Archive for the ‘Blog’ Category

Sadece neden olduğunu bilmiyorum. Çabalamadan bir şey olmaz farkındayım. Ancak isteklerim , hayallerim o kadar çok ki hangisine çabalayacağımı bilmiyorum. Bu sebeptendir ki kendimi tembelliğe vurmak bana daha mantıklı geliyor. Asıl olay bu mudur? Batsam da, çıksam da hepsi zirvede olmalı. Çıktıysam eğer düşüşüm bir yaprak gibi salına salına olmamalı. Bir örs gibi inmeli başıma. Ya da çıkışım merdivenle değil, asansörle olmalı… Yüzlerce örnek aklımdaki. Bir şeyleri kaybetmeye başladığımın farkındayım. Onlar da azar azar terk ediyor beni. Muhtemelen farkına vardığımda yitirmiş olacağım hepsini. Ardından yapacak bir şeyim olmayacak. Yine sessiz, yine sakin, yine hiçbir şeyi kırmamaya çalışarak oturacağım bir köşeye. Bazı insanlar imrenerek bakacak, bazılarının ise hayatımdan bile haberi olmayacak. En yakınımdakilerin bile… Gereken sadece vakit ayırmak mı? Şimdiye kadar çizdiğim çizgi, yürüdüğüm yol, kendi doğrularımı savurduğum adımlarım, kazandıklarım, kaybettiklerim. Ardıma baktığımda gördüklerim ne? Sessizliğimi seven insanlar mı, kendimi ifade etmekten korkan ben mi? Yeni bir kapı aralanabilir mi, güce dayanmadan duvarları yıkarak? Yoksa üstümü toz içinde mi bırakmalıyım, elime kalpleri alarak. Biraz planlı yaşam. Çalışmak her şeyi öldürüyor ya, başta sen olmayı… Geri kalanda ne yapmalı? Görevler mi oluşturmalı zevklerden yola çıkarak… Evlenmeye çalışarak yük mü bindirmeli omuzlara… Belki biraz daha sessiz kalmak gerek… Susmak… Konuşmamak yada aklına geldiğince var olmak bu hayatta… Bir kez daha ekleyebilir miyiz bunu, son demeden daha…

dünkü yazıyı bu gün yazıyorum. zaten fark etmiyor dün bugün standart yaşandığı için. dünün bu günden farkı olmuyor. aslında bir önceki cumartesi, pazar bir sonrakinden de farksız. en azından evde tembellik yapabiliyorsun. bir de şöyle bir şey var bu tembellik fazla olmaya başladı tabi evin süpürülmesi lazım ay oldu neredeyse. artık yerlerde kütlelerin varlığını hissedebiliyorum. bu hafta sonu inşallah…

yaz başında perşembe günleri yazdığım kitap özetlerine özetleri kaybettiğim için son vermek zorunda kalmıştım. şimdi onları tekrar bulduktan sonra, devam etmeyi düşünüyorum. zaten az kaldı. öğrencilerin de işine yaradığına şahit oldum. en azından, bir faydamız dokunsun. bu arada eski notlarımı da bayram tatilinde getirmiştim. tabi kısmen varlar elimde. bunları da tarayıp tarayıp ekletmek düşüncesindeyim… iyi yaparım değil mi?

bu kadar…

yaklaşık 33 saattir bloga ulaşılamıyordu. buna üzülmeli mi sevinmeli mi pek yorum yapamayacağım. bu hususta,hani çokta umurumdaydı diyen olabilir saygı ile karşılarım. bu yokluk esnasında bloga girenler, bant genişliğimizi doldurduğumuz hakkında uyarıyı görmüşlerdir kesin. bunun sebebi siteye giren çıkan sayısının çoğalması ve limitin yetersiz kalması. aslında ben de çok girmiş olabilirim. neyse bu konu yorumsuz. bu karanlık sayfaları görebildiğinize göre açılmıştır demektir.

Son dönem blogu savsakladığımdan gelen giden oranında değişimler bulunmakta. Zaten savsaklamadığım zaman da oranlar dibe doğru inmekteydi. Ben bu işi beceremiyorum yada yazdıklarım o kadar kişisel ki kimsenin ilgisini çekmiyor. (Ben zaten hiç bir işi beceremiyorum) Ah başka bir yorum ise… ne olabilir? aklımın köşesinde var aslında birşeyle kurcalamak isitemiyorum… Önemli olan vakit geçirmekse öyle hit yapmann da pek anlamı yok.

Aslında külliyen yalan, hani bu güzellikle alakalı… İç güzellik önemli lakırtıları yapılsa da herkes biliyor ki dış güzellik daha önemli. Bu işte böyle. Ben sallamıyorum gireni çıkanı desem de aslında o giren çıkan bana da giriyor. Yanlış anlaşılma olmasın dert olarak. Neden böyle az diyorum…

Sayfalara facebook beğen linki koydum. Birde yanda facebook sayfamın beğen linki var… ne kadar güzel değil mi? Yapıcı olamadığım bu aralar böyle şeylerle uğraşmak bana rahatlık veriyor. Eh yapıcı, yaratıcı olamadıktan sonra sitene kim gelsin? Ot gibi adamsın yazdıkların da kimsenin dikkatini çekmiyor. Az biraz çeki düzen ver kendine…

