<?xml version='1.0' encoding='windows-1254'?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/'><id>tag:blogger.com,1999:blog-648888352667017672</id><updated>2008-07-08T18:23:15.052+03:00</updated><title type='text'>kişisel depresyon anları</title><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default?start-index=26&amp;max-results=25'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default'/><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/atom.xml'/><author><name>kişisel depresyon anları</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07642568225506489799</uri><email>noreply@blogger.com</email></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>386</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>25</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-648888352667017672.post-6615476644914696460</id><published>2008-07-08T13:57:00.001+03:00</published><updated>2008-07-08T13:57:43.665+03:00</updated><title type='text'>Bedenimiz bizimdir!</title><content type='html'>&lt;div xmlns='http://www.w3.org/1999/xhtml'&gt;&lt;div align='justify'&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;i&gt;Bedenimiz bizimdir!&lt;br/&gt;Galata Köprüsü'nde, tayt ve tişörtüyle balık tutarken vücudunu teşhir ettiği iddiasıyla yargılanan Gülcan Köse’ye (28) geçen hafta mahkemenin "hayasızca hareket" suçundan 5 ay hapis ceza vermesi kadınlar tarafından protesto edildi.&lt;br/&gt;Kadın kuruluşlarının oluşturduğu “Bedenimiz Bizimdir! İnsiyatifi” kadin bedenine yapılan müdahaleleri protesto için Galata Köprüsü'ndeydi.&lt;br/&gt;Kadınlar basın açıklamasında, Köse’nin de ceza almasına neden olan TCK’nın kadınlara karşı ayrımcılık yapan 225. maddesi olarak ifade ettikleri ‘Hayasızca Hareketler’ ifadesinin kaldırılmasını istedi.&lt;br/&gt;‘Devlet elini bedenimden çek’ sloganıyla yürüyen kadınlar devletin bu konudaki yasal düzenlemelerinin acilen yeniden yapılandırılmasını talep etti.&lt;br/&gt;Devletin konuyla ilgili hafifletici yasalarının ‘tahrik edici unsur’ olduğunu öne süren grup, benzer şekilde yılbaşında Taksim’de yaşanan cinsel saldırının suçunun karşılığının ‘57 Lira’ olduğunu hatırlattı.&lt;br/&gt;Bir metin hazırladıklarını ve meclise göndereceklerini belirten kadınlar, eylemlerinin yasa kalkmadığı sürece devam edeceğini açıkladılar. Kadınlar, yaşamlarını kendi tercih ettikleri biçimde kurma ve yaşama isteğinin kişinin en temel hak ve özgürlüğü olduğunu dile getirdiler. &lt;/i&gt;&lt;br/&gt;&lt;/blockquote&gt;Yukarıdaki haberi duymuşsunuzdur. Sonunda mahkeme sonuçlanıyor ve ceza 5 ay hapis. Bu haber bana &lt;a href='http://www.google.com.tr/url?sa=t&amp;amp;ct=res&amp;amp;cd=1&amp;amp;url=http%3A%2F%2Fwww.imdb.com%2Ftitle%2Ftt0808417%2F&amp;amp;ei=TT9zSKmKCY2CngPhgNnuAg&amp;amp;usg=AFQjCNHUXSQqc9F08vBA0FneeeVY_mywng&amp;amp;sig2=YcVOjF-kQrdrbGZYeXjR4A' class='l' onmousedown='return rwt(this,&amp;apos;&amp;apos;,&amp;apos;&amp;apos;,&amp;apos;res&amp;apos;,&amp;apos;1&amp;apos;,&amp;apos;AFQjCNHUXSQqc9F08vBA0FneeeVY_mywng&amp;apos;,&amp;apos;&amp;amp;sig2=YcVOjF-kQrdrbGZYeXjR4A&amp;apos;)'&gt;&lt;b&gt;Persepolis&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;'i hatırlattı. Ana karakterimiz Marjane okula yetişmek için koşmaktadır. İki polis arabayla yanına gelir ve onu durdur ve koşmamasını söylerler. Marjane neden diye sorar. Aldığı cevap imalı da olsa kalçalarının sallandığı ve insanları tahrik ettiği yönündedir. Marjane "bakmayın o zaman" diye bağırarak koşmasına devam eder.&lt;br/&gt;Hal böyleyken bu balık tutma olyının da yukarıdakinden bir farkı yok. Bakmayın canım kardeşim. Bakacasanızda sesinizi çıkartmayın. Bir başka yönden bakarsak, sizin ahlakınız bozuluyor, günah işliyorsunuz diye biz göz zevkimizden mi mahrum kalalım yani?&lt;br/&gt;Şimdi TCK'nın 225. maddesine bir göz atalım:&lt;br/&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;small&gt;&lt;b&gt;Hayasızca hareketler&lt;/b&gt;&lt;br/&gt;&lt;b&gt;Madde 225 - &lt;/b&gt;(1) Alenen cinsel ilişkide bulunan veya teşhircilik&lt;br/&gt;yapan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.&lt;/small&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;/blockquote&gt;Tayt ile balık tutma eğer bu maddeye göre teşircilik ile algılanıyorsa ben bunu algılayana da, algılatana da (...) ne diyeyim? O zaman tayt denen giysi parçası komple yasaklansın. Baletlerimiz, balerinlerimizde içeri atılsın.&lt;br/&gt;Yanlız benim bu mevzudan çıkardığım bu davayı açan kişiler bu balık tutma durumundan ne kadar çok etkilenmişler ki işin ucu buraya varmış. Sanıyorum bu herifler (!) ciddi cinsel problemi olan kişilerdi ki hemen Karaköydeki umumi yerleri ziyaret edebilirlerdi. Hatta olay üzerine ge güzel de taytlı balıkçıyla ilgili fantaziler de kurmuşlardır. &lt;br/&gt;Bu zihniyet nereye gider bilinmez... aslında bilinir de söylenmez. &lt;br/&gt;Haber linki &lt;a target='_blank' href='http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=GaleriHaber&amp;amp;Date=08.07.2008&amp;amp;ArticleID=887012&amp;amp;PAGE=1'&gt;şura&lt;/a&gt;da bir &lt;a target='_blank' href='http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=GaleriHaber&amp;amp;Date=08.07.2008&amp;amp;ArticleID=887012&amp;amp;PAGE=1'&gt;tıkla&lt;/a&gt;yın bakın hatta ilk yorumu da okuyun artık ne alakaysa bilemeyeceğim neyse... sustum...&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/07/bedenimiz-bizimdir_08.html' title='Bedenimiz bizimdir!'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/07/bedenimiz-bizimdir_08.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/atom.xml' title='Yazı Yorumları'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/6615476644914696460'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/6615476644914696460'/><author><name>kişisel depresyon anları</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07642568225506489799</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-648888352667017672.post-1036151482564879181</id><published>2008-07-07T19:27:00.001+03:00</published><updated>2008-07-07T19:27:03.707+03:00</updated><title type='text'>Osmanlı Nazırı'na eşcinsel aşık iddiası</title><content type='html'>&lt;div xmlns='http://www.w3.org/1999/xhtml'&gt;&lt;div align='center'&gt;&lt;a href='http://w9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=07.07.2008&amp;amp;Newsid=187953&amp;amp;Categoryid=1'&gt;Osmanlı Nazırı'na eşcinsel aşık iddiası&lt;/a&gt;&lt;br/&gt;&lt;/div&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;strong&gt;Times, 130 kadınla birlikte olan Casanova’nın, Dışişleri Bakanıyla da ilişkisi olduğunu iddia etti&lt;/strong&gt;&lt;div align='right' style='float: left; margin-top: 10px; margin-bottom: 10px; margin-right: 10px;'&gt;&lt;img height='102' border='0' width='193' alt='' title='' src='http://www9.gazetevatan.com/newpics/news/060720082140347277340.jpg' style='float: left; margin-top: 10px; margin-bottom: 10px; margin-right: 10px;'/&gt;&lt;br/&gt;&lt;/div&gt;&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;DÜNYANIN gelmiş geçmiş en büyük çapkını olarak bilinen Venedikli gezgin Giovanni Casanova’nın hayatıyla ilgili çıkan son kitap, ünlü çapkının bir Türk’le de eşcinsel ilişkiye girdiği iddia edildi. 1725-98 yılları arasında yaşayan Casanova’nın hayatını inceleyen İngiliz yazar Ian Kelly, İtalyan çapkının hayatı boyunca 130’dan fazla kişiyle yattığını ve bu kişilerle ilgili notlar tuttuğunu ortaya çıkardı. Casanova için en özel olanı ise “kendisine hayranlık duyan” bir Türk’tü. Casanova ise bu Türk’ün yazdığı mektuplar için, “O kadar güzellerdi ki yoldan çıkmaya değerdi. Bu teklifi reddetmek kabalık olurdu” ifadelerini kullandı. Kitapta Casanova’nın Osmanlı hariciye nazırıyla da ilişkiye girdiği ileri sürüldü.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;Casanova, anılarında 30-35 yaşlarındayken İstanbul’a geldiğini ve burada “Osman Paşa” diye birinin evinde kaldığını aktarmıştı. Osman Paşa’nın 15 yaşındaki kızıyla evlenmesinin önerdiğini söyleyen Casanova, bu teklifi reddettiğini yazmıştı. Casanova hatıralarında “Yüzlerce kadınla yattım, fakat İstanbul’da tattığım lezzeti başka hiçbir yerde bulamadım” diye yazmıştı.&lt;br/&gt;&lt;br/&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;strong/&gt;&lt;small&gt;Casanova dedikleri adam eğer üstteki resimdeyse, kadınlar/erkekler bu adamda ne bulmuş anlamadım. Yani şu halimle ben bile bu adamdan daha yakışıklıyım. Yani kıskanıyormuş gibi gözükmek istemem ama bakınız resme bu doğru. Ya da zaman ilerledikçe insanların güzel anlauışı da değişiyor. Bilmem ki doğru mudur?&lt;/small&gt;&lt;br/&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/07/osmanl-nazr-ecinsel-ak-iddias.html' title='Osmanlı Nazırı&amp;#39;na eşcinsel aşık iddiası'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/07/osmanl-nazr-ecinsel-ak-iddias.html#comment-form' title='5 Yorum'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/atom.xml' title='Yazı Yorumları'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/1036151482564879181'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/1036151482564879181'/><author><name>kişisel depresyon anları</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07642568225506489799</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-648888352667017672.post-5531960213951096245</id><published>2008-07-07T14:06:00.001+03:00</published><updated>2008-07-07T14:06:23.932+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sukkar banat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Caramel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Karamel'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İzlediklerim'/><title type='text'>Caramel (Karamel - Sukkar banat)</title><content type='html'>&lt;div xmlns='http://www.w3.org/1999/xhtml'&gt;&lt;i&gt;Filmleri de haftalık yapmaya karar verdim. Aslında bir filmi yazmak zor bir iş. Özet mi geçmelisin, yoksa anlatılanı mı çözümlemeye çalışmalısın. Yani şu ki Bir Lost Highway'in konusunu nasıl yazabilirsiniz ki? Tamam yazarsınızda ne oldu ne bittiye gelir. Neyse arada böyle filmlerde olursa üşenmem uzun uzun yazarım:)&lt;/i&gt;&lt;br/&gt;&lt;div align='center' style='float: left; margin-top: 10px; margin-bottom: 10px; margin-right: 10px;'&gt;&lt;img height='311' border='0' width='240' src='http://moeys.net/wp-content/uploads/2007/10/caramel_poster.jpg' title='caramel' alt='caramel'/&gt;&lt;br/&gt;&lt;/div&gt;&lt;br/&gt;Bu haftaki filmimiz 2007 Lübnan ve Fransız ortak yapımı Sukkar Banat. Hepimiz, Avrupalılar bilhassa Fransızların doğu ve ortadoğu yaşamına nasıl meraklı olduklarını biliriz. İçlerinde bastıramadıkları farklı toplumları araştırma güdüsü çoğu zaman hüsranla da bitse, farklı kültürler insanların gelişimine yardımcı oluyor.&lt;br/&gt;Gelelim filmimize. &lt;a href='http://www.imdb.com/name/nm1701024/'&gt;Nadine Labaki&lt;/a&gt;'nin yönetmenliğini yaptığı film bir bayan kuaföründe çalışan kadınların gündelik yaşantısını ele alıyor. Tipik Fransız filmlerinde gördüğümüz kareler mevcut. Film izlenebilirliği konusunda pek yorum yapamayacağım lakin durağan bir film. Bir film izliyormuşçasından çok bu birkaç bayanın hayatını dikizliiyormuşsunuz tadı veriyor size. &lt;br/&gt;Bir Lübnan filmine göre daha sınırsız görüyoruz film. Evli bir adamla ilişkisi olan bir karakter, aynı şekilde evlilik öncesi ilişkisi olup, evleneceği adam için &lt;i&gt;kızlık&lt;/i&gt; &lt;i&gt;zarı&lt;/i&gt;nı diktiren bir karakter ve son olarakta eşcinsel bir karakter film boyunca sakin bir şekilde bize eşlik ediyor. Ama filmin ana konusu her zaman olduğu gibi &lt;b&gt;aşk&lt;/b&gt;. &lt;br/&gt;Bir genelleme yaparsak Caramel tüm düyadaki kadınların yapılarının aynı olduğunu gösteriyor bize. Davranışları, tepkileri, beklentileri kadın olmanın verdiği hissiyat doğrultusunda olsagerek hep aynı. Karakterlerin hepsini sokakta yürüken, camdan dışarı baktığınızda görebilirsiniz. Sıcak bir film, ancak çok şey beklememekte lazım. Aynı tempoda düz giden bir film.&lt;/div&gt;</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/07/caramel-karamel-sukkar-banat_07.html' title='Caramel (Karamel - Sukkar banat)'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/07/caramel-karamel-sukkar-banat_07.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/atom.xml' title='Yazı Yorumları'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/5531960213951096245'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/5531960213951096245'/><author><name>kişisel depresyon anları</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07642568225506489799</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-648888352667017672.post-5777194141340278464</id><published>2008-07-06T07:11:00.004+03:00</published><updated>2008-07-06T07:39:50.845+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pardus'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Özgürlük İçin'/><title type='text'>eh pardus, sen mi inatsın ben mi inat!!!