İzahat

Acını hissediyorum, vücudundan dışarıya taşamayan
Ve belirsizlik üzerinde
Tanrının sözlerinden uzak, tanrının gözlerinden korkarak

En büyük varlık hangi sikilmiş vücutta şimdi
Sanki titrek
sanki ürkek
Mühürlü cümlelerin ardından sığındığımız gerçek

Herkes ben değil biliyorum
Güldüğüm sandığım sandığım,
hatalı sandığım
Bir izahat gönlüme hunharca attığım
Ve hiç bir şey anlamaya çalışmak kadar değil zaman kaybı

Islak, yapış yapış çıkmış kurumaya dönerken
Hayatı

Döngüler

El İlanları

LifeZone
Günde Sadece Bir Saatinizi Ayırarak
Ayda 1500 Türk Lirası Kazanmak İster misiniz?
Müşteri Temsilcisi Hilmi Cihan
Hemen Arayın:
0 533 444 12 12

Dilara Masaj Salonu
Dilara ile Özel Bir Masaj’a Ne dersin?
Özel ve güzel bir bayandan.
(Lütfen Randevu Alınız) 0539 444 69 96

Silecek arasındaki insanlar… yada paralar…

Berber

Merhaba, hoş geldiniz
Saçımı kestirecektim
Buyurun oturun
Berber koltuğu
ustura
tıraş köpüğü
fırça
makas
ard arda dizili aynalar
sakalla alalım mı?
usturayla
sakal mı?
saç
saçı mı kazımamı istiyorsunuz?
evet
kan çıkar mı?
kesinlikle hayır?

Eczane
Merhaba
Merhaba buyurun
parmağımın kenarında şeytan tırnağı çıktı,
evet
çok acıyor,
çekebiliriz
acır mı
elbette
hayır
ama sürekli takılıp acımasından iyidir
evet
alalım mı
evet
midem ağrıyor
rahatlatacak bir ilaç verebilirim
bulanıyor da
eminim ki bu ilaç midenizi düzenler
öldürmek için bir şeyiniz var mı?
neyi
mideyi
mideyi?
midedeki kurtları
evet
sağ olun

Çok şey mi istiyorum? Aslında değil. aslında isteyene de vermiyorsun, ya da ben mi istemeyi bilmiyorum? Neden beni kendimle çelişkiye düşürüyorsun? Ayaklarımın çatlamasının sebebi sen misin? Hiç bir bilgim yok. tek bildiğim şey buralarda dolandığım. Peki neden? İşte bunu sana soruyorum. seçen ben miyim?

Gazete
Muğla’nın Marmaris İlçesi’nde, İki Kişi Tarafından Motosiklete Bindirilip Ormanlık Alana Götürülerek Tecavüz Edilmek İstenen 24 Yaşındaki Rus Turist T.o., Çırılçıplak Polise Sığındı. Tecavüzcülerden Birinin Hayalarını Eliyle Sıkarak Kurtulduğunu Anlatan T.o., Yeminli Tercüman Eşliğinde İfade Verirken Gözyaşlarına Hakim Olamadı

Şöyle yanıma otur. Geleli çok olmadı değil mi? Ne zamandır kendimde değilim. Sık sık uyuya kalıyorum. Yaşlılık demeyeceğim, biliyorum güleceksin. Yalnızlık diyeyeyim. Gittiğinden beri böyle. Somurtmayı kes. Üstüne gelmeye, gelmiyor, yinem ki kaçacaksın? Hayır otur, hareketlenme hemen, tamam, tamam susuyorum.

Sabaha karşı bir söz vermiştim kendime. Biliyorum planlar ve sözler, senin sevmediğin şeyler. tam aklıma gelmişken. Güneş daha kızıllaştırmamıştı etrafı. Hafif bir rüzgar pencereden içeriye doluyordu. Önce tülün suratıma çarpıp bir hayalet gibi beyazlaştırmasından zevk aldığımı söylemeliyim. Göz kapaklarımı hareket ettirdikçe, kirpiklerinin tüle dokunuşu, onları hissetmemi sağlıyordu. Ağzımı açtım, tüle dilimle dokundum. Tulden biraz uzaklaşıp sağ elimle çektim onu. Dilimdeki eksime ve kuruluk yavaş yavaş gitmeye başladı. Gökyüzüne başımı kaldırdığımda kayan yıldız güzel bir fantastik hikayenin başlangıcı gibiydi. Onu yakalamak istedim imkansızı istemek olsa bile bu. Nasıl olsa isteklerinin gerçekleşmesi benim gibi biri için fantastik bir hikayeden farklı değildi zaten.

Aslında dört duvar arasında değilim. Evet, yapabileceğim ne var ki? Dışarı çık etrafına bak herkesin bir evi var, herkes dört duvar arasında. Sokakta mi yatayım? Bak her yer dört duvar. insanların dışarı diye gittikleri yerler bile.

