çok güzelsin dedi annem
ve o günden sonra
çiçekler öldü
karıncalar toplandı etrafımıza
bu kez anladı
içimdeki korkak orospuluğu...
fiili yalnızlığımın geçit törenleri
Etiketler: sayıklamalar
Etiketler: sayıklamalar
Etiketler: sayıklamalar
Bu gün açlıkla eğitmeliyim ruhumu. Beni dokunabilirliğe eriştiren ve güzelliğimi dışarıya yansıtmaktan çok bir felaket mıknatısına dönüşen vücudumu güçsüz bırakmak için. Bu şekilde üzerime yapışan umutsuzluk, mutsuzluk, şanssızlık dalgalarından kurtulabilirim belki...
Bütün girişimlerim başarısız, bütün girişimlerim beğenilmeyen köhne vücudumun lanetinden nasinibi almış...
Sadece ona olan kinimden dolayı aldığım karışımın da geri tepmesi... Bütün dünya ondan yana nereye gitsem kime sığınsam yeryüzünün iletkenliğiyle sarılıyor vücuduma.
Rakı, bira, viski, votka, tekila, şarap karışımlarının yarım litresi bile ertesi gibin lanetine hazırlıyor beni...
susmalıyım, çekilmeliyim, bir ceset torbasının içinden fermuarı üzerime çekmeliyim...
Canlı canlı... acı içinde...
Etiketler: sayıklamalar
Etiketler: sayıklamalar
Etiketler: sayıklamalar
Etiketler: sayıklamalar
Her yer karanlık, büyüyen yaşımla beraber. Yalnızlığımın kocaman adımları üzerime yürüyen ve gölgemden korkan ben. Hayallerimin en derin sunumu. Kişiliksizce yazılmış satırların isim babası. Sadece karmaşalarla gelişen hayatım ve çırpındıkça açığa çıkan şanssızlığım… Gördüğüm derin yıldızlar gökyüzünde... Kararmaya başlayıp içime düşen ışığıyla gönlümü yakan.
Bu kez yine son defa süpürüyorum diyorum gönlümün çakıl taşlarını. Ellerimde kanayan; altında bereketlenen toprağın sade serzenişi.
Asla solmayacak içimdeki, her bakışta, her dokunuşta sessizce akacak içimden. Beklemeye çalıştığım yerde. Tam köşesinde hayatın. Ne yaşamaya takatim var nede ölmeye. Biliyorum, soğuk olacak, doğuşsuz ve çirkef... Bir oyun sahnesinde alkış beklercesine umutsuz. Kimlerin güleceği, kimlerin hayatıma müdahale edeceğinden habersiz.
Yürümekte miyim?
Peki nereye?
Bildiklerim, düşündüklerim, her biri bir kaosun giriş kapısı mı?
Şimdi ölmeliyim ve bu hayat hazmedemezken bir yenisine atmalıyım kendimi. Çocuk gibi, çıplak gibi, deli gibi...
Sessizce, soluksuzca... Asla dinmeyecek bir kahırla...
Her zaman üzerimde olacak bir anlamsızlıkla.
Artık düşünmüyorum yada yaşamıyorum hissizce hayatı. Bıraktığım yerde, her şey... Filizlenmeye yasak yada doğma...
Etiketler: sayıklamalar
Etiketler: sayıklamalar
Sanırım ilgiye ihtiyacım var. Yani şöyle bir hayatımı gözlemlediğimde, takılıp, problem gibi duran tek oymuş gibi geliyor bana. Yoksa önümde durup kaçamak gözlerle, bana bakan kırk dört yaşlarındaki, genel tabirle silindire benzeyen kadının bakışlarından zevk almazdım. Aynı bakışlarla bende ona cevap veriyorum. Gözlerimizin bir saniyeden fazla birbirine değmesi, sanki gizli bir anlaşmayla onaylanmış gibi. Kalçalar normal kalıbından yaklaşık beş santim ilerde, biraz inceleşen bek kıvrımı ise üç santim geri çekilmiş, göbek dört santim dışarıda, göğüslerle bir teğet oluşturmuş. Tekrar kafasını çeviriyor, bu kez anlaşmaya tavizler ekleyip bakışma süresini bir saniye daha uzatıyoruz. Uzun zaman sonra birinin, benimle ilgilendiğini görmek gerçekten keyif verici. Röfleli, yıpranmış cidden mısır püskülüne benzeten saçlarını düzeltiyor ve yavaşça önüne dönüp, küçük bir kız gibi sağa sola sallanmaya başlıyor. Kadınların sevimli görünmek için yaptıkları şeyler bunlar, hangi yaşta olurlarsa olunlar aslında işe yaramıyor da değil.
