksizlikten sonra kısmen de olsa elektriğe kavuşabildik. Ancak olay hakkında anlatılacak o kadar çok şey var ki? Tamam polis geldi kontrole, yangını da biz söndürdükte birde itfaiye gelseydi ya kontrol için… Haber de verdik aslında… Tabi Tedaş’ta olaya biraz daha özverili yaklaşabilirdi. Peki işlem sonunda verilen harçlık neydi? Şöyle bir işim olmadı…

Neyse pazartesi sendromu, is, duman, kül tozlarının eşliğinde gelecek. Çok sevdiğim ve her yaptığı işi başarılı bulduğum, ki tek iş yapar kendisi, Aslı Gökyokuş’un maksisingılından bir çarkı seçtim…

Aslı Gökyokuş – Kırıp Döktüklerim

Çöküyorum günden güne ve bunun farkındayım. Hayaletler üzerime yürüyor Ya da sizin tabirinizle insanlar. Soluk alamadığımı hissediyorum sürekli bir yerlere çarptığımı. çatlamış vücudumu bu çarpmaların şiddetine adıyorum ve ağlıyorum içimden dolan hazlar içimde dolan cümleler kuşkusuz kaygan. Biliyorum sessizliğim bozacak bu satırları ve yanında uzanacağım aydınlık cümlelerimin ulaşacağı yer, ama ben çırpınışına boğulurken hüviyetimin sonsuza dek yaşanacak yok oluşlarımın arasındayım sessizliği hiçe sayan bir masum gibi…

canlısı eşliğinde yazılmıştı oysa…

kelimeler bazen doğruları söyler, dilin kıvrak yalanlarına inat. gökyüzü karamıştır, odanın duvarında, parıldayan sokak lambasının yansıması çocukluk korkularımız gibi çöker üzerimize. sığındığımız herşey düşmandan başka birşey değildir… hayatta bir biz varızdır… hek dost ve tek düşman…

oldum olası Aslıyı sevmişimdir, tüm övgüleri kaldırabilecek başladığınan beri aynı çizgide sapmadan yürüyerek hayranlığıma hyranlık katan nadide insanlardan biridir ki müzik piyasasında bu pekte kolay değildir. İlk albümden Sessizce, Ölüm Kapımı Çalmasa Da, Neresindeyim, Nerdesin; ikinci albümden, Tüm Şehir Ağladı, Ödünç Aldığım Tüm Erkeklere, Sen de Unut, Kördüğüm, Artık Sevgilim Değilsin; son albümden ise; Aşkların En Büyüğü, Dergiden Resmini Kopardım, Gitmiş Gibisin, Yardımcı Olmuyor, Yalnızlığım sürekli beynimin içince vızıldayanlar arasında. Çok televizyon izlediğim söylenemez ama Yardımcı Olmuyor’un klibinin olduğu umuduyla youtube’u arattım ve buldum olmasa da zaten birileri bunalım bir klip hazırlayacaktı buna…. İşin garibi genel olarak kötü bir haftaya eşlik eden bu şarkının (ki hala kötü) bana yazıp bitiremediğim bir hikayemi tekrar anımsatması anımsatmadan çok canlandırması oldu… Fiili Yalnızlığımın Geçit Törenleri. Klibin sonunda küçük bir alıntı bulunmakta….

Fiili Yalnızlığımın Geçit Törenleri

Keskin salak gülümsememi çıkarmalıyım artık yüzümden. Hayata her gün yeni bir umutla başlamak; ruhsuz, suratsız, kişisel albenilerden çok, vasıfsız insan topluluklarının parçası olmaktan alı koymalıyım kendimi.