</title><content type='html'>Cuma akşamından beri bilgisayar başından kalkmış değilim. Sevgili Pardus'un 2008 sürümünü kurmamla birlikte yaşadığım sorunların ardı arkası kesilmedi. Sorunlar dediysem kimsenin gözü korkmasın bir tanecik sorun. Cumadan beri Pardus sesime ses vermiyordu. Şimdi ise benimle konuşur bir vaziyette. :)&lt;br /&gt;Şu hoparlörden ses almak ne güzel bir şeymiş. Eskiden sessiz sessiz ne yapıyormuşuz biz. Bendeki de şanstır ya ille sorun çıkacak. O kadar ses kartı arasından sorunlu olanı buldum helal bana :) Neyse ki Konveration irc istemcisi sayesinde &lt;a href="http://www.pardus.org.tr"&gt;Pardus&lt;/a&gt; odasındaki arkadaşlar yardımıyla bu sorunu da çözdük. Şİmdi&lt;a href="http://www.ozgurlukicin.com"&gt; özgürlük için &lt;/a&gt;kanatlanmış durumdayım. Eh artık uyumanında zamanı geldi... Şöyle güzel bir müzik eşliğinde... :)&lt;br /&gt;Sizlede Paylaşayım "&lt;a href="http://www.kisiseldepresyonanlari.com/labels/the%20fountain.html"&gt;The Fountain&lt;/a&gt;" filminden &lt;a rel="tag" href="http://www.kisiseldepresyonanlari.com/labels/clint%20mansel.html"&gt;Clint Mansel&lt;/a&gt; imzalı &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Together We Will Live Forever &lt;/span&gt;&lt;a href="http://wikisend.com/download/539626/10%20Together%20We%20Will%20Live%20Forever.mp3"&gt;şura&lt;/a&gt;dan dinleyebilirsiniz...</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/07/eh-pardus-sen-mi-inatsn-ben-mi-inat.html' title='eh pardus, sen mi inatsın ben mi inat!!!'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/07/eh-pardus-sen-mi-inatsn-ben-mi-inat.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/atom.xml' title='Yazı Yorumları'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/5777194141340278464'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/5777194141340278464'/><author><name>kişisel depresyon anları</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07642568225506489799</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-648888352667017672.post-4060294462581559379</id><published>2008-07-04T15:10:00.005+03:00</published><updated>2008-07-06T07:44:16.170+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='kasaba'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='karabasanlar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='rüyalar'/><title type='text'>Rüyalar: Kasaba</title><content type='html'>&lt;span style="font-size:100%;"&gt; Gözlerimi kapadığım anda beynimdeki tüm sinir hücrelerinin tek bir amaç için savaş verdiklerini biliyorum. Rüya görmek. Çoğu zaman kabuslardan farkı olmayan rüyaların içinde kayboluyorum. Aslında tek amacım kendimi huzurlu hissedebileceğim bir rüya görmek. Belki cennette olmasa da ona benzer bir yerde fikren bir saat geçirmek ve başımı herhangi bir yere yasladığımdaki o yorucu karmaşa...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Gözlerim kapanıyor. Nerde olduğumu bilmiyorum. Ansızın geçen karelerin algılanmasıyla meşkul beynim. Vücudumu hissetmiyorum. Ellerimi, kollarımı, ağırlaşmaya başlamış ayaklarım yavaş yavaş kendini bırakıyor. Etrafımda dönen şekiller...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Derin bir uğuldamayla, boşluğa düşmüş ruhumun korku ve ilkilmesiyle uyanıyorum, ardından aynı uğulduya karışan bir müzik, uğultunun kaynağının çep telefonum olduğunu çağrıştırıyor bana. "La La" (Cortney Tidwell)yarı nakaratına kadar çalıyor. Ben açmak istemediçe, o da susmaya pek niyeli gözükmüyor. Müzik neysede şu titreşimin korkunç gürültüsü...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; "Efendim."&lt;br /&gt; "Merhaba, n'aber? Uyandırdım mı?"&lt;br /&gt; Uzaktan gelen kadının sesi, algılarım dahilindeki bir ses tonuna benzemiyordu. "İyiym sen? Evet uyuyordum."&lt;br /&gt; "Bu saatte uyunur mu canım? Bak bir saat sonra sendeyim, bir film gösterimine gideceğiz."&lt;br /&gt; "Ya ben evden hiç çıkmasam kendimi iyi hissetmiyorum pek."&lt;br /&gt; "Sürekli evdesin canım, evde dura dura iyi hissetmiyorsun kendini bak biraz dışarı çık iki insan gör nasıl açılacaksın. Hem bu film çok eski bir film. İlginç yıllardır kayığmış yeni çıkmış ortalığa bu ilk gösterim."&lt;br /&gt; "Ya ama..."&lt;br /&gt; "Anlamam ben görüşürüz bir saat sonra." Lafı ağzıma tıkıyor ve telefonu kapatıyor. Bir süre yatakta duvarımda asılı sönük yıldızlara bakıyorum ve...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Kapı çalıyor. Üzerimdeki ince örtüyü apar topar atıp kapıya yöneliyorum, kapıdaki çok beklemişçesine bir kez daha basıyor zile. Dığ kapıyı açmakiçin butona basıyorum, bu arada boxerla olduğum gözüme ilişiyor. Odanın içinde üzerime geçirecek birşeyler bakınıyorum. Gözüme ilişen birşey yok. Kapı birkez daha çalıyor. Öylece açıyorum. Küt saçlı hafif tombulca bir kız karşımda duran. Yüzünü, kim olduğunu hatırlamaya çalışıyorum, ancak herhangi çağrışım yapmıyor bana. Sanki çok uzak, çok soğuk bir esinti alıyorum ondan, ancak sesi bu esintiyi yalanlayacak kadar içten.&lt;br /&gt; "Ooo hazırlanmamışsın bile, hadi çabuk ol, içeri davet etmeyecek misin beni? Sen hazırlanana kadar kapıda mı bekleyeceğim?"&lt;br /&gt; "Ta tabi geç buyur." Kimsin sen, ne arıyorsun burada, tanıyor muyum seni?&lt;br /&gt; İçeri giriyor kapıyı kapatarak ardından odaya giriyorum. Sırtındaki çantayı çıkartıyor.&lt;br /&gt; "Of ev çok havasız kalmış, bir iki pencere aç, bu ne, nasıl nefes alıyorsn burada?". Pencereye yöneliyorum, şaşkın bir durumda olduğumu anlamış olsagerek tügüme gülümsemeyle bakıyor.&lt;br /&gt; "Ayılamadın herhalde daha, git bir duş al istersen. Dur, dur bir öpeyim seni gel şöyle."&lt;br /&gt;Yanıma geliyor yanağıma uzanıp soluk kırmızı dudaklarıyla sağ ve sol yanağıma birer öpücük konduruyor. Burnumun içine dolan kokusu, beynime ulaştığında mor boxerımın altında bir hareketlilik hissediyorum, aynı zmaanda yüzümün kızardığınıda. Uzaklaşıyor kendini benden çekiyor. Ben de bir adım geriye atıyorum kendimi, kokusu henüz burnumdan uzaklaşmış değiş.&lt;br /&gt; "Boxerin çok şirinmiş" diyor, anlayamadığım bir sırıtışın ardından.&lt;br /&gt; "Ne o Leman karakteri mi resimde ki?" Başımı öne eğiyorum, üzerimde ne olduğu konusunda pek bir bilgim yok. Gözüme ilk çarpan mor renkli bir çıkıntı. Aklım oraya takılmış durumda. Ayıp oldumu acaba? Hem de kim olduğunu hatırlamadığım biri...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Hareketlerime dikketlice bakıyor, gözlerinin sürekli üzerimde olduğunu hissedebiliyorum, benim ise aklım önümde duran yükselti. Yatağın kenarından telefonumu alıyorum. Son aranan numaraya bakıp kim olduğunu hatırlamak amacım. Tanıyıp tanımadığımı bilmiyorum. Yüzü anlık değişimlerle farklı geliyor bana. Bir saniye içinde tanıdık, diğer saniye içersinde ise bir yabancı oluyor. Telefona son arayan numaraya bakıyorum. "Pınar" yazıyor. Pınar, ama kim? Nasıl biriydi?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Duş esnasında, su damlacıkları vücudumdan aşağıya süzülürken, sürekli Pınar'ın nasıl biri olduğunu düşünüyorum. evet, tanıdık biri ama nereden?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Minibüste yan yana oturuyoruz. Pencereden dışarıya bakıyor. Kokusunu hala alabiliyorum. Minibüse bineli tek kelime bile etmedi. Bende ortak birşeyler hatırlamadığım için hiç sesimi çıkarmadım. Arasıra ona baktığımı farketip bana bakıp gülümsüyor. Çoğu kez sabit bir şekilde dışarıya bakıyor, dalıp gidiyormuşçasına. Ancak camdaki yansımamdan bana baktığını biliyorum, benim ona baktığım gibi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Nerde olduğumuzu bilmiyorum. Köy gibi bir yerde iniyoruz. Güneş tepemizde, bütük kavak ağaçlarının arasından yer yer üzerimize düşüyor. Biraz ilerde ufak bir kalabalık var.&lt;br /&gt; "Gösterim burada mı?" diye doruyorum.&lt;br /&gt; "Evet" diyor parmağıla işaret edip küçük kalabalığı göstererek. "İşte orada."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; İnsanların arasına geldiğimizde herkesle selamlaşıyoruz. Hiç kimseyi tanımıyorum. Bana tamamen yabancı yer ve yabancı insanlar. Ancak köyün güzelliği üzerimdeki tedirginliği biraz kaldırıyor. Az önce Pınar ile konuşmuş, uzun boylu, esmer adam uğraştığı televizyondan başını kaldırıp bana bakıyor başıyla selam verdikten sonra tekrar Pınar'a birşey söylüyor. Etrafı izliyorum. Uzun göğe uzanan ağaçların arasındayız. Bir gurup insan televizyonun başına oturmuş heyecanla beklemekte. Çocukların sayısı farklı. Hepsi hayatlarında ilk defa televizyon görmüş gibi bakıyorlar. Pınar yanıma geliyor.&lt;br /&gt; "Birazdan başlayacak şuraya oturalım mı?" diyerek bir yer gösteriyor. Oturuyoruz.&lt;br /&gt; "Burası neresi? Daha önce hiç gelmemiştim. Nasıl bir gösterim bu?"&lt;br /&gt; "Küçük bir köy. Ne kadar güzel sevimli değil mi? Birazdan başlayacak gösterim."&lt;br /&gt; "Nasıl bir gösteirm bu? Şu televizyondan mı izleyeceğiz. Hiç bu işlerle uğraşanlar varmış gibi gelmiyor bana..."&lt;br /&gt; "Bak işte başlıyor."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Uzun boylu adam televizyonun önünde beliriyor. Sakin bir ses tonuyla anlatmaya başlıyor.&lt;br /&gt; "Bu film 1976 yılında Türkiyede çekilmiş. Çeken    &lt;/span&gt;&lt;span id="k7i2"  style="font-size:100%;"&gt;&lt;i id="k7i20"&gt;Christopher Marlowe&lt;/i&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt; adında bir turist. Gittiği kasabanın insnaları ona biraz ilginç gelmiş ve bu insanları görüntülemeye çalışmış. Acak kasaba halkı buna pekte sıcak bakmamışlar. &lt;/span&gt;&lt;span id="f4ys"  style="font-size:100%;"&gt;Christopher'dan iki hafta hiç ses alınmamış. Aynı şekilde iki arkadaşından da. İkinci haftanın sonunda Christopher ve iki arkadaşından aileleri, iyi olduklarını burayı çek sevdiklerini ve dönmeyi düşünmediklerini yazan bir mektup almışlar ve bu mektuplar her sene devam etmiş. Ta ki bir kaç ay öncesine kadar.&lt;br /&gt; Bu mektupların kimden geldiğini merak eden kardeşinin oğlu mektubun gönderildiği yere gider küçük bir araştırmadan sonra Amcasının izine rastlayamaz ancak ilginç bir şekilde birileri bu mektubu belli günlerde günlerde göndermektedir. Bekleyip izini sürer ve bu kasede ulaşır. Yani amcasının çektiği gezi kasedine. Otele geri döndüğünde bir video kaset kiralayıp izler ve gördükleri, az önce sizin de göreceğiniz olaylar kanını dondurur ve apar topar ülkeyi terkeder. Şimdi sözü fazla uzatmadan filme geçelim."&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Konu gerçekten dikkatimi geçmişti. Ancak bu Amerikan filmlerine konu olacak hikayelerden farksız bir hikaye değildi. Hadi "canım sende" dedim içimden ancak Anadolu toprağının verimliğiğini, çeşitliliğini düşündükçe olabiliritesi daha ağır basıyordu Sonunda film başladı. Kaset bozulmaya yüz tutmuş, yer yer görüntü atlıyordu. Bu haliyle bile kaset içinde hiç bir şey olmasa bile korkutucuydu. Kamera sağa sola sallanıyordu. İngilizce konuşmalar tercüme edilmiş altyazı ile verilmişti. İngilizlerden biri "Gelin, gelin" diye bağırıyordu. Kamera sesin yönünde doğru döndü bir grup çocuk otların arasında futbol oynuyordu. Kameranın kendisine geldiğini gören çocuklar durup ona doğru bakmaya başladılar. Ertafları çevrilmiş herkes onlara bakıyordu. Görüntü birden kesildi. Geri geldiğinde ise bir camiininyanında onu çekiyorlardı. Altyazıda "içeridekini gördün mü?" diye yazdı. "Şu tarafa, şu tarafa bak". Caminin avlusundan geçtiler yalnız bu camii bana çok tanıdık geliyordum. Videoda kareler aktıkça gezindikleri yerler hafızamda birden bire çakmak çakarcasına ani şekilde aydınlanıyordu. Camiinin avlusundan çıktılar. Bir grup insanla karşılaştılar. Üzerilerinde birkaç parça bezden başla birşey yoktu. Vücutları kararmıştı hemde yanan bir odun kadar kara. Onlara yaklaştıkça adamlar gözleirni kameraya dikiyordu. Siyah yanmış bedebleri içersinde gözleri bembeyaz , üzerindeki damarlar belli olacak şekilde parlıyordu. Kamera birden arka tarafı gösterdi. Evet burayı tanıyordum. Doğup büyüdüğüm mahallenin camiisi ve yanında o hep korkarak girdiğimiz, çalılarla kapalı patika yol. Tamera bir gurup insnaın camiiden çıktığını gösterdikten sonra hızla tekrar önüne dönüyor. Evet işte burası Şükrü Amcanın bakkalı ve o ama diğerleri gibi. Siyah, korkunç...&lt;br /&gt; İçimde bir ürperti gözleirmi ekrandan alamıyordum. Sanki bütün sokak tanıdığım herkes yada resimde gördüklerim hepsi o video kasedinin içersindeydi. Acı bir çığlık duyuldu. Kamera hızlıca hareket etti. Kanım donmuştu sanki. Damağımın kuruduğunu hissetitm. Başımı Pınar'a doğru çevirip "su var mı" diye soracaktım ki bütün insanların bana baktığını hissetim. Dahada korkmuştum, sanki buraya getirilmem, bu tanımadığım insanların içine sokulmam bir oyunmuş gibi geliyordu bana. Televizyondan bir çığlık sesi daha geldi. Ancak kafamı çevirip oraya bakamıyordum. Bütün gözler bana odaklanmıştı. Hatta, başımı biraz daha çevirip Pınar'a bile bakamıyordum. Nefes alışım azalmış kalp atışlarım zayıflamış, vücudum terden sırılsıklam olmuştu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt; Pınar'ın kokusunun yaklaştığını hissettim, saçlarının yüzüme değidiğini. Bütün gözler üzerimdeydi. Hatta üzerimizde... ve yavaşça bana doğru yaklaşıyorlardı...&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span id="f4ys"  style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:85%;" &gt;resim: &lt;a href="http://www.moonrabbit.co.uk/"&gt;http://www.moonrabbit.co.uk&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/07/ryalar-kasaba.html' title='Rüyalar: Kasaba'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/07/ryalar-kasaba.