Archive for the ‘Sayıklamalar’ Category
Aynayı sadece tıraş olmak için kullanıyorum. Bunun tek sebebi, kendimi önemsememem değil. Gözlük kullanmaya başladıktan beri büyüyen ve netleşen dünyam onu çıkarmamla birlikte tahmin edeceğiniz gibi bozuluyor. İşte ayna karşısında yaşadığım en büyük sorun o. Bu zamana kadar gözlük kullanmamış biri olarak ona bu kadar alışmamın sebebini bir türlü anlamıyorum. Onu çıkarttığım anda bulanıklaşan dünya sanki bir başka diyara açılan kapı gibi.
Şimdi tıraş olmaya gitmem lazım. Bu zorunluluk beni öldürüyor. Biliyorum ki gözlerimdeki camı çıkarttığımda, aynanın içinden fırlayıp yine boğazımı kesmeye çalışacak. O suratımdaki kesikler benim ürünüm değil. Hem şu teknoloji harikası bıçaklarla suratı kesmek büyük bir yetenek olsa gerek. Boğazımda oluşan kızarıklıklarda onların güzünden. “Onlar kim” diye sorular gelebilir insanın aklına. Bende bilmiyorum. Sadece ellerini gördüm. Gördüğümü sanıyorum. O kadar hızlıydılar ki sadece arkalarında bıraktıkları koku onların varlığını hissetmeme sebep oluyordu. Tabi bıraktıkları hediyeleri de unutmamam lazım.
Şimdi yeni bir başlangıç… Gitmek için…
Zaman hızla tükeniyordu. Hatta bu aralar daha hızlıydı. Bütün gece anlamsız rüyalara uğraşmak gecemi bir çırpıda bitiriyor, daha günün yorgunluğunu atamadan diğer güne başlamak zorunda kalıyordum.
Gunduzleri ise ayrı bir dert. Ordan oraya koşturmak bu sadece beyinle bile olsa hem zamanı çabuk geçiriyor hem de insanı çok yoruyordu. Dile kolay hayat tasarlamak, umut satmak o kadar kolay bir iş değil. Neyseki satıcı değilim. Onlara ayrı acıyorum. Bir insan daha sonra hatırlamayacağı bir şeyin pazarlığını neden yapar ki?
Elbette benim de hayallerim var. Gerçekleştirmenin bile hayal olduğu ancak gerçekleştirmiş gibi büyük haz aldığım. Zaten hayatta önemli olan bu değil mi, aldığın haz…
Herşeyin tadı farklı hepsini yaşamak ise benim elimde… Sadece parmaklarımın ucunda…
Isteyene….
İki yol vardır aslında. Her biri kendi içinde doğru ve o kadar karışıktır ki. Atılan her adım bir diğer yola duyulan hasretle büyür. Kararsızlık her adımda yükseğe tırmanır. Bu durumda yapılacak en iyi şey her iki yoluda terk etmek. Yeni bir yol çizmek karbon kağıdı üzerinde, iyice bastırarak. Sonra terk edilen iki yol için kadeh tokuşturmak benliğinle…
Sürekli aynı değil mi?
burası biraz soğuk. öyle ki buhar şeklinde dışarıya çıkan kirli hava ellerimi ısıtmaya bile yetmiyor. bu karbondioksit miydi? yakında donmaya başlayacağından eminim. işin en kötü tarafı ise bu soğukta ince ince yağan yağmur. birileri, bir şeyler açıkta kalan yerlerime iğneler batırıyor sanki. insanlar içeride. camlar buhar yapmış, buradan pek mutlu görünüyorlar. ben neden mi dışarıdayım, karizma yapmak için mi? yoksa yalız kalmak istediğim için mi? hepsine kocaman bir hayır diyebilirim. sadece kalabalıklar içinde yalnızlık daha sert vuruyor yüzüme…
İkimiz de susacağız,
cümlelerle yeterince yorulduk
yıprandık
artık hissetmeyecek vücudun
varlıkla arasına saklandığım
kimi biliyorsam, yanlış biliyorum. aynadaki yansımam gibi herkes. kendileri gibi görünüp hiç biri kendisi gibi değil. mesela ben bu kadar kel ve göbekli olamam. yanılıyor muyum? bir farkım olmalı…
beklemek
destek olmak
varlık hissetmek
kırbacından öte yaratıcılığın
çemkirmek ise bir taraftan
hayatıma verdiğim yönler, suratıma çarpan soğuk rüzgarlar gibi. her adım beni gerçekliğime daha fazla itiyor tek özendiğim ise barın önünde kendi başına dönüp duran adam. biz ona dans diyoruz ve o ne içerse bende aynısından içmek istiyorum.
Bar, 23.15 salı
aynısından ben de istiyorum
elindeki bitti mi?
aynısı olduğunu düşünmüyorum
yanıma oturduğunda anlamıştım. kelimelerin uzaktan seçiliyordu. aramızdaki mesafe, bir karı kadardı. gözlerinin içine bir karanlık çökmüştü. ilk kez bu kadar ölü görmüştüm seni. son kez gördüğümde ise, beyaz bir kefen vardı üzerinde. bembeyazdın. sen yükselirken, iki elinin yana salındığını fark edebiliyordum. örtünün içinden çıkacak gibiydin. kıpırdanman üzerine bırakılmış bıçağı hareket ettirmiş, bıçak yükselen vücudundan sıyrılarak, yere doğru düşmeye başlamıştı.
Sokak 00.45, çarşamba
abi bi ekmek parası, çok açım be abi
şarap almayacağına emin misin?
abi o zaman bi de şarap parası
gülmeyi bilmiyorum. dudaklarım yanaklarıma yakın yöne doğru çekildiği zaman neye benzediğim hakkında korkulara kapılıyorum. ayna karşısına geçmemin tek sebebi bu herhalde. insanların gülmelerini taklit etmek. taklit konusunda başarılıyım. buna eminim. bazen kendimi bukalemun olarak hissediyorum. insanları taklit ediyorum. ve en büyük acım ben olamam.
bir oyun oynayalım
durana dek…
