Şaka bir yana, Hell-A dergisi için yazdığınız blog sayfası hakkında ortalıkta dedikodular dolaşıyor. Mükemmel bir şey.

Teşekkürler. Fakat… Bu isal olmaktan farksız bir durum. Sadece bazı şeyler beni rahatsız ediyor ve ben de onları çıkartıyorum. Yani onları yazıyorum.

En son takıntınız nedir?

İnsanların gittikçe daha da aptallaşması… Şöyle ki; Muazzam bir teknolojiye sahibiz ve buna rağmen bilgisayarlar; basit birer mastürbasyon makinelerine dönüştü. İnternetin bizi daha özgür, daha demokratik yapması gerekirken; yaptığı tek şey Howard Dean’in başkanlık adaylığını düşürmek ve 24 saat illegal pornografiye erişim sağlaması oldu.

İnsanlar artık yazmıyorlar. Blog tutuyorlar. Konuşmak yerine SMS gönderiyorlar ki ne noktalama ne de gramer kuralları var… LOL ve LMFAO gibi kısaltmalar.. Gördüğüm kadarıyla bir gurup salak insanın, kendileri gibi salaklarla sözde iletişim kurmak için kullandıkları ilkel bir dil… Tıpkı düzgün bir İngilizce’ye kıyasla; mağara devri insanının konuşmasına benziyor.

Ama sen de bu problemin bir parçasısın. Oradaki en iyi bloglardan birinde yazıyorsun.

Bu yüzden, kendimden nefret ettiğimi biliyorsun.

Clifornication S1B5

Bu satıra direkt saçmalamak için başlıyorum. Aklımda belirlediğim bir konu yok. Tabi konu olmayınca yazının nereye gideceği, ne zaman biteceği hiç belli olmuyor. Ne yalan söyleyeyim bende yazının gidişatı hakkında en ufak bir fikre sahip değilim. Hatta şunları yazarken bir yandan da ne yazsam, yazının şeklini nereye çevirsem diye düşünüyorum. Şimdi okuyucu diyecektir Türkiye gibi bir ülkede yazacak şey mi yok diye. Aslında doğru da söyler. Ancak öyle köşe yazısıymış gibi, zorunluluktan yazmayı pek haz etmiyorum ben.

Havalar son dönemlerde çok güzel ilerliyor. Tabi havanın birden bire dönüşü, yalama olmuş bedenimi daha bir cıvık hale getiriyor. Ne yapacağımı bilmiyorum. Sağ gözümdeki yüzde onluk görme kaybı, stres yüzündenmiş. Stres yaptığım şey ne ki? Tamam her şeyi sıkıntı haline getirip stres yapıyorum ama gözü bu konuma getirecek olay nedir bulamadım hala. Sanıyorum bir sıkıntı, streste bunu arama sebebinden gelecek. Saldım çayıra mevlam kayıra…

Özel şeyleri burada yazmak lazım mı? Bunlar ne kadar özel. Yada blog günlük kadar özel midir? Blog günlük müdür? Yok aslında çok kişisel yazdığımı düşünmüyorum. Başkalarına baktığımda hatta ben hiç kişisel değilim, ne giydiğim, ne içtiğim, ne yaptığım, kimle ne yaptığımı yazmıyorum bile. Ondan mıdır, artmayan takipçi listesi. Ya sitem midir yoksa bu? Hayır canım ne sitemi. Cinsiyet faktörü burada apaçık ortada. Of neyse…

Şimdi yazının devamı nasıl olmalı. Malum, seçimde yaklaşıyor. Şu seçimler zaten kuru gürültüden başka bir şey değil. Sanki ben dışarıda dolanan arabaları görmesem kime oy vereceğimi bilmiyorum. Cidden bilmiyorum ya seçmen kütüğü başka yer, oturduğum başka yer. Çalıştığım yerler başka başka. Kim nereden aday birbirine girmiş durumda. Allah sonumu hayrede. Bir araştırma yapayım en iyisi…

Şimdi bitireyim o zaman… aklımda daha fazla bir şey yok…

film ve dizilerin insanlar üzerindeki olumsuz etkileri

Şimdi başlığa bakıp bilimsel bir makale okuyacaklarını sananlar pek hazla heveslenmesinler ki yazının devamı onlar için hayal kırıklığı olmasın. Bakınız saygı değer okuyan insan, şu suratta, şu cümlelerde sizce bu surat ve cümlelerden bilimsel bir makale çıkabilme olasılığı nedir? Zaten bir bilimsel makale başlığı bu şekilde mi olmalıdır? Tartışmayı ben açıyorum siz buradan devam edin. Tartışmakta, didişmekte üstümüze yoktur bizim.