Aslında biraz kendime gelmem lazım. Kim olduğumu hatırlamam, toplumnun bana yüklediği karakterden soyutlanmam. Bunu nasıl yapabilirim?

wpmi iyi gelmedi bana ben mi iyi değilim bir türlü anlayamadım. nedense blogla aramda bir soğukluk hissediyorum. sırtımızı birbirimize dönmüş iki yabancı gibiyiz ve sürekli birbirimizden uzaklaşıyoruz. aslında bu uzaklık hiç bir şey yaşamamakla orantılı… yaşamayınca yazamıyorsun da . yaşamayınca hayal gücünde kalmıyor. insanların günlük durumlarımı merak ettiklerini düşünmüyorum. zaten rutinlikten farksız gelişen hayatım nasıl ilgi çekici hale gelebilir ki?

Çalışmak öldürüyor belki, hayır belkisi fazla… ‘da dediği gibi:

“Bu anlamsız düşüncelerimin nereden çıktığını hiç düşünmeden, çalışmaya devam ettim. En sonunda fark ettiğim tek şey kalbimin canlılığını yitirip katılaşmaya başlamasıydı. Derken bir sabah birdenbire farkına vardım ki hiçbir şeyin tadı kalmamıştı, bu da bardağı taşıran son damla oldu ve işi bıraktım.”

Sonunda yapmamız gereken bu mu? Eski tembellik yaptığım zamanları özledim. Şimdi ise tembelliklerim sadece yatağıma uzanmakla ve günlere bir şey sıkıştırmakla kısıtlı. Nelerle ilgilenmeliyim, bir türlü karar veremiyorum… Her biri can sıkıntısından başka bir işe yaramıyor. Sessiz sedasız insanlardan uzaklaşarak. Bazen susup, bazen çok konuşarak…  Kendimden bi haberim… ve beklemede…

not: başlıkta aynı filmden alıntı…

sayfaya ulaşamıyor musunuz? lütfen "açıklamaları" okuyun. kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Gantz: Perfect Answer 10 Şubat 2012
        Gantz: Perfect Answer adından da anlaşılacağı üzre Gantz’a kendi çapında bir cevap sunuyor. Yönetmen koltuğunda yine Shinsuke Sato var. Senaryo yine Yûsuke Watanabe‘e ait. Gantz: Perfect Answer ilk filme oranla daha fazla aksiyon içeriyor. Tabi animede de aklımıza takılan bir çok soru burada cevap buluyor. Bu sebeptendir ki ismine Perfect Answer demişler […]
  • The Chronicles of Narnia: The Voyage of the Dawn Treader 10 Şubat 2012
        Serinin üçüncü ve son filmi The Voyage of the Dawn Treader. Kitap sıralamasına bakıldığında ise beşinci kitap (Ancak bu sonradan yapılan kronolojik sıralama. Aslında ilk yayın sırasına bakarsak ilk üç kitabı beyaz perdeye uyarlanmış olarak görüyoruz. Bu kez kamera arkasında televizyon dizilerinde adına sıkça rastlanan Michael Apted var. Kendisini tanıdığ […]
  • Gantz 08 Şubat 2012
        Geçtiğimiz aylarda (ki on gün sonra tam bir sene olacakmış) Gantz‘tan bahsetmiştim. Sinema filmine uyarlanma ihtimali olan anime sonunda Shinsuke Sato tarafından sinemaya uyarlanmış. Tabi bu süre zarfında mangayı da okuyacağımı dile getiren ben bu eylemi de yerine getiremedim. Neyse biz konumuza dönelim. Gantz’ın sinema filmi olarak uyarlandığının haberi […]
bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler...
! Anladım Ki Anlamak Yetmiyor*Tam Bir Blog..hayat ucuz.. 1 lira..A Publicitária AbRaXasastronotdefterbazen içinde bazen dışındaben deli miyimBlog KazanıCellar DoorCESETİZLERİ ♀coffeéefsaescinsel sayiklamalarEuphoria of the SoulGaykediGoddess Artemis' BlogGüNaH YüKLeNeN ADaMgüven uyandıran delihayatin kendisihop-çiki-yayaihuzursuz ruhlar barınağıiHüzün Kovan Kuşuİç Ses.İçimdeki Denizİçimdeki ucu bilenmemiş kelimelerimJacqueline mutlu kalmak istiyorKarbonizmaK�yamet MelekleriLa FeaMegami Sama's Blogmy sci-fi lullaby -NİNJA'NIN KUNG FU İLE İMTİHANInörotoksikOyunun başı sonu...peşim sıraplease come in..Psychological Pollution!.Rendered BeautySelçuk Hocaseri katilsi-menSisteki Goriller, Pigmelerle Dans ve AIDS Yetim...Sophiet.u.b.a'nın karaladıklarıThe Daily Kimchi - Korea Blogtimsah avcısıTotal FutboluzaksinemaViva La Vida, Viva La Muerte!vız gelir tırıs giderYALNIZLIK OKULUYasak Filmâyine-i devrânÇÖLÜN İKİLEMİŞEKER PORTAKALIвαяιιѕѕѕ'ѕ ∂яєαмѕ||● uçuyoruz ne güzel balon ●爱的草莓物语-My Fallen Berries