Posts Tagged ‘A. Gül TOKAY’

DIŞ POLİTİKASININ ANALİZİ

Derleyen Faruk SÖNMEZOĞLU

Birinci Bölüm

TARİHSEL GELİŞİM

1) ABDÜLHAMİT  DÖNEMİ DIŞ İLİŞKİLERİ

Murat ÖZYÜKSEL

A) Dönemin Öntarihi

1757 yılında Hindistan’ın işgali ile birlikte, Osmanlı Devleti’nin toprak bütünlüğünü savunmak, İngiltere dış politikasının önemli bir unsuru olmuştur.

1877-78 Osmanlı-Rus Savaşı, İngilizlerde artık Osmanlı İmparatorluğu’nun toprak bütünlüğünü korumanın çok zor olacağı kanısını uyandırmıştır.

1880 yılında liberal Gladstone’un iktidara gelmesiyle İngiltere’nin Osmanlı politikasındaki değişim daha bir nitelik kazandı.

Avusturya İngiltere ile birlikte Ayastefanos’un değiştirilmesi için Rusya’ya baskı yapmaya başladı. Bismarck, Avrupa Birliğini yeniden sağlayabilmek amacıyla 1856 Paris antlaşmasını imzalayan tüm devletleri Berlin’e çağırdı.

Abdülhamit’in iktidara geldiği yıllarda, uluslararası politikada hareket alanı iyice sınırlanmıştı. Osmanlı diplomasisinin geleneksel denge politikasının koşulları ortadan kakmış gibi görünüyordu. Rusya’nın Balkanlar ve Boğazlar, Avusturya’nın Balkanlar, İtalya’nın Osmanlı Afrika’sı üzerinde emelleri bilinmekte idi. Fransa’ya gelince; Tunus’u işgal etmesinin yanı sıra, cumhuriyetle yönetiliyor olması da Abdülhamit’i ürküyordu. Kıbrıs ve Mısır’ı ele geçiren İngiltere’den ise, hala Osmanlı toprak bütünlüğünü savunması beklenemezdi.

Abdülhamit iktidarı boyunca liberal ve ulusal hareketleri, başta İngiltere olmak üzere yabancı devletlerin Osmanlı İmparatorluğu’nu parçalamak üzere ortaya koydukları, bir oyun olarak değerlendirmiştir. İslam yeni bir dayanışma ilkesi olarak, milliyetçilik virüsünün Türk olmayan Müslüman halklara bulaşmasını engelleyebilirdi.

Sömürgeleri arasında Müslüman toprağı bulunmayan ve Osmanlı toprakları üzerinde o güne kadar herhangi bir talebi olmamış tek Avrupa devleti Almanya’ydı. Berlin’de Osmanlı Devleti’nden hiçbir şey istemeyen tek lider Bismarck’dı. Bu tavrı Avrupa’da istikrar arayan dış politikasının bir sonucu idi.

B) Bismarck Dönemi

1) Bismarck’ın Osmanlı Politikası

Bismarck, 1866 Avusturya ve 1870 Fransa savaşlarından sonra amacına ulaşarak, 18 Ocak 1871 tarihinde Alman İmparatorluğunu ilan etmişti. Bismarck, Fransa’yı Avrupa’da yalnız bırakmak gerektiğini düşünüyordu. 1872 yılında Avusturya ve Rusya imparatorları ile Birinci Üç İmparatorlar Birliği adı verilen sözlü bir anlaşma yapmıştı.

2) Osmanlı İmparatorluğu’nda Alman Askeri Misyonu

Askeri alandaki kurumsal ilişki, Abdülhamit’in teklifine Alman yönetiminin olumlu yanıt vermesiyle başlamıştır.

Osmanlı ordusunda Alman askeri heyetin en büyük başarısı, Almanya silah sanayisine Osmanlı pazarının kapısını açmasıydı.

C) II. Wilhelm Dönemi

1888 yılında II. Wilhelm’in imparator… hızlı sanayileşme sürecinde… Pazar ve hammadde sorunudur. II. Wilhelm, Bismarck’ın temkinli yaklaşımlarını bütünüyle bir kenara bırakarak, Weltpolitik adı verilen yayılmacı bir politika izlemeye başlamıştır.