Her şey biraz daha karanlığa itiyor beni. Karanlık yaklaştıkça benliğime açılan kapılardan bir bir giriyorum. Saf beyazın huzuru orada. Sarı benekli odamın duvarlarında hayaletler görüyorum. Soğumaya başlayan odamın içersinde aylardır başucumda bulunan günbegün artıp sıcaklığını hissettiren kapsüllerim samimiyetle gülümsüyor bana. Yanında sevgili dostum diyebileceğim bir yıldan ötedir cüzdanımda taşıdığım, derin bir umutsuzluk anında sırasını bekleyen, paslanmaya yüz tutmuş yarım jiletim. “XCb” gibi harflerle başlayan Rusça isminin parlak gülümsemesi yüzüme yansıyan. Duvarda asılı bir kement, ağzını kocaman açmış dişlerinin ardından dilini savuruyor bana, şuh gülümsemesi içimi acıtıyor bir kez daha. Bu kez becermeliyim, kendimi onların mutluluğuna eşlik edip, sayısızca kez bölünen benliğimi toplamalıyım.

Uyumalıyım.
Bir kez daha küçük bir ölümle alıştırmalıyım kendimi gerçek hayata.

Yine aynı rüya. Bir bar köşesinde sigarasını içen karanlık kadın. İçimde ona karşı ifade edilemez tutkunluğun, saplantı haline dönüştüğünü hissedebiliyorum. Yüzünü hiç net görmedim karbon kağıdıyla çizilmiş bir karakterden ibaret sadece. Biraz daha düşünüp bilinçaltımın, yanılsamalarından küçük karakterler ürettiğimi hatırlatıyorum kendime. Sigarsından bir kez daha çekiyor ve sigarasını tuttuğu uzun parmaklarının dumanla nasıl kırıştırdığını görüyorum. Dirseği göğüs hizasında ve kırık, bileğide tam zıt bir şekilde. Karanlığın duvara vurduğu yansıma, sadece televizyondan gördüğüm bir kuğu şeklinde.
Ne yansımamı görebiliyorum ne de gölgemi, bu lanet olası boktan rüyada, kendimi yalnız hissetmemin tek nedeni bu. Rüyada gezindiğim vakitler içersinde mümkün olduğunca aynanın karşısında olmamaya çalışıyorum. Gerçek hayatta da öyle. Gerçek olmasa da bir kopyamı görmek içimde olan öfkenin açığa çıkmasına neden oluyor. “Kendimden neden bu kadar nefret ediyorum” sorusunu sordukça, mantıklı bir cevap üretemiyorum. Tiksinsem de bu benden benimdi, aslında tamamını soyutlamıştım kendimden bir ruh olarak açığa çıkmak istiyordum ve onlarda beni bekliyordu. Bu lanet olası beden beni içine hapsetmiş iskelet denilen işkence aletleriyle ruhumu kazıyordu yavaş yavaş, yok etmeye çalışıyordu.

….

Dört gibi gözlerimi derin bir baş ağrısıyla açtım. Pencereden çeriye akan sert rüzgar derin bir amonyak kokusu bırakıyordu burnumda. Aton’un doğmasına az kalmıştı, uzun zamandır onun doğuşunu izlememiştim bu benim için bir kayıp değildi elbet, diğer insanlar gibi, ancak içimde bu gün onu görme duygusu ağırlığını hissettirmeye başlamıştı. Bu yüzden dışarı çıkmalıydım ve yaklaşık dört aydır evden dışarı adım atmamıştım. Bu benim için kapımın önüne ördüğüm on metrelik kurmaca duvarın üzerinden atlamam demekti. Bunu başarabilir miydim? Aton için evet!
Kapıdan apartmanın koridoruna adım attığımda ayaklarımın titreyip dizlerimin birbirine vurduğunu hissettim. Küçük bir panik kaplamıştı bedenimi. Midem bulanmaya başlamış, koridorda yayılan koku beyin hücrelerimde ağır tahribatlara yol açmıştı sanki. Başım ağrıyor gözlerim kararıyor içimde sebebini bilmediğim bir his açığa çıkmayı bekleyen bir gaz gibi içerden derimin cephelerine çarpıyor, küçük fare ısırıklarını andıran bir acı hissettiriyordu bedenimde.

….