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/atom.xml' title='Yazı Yorumları'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/4060294462581559379'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/4060294462581559379'/><author><name>kişisel depresyon anları</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07642568225506489799</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-648888352667017672.post-3737845867959490610</id><published>2008-07-03T18:17:00.004+03:00</published><updated>2008-07-04T15:09:02.047+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dost Yayın Evi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='BATI’DA DEVRİMLER VE DEVRİMCİ GELENEKLER (1560-1991)'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kitap Özetleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Dost Kitabevi'/><title type='text'>BATI’DA DEVRİMLER VE DEVRİMCİ GELENEKLER (1560-1991)</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.kitapturk.com/img/Metas/b/9752980872.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.kitapturk.com/img/Metas/b/9752980872.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt; &lt;p  style="margin-bottom: 0cm;font-family:times new roman;" align="center"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;BATI’DA DEVRİMLER VE DEVRİMCİ GELENEKLER (1560-1991)&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p  style="margin-bottom: 0cm;font-family:times new roman;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;1. Giriş&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p  style="margin-bottom: 0cm;font-family:times new roman;" align="justify"&gt;    &lt;span style="font-size:85%;"&gt;Devrime ilişkin yaklaşımlar&lt;/span&gt;&lt;/p&gt; &lt;p  style="margin-bottom: 0cm;font-family:times new roman;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt; Devrimler ve ilerleme fikri&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p  style="text-indent: 1.27cm; margin-bottom: 0cm;font-family:times new roman;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Marksistler, elbette, John Locke’un sadece özgürlük ve mülkiyet savunusunun eş anlamlı olduğu görüşünü değil, mülkiyetinin korunmasının yönetimin asli işlevinin olması gerektiği görüşünü de asla kabul etmelidirler.&lt;br /&gt;Devrimci süreç&lt;br /&gt;Devlet, iktidarının geri dönülmez biçimde kaybedildiği bir devrimci anı.&lt;br /&gt;Fransız Devrimi: Bir model ve bir dönüm noktası&lt;br /&gt;22 Eylül 1792’de, Cumhuriyet’in açılışında, haftanın göne bölündüğü ve Yıl 1’e tarihlenen yeni, daha “ulusal” bir takvimin başlatılmasıydı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;      &lt;p  style="text-indent: 1.27cm; margin-bottom: 0cm;font-family:times new roman;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Devrimci ideoloji&lt;br /&gt;Aydınlanma’dan önce , değişim, genellikle kötü bir şey, tanrı vergisi doğal düzenin değiştirilmesi olarak düşünülürdü.&lt;br /&gt;2. Flemenk Ayaklanması 1566-81 Ulusal Bir devrim mi?&lt;br /&gt;Dinsel etmen&lt;br /&gt;Orange’nin amacı, açıkça, önemli ölçüde dinsel hoşgörü üzerine kurulacak bir dinsel barışı tesis etmekti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;         &lt;p  style="text-indent: 1.27cm; margin-bottom: 0cm;font-family:times new roman;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;3. 1649 İngiliz Devrimi&lt;br /&gt;Monarşinin ve Lordlar Kamarası’nın resmi olarak ortadan kaldırılması, 17 ve 19 Mart Yasaları’na kadar tamamlanmamıştı.&lt;br /&gt;Devrimin nedenleri&lt;br /&gt;Marksist gelenek açısından, İngiliz Devrimi bir bakıma, modern kapitalist sistemin feodal toplumsal yapının yerini alması cihetiyle bir ‘burjuva devrimi’ydi. ‘Liberaller’ ya da Whigler açısından, İngiliz Devrimi’nin farklılığı, modern özgürlüğün –anayasal monarşi, bireysel haklar ve dinsel özgürlük- doğuşuna yaptığı katkıda yatmaktadır.&lt;br /&gt;Uzun süreden beri devam eden, otoriteye karşı takınılmış saygısız tutum ve İngiliz siyasi yapılarının özünde kolektif ve katılımcı olduğu görüşü, 1649 dramının gerçekleşmesine yardım etmiştir.&lt;br /&gt;Charles, putperestti.&lt;br /&gt;İki iç savaşta aldığı büyük yenilgileri açıkça kanıtladığı üzere, Tanrı’nın karşısında olan bu ‘kanlı adam’, Efendi için savaşan azizler olduklarına inan insanlar tarafından dar ağacına çıkarılmıştı.&lt;br /&gt;1641 İrlanda isyanının hemen ardından Charles’ın kişisel yönetimini kınayan bildiri, büyük itiraz…&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;p  style="text-indent: 1.27cm; margin-bottom: 0cm;font-family:times new roman;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Devrimci yöntemler&lt;br /&gt;Nankör parlamentonun baskısına karşı ılımlı mülk sahiplerinin haklarını savunan daha geniş bir demokratik siyasal akım, Toplumsal Eşitlikçiler ortaya çıktı.&lt;br /&gt;Matbuat, sadece Kral’a karşı parlamentonun konumunu ortaya koymanın çok hızlı bir aracı değildi; parlamento davası içinde bölücü ve radikalleştirici tartışmalar yapmanın bir yolu haline gelmişti.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;p  style="text-indent: 1.27cm; margin-bottom: 0cm;font-family:times new roman;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Devrimci yapılar&lt;br /&gt;Parlamentonun “Yeni Model Ordusu, şikayetlerini kaleme almak ve protestoyu koordine etmek üzere ‘ajitatör’ yada temsilci seçmeye başlamıştı.&lt;br /&gt;“&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Putney Tartışmaları”&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;p  style="text-indent: 1.27cm; margin-bottom: 0cm;font-family:times new roman;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Devrimci fikirler&lt;br /&gt;Din, ulusal kilise isteyenlere, kilisenin dindarların gönüllü birlikteliği olduğunu savunan ve kendi içlerinde de sık sık bölünen kesimler arasında parçalanmıştır. 1648-49.&lt;br /&gt;Bu olağan dışı dönemin, halkı adına olağanüstü şeyler yapmak ve bu dünyayı azizleriyle birlikte bin yıl yönetmek için iki kez yeryüzüne gelecek olan İsa’nın muştucusu sayılan son günler olduğuna ilişkin yaygın binyılcı umutlarda vardı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  style="text-indent: 1.27cm; margin-bottom: 0cm;font-family:times new roman;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Devrimci halk&lt;br /&gt;Devrimi, geleneksel seçkinlerin arasından gelmeyen birçok insanın eylemiyle gerçekleştirdi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  style="text-indent: 1.27cm; margin-bottom: 0cm;font-family:times new roman;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Devrimin öyküsü&lt;br /&gt;Ordu liderleri, özellikle de Oliver Cromwell ve damadı Henry Ireton, bu isyana istemeyerek rıza gösterdi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  style="text-indent: 1.27cm; margin-bottom: 0cm;font-family:times new roman;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Savaş ve devrim&lt;br /&gt;Fransa’da devrim savaşa yol açarken, Rusya’da olduğu gibi İngiltere’de de savaş devrimine yol açtı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p  style="text-indent: 1.27cm; margin-bottom: 0cm;font-family:times new roman;" align="justify"&gt; &lt;/p&gt;  &lt;p  style="margin-bottom: 0cm;font-family:times new roman;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Devrimci sonuçlar&lt;br /&gt;Cromwell’in 1658’de ölmesinin ardından parlamento davası parçalanmış ve monarşi 1660’da koşulsuzca restore edilmişti.&lt;br /&gt;Kilise ile şapel, Anglikanlar ile Ayrılıkçılar arasındaki ayrışmanın başlangıcı oldu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;p  style="text-indent: 1.27cm; margin-bottom: 0cm;font-family:times new roman;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;4.  1688: Siyasal Bir Devrim&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;br /&gt;“&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Kral öldü, çok yaşa kral.”&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  style="text-indent: 1.27cm; margin-bottom: 0cm;font-family:times new roman;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;1680’lerde kraliyet politikaları&lt;br /&gt;XIV. Louis, mutlakıyetçilik halinin cisimleşmiş haliydi.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  style="text-indent: 1.27cm; margin-bottom: 0cm;font-family:times new roman;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;II.James’in politikaları&lt;br /&gt;Devrim, çoğu kez, bir Whig devrimi olarak görülmektedir, gerçektende James’in Katolik politikalarının asıl kurbanları, çoğu Troy olan Anglikanlar’dı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;       &lt;p  style="text-indent: 1.27cm; margin-bottom: 0cm;font-family:times new roman;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;5. Amerikan Devrimi 1963-91&lt;br /&gt;Amerikan Devrimi en yalın haliyle, Britanya İmparatorluğu içinde yaşanmış bir krizdi.&lt;br /&gt;Amerikalıların manidar bir şekilde Katlanılmaz Yasalar… dört Baskıcı Yasa’yı geçirdi.&lt;br /&gt;Eylül 1774’te ilk kez Kıta Kongresi’ni toplantıya çağırdı.&lt;br /&gt;Nisan 1775 Britanya birlikleri ve Amerikan Milistleri, Lex,ngton’da çarpıştılar.&lt;br /&gt;Temmuz 1776’da Amerikalılar bağımsızlıklarını ilan ettiler.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p  style="text-indent: 1.27cm; margin-bottom: 0cm;font-family:times new roman;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Britanya İmparatorluğundaki koloniler&lt;br /&gt;Kolonicilerin giderek gelişen Britanya pazarına girişlerinin koruma altında olması hakkı ile sermaye biriktirme ve girişimcilik becerilerine sahip olmuşlar, gemileri de donanma koruması altında denizaşırı ticarete katılmıştır.&lt;br /&gt;Koloniciler tümüyle orta katmandan ve soyluluğun orta kesimlerinden geliyorlardı, aristokrasiden değillerdi. İki özellik kolonileri Britanya’ya bağlamıştı.&lt;br /&gt;Özgürdüler ve tiranlığa götüren bir din olan Roma Katolikliği’ne değil, Protestanlığa bağlı olmakla gurur duyuyorlardı. Amerikan direnişine ve yeni cumhuriyetçi rejime güç veren ideoloji bile Britanya’yla ortak kaynaklardan alınmıştı.&lt;br /&gt;On yedinci yüzyıl Püritenliği, on sekizinci yüzyıl Aydınlanmasının ussal evreni ve İngiliz yasalcılığı vardı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;  &lt;p  style="text-indent: 1.27cm; margin-bottom: 0cm;font-family:times new roman;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;İmparatorluk krizi&lt;br /&gt;Akla deneyime bilgiye sahip Britanyalı baba ile çıkarları doğal olarak babanın yönelimine tabi olan kolonyal çocukları arasındaki ilişki olduğu görüşüyle pekiştirilmiştir.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;p  style="text-indent: 1.27cm; margin-bottom: 0cm;font-family:times new roman;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Devrimci yönetimler&lt;br /&gt;Britanya’dan kopma aynı zamanda meşru otoritelerin kaynağı olarak, ister tahta isterse parlamentoya ait olsun, her türlü buyruğun reddiydi.&lt;br /&gt;1780 Massachusetts Anayasası esas ilkesi, anayasanın halkın egemenlinin bir tezahürü olduğuydu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;     &lt;p style="text-indent: 1.27cm; margin-bottom: 0cm; font-family: times new roman;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Ulusal bir yönetim&lt;br /&gt;Sürekli bir merkezi yönetim sistemi oluşturmaktaki ilk girişim 1781 Konfederasyon Anlaşmaları.&lt;br /&gt;1787’de, Philadelphia… konvensiyon… anayasa 1789’da yürürlüğe girdi.&lt;br /&gt;Anayasa, federal yönetime çok önemli üç alanda yetki verdi, fakat onu mutlak bir otorite olarak tanımadı: Kendi gelirlerini toplama, eyaletlerarası ve uluslar arası ticaret yapma ve kendi adil sistemini koruma hakkı.&lt;br /&gt;1791’de yurttaşlık hakları bildirgesi…&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;    &lt;p face="times new roman" style="text-indent: 1.27cm; margin-bottom: 0cm;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Toplumsal değişim&lt;br /&gt;Zenginlerle yoksullar arasındaki çatışma, Amerikan toplumundaki bölünmelerden sadece biriydi. Ekonomik, kültürel, yerel farklılıklardan…&lt;br /&gt;Köleliğe karşı girişilen ajitasyon, devrimden önce, özellikle Quakerler’in etkisini taşıyan Pennsylvania bölgesinde başladı.&lt;br /&gt;Güneydeyse ekonomik olarak köleliğe bağlıydılar; birçok yoksul fakat haris beyaz, köle emeği sahipliğini ekonomik ve toplumsal ilerlemenin yegane yolu olarak görüyordu.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;   &lt;p  style="text-indent: 1.27cm; margin-bottom: 0cm;font-family:trebuchet ms;" align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;Devrimci gelenek&lt;br /&gt;Bağımsızlık Bildirgesi’nde ifade edilen özgürlük ve eşitliğin mantığı, kadınları bide kapsayacak gibi görünüyordu; fakat bunun gerçekleşmesi bir yüzyıldan fazla sürdü.&lt;br /&gt;Ulusal devrim, geleneksel monarşik toplum yerine halkın üstünlüğü üzerine inşa edilen bir cumhuriyet yönetimi yarattı.