Archive for the ‘Döküntüler’ Category

Bütün hayallerimi ellerimle yıkmak zorundayım… Üzerime yüklenen lanet bu, tabanlarımın düzlüğü, merdiven altlarından geçişim, her ellediğim aynanın kırılması… Bilinçsizlik üstü varlığımın yegane sebebi… Kelimelere dokunamamam, uzattığımda elimin kırılması ya da dilime bir hançer saplamam… evet yapmam gereken bu. O zaman kimse için acı kaynağı olmadan, bedenimin ve hatta ruhun sonsuz mutluluğa erişmesi… şunu soruyorum kendime “ne verebilirim sana, sadece kaçak ve yasak olan sevgimden başka”… Biliyorum son kez yazıyorum bu satırları sana dair, ya da seni ya da kendimi kandırmak için sarf ettiğim sözle bunlar… Kendimi inandırıyorum inandırmak istiyorum… yine başa dönüyorum, boşuna dememişler ya hayat tekerrürden ibarettir diye, sıradanlaşmam için uymam lazım…
Simdi, ey hüzün; sana yaptığım ihanet için beni bağışla, yine aç kollarını usulca bol acıyla boğuşarak… Unutmuşum ya kalıcı değilmiş mutluluklar…
Affet kırdığım için, affet uzandığım için, affet söylediğim sözler için, zor olsa da uzak olsa da mutluluğum olduğun için…

(01.05.2007 e-postaları karıştırırken çıktı)

Şuraya baktığımda zamanın ne kadar çabuk geçtiğini anlıyorum. Son yazı hafta başında yazılmış bu yazı ise hafta sonundan bir gün önce yazılıyor.
Oysa geçen bu zaman oldukça uzundu. Sanırım gecen tüm zamanlar gelecek ve şimdiki zamanlardan kısa.
Yaşamın bir basamak üstüne çıkmak yaklaşırken…

http://www.ntvmsnbc.com/id/25288246/ buradaki habere göre TDK çalışmaya başlamış. Ancak bu nasıl bir çalışmadır ki buldukları kelimeler hep zor kelimeler. Sanki türemiyor. Halkı dinleseler aslında İngilizce kelimelerin yolunu bulduğunu görecekler ama bu iş halkla çözülmez değil mi? Neyse ki çok zor kelimeler değil bunlar kullanılır mı o da ayrı mesele. Ancak takıldığım nokta “AÇS” oldu. Araba kapılarını uzaktan açan anahtar ‘keyless-go’ yerine bu kelime kullanılacakmış. “Araç Çalıştırma Sistemi”nin baş harfleri yani. Sanki Türkçe türüyemiyormuş gibi bir cümlenin baş harflerini alıyoruz İngilizce gibi. Ne diyeyim ki?

İnsanın yazacak bir şeyi olmaması ne kadar kötü. Aslında daha kötüsü de konuşacak bir şeyi olmaması. Refika Hanımda önce sustu, sonra yazmayı kesti. Kelimeleri tozlandı ahşap binası içerisinde. Duyduğu tek ses rüzgarda tahtalara girip çıkan çivi sesleriydi. Bazen küçük adımların varlığına dair bir şeyler işitiyordu. Ancak onların, sürekli hayalini kurduğu dört yaşında kaybettiği oğlu ayak sesleri oluğunu düşündüğünden durumu sadece iç geçirmekle geçiştiriyordu. Oysa adımlar, küçük bir fareye aitti. Refika Hanımla aynı kadere sahip bir fareye…

Bir fareyle çok ortak yönü vardır insanların…

En iyi planları farelerin ve insanların

Sıkça ters gider (Fareler ve İnsanlar John Steinbeck)

Sürekli aynı rüyayı görüyorum… Ne kadar oldu? Bir gün? Üç gün? Bir hafta? Üç hafta?

Ve şimdi aynı rüya için yatağa yatacağım… Her şey aynı olmamalı. Farklı kaşıntılar da olmalı üstüme yapışan asalaklar haricinde…

Yine aynı deprem… Yine aynı ölümler… Yine aynı rüya… İçinde sadece figüran olduğum…

sayfaya ulaşamıyor musunuz? lütfen "açıklamaları" okuyun. kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Wake Wood 05 Şubat 2012
        2011 İrlanda, İngiltere ortak yapımı filmin yönetmenlik koltuğunda David Keating var. Filmin hikayesini ise Brendan McCarthy yazmış. İkisi birlikte bu hikayeyi senaryolaştırmışlar. Hazır hikayeye girmişler aslında filmin konusunun Stephen King‘in Hayvan Mezarlığı‘na benzediğinin söylemem gerek. Hikaye biraz daha kalıplandırılıp, sınırlandırılarak, ölüyü […]
  • Gisaeng Ryung / Ghastly 04 Şubat 2012
        Gisaeng Ryung 2011 Güney Kore yapımı bir korku filmi. Film 3D olarak çekilmiş ancak Türkiye’de Uzak Doğu filmlerini sinemada izleyebilmek gibi bir lüksümüz olmadığınından filmin 3D’siz kopyasını evde izlemek zorunda kalıyoruz. Gerçi bu film için sinemaya gider miydim o da tartışılır. Sanırım sırf güney Kore filmi diye izlemeye giderdim.   Film bir konu [ […]
  • The Chronicles Of Narnia: The Lion, The Witch And The Wardrobe 03 Şubat 2012
        C.S. Lewis‘in The Chronicles Of Narnia serisinin ikinci kitabının, beyaz perdeye uyarlaması The Lion, The Witch And The Wardrobe. Film 2005 yılında çekilmiş fantastik bir hikaye. Diğer fantastik filmlerin gişe başarısı filmin çekilmesine sebep olmuş. Filmi yedi sene geç yazmam benim tembelliğimden kaynaklı. Ancak geçtiğimiz günlerde üç filmi birden izled […]
bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler...
! Anladım Ki Anlamak Yetmiyor*Tam Bir Blog..hayat ucuz.. 1 lira..A Publicitária AbRaXasastronotdefterbazen içinde bazen dışındaben deli miyimBlog KazanıCellar DoorCESETİZLERİ ♀coffeéefsaescinsel sayiklamalarEuphoria of the SoulGaykediGoddess Artemis' BlogGüNaH YüKLeNeN ADaMgüven uyandıran delihayatin kendisihop-çiki-yayaihuzursuz ruhlar barınağıiHüzün Kovan Kuşuİç Ses.İçimdeki Denizİçimdeki ucu bilenmemiş kelimelerimJacqueline mutlu kalmak istiyorKarbonizmaK�yamet MelekleriLa FeaMegami Sama's Blogmy sci-fi lullaby -NİNJA'NIN KUNG FU İLE İMTİHANInörotoksikOyunun başı sonu...peşim sıraplease come in..Psychological Pollution!.Rendered BeautySelçuk Hocaseri katilsi-menSisteki Goriller, Pigmelerle Dans ve AIDS Yetim...Sophiet.u.b.a'nın karaladıklarıThe Daily Kimchi - Korea Blogtimsah avcısıTotal FutboluzaksinemaViva La Vida, Viva La Muerte!vız gelir tırıs giderYALNIZLIK OKULUYasak Filmâyine-i devrânÇÖLÜN İKİLEMİŞEKER PORTAKALIвαяιιѕѕѕ'ѕ ∂яєαмѕ||● uçuyoruz ne güzel balon ●爱的草莓物语-My Fallen Berries