Biz gelelim konumuza. Film ve dizilerin bize etkileri nedir sayın okuyucu. Aslında çok büyük etkisi vardır. Eğer bir gün meclise girecek olursam, dizi ve filmlerin yasaklanması hakkında talepte bulunacağım. Diziler ve filmler ki ben bunları ilerleyen satırlarda film olarak adlandıracağım insanların kötü yönde gelişmesine fena katkıda bulunmaktadır. İnsanın içince bastırılmış duyguları ortaya çıkararak, onları hayal dünyasında yaşamaya itmektedir. Bakınız Kurtlar  Vadisine, ölen insanın haddi hesabı yok. Bende öldürmek istiyorum bende mafya olup devlet adamı olmak istiyorum. Evet polis olmak istiyorum ben de şu şey dizisindeki gibi Arka Sokaklar habire silah elimde dan dun sıkmak. Bunlar devlet destekli şiddet öğeleri okuyucu.

İşin bir de diğer tarafı var. Bende tecavüzcü olmak istiyorum. Bakınız Fatmagül’e, bakınız Sadıka Hatuna, bakınız Cemileye. Onlara tecavüz edenelrden benim neyim eksik okuyucu. Ben niye tecavüz edemiyorum, ben insan değil miyim? Ben yürüyerek mi geldim bu dünyaya…

Çok sinirlendim. Sürekli kandırıldık okuyucu. Mesela Geleceğe Dönüşü hatırlayın. Şu tarihte uçan arabalar, anında tahmin edilen ve tutan hava durumları olması lazımdı. Kendi bağcığını bağlayan, kendiliğinden kuruyup vücuda oturan giysilere ne oldu? Peki ya adamın göbeği üzerine oturup sevişilen erotik filmlere ne demeli. Yuh be hocam ya yapmıyorsun sen bu işi, yada at mısın be mübarek. O porno filmlere ne demeli peki? Aman Allah’ım! Nerede o partiler nerede o üstüne atlayanlar? Sorarım size.

Bana bir tane masum film söyleyin. Yahu bildiğin en basit çizgi film bile ölümsüz sandırıyor kendini, örs düşer, tren geçer yok yahu. Şu büyü yapılanlara ne demeli? Lan okuyucu herkes bu bokları yapıyor da yoksa ben mi beceremiyorum? Şerefsizim çok pis bunalıma girdim şimdi.

Aman o gençlik dizileri ne ne demeli? Kimin ne yaptığı belli değil. Yok ya bende sorun insanlar böyle yaşıyor. O üniversite partileri falan, sonra gece gündüz içmeler. Hiç mi bunların kara ciğeri yağlanmıyor, hiç mi bunlarda kolesterol çıkmıyor? Özeniyorum yapıyorum, yazık bana ya. Hele o gece gündüz sevişenlere ne demeli. Makine misin insan mısın kardeşim?

Bakın aslında insanların özendiği şeyler çevreleri ve ve yapamadıkları ile alakalı. Şimdi kudurmuş betermiş azmıştan, yoksa azmış mı beterdi kudurmuştan, neyse bilen bilir. İnsan insan bol bol sevişse herhalde sevişmeye özenmez. Yada istediği kadar insan öldürse öldürmeye… Sonuncu pek olmadı değil mi? İnsan neden öldürmek ister okuyucu? Şiddet, öfke açlığı mı? Bunu kontrol eden nedir? Eğitim mi? Eğitim bir yerde geniş olmak mıdır? Bırakın kardeşlerim boş iş bunlar…

Komple televizyon sinema ne varsa kapatalım. Belgeseller var diyenleri duyuyorum. evet hoca var ayının çiftleşmesi. Porno bu kadar da kamufle edilmez ki canım. Haydi oradan… Realty şovları, evlilik, eğlence programlarını hesaba katmıyorum bile, ne oluyor lan öyle onlarda. Bırakın kapatın şu televizyonları. Yasakların her türlü görsel materyali. Görseniz ne olacak hem. Çıkarın gözlerinizi. Bakın azalmazsa şu toplumdaki suç oranı ben ne olayım. Hiç sorun kalmaz dünyada…

Özene bözene ne hale geldik. Özendim blogum oldu. İstediğim gibi yazıyorum da. Kime ne lan. N’apıcaksınız?

Of çok pis çişim geldi…

(B)ir (T)akım (K)aranlık işler

Şu BTK’nın internetten anlamayan adamlardan kurulduğunu şuradaki resmi görünce daha iyi anladım. Eh biliyoruz biz devlet işlerini. Memlekette, makama çaycısının, makam tuvaletçisinin bile bir süre sonra bilmem ne müdürü olduğuna şahitliğimiz var. Ah canım ben öyle insanları küçümsemem. Eh ne demiş atalarımız “azimli sıçan, taşı bile delermiş.” (aslında ben bu atasözünün yasaklanmaı taraftarıyım ve baş vurularımı başlatacağım. gençlerimize, ergenlerimize kötü örnek oluyor. oysa ki biz hiç sıçmıyoruz.)

