Bu hikayeyi bitirmek için yazıyorum. Başlayıp bitirebildiğim bir hikayem olsun diye. Sürekli yarım bıraktığım hikayeler, sokağa attığım çocuklarım gibi vicdan azabından başka bir şey değil. Bu hikaye bitirilmek için. Sırf kendime inat. Hayallerime, düşüncelerime, kaçışlarıma… Hangi yalanlarla üstünü örttüm hepsinin bilmiyorum. Şimdi aklım iyice karışmaya başlamışken, ayırt edemiyorken tendeki terin süzülüşünü ve göremiyorken akan suyun şiddetini. Hissettiklerim sadece bir yanılsama… Biliyorum, başlangıçlar kadar zor yapıyorum sonları. Hatta yapamıyorum bile.

İstanbul’un en güzel günlerinden biri olmalıydı. Hava buz kesmiş, burnum soğuktan kızarmış. Kulaklarım yerlerinde amaçsız. Sanki yüzüm içinin doldurulmasını bekleyen, bir kalıp. O kadar sert o kadar acı verici. Kış günlerini seviyorum her ne kadar ıslanmayı sevmesemde. Şehir daha boş, daha yaşanır ve insanlar olmadığı taktirde daha sevimli.

Kışın griye çalan tonlarında pencere kenarından çıplak kalmış ağaçların savruluşunu izlemek, gök yüzünden süzülen karın daya yere ulaşır ulaşmaz, erimesine tanık olmak, içime dolan sevincin tarifini anlamsız hale getiriyordu. Aslında doğayı bu kadar sevdiğimi bilmiyordum. Tamam fazla kağıt kullanımından kaçar, çözünemeyen çöpler için özenli davranırdım ama bu kadarını açıkçası kendimden beklemiyordum.

Gökyüzü kararmaya başlamış, dünyanın kendi etrafında dönüşü son bulmuştu. Basit bir bilgi olmasına rağmen tekrar etmeden geçemedim. Sanıyorum artık ilk okulda da bunu öğretmiyorlar. Bizim zamanımızdan bu yana çok şey değişti. Aslında değişmedi. Sadece  o zaman hayallerimiz daha büyüktü. Şimdi ise insanlar kurulu hayaller içerisinde yaşamaya alışmış, tek düze bir hayat sürüyor. İnsanlar için artık olağan dışı bir şey yok. Bu cümlelerimden etkilenerek çok yaşlı olduğumu düşünmeyin, sadece öyle olduğumu hissediyorum o kadar.

Bazen hayaller kurarım. Düşüncelerin ışığında, çoğu sıradan düşüncelerdir bunların. Bir çok insan bunların işe yaramaz, düşünceler olduğunu belirtse de ben onlara katıldığımı söyleyemem. İnsan beyni bir deniz ise, sizde onda yüzen fikirler arasından fikir seçmelisiniz. Bu seçim ise o gereksiz düşünce havuzunda yer alan, bir saman alevi gibi parlayan düşüncelerdir. Aksi takdirde fikri yakalayıp üstüne gidemezsiniz.

Yıllar önce hayatın tesadüflerden ibaret olmadığını düşünürdüm. Tesadüf diye bir şey yoktur, tesadüfler aslında hazırlanan düzeneklerdir. Daha sonra bu düzeneklerin kim tarafından kurulduğunu düşünmeye başladım. Elbette, aşık olduğum kızı sürekli yolda görmem tesadüf değildi. Çünkü, onun her gün geçeceği yolu yol olarak belirlemiştim kendime. Peki onu ilk kez görmem bir tesadüf müydü? Hayır aslında bu da bir tesadüf değildi. Çünkü ikimizde bir ama için aynı noktaya gelmiştik. İkimizin aynı noktada buluşması bir tesadüf müydü? Hayır, karşılaşan bir kişi karşılaştığı kişi / şey her ne ise onu fark ettiğinde tesadüf oluyor. Benim için bir tesadüftü, ancak o beni fark edemediği için, onun için hiç bir anlamı yoktu.

Sanıyorum hikayenin konusunu anlamışsınızdır. Bu yüzden, bu yazıyı bir hikaye olarak nitelendirmiyorum.

Related Posts with Thumbnails

Leave a Reply

*

sayfaya ulaşamıyor musunuz? lütfen "açıklamaları" okuyun. kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Gantz: Perfect Answer 10 Şubat 2012
        Gantz: Perfect Answer adından da anlaşılacağı üzre Gantz’a kendi çapında bir cevap sunuyor. Yönetmen koltuğunda yine Shinsuke Sato var. Senaryo yine Yûsuke Watanabe‘e ait. Gantz: Perfect Answer ilk filme oranla daha fazla aksiyon içeriyor. Tabi animede de aklımıza takılan bir çok soru burada cevap buluyor. Bu sebeptendir ki ismine Perfect Answer demişler […]
  • The Chronicles of Narnia: The Voyage of the Dawn Treader 10 Şubat 2012
        Serinin üçüncü ve son filmi The Voyage of the Dawn Treader. Kitap sıralamasına bakıldığında ise beşinci kitap (Ancak bu sonradan yapılan kronolojik sıralama. Aslında ilk yayın sırasına bakarsak ilk üç kitabı beyaz perdeye uyarlanmış olarak görüyoruz. Bu kez kamera arkasında televizyon dizilerinde adına sıkça rastlanan Michael Apted var. Kendisini tanıdığ […]
  • Gantz 08 Şubat 2012
        Geçtiğimiz aylarda (ki on gün sonra tam bir sene olacakmış) Gantz‘tan bahsetmiştim. Sinema filmine uyarlanma ihtimali olan anime sonunda Shinsuke Sato tarafından sinemaya uyarlanmış. Tabi bu süre zarfında mangayı da okuyacağımı dile getiren ben bu eylemi de yerine getiremedim. Neyse biz konumuza dönelim. Gantz’ın sinema filmi olarak uyarlandığının haberi […]
bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler...
! Anladım Ki Anlamak Yetmiyor*Tam Bir Blog..hayat ucuz.. 1 lira..A Publicitária AbRaXasastronotdefterbazen içinde bazen dışındaben deli miyimBlog KazanıCellar DoorCESETİZLERİ ♀coffeéefsaescinsel sayiklamalarEuphoria of the SoulGaykediGoddess Artemis' BlogGüNaH YüKLeNeN ADaMgüven uyandıran delihayatin kendisihop-çiki-yayaihuzursuz ruhlar barınağıiHüzün Kovan Kuşuİç Ses.İçimdeki Denizİçimdeki ucu bilenmemiş kelimelerimJacqueline mutlu kalmak istiyorKarbonizmaK�yamet MelekleriLa FeaMegami Sama's Blogmy sci-fi lullaby -NİNJA'NIN KUNG FU İLE İMTİHANInörotoksikOyunun başı sonu...peşim sıraplease come in..Psychological Pollution!.Rendered BeautySelçuk Hocaseri katilsi-menSisteki Goriller, Pigmelerle Dans ve AIDS Yetim...Sophiet.u.b.a'nın karaladıklarıThe Daily Kimchi - Korea Blogtimsah avcısıTotal FutboluzaksinemaViva La Vida, Viva La Muerte!vız gelir tırıs giderYALNIZLIK OKULUYasak Filmâyine-i devrânÇÖLÜN İKİLEMİŞEKER PORTAKALIвαяιιѕѕѕ'ѕ ∂яєαмѕ||● uçuyoruz ne güzel balon ●爱的草莓物语-My Fallen Berries