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;table  class="Value_Over" cellpadding="0" cellspacing="2" width="250" style="font-family:trebuchet ms;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Yazar&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;:&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;a href="http://www.kitapturk.com/V2/Pg/Search/Quicksearch/Writername/PageNumber/1/Order/Name/Str/Derleme.htm" class="Value_Over"&gt;Derleme&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;                           &lt;tr&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;span style="color: rgb(0, 0, 0);"&gt;Yayınevi&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;:&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;span style="font-size:85%;"&gt;&lt;a href="http://www.kitapturk.com/V2/Pg/Search/Quicksearch/Publisherno/PageNumber/1/Order/Name/Str/175.htm" class="Value_Over"&gt;Dost Yayın Dağıtım&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/07/batida-devrimler-ve-devrimci-gelenekler.html' title='BATI’DA DEVRİMLER VE DEVRİMCİ GELENEKLER (1560-1991)'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/07/batida-devrimler-ve-devrimci-gelenekler.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/atom.xml' title='Yazı Yorumları'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/3737845867959490610'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/3737845867959490610'/><author><name>kişisel depresyon anları</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07642568225506489799</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-648888352667017672.post-7871753007364848767</id><published>2008-07-02T09:43:00.002+03:00</published><updated>2008-07-02T10:24:16.051+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Enteresan Fikirler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bisiklet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Bisiklete tüp takıp ateş çıkarmak'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='tüp'/><title type='text'>Enteresan Fikirler: Bisiklete tüp takıp ateş çıkarmak?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.likpetder.com/haber/326.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.likpetder.com/haber/326.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Efendim dün bahsetmiştim ya bloğu düzene sokup belli başlıklar toplamak konusunu, bu yazı da tam üstüne oturdu. Yeni bölümümüzün adı Enteresan Fikirler ve ilk fikrimiz daha çok elektronik devre takibinde kullandığım &lt;a href="http://www.frmtr.com/"&gt;Forum TR&lt;/a&gt; sitesinden. Amaç nedir bilmem ama başlıktaki girdiyi yazan arkadaşın ilginç fikri yazılabilir geldi bana. Buyurun aynen yapıştırıyorum:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;"yeri burası mı mbilmiyorum ama buraya yazdım değilse taşısınlar lütfen mod arkadaşalr.&lt;/span&gt;   &lt;span style="font-style: italic;"&gt; ben bisikletime bi tüp takmak ve egzos gibi bir boruyla arka tekerleğin solundaki demir e bağlamak ve bisikletin gidonuna bi kol koyup kolla oynadıgımızda ve ya tek bi düğmede olur ama ben kol isityorum ya da alternatif bişi kolla oynadıgımızda ne kadar oynarsak o kadar ateş çıkıcak egzosdan nasıl yapabilirm fikir verebilrseniz çok tşeşekkürler yada yaptırabilirim"&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;/span&gt;Efendim okuduğunuz üzre anlaşılması zor ve anlaşıldığında bir o kadar gülünç ve enteresan bir fikir. Önce şöyle kısaca yukarıdaki metnin kısa bir çevirisini yapayım. Arkadaş bisikletine tüp bağlayıp direksiyona takacağı bir vana aracılığıyla, eksoz yardımı ile ayeş çıkartmak istiyor. Sanırım bende anlatamadım. neyse...&lt;br /&gt;Şimdi bir de sitede konuya yapılan yorumlara bakalım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="color: rgb(192, 192, 192); font-style: italic; font-family: times new roman;font-size:100%;" &gt;&lt;/span&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;span style="color: rgb(192, 192, 192); font-style: italic; font-family: times new roman;font-size:100%;" &gt;***piknik tüpüyle olur ama dikkat et patlayabilir. ya da bisikletin şekline uygun LPG tankı yaptır.yine de polisler görünce napar bilemem.&lt;br /&gt;***Ateş Çıkarıp Eline Ne Geçecek Ki ? Gaz Yanıcı Bir madde Oldugundan Hem Bisikletti Agırlaştırır.Hemde Patlaması Ve Yanması Çevreye Zarar Verir.&lt;b&gt;&lt;br /&gt;***&lt;/b&gt;çakmak doldurma tüpleri ile yapabilirsin (şeltox da olablir)&lt;br /&gt;düzeneği kolla olur +bi pilot ateşine ihtiyacın var ama güvenli bi sistem olurmu olmazmı bilmem ayrıca yapılabilirliği de senin yeteneklerine bağlı&lt;br /&gt;biz küçükkün bunda 18 sene öncesi çanakkalede sinekleri şeltox la yakarak öldürürdük sora bi gün abim kaşlarını yaktı dahada o yöntemle sinek öldürmedik&lt;br /&gt;***Sana fikir verebilirim nasıl yapacagın hakkında !&lt;br /&gt;-Önce bi piknik tupunu bisiklete sabitleştir&lt;br /&gt;-Ardından tupun ustundeki gaz cıkış yerine bi hortum tak ve hortumu kelepçe ile sık.&lt;br /&gt;-Sonra hortumu direksiyona kadar getir ve oraya bir vana koy vanadan cıkarttıgın hortumu ise ateşi nereden cıkarmak istiyorsan oraya yerleştir&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;  &lt;span style="color: rgb(192, 192, 192); font-style: italic; font-family: times new roman;font-family:Arial Black;font-size:100%;"  &gt;Sadece fikrimi veriyorum arkadas ama tehlikeli olabilir sen en iyisi bi motosiklet al&lt;/span&gt;&lt;span style="color: rgb(192, 192, 192); font-style: italic; font-family: times new roman;font-size:100%;" &gt;&lt;br /&gt;***abi bisiklette çok tehlikeli olur. mesela bisikletlen bi arabaya çarptın (allah korusun) takla attın ve bisikletlen yere düştün. düşünce tüp delindi ve patladı. nolcak o zaman??? böyel de düşün. ama arabaya takarsan o zaman daha güvenli olur. nos takar gibi balarsın arabanın arkasından alev çıkar. bi keresinde yaptıklarını görmüştüm.&lt;br /&gt;***onun yerine bi bobinden güç alıp yada bi marş dinamosunu güzelce baylasan geniş ama sacı ince olan bişeyi taksan tam marş dinamosunun elektrik attıyı yerin oraya cakmak gaz tüpü taksan marşşa bastıyında elektrik ve gaz birleşince güzel bi ses cıkar merak etme sen bile artık bidaha yapmassın&lt;br /&gt;***deodorant yada sprey tipi sıkıştırılmış tüpler işini görür. hani otomatik sprey makinaları varya onların mekanizmasına bir bak eminim işini görür. deodorantlar harika alev çıkartıyo çocukken cok oynardım. daha büyük bişey yapma patlatıp kendine zarar vermeni istemeyiz.&lt;br /&gt;ama hakikaten çok güzel fantezi umarım yapar ve fotoğrafını buraya koyarsın.&lt;/span&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;span style="color: rgb(192, 192, 192); font-style: italic; font-family: times new roman;font-size:100%;" &gt;&lt;/span&gt; Yazı uzuyor tabi merak edenler için linki yazıyorum:&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.frmtr.com/hobby-elektronik/1185704-bisiklete-tup-takip-ates-cikarmak.html"&gt;http://www.frmtr.com/hobby-elektronik/ 1185704-bisiklete-tup-takip-ates-cikarmak.html&lt;/a&gt;</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/07/enteresan-fikirler-bisiklete-tp-takp.html' title='Enteresan Fikirler: Bisiklete tüp takıp ateş çıkarmak?'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/07/enteresan-fikirler-bisiklete-tp-takp.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/atom.xml' title='Yazı Yorumları'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/7871753007364848767'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/7871753007364848767'/><author><name>kişisel depresyon anları</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07642568225506489799</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-648888352667017672.post-3939328844700227291</id><published>2008-07-01T08:22:00.003+03:00</published><updated>2008-07-01T08:31:31.859+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='açıklamalar'/><title type='text'>yaz durumu</title><content type='html'>Bu nedir ya? Bu sıcaklar. Yolda yürüyemez oldum. Sabah duş alarak çıktığım evden iş yerine 10 dakikalık mesafeye yürürken yeniden duş almış gibi oluyorum. Ne olacak bu halim? Günde üç litre su içiyorum akabinde terliyorum da ama göbek yerli yerinde duruyor nedense... Bu yazlar beni fena bozmaya başladı. Bir an önce kış gelse de kendime gelsem. Bu arada çok düzensiz olan ben, bloğu bir düzene sokmaya karar verdim, ne bileyim belki her güne konu atarım ve o konular hakkında birşeyler yazarım... yok cidden çok fena çok sıkıcı... yerin dibine geçmek istiyorum orası belki serindir diye... yok sanki orasıda sıcak olur, uzaya çıksam? ısınacak hava olmadığı için belki daha rahat olur. güneşler yıldızlar... yok o da bizi bozar... kışın gelmesini beklemek en iyisi...&lt;br /&gt;of üf püff..</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/07/yaz-durumu.html' title='yaz durumu'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/07/yaz-durumu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/atom.xml' title='Yazı Yorumları'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/3939328844700227291'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/3939328844700227291'/><author><name>kişisel depresyon anları</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07642568225506489799</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-648888352667017672.post-5273684172825128089</id><published>2008-06-28T15:38:00.005+03:00</published><updated>2008-06-28T15:51:46.785+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pardus'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='linux'/><title type='text'>Pardus</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.kisiseldepresyonanlari.com/uploaded_images/pardus-757270.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://www.kisiseldepresyonanlari.com/uploaded_images/pardus-757266.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;bir kaç gündür ikinci pcde Pardus 'ün son sürümünü test ediyorum. gayet güzel başarılı bir işletim sistemi yapmışlar ancak bilindiği gibi program kurma ve kaldırma işlemleri ne kadar kolaylaştırılmışta olsa yinede zor. ama pcyi benim gibi sürekli yeni şeyleri test için kullanmıyorsanız pardus un son sürümünü tavbsin. siye ederim. kullanalım ki Pardus gelişsin. pcyi sadece kullananlar için Pardusu önerebilirim. çünkü herhangi bir program kaldırıp eklemenize gerek yok bütün programlar kullanabileceğiniz her şey sistem kurulumda size geliyor. Pardus ise tamamen Türkçe hatta şu anda kullandığım Firefox imla denetimi bile yapıyor... Daha neler neler yanda küçük bir masa üstü resmi verdim... kurun bence. şimdi birde mandrakeyi deniyeyim :) can sıkıntısı işte...</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/pardus.html' title='Pardus'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/pardus.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/atom.xml' title='Yazı Yorumları'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/5273684172825128089'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/5273684172825128089'/><author><name>kişisel depresyon anları</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07642568225506489799</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-648888352667017672.post-1023187444840652971</id><published>2008-06-26T08:35:00.006+03:00</published><updated>2008-06-26T10:11:36.434+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Almanya'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Milli Takım'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Euro 2008'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Fatih Terim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Türkiye'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Futbol'/><title type='text'>Türklerin gazı nasıl alınır?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CSpor%20Foto%5CAlmanya-T%FCrkiye%20yar%FD%20final%20ma%E7%FD%5CF25215831.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://fotogaleri.hurriyet.com.tr/LiveImages%5CSpor%20Foto%5CAlmanya-T%FCrkiye%20yar%FD%20final%20ma%E7%FD%5CF25215831.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Futbol ile çok alakası olan birisi değilim lakin bir erkek olarak ya da çevreden etkilenmelerle duyar, izler, bilir durumdaydım. Malum dünki &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Almanya&lt;/span&gt; malubiyeti son zamanlarda çokta konuşulan &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Milli Takım&lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;mucizeleri&lt;/span&gt;nin sonu oldu. Gerçi maç başlamadan önce her ne kadar 3-2 lik bir skor vermiş ve tutturmuş olsam da iddia oynamamış olmanın burukluğu üzerimde. Evet belki &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Milli Takım&lt;/span&gt; bizi tek bayrak, tek düşünce altına topladı ama gündemi örtbas etmeden de başka bir işe yaramadı. Hal böyle olunca gelsin zamnlar gelsin falanlar gelsin filanlar durumundan kendimizi almaz olduk.&lt;br /&gt;Çok şeyi abartıyoruz. Biz burada vatan millet sakarya modunda dolanırken futbolcuların aldığı paralar hiç te vatan millet sakarya üçlemesinin anlam ve önemine uymuyor. maç başı enaz 250 bin ytl artı bir jeep. Helal olsun mu diyelim? Diz bir hesapla aylık 1000 ytlkazancı olan bir kişi için bu 250 ay o da yaklaşık 21 sene demektir. Yani 1000 ytl maaşı olan bir insan için 21 sene çalışmadan yatarak geçimini idame ettirmesi demek.&lt;br /&gt;Neyse sonuç olarak &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;dünyayı durdurarak, herşeyi unutarak &lt;/span&gt;bir kupayı daha atlattık. Her sevinç sonrası zamanları kesemizde gördük o da ayrı bir konu.&lt;br /&gt;Sağolsun çocuklar bizleri sevindirmedi de değil ancak &lt;span style="font-style: italic;"&gt;Terim&lt;/span&gt; daha düzgün bir takım kadrosu oluştursaydı şu kupayı almak içten bile değildi...