Pazar, Kasım 30, 2008
Cumartesi, Kasım 29, 2008
Etiketler: döküntüler
Cuma, Kasım 28, 2008
Hangi blog ne zaman okunur?
Etiketler: bloglar
Perşembe, Kasım 27, 2008
Devlet, Sistem ve Kimlik (Derleyen: Atilla ERALP)
Etiketler: Atilla ERALP, Devlet Sistem ve Kimlik, İhsan D. DAĞI, Normalif Yaklaşımlar: Adalet Eşitlik Ve İnsan Hakları
Çarşamba, Kasım 26, 2008
Death Note
Death Note (デスノート - Desu Nōto, Ölüm Defteri) deyince yazacak o kadar şey var ki ancak burada hepsini yazmayacağım elbet. Vereceğim liknler size yardımcı olacaktır. Pazartesi Sendromu Kuşağında bahsetmiştim tüm hafta sonunun büyük kısmını Death Note'u izleyerek geçirdiğimi ki hazır çarşamba günü birşeyler tanıtmam gerekiyorsa bu Death Note olmalı diye düşündüm.
Death Note o kadar ilgi çeker ki manga 108 bölüm sürer. Sonra bu mangadan bir film ve anime oluşturulur. Mangayı elime geçirme fırsatım olmadı elbet internette gördüklerim dışında ancak anime ve sinema filmini tavsiye ederim.
Lise öğrencisi Light Ölüm Defterini bulduktan sonra kendince suçlu gördüğü ve cezalandırılmasını düşündüğü suçluları öldürmeye başlar. Bunu yapması için Ölüm Defterine bu kişilerin adlarını yazması ve yüzlerini görmesi yeterlidir. Bu şeklide onlarca hatta yüzlerce suçluyu öldürür. Ne Japon polisi, ne özel tim ne de FBI olayı çözememiştir. Bu sırada kim olduğu bilinmeyen ve tüm zorlu olayları çözmüş ünlü bir dedektif olan L. olaya karışır. Polisle beraber olayı araştırmaya başlar. Bu saatten sonra L ve Kira (Light ölümlerden sonra halkın ona verdiği isim) aklın sınırlarını zorlayacak hamlelerle birbirlerini mat etmeye çalışırlar. Elbetteki tek Kira, Light değildir. Etiketler: - Desu Nōto, Anime, cinayet, Death Note, kira, L., Light, Manga, Ryuk, Takeşi Obata, Tsugumi Ooba, Ölü, ölüm, Ölüm Defteri, Şinigami, デスノート
Salı, Kasım 25, 2008
Etiketler: cinayet, döküntüler, Ölü, ölüm
Pazartesi, Kasım 24, 2008
Pazartesi Sendromu Kuşağı
Etiketler: - Desu Nōto, cinayet, Death Note, Hideki Taniuch, Pazartesi Sendromu, Yoshihisa Hirano, Ölü, ölüm, Ölüm Defteri, デスノート
Cumartesi, Kasım 22, 2008
Rüyalar 4
Etiketler: döküntüler, rüyalar
Cuma, Kasım 21, 2008
beni bağışla. seni özlemeyeceğim diyemem. ya da adını anmayacağım uzaktaki her kişide, seni anmamam imkansız.
şimdi bilgisayarın bir köşesinde hayalin. Yada uzaklarda bıraktığım tozlu tavan arasında. herşeyi sildiğim biliyorum, gözümün önünde canlanan.
...
Cemil İpekçi Fıkrası
Bir rahibe taksi çevirmiş, yola çıkmışlar. Ama taksi sürücüsü aynadan sürekli rahibeye bakıyormuş. Rahibe neden öyle baktığını sorunca adam:
'Çok özür dilerim rahibe, size bir şey söylemek istiyorum ama kızarsınız diye de çok korkuyorum' demiş. Rahibe gülümsemiş:
'Sevgili oğlum, benim yaşımda, üstelik de rahibe olan birine ne söylersen söyle hoşgörülü davranacağıma emin olabilirsin. Bana her istediğini söyleyebilirsin....'
Bunun üzerine taksi şoförü utana sıkıla:
'O zaman...'demiş..'Şeyy... Benim en büyük fantezim bir rahibeyle sevdiğim şekilde sevişmekti de....' Rahibe yine gülümsemiş:
'Ah bu muydu sevgili oğlum... Yalnız küçük bir sorun var... Kesinlikle hem bekar, hem Katolik olman gerekiyor. Yoksa Tanrı’ya hesabini veremem.'
Şoför sevinçle haykırmış: 'Evet!.. Evet... Ben bekarım ve Katoliğim!!'
'O zaman surdan ormanlık yola sapalım..' Ve ormana gelmişler, adam orada en büyük fantezisini gerçekleştirmiş. Her şey bittikten sonra rahibe bir bakmış, adam hüngür hüngür ağlıyor...
'Neyin var sevgili oğlum??'
'Rahibe... Vicdan azabı çekiyorum, n'olur beni bağışlayın.. Ben size yalan söyledim... Ben aslında hem evliyim, hem Yahudi’yim'...
Bunu duyan rahibe gülmüş:
'Ah sevgili oğlum kendini üzme... Aslında ben de gerçek rahibe ve kadın değilim, hatta dinim bile belli değil..
İsmim Cemil SOYADIM IPEKCI,
muhafazakâr ibneyim ve AKP YARARINA bir kıyafet balosuna gidiyorum'
Etiketler: AKP, Cemil İpekçi, kıyafet balosu, muhafazakar
Perşembe, Kasım 20, 2008
Devlet, Sistem ve Kimlik (Derleyen: Atilla ERALP)
Devlet. Birincisi, uluslararası sistemin sadece s,yasal bir yapıya indirgenmemiş olmasıdır. İkinci indirgemecilik, uluslararası politik yapının ana birimlerinin devletler olduğu görüşüdür.