Etiketler: sayıklamalar
Etiketler: sayıklamalar
Evet geliyordu. Bir an için aklımda onu en iyi anlatabilecek kelime olarak “ajan” kelimesi yandı. Evet, o bir ajandı ve bu gün kargalardan görevini teslim almış, az önce yeni görevlerini öğrenmek için uzaklaşmış ve şimdi ise, sevgilisine coşan bir aşık gibi bana koşuyordu. Onunda uzuvları salınıyordu. Yine iki metre kala durdu, yüzüme baktı, gözlerinde anlaşılmaz bir mutluluk vardı. Bu kez bende ona baktım, hem de gözlerimi hiç kaçırmadan. Kısık sesle seslendim:
— Şirketin sana kıyafet almıyor mu?
Soyulmuş kıçını yere oturtturdu gözlerini gözlerimden almadan. Sağ arka ayağıyla alnını yırtmaya başladı ve güldü.
Etiketler: sayıklamalar
İnsanlar neden üzerilerine kıyafet giyme yoluna gitmişlerdi? Elbet bununla ilgili çeşitli teorilerim vardı anacak aklıma en yatkın olan, bazı uzuvlarının sinir bozucu bir şekilde harmonik salınım da bulunmasıydı. Korku heyecan ve şehvetle duyulan kasılmalar, çakılların, dalların taşların batma ihtimalini de, bu teorinin yanını iliştirmek pek fena olmaz aslında. Etiketler: sayıklamalar
Etiketler: sayıklamalar
Etiketler: sayıklamalar
Etiketler: sayıklamalar
Etiketler: sayıklamalar
Etiketler: sayıklamalar
Etiketler: sayıklamalar
Bu gün Pazar. İki şey için pazarları sevmiyorum. Bunlardan birincisi ertesi gün iş olması, ikincisi ise üç günlük yüzümün bütün çirkinliğini örten sakalımı kesmek zorunda olmam. Sonuçta pazartesi sendromu diye adlandırılan ya da klişeleşmiş, tüketim toplumunun ve magazin dergilerinin ürettiği sendromlardan pek etkilenmiyordum. Uzun süredir televizyon izlemeyip, gazete ve dergi okumadığımdan dolayı, memleketin içinde bulunduğu durumlar ve üç kuruşluk köşe yazılarının akılda bıraktığı izlenimlerden haberim yoktu. Magazin sayfası kişilerinin hayatlarını merak etmiyor ya da yeni yeni insanlığa bulaştırılmaya çalışılan hastalıklardan haberdar olmadığım için onlara kapılmıyordum. Tek başına yalnız bir dünyanız olduğunda sadece kendi hayallerinizle hareket ediyorsunuz. Elbette bu sizi kişiselleşmeye, bireyselleşmeye itiyor ama sonuçta kendinizi bulmanız için büyük bir adım oluyor. İnsan doğası gereği yalnız yaratılmıştır. Kalabalık yaşama geçildiğinde sorunlarda artıyor, şiddet, öfke, paylaşamama…. Biliyorum bunlar yine kendime uydurduğum yalanlar. Yalan olduğunu biliyorum ve buna inat inanmak istiyorum.
Etiketler: sayıklamalar
Bilgisayarı alırken aslında tek amacım, tasarımcılığımı geliştirip güzel grafik ve web tasarımlarına imza atmaktı. Her zaman olduğu gibi bir kez daha bu girişim amacından saptı. Şimdi bilgisayar başına oturduğumda gereksiz şeylerin araştırmasını yapıp kendimi diğer ülkelerin güzelliklerine kaptırıyorum. Bütün mesajlaşma programları yüklü bilgisayarımda, ancak listelerimdeki kişi sayısının çokluğuna rağmen, konuşacak kişilerin olmaması bazen can sıkıntısına sebebiyet verebiliyor.
Belki de bilgisayarda bir şeyler yazmayı denemeliyim. Günlük tutmaya başlamak!! Eminim bu da geçici...
Etiketler: sayıklamalar
İnsanların koşuşmalarından anlarsınız. Cumalardır insanın kanına işleyen günler Ademden buyana önemli bir özellik taşır, rivayetler bütün önemli olayların Cuma günü gerçekleştiğini belirtir, eğer bir gün kopmaya karar verirse kıyamete Cuma günü kopacaktır.
Cuma bir avın yakalanabileceği en verimli gündür. Akşam saatlerinde insanların işlerinden hafta sonunun verdiği dirginik ve serbestlikle çıkması kaynayan sokakların güne zenginlik katan görünümünü yansıtır. Sokaklara biraz uzaktan baksanız Dallinin bir resmiyle karşılaşabilirsiniz. Bir mercekle baktığınızda ise gerçek bir yüzle.