Neyse konumuza dönelim. An önce ntvmsnbc.com‘da ekşi sözlüğün kapatılması ile ilgili yazıyı okudum. Tabi bir panik içerisinde kendi sitemin yedeklerini de almaya başladım. Hah okuyan şimdi kendini ekşi sözlükle bir mi tutuyorsun diyecektir. Yok canım ne alaka, zaten ben ekşi sözlük yazarıyım diye sınıf edinmeye çalışan kişileri de pek sevmem. Sorun burada sansür olayı. Tabi birde dün haberlerde dolanan BTK’nin ağustos ayında geçmeyi planladığı filtreleme olayı var. Efendim bunlar diyor ki “ey internet kullanıcısı siz aptalsınız neyi kullanacağınızı bilmezsiniz, biz size yön göstereceğiz.” Hani şimdi Türkiye’deki internet kullanıcısı aptal ise hocam siz de bu gruba gir miyor musunuz? En azından siz de Türk değil misiniz? Eh tamam Müslümansınız (!) anlıyorum da Arap Müslimanı mısınız?

Evet insanlar bir çok şeyi internetten öğreniyor doğru, ancak neyi öğreneceğini de kendisi belirliyor. Çoluk çocuk ta internete girmeyi versin yada girecekse ebeveyn yönetiminde girdin. Bu şekilde an azından aileler çocuklarına vakit ayırmış olurlar. Zaten çocukların internete ihtiyaç duyma sebeplerinden biri de okulda verilen ödevler. Hatta bunları kendileri bile yapamıyorlar, evde aileler ilgilenmek zorunda kalıyor. Bırakın siz önce eğitimi düzeltin. İlk okul çocuğunun bile şu eğitim sisteminde bilgisayara / internete bağlılığını görüyoruz. Okuldaki bilgisayarlar ne işe yarıyor peki; aman dokunmayın bozulmasına mı? Yap filtreni okulda çocuklar istedikleri gibi kullansınlar. Ah oda olmaz değil mi? Çünkü orada bazı görevlilerin özel ihtiyaçları var…

Bir şeyi gizleyerek, ondan kurtulamazsınız tam tersi abuk sabuk kaçak göçek bilgilerle donattığınız kişiler sonradan sizin başınıza bela olur. Ama doğru ya sizin başınıza neden bela olsunlar. Ceplerinize indirdiğiniz paralarla kral gibi yaşarken olan halka olur. Biz gelişmeyi ilerlemeyi düşünürken öyle yerimizde kalırız.

İnsanın içinde ne olduğunu bilemeyiz. Porno, küfür vs. içeren siteleri kapatmak insanlığı düzeltmez. Okuduğumuz ve görüğümüz onlarca tecavüz vs. haberinde bu sitelerden mi esinlenmiş insanlar. O zaman sayın üzmez bunun canlı bir örneği ancak biz onu aklayıp serbest bırakıyoruz. Adamın wikipedia’dan hayat hikayesini okumak yeterli. Ancak belirtmek lazım ki bu adamı internet baştan çıkartmamıştır kimseyi baştan çıkarmayacağı gibi.

Ata sözümüz der ki “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın” şimdi yapılması gereken yılanları susturmak. Sonrasına yaşamak deniyorsa yaşayacağız. Ama dönüp dolaşıp aklıma aynı şey geliyor “kurunun yanında yaşta yanarmış” bu halka her şey müstahak. Biz eğitim seviyesini arttırırken kalitesini düşürdük ve şimdi ki gibi çıkar eğitimi verdik hepsine. Ortalık üniversiteli kaynıyor ancak iş yapacak yok, yada yapacak kesim belli. Buna rağmen yine de delikanlılığı ile övündüğümüz birileri var başımızda. Tamam ne bok yersen ye ancak bari insanların özgürlüklerine dokunma. Nasıl sana dokunduklarında canın yanıyorsa bu halkında yanıyor. Bırakın internet güzel bir şey, teknoloji güzel bir şey, bir yerde insanı vasıflaştırır, aptallaştırır. Tam sizin istediğiniz insan yapar. Ama bu süreci hızlandırmaya çalışmak ve tek bir yöne itmeye çalışmak yeri gelir kaosa sebebiyet verir. Biliyorum yeriniz sallanıyor korkuyor ve aceleci davranıyorsunuz. Ancak görüyoruz ki biz de akıllanmama da kararlıyız.

Sözüm ona ki eskiden bir adam vardı canı sıkılıp ekrana bakıp pipisi ile oynayan. Şimdi elindeki imkanlar alınıyor ki dışarı çıkıp başkalarına oynatmaya zorlasın. Kaos çıksın, olaylar olsun. Eskiden en azından konuşanlar vardı her telden, kendilerini iki uç kuruşa satmayanların anlayıp yol çizebilecekleri. Susturulsun, kapatılsın, kaos çıksın… Halkın bir kesimini ayaklandırdıkları yetmiyormuş gibi sessiz sakin kısmı da ayaklandırsın. Merak ediyorum Amerika bize özgürlüğü ne zaman getirecek. Alt yapı hazır mı?

Bir rivayete göre Demirel ne güzel söylemiş. “Kerhaneleri kapatalım da vatandaş bizi mi siksin” diye. Şimdi her şeyi kapatırsak vatandaş ne yapacak?