Aton, tanrıların en büyüğü. Sefil halkın, dayatma tanrısı. Senden büyüğünü görmek, düşünmek olabilecekler arasında tereddütlere düşmek. Ne sıcak yüzün, ne akıl almaz bir düzen üzerinde oynadığın, varlığının dirilişi, için için yanman, bir kıyamet senaryosunda başrol oynaman. Ulaşabilsem sadece vücuduma kazınacak yarıklar için, parçalanacak etler için. Nasıl doğdun, nasıl yaşadın, köhne duvarlar ardında, bu kez bitirelim umutsuzluğunu halkın, bu son cesaretim üzerimdeki. Yavaşça akmaya başlayan sularda…

sayfaya ulaşamıyor musunuz? lütfen "açıklamaları" okuyun. kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Neverland 07 Şubat 2012
        Artık yeni bir hikaye üretemeyen Hollywood’un eskilere sarılmasının bir yansıması Neverland. Ancak bu bir sinema filmi değil SYFY kanalında yayımlamış olduğu mini bir dizi. Dizi kendi çapında bazı açıkları olsa da Peter Pan hikayesini yeniden yorumlamış. Peret Pan nasıl uçmaya başladı, Tinker Bell ile nasıl tanıştılar, dizi bu konuda kendi çapında açıkla […]
  • The Chronicles of Narnia: Prince Caspian 07 Şubat 2012
        Seri ikinci filmi ile devam ediyor. Kitap sıralamasına bakarsak dördüncü kitap. Film aynı kadro ile çekilmiş olmasına rağmen ben ilk filmdeki aksiyonu, göremedim. Bu film kendi içine çekmekte zorlandı beni. Yer yer sıkılmadım desem yalan olmaz. Olayların azlığı belkide fantastik öğelerden hikayenin biraz daha arındırılmış olması buna sebep belkide.   Bu […]
  • Drive 06 Şubat 2012
        2012 Oscar adayı ve muhtemel bir kaç Oscar sahibi film Drive. Bunu film çok çok iyi olduğu için söylemiyorum, sadece tam Amerikan tipi Oscarlık bir film olduğundan olduğundan söylüyorum. Kısacası filmi Amerikan tipi sanatsal film olarak betimleyebilirim.   Filmin ilk dakikalarından itibaren, Coen kardeşlerin bir başka No Country for Old Men vakasının içe […]
bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler...
! Anladım Ki Anlamak Yetmiyor*Tam Bir Blog..hayat ucuz.. 1 lira..A Publicitária AbRaXasastronotdefterbazen içinde bazen dışındaben deli miyimBlog KazanıCellar DoorCESETİZLERİ ♀coffeéefsaescinsel sayiklamalarEuphoria of the SoulGaykediGoddess Artemis' BlogGüNaH YüKLeNeN ADaMgüven uyandıran delihayatin kendisihop-çiki-yayaihuzursuz ruhlar barınağıiHüzün Kovan Kuşuİç Ses.İçimdeki Denizİçimdeki ucu bilenmemiş kelimelerimJacqueline mutlu kalmak istiyorKarbonizmaK�yamet MelekleriLa FeaMegami Sama's Blogmy sci-fi lullaby -NİNJA'NIN KUNG FU İLE İMTİHANInörotoksikOyunun başı sonu...peşim sıraplease come in..Psychological Pollution!.Rendered BeautySelçuk Hocaseri katilsi-menSisteki Goriller, Pigmelerle Dans ve AIDS Yetim...Sophiet.u.b.a'nın karaladıklarıThe Daily Kimchi - Korea Blogtimsah avcısıTotal FutboluzaksinemaViva La Vida, Viva La Muerte!vız gelir tırıs giderYALNIZLIK OKULUYasak Filmâyine-i devrânÇÖLÜN İKİLEMİŞEKER PORTAKALIвαяιιѕѕѕ'ѕ ∂яєαмѕ||● uçuyoruz ne güzel balon ●爱的草莓物语-My Fallen Berries