Resmi politika değişmişti; ancak Almanya’nın ele geçirebileceği sömürge toprakları pazar, hammadde ve nüfus artışı sorunlarını çözmekten çok uzaktı. Almanya’nın kapitalist bir devlet olarak tarih sahnesine çok geç çıkması, Alman donanmasının deniz aşırı fetihler için yetersizliği…

Alternatif politikalar… barışçı yayılma politikasında, Osmanlı İmparatorluğu merkezi bir önem kazanmıştır.

1) Osmanlı-Alman İlişkilerinin Lokomotifi: Anadolu ve Bağdat Demiryolları

Alman resmi politikası Alman girişimcileri, belirli riskleri göze almaları koşuluyla Osmanlı İmparatorluğu’ndaki yatırımlarında desteklemeye başlamıştı.

1888 yılına kadar Osmanlı topraklarında tek bir kilometre demiryolu bulmayan Almanlar, 1890 senesinde yaklaşık 2000 kilometrelik demiryolu ağının imtiyazını ele geçirmişlerdi.

Abdülhamit ise Almanlardan başka hiçbir ülkeye imtiyaz vermeme kararını sürdürüyordu.

İmparatorluğun iç ve dış güvenlik sorunlarındaki tırmanış, özellikle asker sevki açısından Abdülhamit’in demiryollarına verdiği önemi arttırıyordu.

Azınlıklarla ilgili tarafsızlık politikası, Fransa katoliklerin, İngiltere protestanların, Rusya ise ortodoksların koruyuculuğunu üslendiğinden; uluslararası siyaset sahnesine geç çıkan Almanya’nın destekleyebileceği herhangi bir azınlık grubu kalmamıştı.

2) Marschall von Bieberstein ve Weltpolitik

1897 yılında Almanya’nın İstanbul Büyükelçiliğine Marschall von Bieberstein’ın atanması, ilişkilerde yepyeni bir dönemin başladığının habercisiydi. (Weltpolitik)ateşli bir taraftarı…

3) II. Wilhelm Osmanlı İmparatorluğu’nda

II Wilhelm, Selahattin-i Eyyübi’nin mezarı başındaki konuşmasında, Abdülhamit’e misafirperverliği için teşekkür ediyor, Padişah’ın ve dini önderi olduğu 300 milyon müslümanın dostu ve koruyucusu olduğunu ilan ediyordu.

II. Wilhelm’in gezisinin sonuçlarından ilki, Haydarpaşa Limanı imtiyazını elde etmek oldu.

4) Kolonizasyon Çabaları ve Almanya Politikası

Bağdat demiryolu için rekabet eden güçlerin en etkili silahı, Osmanlı yönetimi çevrelerinde Almanların demiryolunun kolonizasyon amacıyla kullanacakları korkusunu yaymaktı.

Anadolu’da kolonizasyon düşüncesi, büyük bir incelikle örtülen barışçı yayılma politikasıyla çelişiyordu.

Bağdat Demiryolu Şirketi döşediği hatların her iki yanında, yirmişer kilometrelik bir bölgede maden arama çalışmaları yapabilecek, su kaynaklarından yararlanabilecekti.

Bağdat demiryolu şirketlerinin çabalarıyla, Çukurova’da 1904-1905 yıllarında 45.000 balya olan pamuk üretimi, 1910-1911 seneleri arasında 85.000 balyaya çıkarılabilmişti.

5) Uluslararası Bir Sorun Olarak Bağdat Demiryolu

demiryolu, Mısır ve özellikle Bağdat Körfezi’ne yaklaştıkça İngiltere’yi, Suriye bölgesinde de Fransa’yı tehdit edecekti. Rusya ise projeye Almanların bölgedeki etkinliklerinin artması kadar, demiryolunun Osmanlı İmparatorluğu’nu güçlendireceği kaygısıyla da karşı çıkıyordu. Karadeniz bölgesinde demiryolu inşa hakkı Rusya’ya devredilmişti. Rusya kendi sınırları içinde demiryolu yapımını engellemiş oluyordu.

Almanların Varsa Körfezi’ne doğru ilerlemesine en radikal muhalefeti İngiltere yürütmüştür.

İngiltere için kabul edilmez olan, demiryolunun Anadolu’dan sonra Mezopotamya üzerinden Basra Körfezi’ne ulaşmasıydı Bağdat Demiryolu projesinin Basra’da son bulması, Hindistan’a yönelik doğrudan bir tehdit yaratırken; Hicaz bağlantısı da Mısırdaki İngiliz nüfuzunu tehlikeye sokuyordu.

