Archive for the ‘Genel’ Category

Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen…
Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük kötü ise kuyruğumuza basandın. Kim olursa, ne olursa olsun. Bu yüzden en iyi oyuncu kötüdür. Iyiyi bile oynar, bizi onların varlığına inandırır.
Mutlak bir karmaşa dökmeye çalıştığım. Kimin kafası bende? Eskiden uzay çağını hayal edip eğlenirken, şimdi mitolojik çağlardan aldığım zevk, büyüdüğümün kanıtı mı?

 

Akşama doğru kurduğum bütün cümlelerin sayısı yüz elliyi geçmez. Bunla övünmüyorum elbet. “Cümle vardı da biz mi kurmadık” demek geliyor içimden, en tiksinç maskemi takınarak. “Neye cümle?”, “kime cümle?” asıl soru.

 

Normal bir şekilde konuşabilir miyim? Yani cümlelerim iş Türkçesinin dışına çıkabilir mi? Bir prova alsam en derinden…

 

İlk kez sahneye çıkar gibiyim. Ellerim titriyor, kalbim bin cialis almış gibi. Düz duvara tırmanır bin bir ağacı devirebilirim şimdi. Bu heyecan ikinci dünya savaşında kullanılan tüfekler gibi yarı yolda bırakacak beni. Kokuyorum. Dizginlerim başka ellerde. İfade özgürlüğünü savunuyorum elbet. Etrafımdakilere bile öğretemezken, devleti suçluyorum. Bakınız kendimi ifade etmek istiyorum. İfade ettiğimde üzülecek insanlardan korkuyorum. Bu onlardan korkmak değil, onları üzmekten korkmak.

 

Ancak bir yerlerden başlamalı. Kötü kimlikler takınıp, şuh bir kahkaha ile yeni yüzümü göstermeliyim onlara. Aslında olduğum yüzümü, yani sakladığım. Beni nasıl bilirsiniz diye sorduğumda, soru işaretleri ile dolacak yüzümü. Ne kadar gülümserim, ne kadar mantıklı…

 

“Bir akşamdı… Oda loş… Kafes delikleri mavi… Gündüzün son ışıklarıyla beraber, sanki odadan eşya da çekiliyordu: Levhalar, duvarın kararan zeminine batıyorlar, minderler sönüyor, iskemleler dağılıyor, ve hepsi, boğularak şekilsiz bir uçuşla kayboluyorlar…”* Cümlelerime bunlar oluyor. Kayboluyorlar ya da saklanıyorlar, başkalarına saplanmamak için. Beni ben olmaktan alıkoyuyorlar…

 

* Peyami Safa - Bir Akşamdı

 

 

 

SOAP, Amerika’nın “Çevrimiçi Korsanlığı Önleme Yasası”. Peki bu yasa bizi neden ilgilendiriyor? Bu soruya verilecek yanıt internet bilgi erişimlerinin büyük bir çoğunluğunu hatta tamamını Amerika üzerinden yapmamız. Yasa telif haklarını koruması bahanesi ile öne sürülürken, aslında gidişat ona bu şekilde olmayacak. Yasa onaylandığı taktirde her şey SOAP’a uygun olarak böbürlenebilecek. Belki biz telif hakkı alınmış iki kelimeyi bile yan yana getirdiğimizde siteleri engellenmiş olarak göreceğiz.

 

Biraz abarttım sanki ama neden olmasın? Bu konuda bizim gibi küçücük sitelerin yanı sıra Google, Wikipedia, Facebook, Youtube gibi büyük siteler ve hemen hemen her türlü eğlence sitesi de kolaylıkla karartılabilecek. Zaten biliyorsunuz ki yasalar esnektir, önemli olan onu kullanan kişinin nasıl kullanacağıdır. Eh Bakunin ne demiş: Hukuk iktidarın fahişesidir.

 

Konuyu pek fazla dağıtmadan peki Amerika’da ki yasa bizi neden gerer diye soruyorum. Amerika bu yasa ile yurt dışındaki sitelere yaptırımı da hoş karşılıyor. Eh internet adamların çöplüğü yapacak bir şey yok. Zaten filtre döneminden sonra Amerika yaptı oldu diye bir SOAP’da bize girer olur biter.

 

Velhasılıkelam konuyu fazla uzatmayarak Amerika’da bu gün düzenlenen bir eylem olduğunu belirtmek isterim. Wikipedia eğlemin başını çekmekte. Amerika sitesini kararttı. Daha geniş bilgi için http://sopastrike.com/ adresine bakabilirsiniz. Tabi birde bu olayın Türkiye yapılanması var onun için de adres http://www.internettutulmasi.com/.