Affet beni. Beni affettiğin zaman geri döneceğini biliyorum. Evet döneceksin. Sadece biraz acı çekmemi istiyorsun.

Bakkal
fare zehri istiyorum.
bizde yok eczaneye bak

Eczane
Fare zehri istiyorum
hangi marka
iyi bir şey olsun
mideniz nasıl oldu
bu günden sonra düzelecek

… (…)

eskiden öyküler yazardım. içinde aşk olan. tarif edilmeyen duyguların tarifini etmeye çalışırdım. o zamanlar boştaydım, okuyordum. şimdi okumak boşta olmak mi demek diye soranlar çıkabilir ama şöyle bir düşündüğümde, “evet” cevabını verebilirim. okumak, boş olup tembel olmaktı ve okumak aşık olmaktı. en yoğun dönemlerin yaşandığı. gerçekten, aşk mıydı değil miydi bilinmez ama, tembellik aşık olmaktı. tembel olan aşık olurdu. ya da özgür olmaktı aşk. sonrasında gelen görevler, bilinçlendirilmeler… hepsi birer katiliydi aşkın… ceza ehliyeti bulunmayan.
zaman geçtikçe kapattık kapıları. belkide kapattırıldı, her şey gibi onu da bir görev sandık. duygudan arındırıldık. unuttuk ki duygusal insan baş kaldıran insandır, tak dediği yerde… susturulduk konuşmadık. şimdi başlamak istediğimiz yerde, emniyetsiz kaldık. küçük duygular kendini korkulara, korkular ise kendini haz almalara bıraktı. cümleler bitti, hayaller tükendi.
bir gün hayal etmeye başladık. ağırlıklarından haberimiz yoktu o zaman. yaz gelmişti ancak yağmur durmak bitmemişti. kara kara buutlar gök yüzünü işkal ederken aklımıza gelen tek cümle “küresel ısınmaydı”. hayır aslında onu da düşünmüyorduk. günümüzü kurtardığımız için taşıp giden derelerden, su basan evlerden bahsediyorduk. bahisler, her zaman olduğu gibi o günlerde kalıyor kazanan ise hiç bir zaman değişmiyordu. ne olursa olsun kaybeden hep bizdik. yada kim olursak olalım.
bir sabahtı. hafif bir rüzgar pencereden giriyor, sebepsizce ıslanmış yatağımda vücudumun titremesine şahit oluyordum. başka bir yerdeydim sanki. başka bir hayatta. ya da bir rüyanın içinde… eskiden sürekli bir rüya içerisinde yaşadığımı hayal ederdim. hayır hayal etmekten çok hissederdim. bir gün uyanacak ve asıl olması gereken hayatta yaşamaya devam edeceğim… bakıyorum, şimdi ise o hissiyat tamamıyla uzak bana… bir ölü kadar hissizim ve tahmin ediyorum ondan daha da hissiz… bu içimi deşen, vücudumu kaplayan sıkıntı kalkanı ne zaman kalkacak?
hiç bir şey istediğim gibi olmayacak…

başlıksız…

açlığımdan kaldığını düşündüğüm mide kazıntısı, şişenin dibine yakınlaşmaya çalışırken uzaklaştığım hayatın ağrılı uğultusu… sanki biraz daha polarize hayat, yapıştırıldığında göz almayacak şekilde.
anlamsız cümlelerin at koşturuşu.
her şey belirsizlik… dokunduğum, hissettiğim. algıladığım her şey.
kimsesiz kelimelerin içindeyim. varlığıma inandıklarını düşünüyorum. yoksa neden kafa patlatsınlar ki benimle… göz uçlarıya bakıp geçtiklerini düşünmüyorum. bir sokak köpeği edası yok üstümde. evet andırıyor olabilirim, yada fevri davrana bilirim korkmalarda ancak aramızdaki münasebet bundan ibaret.
bırakın anlasınlar. anlatmaya çalışsınlar saçmalıklar arasındaki saçmalıklarımı, kimin umurundaki, dökülmüş derilerimiz sele selpe…
hayat

uzaklaşmak…

kendim olmaya başladıkça kelimelerim uzaklaşıyor benden. onları tanıyamıyorum. uzaklardan gelen cümleler bir çığlığın yansıması gibi. bir yanım sahiplenirken diğer yanım itiyor onları…

kelimelerim yaklaştıkça ben uzaklaşıyorum kendimden. tarifsiz bir tutumla etkisinde kaldığım hayatlar geliyor aklıma. her birini yaşıyorum. aklıma geliyor sonra “zaten başkaları olmak için yazmıyor muyum” diye. ancak her biri içimi acıtıyor, her biri hafifleteceğinden çok daha fazla acıtıyor canımı. sanki bu insan olmakla alakalı… ve şimdi insan olmaktan kaçıyorum…