Çarşamba, Ağustos 20, 2008

Rüyalar: Cin

Karanlık henüz çökmüştü. Kavurucu bir günün ardından sıcak etkisini yitirmiş, ardından esen şiddetli rüzgar sıcaktan kavrulup, tane tane olan toprağı etrafta savuruyordu. Elimde poşetler ardımda yüzü pekte yabancı gelmeyen bir kız arkadaşım. Sürekli bir şeyler anlatmaktayım. Gün yavaş yavaş grileşiyor, cümlelerim arasında bazen onun soluk ayak seslerini duyabiliyordum. Apartmanın kapısından içeriye girdik, poşetler iyice ağırlık yapmış şakaklarımızdan dökülen ter çenemizden sarkmak üzereydi.

Anneannemlere yakın oturmalıyım keza içimde onlara yakın olduğum konusunda bazı hisler var. Ama ben İstanbuldayım ve bu benim evim...

Merdivenlerden çıktıktan sonra asansöre ulaştık. Burası benim evim olamaz çünkü benim apartmanımda asansör yok. Anahtarı yavaşça kilide sokuyorum ve bir tur çeviriyorum. Evet kilit dönüyor. Koridorda ışıkların çoğu yanmıyor. Tepemde 35 watt bir iğne bacak lamba ortalığı aydınlatırken beynimi pişirircesine ışık yayıyor. Asansörün kapısının açıldığını duyuyorum. Başımı kapıya doğru çevirdiğimde arkamda kalan gökyüzünün iyice karardığını hissediyorum. Asansörden karanlıkta yüzünü seçemediğim biri bana doğru yaklaşıp konuşurken şaşkınlık arasında son iki kelimesini anlayabiliyorum.

  • Beni tanıdın mı?

Sorunun ardından yüzü soluk bir şekilde aydınlanıyor. Evet bu yüzü hatırlıyorum, ama neyden. İnen bir kadın başını yazmasını geriden bağlayacak şekilde kapatmış. Gözlerimle vücudunu süzmek istiyorum ama her yer karanlık. Evet bu yüzü tanıyorum, ama nereden.

  • Ben annenin akrabasıyım. O senin için tanımaz dedi ama çok ta önemli değil...

  • A evet teyzesinin kızı olmalısın.

  • Torunu.

  • Evet, torunu. Nasıl taşındınız alışabildiniz mi?

  • Taşındık ama pek alışabildiğim söylenemez. Annen burası için iyi güzel demişti ama onu söylememişti.

  • Neyi söylememişti ki, sorun ne?

  • Onlar.

  • Onlar kim?

  • Cinler.

  • A evet bende Birkaç kez gürültülerine rastlamıştım zararları olmaz, boş ver takma.

  • Seslerinden uyuyamıyorum iki gecedir, seni çağırıyorlar birde.

  • Aman bırak çağırsınlar, benim uykum ağır hem duymuyorum bile...

Büyük bir sessizlik, büyük bir karanlık. Sanki dünyadan soyutlanmış sadece ikimiz vardık. Ne bir ses ne bir gürültü konuşmamızı bölemiyordu. Taki ben cümlemin sonunda kahkahayı basana kadar.

Evimdeyiz. Aydınlığa bakan, tek camın ardında. Kim olduğunu hatırlayamadığım arkadaşım ardımda. Aydınlık, güvercin kanatları ve pisliğiyle dolu. Ona bakıyorum, konuşmuyor. Pür dikkat camdan dışarısını izliyor.

  • Su dökmeliyim şuraya birkaç kova, bütün kötülükler burada barınıyor en azından kışa kadar idare etsin.” diyorum.

    Her zamanki gibi cevap vermiyor. Aydınlıktan henüz havanın kararmadığını görüyorum. SU almak için pencereden uzaklaşıyorum...

Etiketler: , ,