Bağdat Demiryolu sorununun kendisi de yıllar boyu çelişkileri tırmandırarak, savaşın çıkmasına katkıda bulunmuş önemli bir etkendir.

Sonuç

Demiryolu inşası; altyapı yatırımları, maden arama çalışmaları, sulama kanalları yapımı ve hammadde elde etmeye yönelik benzeri çabalarla birlikte yürütülüyordu. Bu süreç sonucunda, 1909 yılına gelindiğinde Almanya ve Avusturya-Macaristan bloğunun Osmanlı dış ticaretindeki payı % 42’ye yükselmişti. Oysa bu rakam 1880’lerde %18 civarındaydı. Aynı dönemde Fransa’nın payı % 18’den % 11’e, İngiltere’nin ki ise % 61’den % 35’ düşmüştü

2) II. MEŞRUTİYET DÖNEMİ DIŞ İLİŞKİLERİ 1908-1914

A. Gül TOKAY

Son Osmanlı dönemi devlet adamlarının dış politikadaki ana hedefleri Osmanlı İmparatorluğunun bütünlüğünü korumak için savunmacı bir politika izlemek ve dış güçlerle uzlaşma yolları aramak olmuştur.

1908-1914 döneminde, Abdülhamit’in pasif yalnızlık politikası bir tarafa bırakılarak İmparatorluğun ayakta kalabilmesi için büyük devletlerden destek aramaya yönelik aktif bir politika izlemek ve dış güçlerle uzlaşma yolları aramak olmuştur.

1) 1908-1909 Dönemi

Dönemin devlet adamları sorunların kökeninde kapitülasyonların yattığı ve onlar kaldırılmadan reform programlarında fazla ilerleme olmayacağına inanmışlardı.

Büyük devletlerden İngiltere ve Rusya meşruti rejimden hoşnut olmakla beraber, İhtilalin kendi toprakları üzerinde yaşayan Müslümanları etkileyebileceğinden kuşkulanmaktaydılar. Alman hükümeti, İhtilalde İngiliz yanlılarının başarısı, Almanya’nın Sultan’a olan yakınlığı ve Almanya’daki otoriter iradenin iki devlet arasındaki ilişkileri zedeleyebileceğinden dolayı Meşrutiyetin ilanından fazla hoşnut olmamıştı.

1908 yılında Avusturya’nın Bosna-Hersek’i ilhakı zaten bitmeye yüz tutmuş, Avusturya-Rus Antantını sona erdirmiş ve Balkan devletleri arasında ciddi bir krize sebep olmuştur.

Rus yönetimi ise bir Türk-Slav ittifakını desteklemekteydi. Balkan ittifakı ve Osmanlı ile ikili bir anlaşmayı en sıcak karşılayan devlet Sırbistan olmuştur.

1908 yılının sonlarında aralarında uzlaşmaya varamadıklarından uluslararası konferans fikrinden vazgeçip, Bosna’nın ilhakı ve Bulgaristan bağımsızlığı ile başlayan bunalımların ikili anlaşmalar sonucu çözülmesi için gayret göstermeye başlamışlardır.

Avusturya-Osmanlı anlaşması, 26 Şubat 1909 tarihinde gerçekleşmiştir.

Bulgaristan sorunu Rusya’nın arabuluculuğu sayesinde çözülmüştür.

2) 1909-1912 Dönemi

Osmanlı devletinin İtilaf devletleri (Üçlü İtilaf) ile arasındaki soğukluk yaşandığı 1910-1911 yılları arasında Alman-Osmanlı yakınlaşması olduğunu varsaymak da fazla doğru olmaz. Alman hükümeti, Osmanlının askeri ve mali zayıflığından dolayı Osmanlı devleti ile hiçbir resmi ittifaka girmek istememekteydi.

Balkan devletlerinin resmi politikaları Osmanlı devletine ılımlı olmakla beraber, gizli olarak Makedonya üzerindeki ayrılıkçı faaliyetleri desteklemekteydiler.

Osmanlı hükümetinin iç ve bölgesel çalkantılara çözüm arayacağı söz konusu dönemde İtalya Trablusgarp’a saldırmıştır. İtalya 1911 yılında Trablusgarp savaşına girmiştir.

15 Ekim 1912’de Osmanlı devleti İtalya ile Ouchy Anlaşmasını imzalamak zorunda kalmıştır. Libya İtalya’ya devredilecek ve aynı zamanda İtalya geçici olarak Onikiada’yı işgal edecekti.