 

Gidebilecekken çıkmalıymışım yola. Adımlarım he ne kadar titresede, her ne kadar gözüme b irşeylerin kaçtığnı idda edip esen rüzgara küftersemde ayağım havadayken geri dönmemeliymişim. Neye sürüklendiğimi bilmiyorum. Zaman akıp giderken nereye gittiğimi. Ardıma yığdığım yüzlerce gün, kendimi aldatmanın pişmanlığıyla dolu. Aynaya baktığımda gördüğüm herkesi aldatmanın pişmanlığıyla. Kurtulacağımı mı sanıyorum ben olmamakla? Bu siluete bürünüp rollerin en zorunu, en güzelini başarmakla. Önümde bir ödül yok, geçmişe bakıp iç geçirmekten başka. Kimsenin anlamadığı kesin, kimsenin bilmediği. Bir yalanı anlamak, gerçeği anlamaktan o kadar kolay ki.. ve ona inanmak… Soğuk kesse keşke… bir jilet gibi… ayrılmaya çalışmaktansa ayırsa yüzümüzü. Gülerek, isteyerek, belki birazda kızarak…

Yağmurla sponsorluk anlaşması imzaladık. Dışarıdayken üstüme yağması serbest. Kapıdan sokağa adımımı atar atmaz yağmakta serbest. Ancak sözleşmede şemsiye faktörü hiç yok. Adil olmadı bu iş ama benim karıma olduğu için ses çıkarmadım.
Bu gün çok dalga geçtim kendisiyle. Kendimi gösterdim sakladım, yağdı durdu… Çok zevkliydi.

sayfaya ulaşamıyor musunuz? lütfen "açıklamaları" okuyun. kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Wake Wood 05 Şubat 2012
        2011 İrlanda, İngiltere ortak yapımı filmin yönetmenlik koltuğunda David Keating var. Filmin hikayesini ise Brendan McCarthy yazmış. İkisi birlikte bu hikayeyi senaryolaştırmışlar. Hazır hikayeye girmişler aslında filmin konusunun Stephen King‘in Hayvan Mezarlığı‘na benzediğinin söylemem gerek. Hikaye biraz daha kalıplandırılıp, sınırlandırılarak, ölüyü […]
  • Gisaeng Ryung / Ghastly 04 Şubat 2012
        Gisaeng Ryung 2011 Güney Kore yapımı bir korku filmi. Film 3D olarak çekilmiş ancak Türkiye’de Uzak Doğu filmlerini sinemada izleyebilmek gibi bir lüksümüz olmadığınından filmin 3D’siz kopyasını evde izlemek zorunda kalıyoruz. Gerçi bu film için sinemaya gider miydim o da tartışılır. Sanırım sırf güney Kore filmi diye izlemeye giderdim.   Film bir konu [ […]
  • The Chronicles Of Narnia: The Lion, The Witch And The Wardrobe 03 Şubat 2012
        C.S. Lewis‘in The Chronicles Of Narnia serisinin ikinci kitabının, beyaz perdeye uyarlaması The Lion, The Witch And The Wardrobe. Film 2005 yılında çekilmiş fantastik bir hikaye. Diğer fantastik filmlerin gişe başarısı filmin çekilmesine sebep olmuş. Filmi yedi sene geç yazmam benim tembelliğimden kaynaklı. Ancak geçtiğimiz günlerde üç filmi birden izled […]
bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler...
! Anladım Ki Anlamak Yetmiyor*Tam Bir Blog..hayat ucuz.. 1 lira..A Publicitária AbRaXasastronotdefterbazen içinde bazen dışındaben deli miyimBlog KazanıCellar DoorCESETİZLERİ ♀coffeéefsaescinsel sayiklamalarEuphoria of the SoulGaykediGoddess Artemis' BlogGüNaH YüKLeNeN ADaMgüven uyandıran delihayatin kendisihop-çiki-yayaihuzursuz ruhlar barınağıiHüzün Kovan Kuşuİç Ses.İçimdeki Denizİçimdeki ucu bilenmemiş kelimelerimJacqueline mutlu kalmak istiyorKarbonizmaK�yamet MelekleriLa FeaMegami Sama's Blogmy sci-fi lullaby -NİNJA'NIN KUNG FU İLE İMTİHANInörotoksikOyunun başı sonu...peşim sıraplease come in..Psychological Pollution!.Rendered BeautySelçuk Hocaseri katilsi-menSisteki Goriller, Pigmelerle Dans ve AIDS Yetim...Sophiet.u.b.a'nın karaladıklarıThe Daily Kimchi - Korea Blogtimsah avcısıTotal FutboluzaksinemaViva La Vida, Viva La Muerte!vız gelir tırıs giderYALNIZLIK OKULUYasak Filmâyine-i devrânÇÖLÜN İKİLEMİŞEKER PORTAKALIвαяιιѕѕѕ'ѕ ∂яєαмѕ||● uçuyoruz ne güzel balon ●爱的草莓物语-My Fallen Berries