
Zor okunana bir o kadar da güzel bir kitap Piç. Romanı okurken karakterlerin yerine kendinizi koyuyorsunuz. Onların düşüncelerini paylaşıyorsunuz. Bazen abartılı bulup öfkelendiğinizde oluyor ama düşünceler hemen hemen karakterlerle paralel ilerliyor. Ancak kitabı okurken de kitapta yer alan, müzikleri dinleme hissi kaplıyor insanı. Çoğu kez bu müziklere dalıp, müzik müziği açarken de kitaptan kopabiliyorsunuz.
Günlük yaşamı çok iyi analiz eden, eleştiren, içinde yer edinemeyenleri konu alan, kısmen özenilen karakterleri olan bir kitap. Her dakikası dolu her dakikası eleştiren, başarılı bir kitap. Kitap ailelerine sırtlarını dönmüş, kendi hallerinde Cenk, Afgan, Barbaros, Hakan aslı arkadaşların hikayesini anlatıyor. Kendimi tekrar etmekten kitap arkası ile devam edeyim.
Piçlerin çocukları olmaz.
Piçler, aşık oldukları kadınların kendilerini kurtaracaklarını düşünür. Oysa hiçbir kadın dünyaya bir piçi kurtarmak için gelmemiştir.
Piçlere sır verilebilir. Ölümleriyle son bulan sırdaşlıkları vardır.
Piçlerin cinsel hayatı düzensizdir.
Piçlerin bedenleri ve akılları, diğer insanlarınkilerin aksine nasırlaşmaz. Onların nasırlaşan tek yerleri ruhlarıdır.
Piçler sadece kendi aşklarına saygı duyarlar. En yakın dostlarının kadınlarına dil ve el uzatabilirler. Bu durumda piç tabii ki suçlu, ancak piçlik meşrudur. Piçler düzensiz hayatlarında düzenli olarak içki içerler. Belli sayıdaki kadehten sonra sarhoş olup sızarlar. Sızdıkları yerin adı huzurdur.
Piçlerin babalarıyla olan ilişkileri mezar taşı kadar soğuk, yeni dökülmüş kan kadar sıcaktır.
Piçler insan öldüremedikleri, ağır suçlar işleyemedikleri, korkak ve hain oldukları için yaşadıkları yerleri zorunlu kalmadıkça terk edemezler.
Piçin davranış ve tercihlerini sadece bir başka piç kabul edilebilir olarak değerlendirir ve “Neden?” diye sormaz. “Neden” sorusu piçliği yok eder.
Yayınevi: Doğan Kitap (10/2003)
Isbn: 9789759914943
224 sayfa
Dil: Türkçe
Türü: Roman Öykü
Gidebilecekken çıkmalıymışım yola. Adımlarım he ne kadar titresede, her ne kadar gözüme b irşeylerin kaçtığnı idda edip esen rüzgara küftersemde ayağım havadayken geri dönmemeliymişim. Neye sürüklendiğimi bilmiyorum. Zaman akıp giderken nereye gittiğimi. Ardıma yığdığım yüzlerce gün, kendimi aldatmanın pişmanlığıyla dolu. Aynaya baktığımda gördüğüm herkesi aldatmanın pişmanlığıyla. Kurtulacağımı mı sanıyorum ben olmamakla? Bu siluete bürünüp rollerin en zorunu, en güzelini başarmakla. Önümde bir ödül yok, geçmişe bakıp iç geçirmekten başka. Kimsenin anlamadığı kesin, kimsenin bilmediği. Bir yalanı anlamak, gerçeği anlamaktan o kadar kolay ki.. ve ona inanmak… Soğuk kesse keşke… bir jilet gibi… ayrılmaya çalışmaktansa ayırsa yüzümüzü. Gülerek, isteyerek, belki birazda kızarak…
Yağmurla sponsorluk anlaşması imzaladık. Dışarıdayken üstüme yağması serbest. Kapıdan sokağa adımımı atar atmaz yağmakta serbest. Ancak sözleşmede şemsiye faktörü hiç yok. Adil olmadı bu iş ama benim karıma olduğu için ses çıkarmadım.
Bu gün çok dalga geçtim kendisiyle. Kendimi gösterdim sakladım, yağdı durdu… Çok zevkliydi.