Balkanlardaki yerel çatışmalar Libya’daki daha da çıkmaza girmesine yol açmış,öte yandan ise savaş Osmanlıların balkan devletlerinin hazırlık ve planlarını gözden kaçırmasına sebep olmuştur.

Balkan devletlerinin ittifakını hızlandıran sebeplerden biri başkası yada Avusturya’nın Sırbistan’a karşı büyük bir Arnavutluk yaratmak emelleri idi.

1909-1912 yılları arasında da Osmanlının büyük devletlerle ittifak arayışları sonuç vermemiş ve aynı zamanda devletin iç çalkantıları yerel mücadelelerin hızlanmasına sebep olmuştur.

3) 1912-1914 Dönemi

a) Balkan Savaşları ve Sonuçları

İlk olarak 1912 Martında Sırbistan ve Bulgaristan arasında bir savunma anlaşması imzalanmıştır. Gizli bir maddesi Makedonya’nın iki devlet arasında paylaşılmasını da kapsamaktaydı.

13 Ekim 1912’de başlayan Balkan Savaşlarında Makedonya topraklarının geleceği odak noktasını teşkil ediyordu.

Avusturya Balkanlarda kendi ekonomik menfaatlerinin korunmasına çalışmakta, Rusya ise İstanbul ve Boğazların günün şartlarında Osmanlı devletinin elinde kalmasını desteklemekteydi.

Sırbistan, Bulgaristan, Yunanistan, Karadağ ve Osmanlı devletinin temsilcilerinden oluşan San James Konferansının Londra’da toplanması büyük devletleri alarma geçirmiştir. Londra’da Büyükelçiler Konferansı toplanmıştır.

İtilaf devletlerinden Rusya ise Boğazlara yakın olan adaların Osmanlının elinde kalmasını istemekteydi. İngiliz ve Fransız temsilcileri ise adaların Yunanistan’a geçmesini desteklemekteydiler.

Londra Anlaşması’na göre Midye-Enez çizgisinin batısında kalan topraklar Balkan devletlerine, Edirne ise kayıtsız şartsız Bulgaristan’a bırakılıyordu.

Londra Anlaşmasından sonra Balkan devletleri arasında Makedonya toprakları üzerinde çıkan anlaşmazlıklar Balkan ittifakının bozulmasına ve II. Balkan savaşına yol açmıştır.

Talat Paşa’nın öncülüğünde Osmanlı devleti Edirne’nin geri alınması için Bulgaristan’a karşı Balkan devletleri arasında oluşan ittifaka katılmıştır. Bükreş Antlaşması (10 Ağustos) ile Osmanlı Edirne’yi geri almış, Silistre ve Güney Dobruca Romanya’ya verilmiş ve Makedonya toprakları Yunanistan, Sırbistan ve Bulgaristan arasında bölünmüştür.

b) Alman-Osmanlı İttifakına Giden Yol

Osmanlı-İngiliz Konvansiyonu imzalanır. İngiltere gümrük duvarlarının % 4 oranında yükseltilmesini kabul etmekte ve karşılığında Körfez çevresinde uzun zamandır elde etmeye çalıştığı imtiyazları ele geçirmekteydi.

Berlin antlaşmasının 61. maddesi ile Ermeni unsurlarının yoğun olduğu Doğu vilayetlerinde reformlar yapılmasın karar verilmiş, Kütler ve Ermeniler arasındaki çatışmalardan kaynaklanan Ermeni sorunu başta Rusya olmak üzere diğer büyük devletlerin müdahalesine yol açmıştır.

Liman von Sanders’in I. Ordunun başına geçmesi Rusya’da İstanbul ve Boğazlar Alman etkisine girecek diye bir panik yaşamasına sebep olmuş ve hatta savaş tehlikesi ortaya çıkmıştır.

4) 1908-1914 Dönemi Dış Politikası Üzerine Genel Bir Değerlendirme

1908-1914 yılları arasında Osmanlı dış ilişkilerinde asıl amaç büyük devletler ve bölgesel güçlerle ittifaklar kurarak ve devletin farklı birimlerinde ıslahat programları uygulanarak İmparatorluğun bütünlüğünü koruyabilmekti.

Avusturya hükümeti ise Balkanlarda Osmanlı ile çakışan menfaatleri olduğundan dolayı ilişkilerini bozmak istememiş ve şartlar izin verdiği sürece bölgedeki statükoyu desteklemiştir.