</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/trklerin-gaz-nasl-alnr.html' title='Türklerin gazı nasıl alınır?'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/trklerin-gaz-nasl-alnr.html#comment-form' title='1 Yorum'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/atom.xml' title='Yazı Yorumları'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/1023187444840652971'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/1023187444840652971'/><author><name>kişisel depresyon anları</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07642568225506489799</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-648888352667017672.post-7190815852862704817</id><published>2008-06-24T10:03:00.003+03:00</published><updated>2008-06-24T10:16:48.399+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='A Walk to Remember'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Shane West'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='A Millionaires First Love'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mandy Moore'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adam Shankman'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nicholas Sparks'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Uzaktaki Anılar'/><title type='text'>A Walk to Remember</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://mooviemart.ie/Catalogue/Image_Files/AWalkToRemember.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://mooviemart.ie/Catalogue/Image_Files/AWalkToRemember.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;h1&gt;A Walk to Remember - Uzaktaki Anılar&lt;/h1&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0817023/"&gt;Nicholas Sparks&lt;/a&gt;'ın aynı adlı romanından uyarlanan A Walk To Remember bize daha öncede blogda yazdığım  &lt;a rel="tag" href="http://www.kisiseldepresyonanlari.com/labels/A%20Millionaires%20First%20Love.html"&gt;A Millionaires First Love&lt;/a&gt;'ı hatırlatmıyor değil. Ancak Bu film 2002 yapımı yani,  &lt;a rel="tag" href="http://www.kisiseldepresyonanlari.com/labels/A%20Millionaires%20First%20Love.html"&gt;A Millionaires First Love&lt;/a&gt;'dan 4 yaş küçük. Konu olarak aynısını diyebilirim. Ancak burda milyoner delikanlımızın yerini sorumsuz bir delikanlı alıyor. Tipik  Amerikan lise filmlerinin drametikleşmiş hali. Açıkçası film beni  &lt;a rel="tag" href="http://www.kisiseldepresyonanlari.com/labels/A%20Millionaires%20First%20Love.html"&gt;A Millionaires First Love&lt;/a&gt; kadar etkilemedi, anlatım sürükleyici değildi başta ve dramatik öğler pek fazla kendini belli etmiyordu. Peki bu filmde ağlanmaz mı, elbetteki ağlanır lakin, bunda ağlayan  &lt;a rel="tag" href="http://www.kisiseldepresyonanlari.com/labels/A%20Millionaires%20First%20Love.html"&gt;A Millionaires First Love&lt;/a&gt;da kahrından ölür sanırım. Konuyu yazmıyorum zaten diğeriyle aynı. İzleyip kıyaslamayı yapınız.ve görünüz ki uzak doğu sineması işin ehli...&lt;br /&gt;Unutmadan başrollerde &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0922342/"&gt;Shane West&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0601553/"&gt;Mandy Moore&lt;/a&gt; var. Yönetmen ise &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0788202/"&gt;Adam Shankman&lt;/a&gt;.</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/walk-to-remember.html' title='A Walk to Remember'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/walk-to-remember.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/atom.xml' title='Yazı Yorumları'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/7190815852862704817'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/7190815852862704817'/><author><name>kişisel depresyon anları</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07642568225506489799</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-648888352667017672.post-2146123335267891320</id><published>2008-06-24T09:01:00.005+03:00</published><updated>2008-06-24T09:58:40.701+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Nim&apos;s Island'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Jennifer Flackett'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Gerard Butler'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mark Levin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Macera Adası'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İzlediklerim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Jodie Foster'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Abigail Breslin'/><title type='text'>Nim's Island</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://blog.beliefnet.com/moviemom/nimsisland1_large.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://blog.beliefnet.com/moviemom/nimsisland1_large.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;h1&gt;Nim's Island&lt;/h1&gt;Hep büyük filmleri izleyecek değiliz ya, arada sıra çocuk filmlerini de izleyip çocukluğa dönmekte yarar var. Fantastik macera yapısına ait Nim's Island'ın başrollerinde &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000149/"&gt;Jodie Foster&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0124930/"&gt;Gerard Butler&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1113550/"&gt;Abigail Breslin&lt;/a&gt; rol almakta. Fİlmin yönetmenliğini ise &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0280814/"&gt;Jennifer Flackett&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0505662/"&gt;Mark Levin&lt;/a&gt; paylaşmış.&lt;br /&gt;Nim, efsanelere inanan, günlük hayatı kitaplardan öğrenen hayal gücü geniş, babası ile birlikte okyanusta bilinmeyen bir adada yaşayan küçük bir kızdır. Babası National Geographic yazarı aynı zamanda bir bilim adamıdır. Bir gün araştırma için okyanusa açılır ve aniden patlak veren fırtınada kaybolur. Nim adada yalnız kalmıştır ve sütüne üstlük ada insanar tarafından keşfedilmiştir. Onları kovmak ve babasını bulmak için hayranı olduğu yazar ve maceraperest olan Alex Rover'dan yardım ister. Oysa Alex Rover hite düşündüğü gibi bir kişi değildir ama adaya gelmiştir.&lt;br /&gt;Eğlenceli İzleyebileceğiniz bir film.&lt;span class="a"&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.nimsisland.com/"&gt;www.nims&lt;b&gt;island&lt;/b&gt;.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0410377/"&gt;http://www.imdb.com/title/tt0410377/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/nims-islandnims-island.html' title='Nim&apos;s Island'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/nims-islandnims-island.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/atom.xml' title='Yazı Yorumları'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/2146123335267891320'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/2146123335267891320'/><author><name>kişisel depresyon anları</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07642568225506489799</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-648888352667017672.post-4314391085300724687</id><published>2008-06-23T21:59:00.004+03:00</published><updated>2008-06-23T22:46:06.443+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='The Oxford Murders'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Álex de la Iglesia'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Elijah Wood'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İzlediklerim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='John Hurt'/><title type='text'>The Oxford Murders</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://img5.allocine.fr/acmedia/medias/nmedia/18/65/17/39/18901279.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://img5.allocine.fr/acmedia/medias/nmedia/18/65/17/39/18901279.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;h1&gt;The Oxford Murders&lt;/h1&gt;Yönetmenliğini &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0407067/"&gt;Álex de la Iglesia&lt;/a&gt;'ın (futbolcu adı gibi) yaptığı filmin başrollerinde  &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000457/"&gt;John Hurt&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000704/"&gt;Elijah Wood&lt;/a&gt; var. Martin Oxforda öğrenimi ve hayranı olduğu Arthur Seldom'dan ders almaya gelmiştir. Martin'in dünya mantık şampiyonu olması sebebiyle herşey mantıksal ve sayısal bir düzene göre planlanmış olduğunu savunmaktadır. Ancak evrafında işlenen bir kaç cinayet ve yaşadığı karmaşık ilişkiler düşüncelerinden onu vazgeçirecektir ve bulması gereken bir katil vardır. Yavaş temposuyla bilimsel faktörlere değinmiş bir film meraklısına duyrulur...</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/oxford-murders.html' title='The Oxford Murders'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/oxford-murders.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/atom.xml' title='Yazı Yorumları'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/4314391085300724687'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/4314391085300724687'/><author><name>kişisel depresyon anları</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07642568225506489799</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-648888352667017672.post-1502546129681913011</id><published>2008-06-23T21:31:00.004+03:00</published><updated>2008-06-23T21:56:07.324+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Canavar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Lizzy Caplan'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Cloverfield'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Matt Reeves'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İzlediklerim'/><title type='text'>Cloverfield - Canavar</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://us.movies1.yimg.com/movies.yahoo.com/images/hv/photo/movie_pix/paramount_pictures/cloverfield/cloverfield_galleryteaser2.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://us.movies1.yimg.com/movies.yahoo.com/images/hv/photo/movie_pix/paramount_pictures/cloverfield/cloverfield_galleryteaser2.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Cloverfield- Canavar&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;İlk filmimiz Cloverfield - Canavar. Cuma akşamlarının korku filmleri günü olduğu taa TRT'den kalmıştır ya beynimize bu gidişatın bir ürünü bu... Öncelikle filmin genel tanıtımıyla başlayalım...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;blockquote&gt;New York’taki bir barda kulakları sağır eden bir gürültü duyulur, bardaki kargaşa sırasında davetliler merdivenden aşağıya kaçmaya çalışırken New York caddelerini alev alev yanan yıkıntı ve enkazlar kaplar. Ardından Manhattan tarafında şiddetli bir patlama olur, Özgürlük Heykelinin kafası tıpkı dev bir top güllesi gibi caddeye çarpar. New York’a düzenlenen bir canavar saldırısına tanıklık eden insanların öyküsü.&lt;/blockquote&gt;Fİlmimiz şöyle bir uyarıyla başlıyor. Bu film falanca parkta bulunmuş bir kameranın içindki sd karttan çıkmıştır" tam çeviri değil tabiki aklımda kalanlar. New York şehri bir saldırıya uğramıştır kimden neden geldiği belli olmayan bir yaratık tarafından. Filmi kayda alanlar aslında arkadaşlarının Japonyaya taşınması vesilesi ile son bir kutlama yapmaya çalışan kişilerdir. Parti sırasında bir gürültü patlak verir ve heryer yıkılmaya başlar sonrası ise bir kaçışın hikayesidir. Filmi ilginç kılan şey belli bir montaşın olmamaış olmasıdır (elbette var)  yani olan biten bize elimize alğılımız bir handcamla çekiliş gibi. Bu hususta hareketli görüntülere tahammülünüz yoksa başınız dönüp mideniz bulanabilir. Yönetmeneni ilkkey duydum daha inceleri dizilerde görev almış. Dekoru kurduğunuzda yönetmene gerek var mı diye sorabilirsiniz ama yorum yapmıyorum izleyin görün işte imdb linkli yönetmen ve oyuncu listesi...