Pozitivizm. Neorealizm pozitivist ilkeler üzerine inşa edilmiştir. Ashley Neorealizmi Habermas’dan aldığı terimlerle “teknik ussal bir bilgi biçiminin hakimiyetinin uluslararası ilişkiler arasındaki kuramındaki yansıması”. Teknik realizm, temelini teknik bilgi yada amprik gözlemcilik oluşturur. Bir başka realizm türü pratik realizmdir.
Tarih-dışılık. Ashley’e göre Neorealizmin yapısalcı yaklaşımı tarihin dört boyutu üzerinde sessiz kalır: süreç, pratik, güç ve politika.
Değişim.
Norm ve Kurallar. Hem çalışmanın hem de işbirliğinin aynı mantıksal çerçevede açıklanabileceği ve anarşik bir alanda da işbirliğinin gerçekleşebileceği ileri sürülmüştür. İşbirliğinin mümkün olduğu anarşi türüne, Buzan “olgun anarşi” adı verilir. Dessler, Waltz’ın ontolojisi ile yarattığı modele pozisyonel model adını vermektedir. Yapı davranışları sınırlar ama belirlemez.
Yapı/eden (agent ilişkisi. Sadece yapılara önem verilmiş olup, yapı/eden ilişkisini incelememiş olmasıdır. Edenlere (devletlere, kişilere)
Etiketler: Atilla ERALP, Devlet Sistem ve Kimlik, Faruk Yalvaç, Kitap Özetleri, Uluslararası İlişkiler Kuramında Yapısalcı Yaklaşımlar
Çarşamba, Kasım 19, 2008
Salo o le 120 giornate di sodoma
Evet, bu başlığı çoğunuz bilir, okumuş izlemiş yada eleştrilerini duymuşsunuzdur. En bir önceki tecacüz girdimden (post yazacaktım ingilizce olduğu için yazmadım, girdi de yazı için biraz tuhaf mı oldu ne?:)), gaykedi'nin cumartesi neşesinde aklıma gelen Marquis De Sade'dan, dün Camilla'nın yazısından çok etkilenmiş olacağım ki, bu günü yine film gününe itaatkar kalarak, Kore sinemasından uzaklaştırıyor ve taaa eskilere 1975 lere giderek Pier Paolo Pasolini'nin en çarpıcı filmine yolunuzu kestirmek istiyorum. Sade'ın kaleminden çıkmış gibi gözlerimizin önüne serilmiş. Pasolini repliklere sadık kalmakta inat etmiş, ancak zaman farklı. Faşizmi eleştirmek, kınamak üzerine bir film kılıfı sermiş üzerine.
Kitabın büyük bir bölümünü ereke olmuş bir şekilde okuyorsunuz bu bir gerçek, ancak filmi izlerken bu dürtülerden biraz uzaklaşıyorsunuz. Cinselliğin dışında yaşanan sadizm, artık zevk olma yetisinden çıkmış insanı bir madde olarak gören ve onu her türlü kullanıma yön veren bir dünyanın içersindesiniz. Her türlü şeye hazır bünyem bok yeme kısmına pek alıştıramadı kendimi. Güzel krallara layık bir sofra ve önünüze gelen gün boyunca yaşları 15 ila 20 arası sıralanmış erkek ve kızların boklarını yemek. Amanın ne ziyafet.
manyak şiddet sahnelerine rağmen, taşıdığı durağanlık düşünüldüğünde, bir belgeselbokun, dört ayak üzerindeki kölelerden birine kaşıkla yedirilmesi gibi detaylarla zenginleşen de bir film. "neden direk kafasını bastırmıyor da kaşık uzatıyor bu manyak?" diye sorulduğunda, kapitalist sistem eleştirisinin inceliği görülebilir. zihnimizde, "kapitalizm, boku bile kaşıkla sunup yedirir" gibi düşünceler doğurtan bir eser. atmosferi taşıdığı söylenebilecek film. kameranın minimal harekette kullanımı, filmi izlediğimiz ekranı bir pencereye dönüştürür. böylelikle yönetmen sıkıntı buhranı yaratmanın bir adım ötesine geçerek, gerçek/kurgu karmaşasını yaşatmaya çalışır bize.
bunca yıl sonra salo nasıl hala bu kadar rahatsız edebiliyor bizi? bu sorunun cevabını vermek zor gerçekten de. beyaz perdede kopan kollar, bacaklar, kafa tasları; her tür patlama ve her tür işkenceyi görmemize rağmen hiçbiri beni ve daha pek çok insanı salo kadar rahatsız etmedi. filmin bile bile böyle sevimsiz, iğrenç ve şimdiye kadar çekilmiş en boktan film olması salo'nun en büyük meziyeti. olay şu: pasolini'ye faşizme vur demişler, o öldürmüş. üstüne bir de cesedinin ırzına geçmiş. peki faşizm böyle mi eleştirilmeli? bu soruya hayatı boyunca ciddi boyutlarda faşizmle karşılaşmamış, sıcak yurt odasında oturup kafasına estiği hakkında entry giren benim gibi 20'li yaşlarının hemen başlarında birinin cevaplandırması yanıltıcı olabilir. ne de olsa pasolini tam da benim yaşımda faşist yönetim altında yaşayan bir eşcinseldi. bugünden bakıldığında aslında pasolini'nin nasıl bir ileri görüşlülükle faşizmi eleştirmenin en doğru yolunu bulduğunu daha iyi anlayabiliriz. faşizm, nazizm, ırkçılık veya herhangi bir kan döken ideolojiyle ilgili bu