Abdülhamit döneminde başlayan Alman etkinliği, II. Meşrutiyet döneminde de devam etmiş ve Osmanlı toprakları Almanya’nın izlediği barışçıl yayılma politikasının altında kalmıştır. Gerek ekonomik açıdan gerekse siyasi ittifak arayışlarında Almanya İtilaf kuvvetlerinin arkasında gelmekteydi.

İtalya’ya gelince, 1908 yılından sonra bölgede daha aktif bir politika izlemeye başlamıştır. Doğu Akdeniz’deki yayılmacılık politikasını hızlandırıştır.

Abdülhamit’in Balkan devletlerinin aralarındaki farklılıklardan faydalanarak engelleyebileceği Balkan İttifakının oluşması 1908-1914 döneminde başarılamamıştır.

Romanya ise Osmanlı ile ikili ilişkilere girmekten çekinmekle beraber bölgede Osmanlıya ciddi bir tehdit oluşturmamıştır.

sayfaya ulaşamıyor musunuz? lütfen "açıklamaları" okuyun. kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Gantz 08 Şubat 2012
        Geçtiğimiz aylarda (ki on gün sonra tam bir sene olacakmış) Gantz‘tan bahsetmiştim. Sinema filmine uyarlanma ihtimali olan anime sonunda Shinsuke Sato tarafından sinemaya uyarlanmış. Tabi bu süre zarfında mangayı da okuyacağımı dile getiren ben bu eylemi de yerine getiremedim. Neyse biz konumuza dönelim. Gantz’ın sinema filmi olarak uyarlandığının haberi […]
  • Neverland 07 Şubat 2012
        Artık yeni bir hikaye üretemeyen Hollywood’un eskilere sarılmasının bir yansıması Neverland. Ancak bu bir sinema filmi değil SYFY kanalında yayımlamış olduğu mini bir dizi. Dizi kendi çapında bazı açıkları olsa da Peter Pan hikayesini yeniden yorumlamış. Peret Pan nasıl uçmaya başladı, Tinker Bell ile nasıl tanıştılar, dizi bu konuda kendi çapında açıkla […]
  • The Chronicles of Narnia: Prince Caspian 07 Şubat 2012
        Seri ikinci filmi ile devam ediyor. Kitap sıralamasına bakarsak dördüncü kitap. Film aynı kadro ile çekilmiş olmasına rağmen ben ilk filmdeki aksiyonu, göremedim. Bu film kendi içine çekmekte zorlandı beni. Yer yer sıkılmadım desem yalan olmaz. Olayların azlığı belkide fantastik öğelerden hikayenin biraz daha arındırılmış olması buna sebep belkide.   Bu […]
bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler...
! Anladım Ki Anlamak Yetmiyor*Tam Bir Blog..hayat ucuz.. 1 lira..A Publicitária AbRaXasastronotdefterbazen içinde bazen dışındaben deli miyimBlog KazanıCellar DoorCESETİZLERİ ♀coffeéefsaescinsel sayiklamalarEuphoria of the SoulGaykediGoddess Artemis' BlogGüNaH YüKLeNeN ADaMgüven uyandıran delihayatin kendisihop-çiki-yayaihuzursuz ruhlar barınağıiHüzün Kovan Kuşuİç Ses.İçimdeki Denizİçimdeki ucu bilenmemiş kelimelerimJacqueline mutlu kalmak istiyorKarbonizmaK�yamet MelekleriLa FeaMegami Sama's Blogmy sci-fi lullaby -NİNJA'NIN KUNG FU İLE İMTİHANInörotoksikOyunun başı sonu...peşim sıraplease come in..Psychological Pollution!.Rendered BeautySelçuk Hocaseri katilsi-menSisteki Goriller, Pigmelerle Dans ve AIDS Yetim...Sophiet.u.b.a'nın karaladıklarıThe Daily Kimchi - Korea Blogtimsah avcısıTotal FutboluzaksinemaViva La Vida, Viva La Muerte!vız gelir tırıs giderYALNIZLIK OKULUYasak Filmâyine-i devrânÇÖLÜN İKİLEMİŞEKER PORTAKALIвαяιιѕѕѕ'ѕ ∂яєαмѕ||● uçuyoruz ne güzel balon ●爱的草莓物语-My Fallen Berries