&lt;br /&gt;&lt;div class="info"&gt; &lt;h5&gt;Director: &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0716257/"&gt;Matt Reeves &lt;/a&gt;&lt;/h5&gt;&lt;h5&gt;Writer: &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1206844/"&gt;Drew Goddard&lt;/a&gt;&lt;/h5&gt;&lt;table class="cast"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr class="odd"&gt;&lt;td class="hs"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;&lt;td class="nm"&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0135221/"&gt;Lizzy Caplan&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;td class="ddd"&gt; ... &lt;/td&gt;&lt;td class="char"&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/character/ch0077294/"&gt;Marlena&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr class="even"&gt;&lt;td class="hs"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;&lt;td class="nm"&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1140300/"&gt;Jessica Lucas&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;td class="ddd"&gt; ... &lt;/td&gt;&lt;td class="char"&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/character/ch0040685/"&gt;Lily&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr class="odd"&gt;&lt;td class="hs"&gt;&lt;a href="http://resume.imdb.com/" onclick="(new Image()).src='/rg/title-tease/resumehead/images/b.gif?link=http://resume.imdb.com/';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;td class="nm"&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm2554352/"&gt;T.J. Miller&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;td class="ddd"&gt; ... &lt;/td&gt;&lt;td class="char"&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/character/ch0051869/"&gt;Hud&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr class="even"&gt;&lt;td class="hs"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;&lt;td class="nm"&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1221863/"&gt;Michael Stahl-David&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;td class="ddd"&gt; ... &lt;/td&gt;&lt;td class="char"&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/character/ch0043875/"&gt;Rob Hawkins&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr class="odd"&gt;&lt;td class="hs"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;&lt;td class="nm"&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1036181/"&gt;Mike Vogel&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;td class="ddd"&gt; ... &lt;/td&gt;&lt;td class="char"&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/character/ch0045463/"&gt;Jason Hawkins&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;tr class="even"&gt;&lt;td class="hs"&gt;&lt;a href="http://resume.imdb.com/" onclick="(new Image()).src='/rg/title-tease/resumehead/images/b.gif?link=http://resume.imdb.com/';"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;td class="nm"&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0951148/"&gt;Odette Yustman&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;td class="ddd"&gt; ... &lt;/td&gt;&lt;td class="char"&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/character/ch0053942/"&gt;Beth McIntyre&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/cloverfield-canavar.html' title='Cloverfield - Canavar'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/cloverfield-canavar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/atom.xml' title='Yazı Yorumları'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/1502546129681913011'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/1502546129681913011'/><author><name>kişisel depresyon anları</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07642568225506489799</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-648888352667017672.post-7602754084355647062</id><published>2008-06-23T12:08:00.003+03:00</published><updated>2008-06-23T12:14:53.156+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eski şarkılar'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='eskiler'/><title type='text'>eski şarkılar...</title><content type='html'>Sabah kahvaltıdan sonra kendi yerime gitmeden (ofis) önce arkadaşın yanına uğradım (benim odanın yanı). Eskilerden müzikler açmış dinliyordu. eski dediğim çokta eski değil en fazla 10 sene hani o okul dönemlerine ait olanlardan... yanına oturdum sessizce dinledim... o dünemde çıkan her şarkının ne kadar da anlamı, hatırası varmış üzerimde... sürekli birşeyler hatırlayıp durdum.&lt;br /&gt;düşünüyorum da artık şarkılar o kadar iz bırakmıyor hayatımda. acaba bırakacak şarkı mı yok, yapılacak iz mi? yoksa zaman geçtikçe daha mı bilinçli oluyoruz...&lt;br /&gt;üç gündür filmlere ara verdim... bu akşam artık 3 film birden yaparım :)</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/eski-arklar.html' title='eski şarkılar...'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/eski-arklar.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/atom.xml' title='Yazı Yorumları'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/7602754084355647062'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/7602754084355647062'/><author><name>kişisel depresyon anları</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07642568225506489799</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-648888352667017672.post-8894575621260765428</id><published>2008-06-19T18:00:00.004+03:00</published><updated>2008-06-19T18:23:27.083+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Vahşi Zarafet'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tom Kalin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Savage Grace'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Julianne Moore'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Natalie Robins'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Stephen Dillane'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İzlediklerim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Eddie Redmayne'/><title type='text'>Savage Grace - Vahşi Zarafet</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.libraryjournal.com/articles/blog/770000077/20071029/savage_grace%20movie.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.libraryjournal.com/articles/blog/770000077/20071029/savage_grace%20movie.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Savage Grace&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.natalierobins.net/"&gt;Natalie Robins&lt;/a&gt;'in aynı adlı romanından uyarlanan film &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0435788/"&gt;Tom Kalin&lt;/a&gt; imzasını taşımakta. Başrollerinde ise &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000194/"&gt;Julianne Moore&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0226820/"&gt;Stephen Dillane&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1519666/"&gt;Eddie Redmayne&lt;/a&gt; bulunmakta. Film uzun zanadır izlenecekler listemde ertelemelere kalıyordu ve geçen gün izlenme şerefine kavuştu. julianne Moore hayranı olan ben nasıl oldu da filmi bu kadar erteleyebildim bilemiyorum. Peki film bende ne gibi etkiler bıraktı pek emin değilim ama izlenenler arasında yerini aldı.&lt;br /&gt;Öncelikle filmin standart tanıtımına yer verelim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;blockquote&gt;Kızıl saçlı, alımlı ve karizmatikbu kadın, kocasının şaşaalı ve asil hayatına hiçbir zaman tam olarak uyum sağlayamamıştır. Aralarındaki bu dengesizliğe bir de çocuk sahibi olmaları eklenince ilişkileri iyiden iyiye sarsılır. Oğulları Tony (Eddie Redmaine), babasının gözüne girmeyi hiçbir zaman başaramamıştır. Babasıyla arasındaki aşılmaz mesafe, Tony’yi gittikçe annesine yaklaştırır. Bu yakınlaşma aynı zamanda bir trajedinin de doğuşu olacaktır. Bu aile trajedisinin yanı sıra Baekeland’ların “parıldayan” yaşamları ardındaki toplumsal farklara da şahit oluyoruz. “Vahşi Zarafet”, bir ailenin yükselişi ve dibe vuruşunu arka planına New York, Paris, Cadaques, Mallorca ve Londra gibi efsane güzellikteki mekanları alarak anlatmaktadır.&lt;/blockquote&gt;&lt;/span&gt;Bu evli iki kişinin neden anlaşamadıkları konusunda filmi izlerken pek bir kanıya varamıyoruz lakin problemin kadından kaynaklandığı gayet açık. Kendini kocasının çevresine yakın tutmak için sürekli yemekler partiler verme gibi bir durum söz konusu ve bununla başlayan inişler çıkışlar. Çocuğun büyümesiyle babası kendisini birazdaha dışa çeker. Bu sırada çocuk büyümüş ve 18 yaşlarına gelmiştir. Cinsel tercihi konusunda bir tercih yapmamıştır. Erkek bir sevgilisi vardır aynı zamanda bir kız sevgili daha bulmuştur ama onunla ilişkisi kısa sürmüş üstüne üstlüm babası kız arkadaşı ile kaçmış ve birlikte yaşamaya başlamışlardır. Girdiği bunlaım sonucu erkek arkadaşını da kovmuştur. Sonuç olarak annesi ile başbaşa kalır. Bir çok şehir değiştirirler. Ancak değiştirilern her şehirde ikisi de yalnızdır ve ve annesi onu tam bir erkek yapmak için uğraşmaktadır... Birbirlerini keşfetmelerine bir dostları yardımcı olur.&lt;br /&gt;İlginç konusuyla izlenebilecek bir film. Ancak izlerken filmde birşeylerin eksik olduğunu görebiliyorsunuz. Yönetmenin anlatımı biraz havada kalmış...</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/savage-grace-vahi-zarafet.html' title='Savage Grace - Vahşi Zarafet'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/savage-grace-vahi-zarafet.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/atom.xml' title='Yazı Yorumları'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/8894575621260765428'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/8894575621260765428'/><author><name>kişisel depresyon anları</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07642568225506489799</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-648888352667017672.post-2072689759689141760</id><published>2008-06-18T22:37:00.003+03:00</published><updated>2008-06-18T22:54:07.538+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Mö 10000'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='10000 BC'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Roland Emmerich'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İzlediklerim'/><title type='text'>10,000 BC</title><content type='html'>&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Efendim Amerikan seinemasına bir giriş yapmıştık ama bağımsız filmleri pekte amerikancıl bulmadığımız için üzerine düşmemiştik. şimdi ise sırada tam bir amerikan filmi var...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;h1&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://mystrangetheories.files.wordpress.com/2008/03/10000bcposter.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://mystrangetheories.files.wordpress.com/2008/03/10000bcposter.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;10,000 BC&lt;/h1&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0319262/"&gt;The Day After Tomorrow&lt;/a&gt;, &lt;a name="producer1990" href="http://www.imdb.com/title/tt0139809/"&gt;The Thirteenth Floor&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0120685/"&gt;Godzilla&lt;/a&gt;,&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0118509/"&gt;"The Visitor"&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0116629/"&gt;Independence Day&lt;/a&gt; gibi bir çok filmin yönetmenliğini ve yardımcı yönetmenliğini yapmış bir isim olan &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000386/"&gt;Roland Emmerich&lt;/a&gt; bu kez 10,000 BC ile karşımıza çıkıyor. Filmi masaya yatırırsak Braveheart ve devşirmelerinde göreceğimiz bir konuya sahip film. Uzak bir dağ kabilesinde, genç avcı D’Leh farklı bir kabileden olan anak onun kabilesinde büyüyen mavi gözlü bir kıza aşık olmuştur. Kabile yaşlısının kehanetine göre bu kız (Evolet) bir şekilde kabilenin idamesinde yardımcı olacaktır. Bir gün gizemli bir savaşçı grup, köyünü yağmalayıp, Evolet’i kaçırınca, D’Leh sevdiği kadını kurtarmak için savaşçıların peşinden dünyanın öbür ucuna kadar gitmek zorunda kalır. Yol üzerinde bu grup tarafından yağmalanıp insanları kaçırılan bir kaç kabile daha bulur ve oradan da savaşçıları alarak kölelerin özgürlüğü için savaşır. Gittikleri yer ise yeni inşa aşamasında pramitleri olan (muhtemelen mısır) bir yerdir ve bağımsızlık savaşı böylece başlar.&lt;br /&gt;Filmi ilginç kılan şey ise konudaşlarından farklı olarak hem insanlarla hemde o dünemde yer alan hayvanlarla savaşmalarıdır. Vaktin nasıl geçtiğini anlayamayacağınız sıkıntılık zamanların filmi...&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0443649/"&gt;http://www.imdb.com/title/tt0443649/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.sinemalar.com/film/879/MO-10000/"&gt;http://www.sinemalar.com/film/879/MO-10000/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.blogger.com/www.10000bcmovie.com/"&gt;&lt;span class="a"&gt;www.10000bcmovie.com/&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/10000-bc.html' title='10,000 BC'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/10000-bc.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/atom.xml' title='Yazı Yorumları'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/2072689759689141760'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/2072689759689141760'/><author><name>kişisel depresyon anları</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07642568225506489799</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-648888352667017672.post-1982387360313331504</id><published>2008-06-18T08:52:00.002+03:00</published><updated>2008-06-18T08:59:56.067+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='depresyon'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='nefret ediyorum'/><title type='text'>nefret ediyorum...</title><content type='html'>sıkılmaya başldım. son zamanlarda herşeyden. güneşin doğmasından, batmasından, sabah erken kalkmaktan, gece geç yatmaktan. yemekten, içmekten, sıçmaktan, konumaktan, gülmekten, ağlamaktan. gözlerim sürekli yanıyor açtığımda da kapattığığımda da. yazı sevmiyorum. Milli takımın tur atlaması sikimde bile değil. Şu şartlarda bir maçta yarım hayatımı idame ettirecek para alıyor herifler. kıskanmaktanda nefret ediyorum. denizden de mesela, her çarpışı çişimi getiriyor. beşiktaşın orta yeri olmasa çıkarıp ona karşı işemek istiyorum ama etrafta insanlar var. insanlardan da nefret ediyorum. sevgililerden, sevgisizlerden, televizyonda ahkam kesip, siyaseti it dalaşına çevirenlerden. salaklardan, aptallardan, rüzgardan, dün gece beni ishal eden vantilatörden...&lt;br /&gt;hemde hepsinden...</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/nefret-ediyorum.html' title='nefret ediyorum...'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/nefret-ediyorum.