Archive for the ‘Şiir’ Category
Butün bu cılgıldaklar
Pencerenin ağzına asılı
Bütün bu fırıldaklar
Bütün bu pervaneler
Bütün bu değirmenler
Bütün bu uçurtmalar ve uçaklar
Poyrazın doğrultusunda…
Gülibrişim, mimoza ve manolya, kavak
Yaprakları dahil
Bütün bu kıpır kıpır insanlar
Elleri kolları ve kulaklarıyla
Ve erken öten bir horozun sesiyle
Kaçmışlar öbür dünyaya şimdiden
Seslerini bırakmışlar geriye
Bu ölümlü dünyaya yadigar…
CAN YÜCEL
Hatırfüruz-i hüsnün zevk-i baharı neyler
Ahuperest-i çeşmin sayd ü şikârı neyler
Yârin güzergehidir uşşaka cay-rahat
Rindan-i haneberduş dar ü ârı neyler
Düşmez güruh-i meste olmak hicabe beste
Rüsvaylık dururken namus ü ârı neyler
Etmez cüda rakîbi mened-i saye ol meh
Bilmem o şuh-i pür kâr ol nabkârı neyler
Pest ü bülend birdir sıyt ü sada-yi aşka
Nevbetzen-i mahabbet evc-i hisarı neyler
Nakşin girince cane mahvoldu arzular
Divar-i künci külhan nakş ü nigârı neyler
Kayd-i rusumdur hep tesbih ü tac ü hırka
Derviş-i bîser ü pa vaz’-i vekarı neyler
Merkezle âşina ol etme muhite rağbet
Müstağrak-i hakikat meyl-i kenarı neyler
Zıll olsa da çekilmez bar-i giran-i minnet
Seyyah-i bîalâik pay-i çenarı neyler
Yek nefha-i inayet eyler kenara vasıl
Nabî sefine-i dil ol ruzgârı neyler
Ne kadar varım? / Ne kadar umursanabilirim?
Ne zamana kadar kalır içimde parçaladıklarım kokuşmadan?
Hangi cümleyle, hangi umursamazlıkla?
Şimdi tam vaktidir açılan pencerelerin
Sıçrayan böğürtlenlerin, rengi bulaşmışken dünyama
Hangi hayal dünyası koştuğum sokaklar
bir bir yenmiş ekmek kırıntıları.
Bırakın beni herkesi öldüreyim,
şimdi tam vaktidir beklentilerin
sayılmazken suç gece yarısı
haydi gidelim
biraz geriye sarıyorum söylediklerimi,
söylemediklerim oldukları zaman,
dünyanın yuvarlak olduğunu,
en üstün ırk olduğumu düşündüğüm zaman
kuvvetli, külfetli,
merhamet eden
bir an kabuğumdan fırlayıp
haklarım alındığı zaman
diğer bir değişle
özgür olduğum zaman
kaç parçam öldü?
kalan ne kadar sürecek?
iner gökyüzünün perdeleri
bir ummadır
bir muammadır
alır gider aklım şuursuzca
acılı
biçimsiz beynim
gülen zamanlar
yarık yollar
cezasız ölümler
bir muammadır alır aklımı
solan yıllar
saman gibi düşer zaman
üstüme
bir kıvılcım çıkar
alev alır gençliğim
unutulur en derin mutluluk
sebepsizce
şerefsizlik o zaman
kapımı çalar
maviyi görünce
