çokta önemliymiş zaman...
zaman sürüklüyor kelimeleri, mesela iki haftadır bozdolabımdaki içi geçmiş, suyu kalmayıp, pürsümüş portakalımı, ağız tadımı bozmasına rağmen yiyorum. portakal markete de geleli iki gün olmuş... markete geldiği süreç derken zman ne kadar da büyütor gözümde.. ve dolabımda herzaman son kullnama tarihlerini yetiştiremediğim yiyecekler... Zaman ne kadar masraflı... hepsini atıyorum çöpe... belki de bu benim için iyi... dün sabah 10:30 itibariyle rejime başladım... ve şimdi üzerinden zorlu bir haftanın geçmesini bekliyorum...
portakalın bitmesiyle açıkğı depreşen midemin çığlıkları şimdi rahatsız eden... bir hiltinin içimde çalıştığını hissediyorum... büyk bir gürültü, büyük bir acı, narkozsuz kürtajın ayrıntılarını hissediyorum. şimdi işte zaman, an, dakika, sanise, salise yada en küçüğünüz neyse neden uzuyorsunuz gözümde kıvranırken acıyla...
ne kadar geçmeye devam edeceksiniz istemsiz, umutsuz, huzursuz...
çok gereklisiniz, bloğum da yer bile kapladınız...
sağolun...