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/atom.xml' title='Yazı Yorumları'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/1982387360313331504'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/1982387360313331504'/><author><name>kişisel depresyon anları</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07642568225506489799</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-648888352667017672.post-6319401549859899437</id><published>2008-06-17T17:56:00.007+03:00</published><updated>2008-06-18T08:41:17.351+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Lars and the Real Girl'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Ryan Gosling'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Craig Gillespie'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Paul Schneider'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Emily Mortimer'/><title type='text'>Lars and the Real Girl</title><content type='html'>&lt;span style="font-style: italic;"&gt;yorucu bir gündü arabanın içinde bir ordan bir buraya gitmekten pestilim çıktı. neyse bu günkü filmimiz aşağıda;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;h1&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.collider.com/uploads/imageGallery/Lars_and_the_Real_Girl/lars_and_the_real_girl_movie_poster_onesheet.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.collider.com/uploads/imageGallery/Lars_and_the_Real_Girl/lars_and_the_real_girl_movie_poster_onesheet.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Lars and the Real Girl&lt;/span&gt; &lt;/h1&gt;2007 yılı bağımsız bir film olan Lars and The real Girlün yönetmenliğini &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0318916/"&gt;Craig Gillespie&lt;/a&gt; yapmış. Oyuncular ise, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0331516/"&gt;Ryan Gosling&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0607865/"&gt;Emily Mortimer&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0773973/"&gt;Paul Schneider&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Filmi aslında bir komedi filmi diye izlemiştim, yani oturup izleme amacım keyifli gülümseyen bir yüz görmekti suratımda. keyifli bir film değilmiydi elbette ki keyifliydi ama gülümsettiğini söyleyemem. Filmi kısaca özetlersek, Lars, kendisine ait evin garajıbda yaşayan asosyal biridir. Yengesinin ve abisinin bütün çabalarına rağmen insan içine çıkmaktan çekinir, iş yerinde kimseyle doğru dürüst muhattap olmaz ve insanların kendisine dokunmasına izin vermez. İnsanlar ona dokunduğunda büyük bir acı hisseder. Bir gün Lars abisinin evinin kapısını çalar ve bir bayan misafiri olduğunu, bu bayanın tutucu olduğunu onlarda kalıp kalamayacağını sorar. Kardeşi ve yengesi memnuniyetle kabul eder. Ancak eve gelen bir insan değil, silikon bir bebektir ve Lars onu herkese sevgilisi olarak tanıştırır... Kasaba Lars'a yardımcı olmak için bu silikon bebeğe gerçek sosyal bir insan muhamelesi yapar. Bebeğin bu sosyal hayatı Lars'ı etkilemeye başlamıştır ve bir süre sonra aralarında (!) kavgalar başlar.&lt;br /&gt;İzlenilmesi gereken küçük bir kasaba filmi...&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.larsandtherealgirl-themovie.com/"&gt;http://www.larsandtherealgirl-themovie.com/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0805564/"&gt;http://www.imdb.com/title/tt0805564/&lt;/a&gt;</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/lars-and-real-girl.html' title='Lars and the Real Girl'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/lars-and-real-girl.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/atom.xml' title='Yazı Yorumları'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/6319401549859899437'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/6319401549859899437'/><author><name>kişisel depresyon anları</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07642568225506489799</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-648888352667017672.post-618269196880463825</id><published>2008-06-16T19:58:00.003+03:00</published><updated>2008-06-17T18:11:59.717+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Faye Dunaway'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Jerry Lewis'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Johnny Depp'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Lili Taylor'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Arizona Dream'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Goran Bregovic'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Emir Kusturica'/><title type='text'>Arizona Dream</title><content type='html'>&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Her güne bir film kuşağında sürekli niyetlenip bir şekilde yarım kalan filmlerim arasından (ki onlarca var) seçtiğim Arizona Dream var. Bu film de nasıl tanıtılır, özetlenirse?&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;h1&gt;Arizona Dream&lt;/h1&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.hyjoo.com/img/Arizona.Dream.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.hyjoo.com/img/Arizona.Dream.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;Yönetmeninden tutunda, oyuncularına, müzikleri yapana kadar her birinin mükemmel olduğunu düşünün. İşte bu filmlerden birisi Arizona Dream. &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0001437/"&gt;Emir Kusturica&lt;/a&gt; yazmış (başkaları da var) yönetmiş, başrollerde ise şu şatafatlı kadro var. &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000136/"&gt;Johnny Depp&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0001471/"&gt;Jerry Lewis&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0001159/"&gt;Faye Dunaway&lt;/a&gt;, &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0000666/"&gt;Lili Taylor&lt;/a&gt; vs. vs. Filmin müziklerini ise her zaman olduğu gibi &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm0005975/"&gt;Goran Bregovic&lt;/a&gt; yapmış.&lt;br /&gt;Konuyu kısaca özetlersek (öncelikle bakayım başla siteler ne demiş aklıma yatan bulursam çalarım:) ) ;&lt;br /&gt;&lt;blockquote style="font-style: italic;"&gt;Ünlü Yugoslav yönetmen &lt;b&gt;Emir Kustirca&lt;/b&gt;'nin ülkesinde savaş en kanlı dönemindeyken Amerika'da çektiği, bu yüzden büyük tepki toplayan &lt;b&gt;"Arizona Rüyası"&lt;/b&gt; filmi, oldukça uçuk ve kimi zaman da kontrolsüz bir yapım. Hayalleri olan ve balıklarla diyalog kurmaktan hoşlanan genç Axel &lt;b&gt;(Johnny Depp)&lt;/b&gt; , bir akrabasının &lt;b&gt;(Jerry Lewis)&lt;/b&gt; kendisine önerdiği iş için Arizona'ya gidiyor ve burada iki kadınla tanışıyor. Elanie &lt;b&gt;(Faye Dunaway)&lt;/b&gt; ne yapacağı belli olmayan, yarı-deli ve güzel bir kadın. Kızı Grace &lt;b&gt;(Lili Taylor)&lt;/b&gt; ise daha mantıklı gibi gözükse de sürekli intiharı düşünüyor ve gerçek anlamda mutsuz. Zaman geçtikçe Elanie'den uzaklaşan ve Grace'le yakınlaşan Axel'in en büyük hayali ise 'uçmak'... Aya doğru yol alan ambulanslar, uçan sandalyeler ve çölde yaşayan balıklar gibi çarpıcı ve fantastik imgelerle süslü &lt;b&gt;"Arizona Rüyası"&lt;/b&gt;, yönetmenin en apolitik ve çılgın filmlerinden. &lt;a href="http://www.sinema.com/film/2428/arizona-ruyasi"&gt;sinema.com&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;düşlerin insan hayatındaki önemini ve değerini en başarılı şekilde işleyen, hayat denen çıkmazda ne yapmakta olduğunuzu ve ne yapmak istediğinizi bir kez daha hatırlatan, istediğinizi yapıyor olsanız da her şeyin saniyeler içerisinde yitebileceğini kafaya dank ettiren, izlerken &lt;a class="gb" href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=lili+taylor"&gt;lili taylor&lt;/a&gt;'a aşık olmamanın çok zor olduğu, dünyanın en güzel intihar girişimi ve intihar sahnesini en uygun müzikle sunan nefis film . . . bir defa izledikten sonra özleyip tekrar izleme isteği doğuran ender filmlerden . . . tüm filmlerin üstüne koyuyorum, aynen &lt;a class="gb" href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=lithium"&gt;lithium&lt;/a&gt; her zaman dünyanın en güzel şarkısı olacağı gibi, bu da dünyanın en güzel filmi olacak, bence . . .&lt;br /&gt;ha, bu arada:&lt;br /&gt;aşkın bundan daha tehlikeli olduğu da görüldü; {iki}sinden sadece biri tarafınca görülmüş/görülmekte olsa da . . . hayat ve gerçek deneyimler tüm filmlerden daha etkili ve acıdır . . . önemli olan bakmak istemektir . . .(&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=bona+fide"&gt;bona fide&lt;/a&gt;, 20.09.2001 23:07 ~ 26.09.2001 00:13)&lt;script type="text/javascript"&gt;e(256,671533,'bona fide');&lt;/script&gt;&lt;span style="width: 100%; text-align: right;"&gt;&lt;table id="m671533" style="visibility: visible; width: 210px; height: 24px;"&gt;&lt;tbody&gt;&lt;tr&gt;&lt;td class="ei" style="width: 100%;"&gt;&lt;a href="javascript:void(0)" onclick="copyid(671533,256);"&gt;#671533&lt;/a&gt;&lt;/td&gt;&lt;td&gt;&lt;br /&gt;&lt;/td&gt;&lt;/tr&gt;&lt;/tbody&gt;&lt;/table&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=arizona+dream"&gt;eksisozluk&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;/blockquote&gt;</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/arizona-dream.html' title='Arizona Dream'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/arizona-dream.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/atom.xml' title='Yazı Yorumları'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/618269196880463825'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/618269196880463825'/><author><name>kişisel depresyon anları</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07642568225506489799</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-648888352667017672.post-679370015506743563</id><published>2008-06-16T13:20:00.003+03:00</published><updated>2008-06-16T13:29:13.352+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='telkin'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='psikoloji'/><title type='text'>Telkin</title><content type='html'>Efendim vakti zamanında parapsikoloji ile içli dışlı iken telkin hakkında bir çok şey okumuştum. bunun en geçerlisi ve önemlisi insanın kendi kendini telkin etmesidir ki bu bazı durumlarda zor olmaktadır. Ancak yaşadığımız dünya düzeninde diğer insanlar bu telkinleri dile getirip alıp cdye çevirmiş bir nevi ürünün karşılığını da güzel de para kazanmıştır. elbetteki bu değil konu...&lt;br /&gt;internet sitelerini dolaşırken &lt;a href="http://www.hayatimdegisti.com/"&gt;Hayatım Değişti&lt;/a&gt; diye bir site buldum. Sitede telkin müzikleri ve gerekli açıklamalar bulunmakta. Ben de hemen indirdim ve dinlemeye koyuldum bakalım iki üç hafta içerisinde bende nasıl değişiklikler olacak. Buradan hep beraber göreceğiz. :) Sizde bir uğrayın derim ben...</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/telkin.html' title='Telkin'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/telkin.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/atom.xml' title='Yazı Yorumları'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/679370015506743563'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/679370015506743563'/><author><name>kişisel depresyon anları</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07642568225506489799</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-648888352667017672.post-1271838677284876086</id><published>2008-06-15T18:46:00.003+03:00</published><updated>2008-06-16T19:58:00.459+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Baekmanjangja-ui cheot-sarang'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='A Millionaires First Love'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uzakdoğu filmleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Tae-gyun Kim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İzlediklerim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='bir milyonerin ilk aşkı'/><title type='text'>Baekmanjangja-ui cheot-sarang (A Millionaires First Love)</title><content type='html'>&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Oturup izlemekten başka bir çare yok. Hele hafta sonları yapacakta birşey olmadığından filmler film üzerine eklenip duruyor. Günün özetini yaparsam 1 de kalk, kahvaltı esnasında bir film izle, daha sonra evi temizle bir film izle. çamaşırları yıka bir film izle, onları as ve topla izle. gece uyuyana kadar yine izle... kaç tane oldu?&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;h1&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Baekmanjangja-ui cheot-sarang (A Millionaires First Love)&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h1&gt;&lt;h1&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.naenon.com/images/Pr655.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 200px;" src="http://www.naenon.com/images/Pr655.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/h1&gt;Yine bir uzakdoğu filmi. Sanırım yine uzakdoğu filmleri krizim tuttu. 2006 Güney Kore yapımı bu duygusal fim konu olarak Türk filmlerini aratmasa da gerçekten güzel çekilmiş ve oynanmış bir filşm olma özelliğine sahip. Film sıkmadan akıp giderken eğleniyorsunuz, ancak delikanlıyı bvozar ama o kadar sıkmalara rağmen iki damla yaş gözlerinizden süzülmüyor değil yani... Kısaca konusuna gelirsek;&lt;br /&gt;Kang Jae-kyung annesi ve babası küçükken ölmüş zengin bir yetimdir. 