Archive for the ‘Genel’ Category
Birden bire gökyüzünün karartısı aklıma dolmuştu. Geniş karanlık kısıtlı bir hareket alanı sağlarken, düşüncelerim de kapana kısılmış bir haldeydi. Öyle ki zaman zaman yutkunmayı, nefes almayı unuttuğum oluyordu. Bu anlar ölüme en yakın olduğum anlardı. Ancak biliyordum ki ölüm benim için bir son değildi. En azından şimdilik…
Gün ağarmadan önceki açlık, kargaların bokunu yeme zamanına denk geldiğinde, mideme vuran sancı, daha önce yediğim bokların acısını yüzüme vurur gibi. Kendimi hangi kalıptan geçirdim ki ben her saniyem 86400 saniye öncesiyle aynı. Su mu beni kendine benzeten, duruluk saflık dışında verdiği tek şey, şekil alma yeteneğim…
Aslında çok iyi uyum sağlarım. Birde şu midemdekl insanları yeme kazıntısı olmasa. Ancak ben onları yemezsem onlar beni yiyecek gibi. Bir çukura atılmışım sos kıvamım mükemmel. Etrafımda sakin bir sıcaklık. Sanki kendimi daha leziz görür haldeyim.
Ah bu açlık… Beş para etmez insan maskesi giyenler yüzünden…
Yine bana çıkmadı…
Bir köstebeğin aklına uyup kazmaya başladığımda, başımı sokacak kendimi iyi hissettirecek bir hayalin içerisine dalacağımı düşünüyordum. Ancak ardımda bıraktığım topraklar artık geldiğim yolu da tıkarken, önümde sadece tırnaklarımla kazdığım geçmişim duruyordu. Şimdi çoğunluğunu acının oluşturduğu o günleri tekrar tekrar yaşamam gerekecekti. Belki aydınlığa tekrar çıkamayacak, bir evrim geçirerek, mecazi anlamda kullandığım yerin dibine geçme eylemini fiili olarak gerçekleştirecektim. Hayat çok ürkütücüydü. Ben ise kimseye bulaşmamak adına resmen sürünüyordum.
Bana akıl karı bir şeyler fısıldaman lazım. İnanabileceğim bir şeyler. Duygular yiyecekle orantılıysa mesela yemek yap bana… Ne kadar mutsuzum. O yüzden ellerim büyüyor, kulaklarım, gözlerim, burnum… her biri yavaş yavaş işlevlerini kaybederken… Zamanı gelmişken sorayım. Henüz hayatın neresindeyim?