Tüketim toplumunun gereksinimlerinden birir Cuma, zira harcama potansiyelinin çok yaşandığı, savurma zihniyetinin benliklerde yayılmaya başlayan konusunun egemen hale gelmesi gereksinim üzeri harcamaların kombine edilmiş yaşamsal halidir.
Cumalar satın alma gücünün sınırsızladığı günlerdir. Münübüste söförün üç dakika önündeki hat arkadaşını arayıp başka gruplaşmanın üçersinde rol alan diğer şöfmrün hakkında talimat vermesiyle eş değerdir. “Bursalı arkada, üç araba hemde üstüme çıkacak nerdeyse.İçerside tıkabasa!” Akış içersinde lüks alışveriş mağzalarının poşetleri geçer önünüzden ayakta durduğunuzda görebildiğiniz tekşey poşete tutunan bir el ve poşetin yerle arasında kalan genlelikle siyah kadife çizmeler geçirilmiş ayaklar olur. Bir kadının dışarı çıkabilmesi için gereli olan önemli şeylerden biridir bu aksesuar. Küçük bir ayrıntı gibi gözüksede o poşet kendine güveninin kanıtıdır. Her insan kendisi için iyi olanı ister, bu poşet ve ayağa geçirilmiş zanginlik abidesi görünümler sadece insanları kaçırmanın yada belli bir tabakaya mensup insanların kullanabilirliğine açık olduğunu kanıtlaması açısından gereklidir. Yol boyunca insanları izlersiniz. Ne düşündüklerini anlamakm için çaba sarfedersiniz. Evler, arabalar, kıyafetler, mallar, mülkler sonuçta herşey bir şeye dayanır sürekli itip tiksinip reddedip yaptığımız şeye...
Duran bir arabandan inen bir kadının baklava dilimli ince kilotlu çorabının, dilimlerini hizaya getirmeye çalışması esanasında ortaya çıkan manzara, ellerinin sincap tüyü denerek satılmış çizmesinin boğazından fışkıran tüylere deymesi onlarca şeyin prtresini çizmenize yarar. Yüzünüz kızarır, yutkunursunuz, boğazınızda bir tükrük küçük çaydaki bir balığın oltaya yakalanmasındaki dehşet panik ve acıyla eş dğerdir. İnsanların sizi izlediğinden korkarsınız. Oysa herkes aynı şeyi izler ve herkes aynı şeyi düşünür. Düşünülen şey gerçekleşmiştirde.
Etiketler: sayıklamalar
Etiketler: sayıklamalar
Yaklaşık üç aydır zevk aldığım şeyleri yapmadığımı fark ettim. Bunlar; kitap okumak, sinemaya girmek ya da DVD film izlemek gibi şeyler. Son günlerde ise sadece bir şarkıya takılıp sürekli onu dinlemek gibi bir hastalıkla baş başayım. Bu bir hastalık mı bilmiyorum ama kendimden kurtulduğum anlarda aslında bu şarkıları da dinlemediğimi görüyorum. Başıma gelen bu gibi “karışık” olaylar, aslında buruşturup atılacak sayfaların varolacağına delalet. Neyse ki artık evimde dönüştürülebilir atıkların atıldığı yeşil bir çöp kutum var. Ağaçlar için acımamalıyım.Bir hafta boyunca üzerinde ismim yazılı sayfalardan oluşan mavi kaplı defterime bir şeyler karaladım. Bir arkadaşımın yazım evresinde olduğumu söylemesi üzerine yaptığım bir girişimdi bu. Ona göre saçma sapanda olsa bir şeyler karalamalıydım, en sonunda güzel bir şeyler çıkacaktı ortaya. Aslında hiçte öyle olmadı, bir hafta sonunda yazdıklarıma baktığımda, çizmeyi bile beceremediğim birkaç resim, ve yazımın berbatlığından okuyamadığım birkaç karalama vardı ve o saatten sonra sırf yazım için aldığım sekiz renkten oluşan neon renk jel kalemlerin hepsini kırarak çöpe attım. Evet bu sahneyi bir yerde okumuştum. Bir birey olmayı beceremediğim zaman hep sevdiğim roman karakterline bürünüyordum. Bu yüzden bazen internetteki sitelerin üyelik kısımlarındaki cinsiyet bölümünü boş bırakıyordum.
resim: http://www.aoianime.hu/
Etiketler: sayıklamalar
Müziğin sert kanatlarındaki endüstriyel havaları estiren ilk gruplardan biri olan Slovenyalı post endüstriyel/protest/post rock topluluk Laibach, 13 Şubat 2007 tarihinde Echoes Production organizasyonu ile ilk kez Türkiye’de!