18 yaşında ona kalan mirası alabilmesi için fakir bir köyde liseden mezun olması ve bası tercihler yapması gerekmektedir ki bu onun için pek te kolay olmaz. Tabiri caizse Kang Jae-kyung şımarıklığın bokunu çıkarmış bir durumdadır. Mirası alabilmek için zor da olsa buna katlanır. Daha önce otelinde gördüğü ve tartıştığı Choi Eun-hwan ile bu köyde yine karşılaşır ve aralarında bir aşk başlar. Artık Kang Jae-kyung başka birine dönüşmüştür. Mezuniyet için bir tiyatro oyunu hazırlarlar. Kang Jae-kyung her nekadar buna karşı çıksa da mezun olmak için oynamak zorundadır. Kang Jae-kyung yavaşça Choi Eun-hwan aşık olmaya başlar ancak Choi Eun-hwan'ın ölümcül bir hastalığı vardır ve kurtulması imkansızdır.&lt;br /&gt;Böyle duygusal şeyleri yazarken zorluk çekiyorum ancak yönetmenin (&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1048540/"&gt;Tae-gyun Kim&lt;/a&gt;) güzel anlatımı ve karaleri insanı etkilemeden geçmiyor.&lt;br /&gt;Filmden bir kaç laf alıntısı...&lt;br /&gt;&lt;blockquote&gt;&lt;i&gt;-Sebebini bilmesem de seni çok seviyor ve özlüyorum.&lt;br /&gt;-Yağmur yağıyor.Ama bu yağmur kalbimin sana duyduğu ateşi söndüremiyor.&lt;br /&gt;-Bir evi bir saat gözlersen röntgenci damgası yersin.Bunu senin için tam iki kez yaptım.Haydi, rüyalarımda beni takip etmeyi bırak.Seninle birlikte olmak, gecelerin gündüze dönmesi gibi.Şimdi artık gözlerim kapalıyken de görebileceğime inanıyorum.&lt;/i&gt;&lt;/blockquote&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt0757157/"&gt;http://www.imdb.com/title/tt0757157/&lt;/a&gt;</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/baekmanjangja-ui-cheot-sarang.html' title='Baekmanjangja-ui cheot-sarang (A Millionaires First Love)'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/baekmanjangja-ui-cheot-sarang.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/atom.xml' title='Yazı Yorumları'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/1271838677284876086'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/1271838677284876086'/><author><name>kişisel depresyon anları</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07642568225506489799</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-648888352667017672.post-7358535335342502932</id><published>2008-06-15T03:48:00.002+03:00</published><updated>2008-06-15T03:55:49.714+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='döküntüler'/><title type='text'></title><content type='html'>parmaklarımda annemin peynirinin kokusu ve ellerimde mululuğu arayanların sıcak çığlıkları. bu gün işte bu saatte belkide yirmi dakika önece belki dahası da var. gözlerim bulutlarda. sana uzanmış beklemekte. şimdi harfler yer değişmişken uzaklarda... tenini hiddetmek istiyorum. rüyalaımın ulaşabileceği yerlere kadar. kelimeler dilimde dolnıp elllerimle hayat bulmaya çalışırken biliyorum okuyoredun. bu aksan cmleler haytatına bir zebani gibi çöküyor. bilinçsizliğin bir korku gibi üzerine çöküyor. çok film izledimve artık herşeyi bilyorum. çantalı bir kız çocuğu olaraj gelebilirsin yadfa çemceri geçemeyen bir cin gibi. kulağıum sende benliğim bedenim. kimseye söylemediğin takdirde. ahtapot bizi alana kadar... beklemek ölmek zulm içinde.... ve rüyalar gerçek olmadan herbiri...</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/parmaklarmda-annemin-peynirinin-kokusu.html' title=''/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/parmaklarmda-annemin-peynirinin-kokusu.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/atom.xml' title='Yazı Yorumları'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/7358535335342502932'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/7358535335342502932'/><author><name>kişisel depresyon anları</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07642568225506489799</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-648888352667017672.post-4464186983671064493</id><published>2008-06-14T16:32:00.006+03:00</published><updated>2008-06-16T19:58:00.475+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Thodsapol Siriwiwat'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='The Machine Girl'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='uzakdoğu filmleri'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Kataude mashin gâru'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Piraphan Laoyont'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sick Nurses'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Noboru Iguchi'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İzlediklerim'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Suay Laak Sai'/><title type='text'>Suay Laak Sai (Sick Nurses), Kataude mashin gâru (The Machine Girl)</title><content type='html'>&lt;span style="font-style: italic;"&gt;Yalnız bu hayat çekilmiyor, çekilse de bu saıcakta sulanmış cıvıklıktan farklı olmuyor zaten... Neyse, aldığım duyumlara göre dışarısı çok sıcak bu sıcakta sulanmış beynimi rafadan konuma getirmek için güneş sıcağına ihtiyacım yok hal böyleyken film izlemeye devam... Hava biraz serinleyince Söyle bir sahil turu iyi olur o arada ev işleri de biter sanırım...&lt;br /&gt;Bu yazı da iki adet uzak doğu filmi var... Buyurun;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;h1&gt;&lt;span&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Suay Laak Sai -Sick Nurses&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/h1&gt;&lt;h1&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.kisiseldepresyonanlari.com/uploaded_images/post-254495-1211974396-774952.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://www.kisiseldepresyonanlari.com/uploaded_images/post-254495-1211974396-774904.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/h1&gt;İlk filmimiz Tayland yapımı yönetmen koltuğunda &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1919981/"&gt;Piraphan Laoyont&lt;/a&gt; &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1394947/"&gt;Thodsapol Siriwiwat&lt;/a&gt;'ın oturduğu 2007 yapımı bir film. Fİlm her nekadar korku statüsünde yer alsa da ben bu konuda aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bilinen kesme doğrama görüntüleri insanları pek zorlamıyor. (yoksa ben de mi bağımlılık yaptı ne?) KOnu olarak ilginç diyebilirim. Kısaca özetlersek, Hastanenin damızlık doktorunun bütün hemşireler peşindedir. Birisiyle tam evlenecekken doktorun da isteğiyle bu hemşire diğerleri tarafından öldürülür. Ama efsaneye göre öldürülen kişi 10 gün içersinde sevdiğini görmeye gelir ve 10 gün sonunda bizim ölümüz intikamı için geri dönecektir. Filmde küçük bir özellik var bunu burada söylemem filmi izleyecekler için hayal kırıklığı olabilir... Hım... ama düşündüm de kimse izlemeyecektir. Efendim aslında ölen hamşiremiz eskiden doktorumuzla ilişkisi olan bir erkek. Bu hemşiremiz doktorumuzla evlenmek ister ancak doktorumuz bir kadınla evlenmek istediğini bunun olamayacağını öğrenince ameliyat olur... İşte böyle... Yanlız şunu söyleyebilirim hemşireler erkekler ve lezbiyenler için gerçekten güzel bir uzakdoğu göz ziyafeti çektiriyor... (Pardon korkmamız lazımdı...)&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt1058008/"&gt;http://www.imdb.com/title/tt1058008/&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.asianpopcorn.com/default.asp?display=746"&gt;http://www.asianpopcorn.com/default.asp?display=746&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;h1&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://nombre.lv/wp-content/machinegirl-poster-big.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer; width: 139px; height: 199px;" src="http://nombre.lv/wp-content/machinegirl-poster-big.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;Kataude mashin gâru - The Machine Girl&lt;/span&gt;&lt;/h1&gt;İkinci filmimiz Japon ve ABD yapımı ortak bir film. Ortaklığı anlamadım ama film aşırı derecede absürd. Eğer film Japon yapımı olmasaydı Çin Tarantino filmlerinin de uzunu yapmış diyebilirdim. Bol kanlı ve eğlenceli bir film. Yöneten ve yazan &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1175724/"&gt;Noboru Iguchi&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;Başrol kızımızın ailesi katildir ve bu sebepten dolayı toplumdan dışlanmışlardır. Birgün erkek kardeşi, zengin çocukları tarafından özdürülür ve kızımız da itikam için geri döner. İzleyiniz Eğlenceli bir film...&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt1050160/"&gt;http://www.imdb.com/title/tt1050160/&lt;/a&gt;</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/suay-laak-sai-sick-nurses-kataude.html' title='Suay Laak Sai (Sick Nurses), Kataude mashin gâru (The Machine Girl)'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/suay-laak-sai-sick-nurses-kataude.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/atom.xml' title='Yazı Yorumları'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/4464186983671064493'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/4464186983671064493'/><author><name>kişisel depresyon anları</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07642568225506489799</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-648888352667017672.post-3756421428058329923</id><published>2008-06-14T00:44:00.003+03:00</published><updated>2008-06-14T01:03:38.531+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Sight'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Görüş'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='film'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='Adam Ahlbrandt'/><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='İzlediklerim'/><title type='text'>Sight - Görüş</title><content type='html'>&lt;span style="font-style: italic;"&gt;efendim malum sıcaklar şehir üzerine çököp iki gram beynimizin düşünme katsayısını düşürmeye başlayıp şu blog denen yere de yazacak birşeyler bulamıyorken, en iyi işin film izlemek, kitap okumak olduğu kanısındayım. e hal böyleyken izlenenleri ve okunanları paylaşmamak olmaz yoksa aksi takdirde önümüzdeki aylara blogda uzun boşluklar bir araya gelerek sonraki aylar üçün soru işaretlerine sebep olabilir. &lt;/span&gt; &lt;span style="font-style: italic;"&gt;bir hayli defresif buloğun şu andan itibaren deprefisliğinin yanı sıra (sürekli depresif olan bir insan diğer kişiler tarafından sürekli normalmiş gibi gözükebiliyor) filmlerede ağırlık vermesine karar verdim. on senelik bir kısa filmci oalrak (nerde filmlerin diye sorabilirsiniz) uzun filmleri es geçmek olmazdı. ve şimdi gözlerimin ıslaklığıyla bitirdiğim bir filmi size takdim etmekten gurur duyuyorum. yalnız filmler hakkında sadece tanıtım ve özet geçeceğim yoruma girersem sanırım çıkamam.. salıcakla...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://www.kisiseldepresyonanlari.com/uploaded_images/file-700685.jpg"&gt;&lt;img style="margin: 0pt 10px 10px 0pt; float: left; cursor: pointer;" src="http://www.kisiseldepresyonanlari.com/uploaded_images/file-700615.jpg" alt="" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Sight - Görüş&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size:100%;"&gt;Film 2008 yapımı olmakla beraber yönetmenliğini &lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm2986595/"&gt;Adam Ahlbrandt&lt;/a&gt;'ın yaptığı başrollerinde ise &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm1579050/"&gt;Clayton Haske&lt;/a&gt; ve  &lt;a href="http://www.imdb.com/name/nm2273897/"&gt;Allison Persaud&lt;/a&gt; oynadığı bir film karşımızda. Yönetmen Ahlbrand alışılmışın dışında bir gerilim filmiyle karşımıza gelmeye çalışmış e bunda başarılı olmuşta. Gerek çekim tekniği giğer korku/gerilim türlerinden farklı. Ancak senaryo sürekli bir süprizin müjdesini vererek bizi bilinen geilim kokusundan uzaklaştımakta.  Hal böyle olunca belki korku severleri tatmin etmeyecek ama değişik birşeyler izletecek bir film çıkmış ortaya...&lt;br /&gt;Filmin kısaca konusuna değinirsek;&lt;br /&gt;Jeffrey çocukluğundan beri ölüleri gören bir  gençtir. Birgün Dana ile tanışır. Dana da aynı özelliklere sahiptir. Bir gün Paul'den kaçan Dana, Jeffrey 'e sığınır ancak tam uykusunun en tatlı yerinde evi basan Paul, Jeffrey'i hastanelik eder ve  Jeffrey  hastaneden çıktığında polis tarafından bir türlü bulunamayan Jefrey'i aramaya başlar...&lt;br /&gt;Değişik karelerden hoşlananların izleyebileceği bir film. Lakin filmden çok şey beklemeyin...&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.imdb.com/title/tt1220903/"&gt;http://www.imdb.com/title/tt1220903/&lt;/a&gt; &lt;span style="font-size:130%;"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;</content><link rel='alternate' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/sight-gr.html' title='Sight - Görüş'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/2008/06/sight-gr.html#comment-form' title='0 Yorum'/><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://www.kisiseldepresyonanlari.com/atom.xml' title='Yazı Yorumları'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/3756421428058329923'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/648888352667017672/posts/default/3756421428058329923'/><author><name>kişisel depresyon anları</name><uri>http://www.blogger.com/profile/07642568225506489799</uri><email>noreply@blogger.com</email></author></entry></feed>