Bir kaç gündür boğazım ağrıyor. sanıyorum uzun zamandan beri ilk defa yaz mevsiminde hasta oluyorum. Bunun sebeplerini masaya yatırdığımda, sürekli değişken klima ortamı, aşırı terleme, vantilatörün püfür püfür esintisi karşısında uyuma, soğuk suyu şişeden fon dipleme yer alabilir. Ben son seçeneği ön planda tutuyorum. Sıcak ramazan gününde saatlerce ağzına su değmemişken, müezzinin ağzından “A” harfini duyunca sarılınan buz gibi soğuk su bu boğazların tahrip olmasına başlıca sebep.

Şu anda kuruyan boğaz kurumaya devam ederken oluşan gıcıklanmaya karışan karışık öksürük, zaten bir türkü açık olmadığını bildiğim burnumla birleşince tatlı eziyetlerin başlangıcı oluyor. Düşünüyorum da bir yaz akşamının hiç ürkütücülüğü yok. O yüzden sanıyorum, yaz akşamında geçen korku filmleri, hep dağda, bayırda, kamp alanında oluyor. Şimdi bu da nereden çıktı demeyin. Boğazımdan katmer katmer gelen öksürük eminim ki sıcak kamp gecelerinin ıssız sevişmelerine uzandığı anda korku öğesi olmaktan öteye gitmeyecek.

Benden iyi kötü adam olur. Yani rolün hakkını veririm. Eminim ki, (her ne kadar tereddütte olsam da) olayın bolunu çıkarmam. Ne büyük bir zevktir değil mi? Yok aslında zevk olduğunu düşünüyorum… İşte olayın sonrası boktan… Yaparım ama yapmak istemem, olgusu var bende…  Sanıyorum ki bu oldu, insan içine pek karışmayan insanlar için hep var. İnsanları canlı görmektense, ölü görmek daha iyi sanırım. Nasıl sıkılabilirsiniz ki? Bu bünyenin yalnız olmak isteği ama ne demişler, “yalnızlık Allah’a mahsusmuş”. Yani şu bir gerçek ki, tanrı olduğumu iddia edecek kadar sıyırmadan, yalnız kalamayacağım. O zaman birileri olmalı etrafta.

İşte diğer bir sorunsal burada çıkıyor karşıya… Kimin, kimlerin olacağı. E ben ki sürekli sıkılgan bir bünyeye sahip, ikinci gün yalnız kalmak istiyorum.  Bu arada şu şarkı geliyor aklıma… Ne böyle senle ne de sensiz yazık yaşanmıyor çaresiz… Senleri insan diye değiştiriyorum burada. Ne böyle insanla ne de insansız yazık yaşanmıyor çaresiz… Tabi insan diye genelliyorum ama, bu genellemeyi daraltmakta fayda var. Her insan bir değil… İyisi var kötüsü var. Anlısı var şanlısı var. İnsanı var hayvanı var. İnsan türlerine girmek, bu gereksiz yazının haddinden fazla uzamasına sebep olur. O yüzden burada kesiyorum. Şimdi yazıyı baştan sona kadar okuyup giriş geçişme ve sonuç bölümlerini çıkartıp ana fikre sahip mi onu tespit etmeye çalışacağım… İzninizle.

Sanıyorum amaçsız bir yazı olmuş. Bir konu yok, hastalıkla başlarken konuya her yere yelken açmış. Hikayenin bir bütünün olmaması (hikaye mi tartışılır) okuyucunun kafasını dağıtıyor ve odaklanma problemi yaşatıyor. Evet herhangi bir konu yok yazıda. Konu olmadığı gibi, bir ana fikir, bir amaçta bulabilmek, zor. Hım, bu sanıyorum, referandumda, hayıra da evet, evete de evet basmak gibi kafa karıştırıcı bir şey. Hadi ben bastım, basılmışı sayan ne olacak… Sözümüz meclisten dışarı. Ana fikrimiz ise doğayı sev yeşili koru

Related Posts with Thumbnails

7 Responses to “yaz gününde hasta olmak…”

Leave a Reply

*

sayfaya ulaşamıyor musunuz? lütfen "açıklamaları" okuyun. kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Gantz: Perfect Answer 10 Şubat 2012
        Gantz: Perfect Answer adından da anlaşılacağı üzre Gantz’a kendi çapında bir cevap sunuyor. Yönetmen koltuğunda yine Shinsuke Sato var. Senaryo yine Yûsuke Watanabe‘e ait. Gantz: Perfect Answer ilk filme oranla daha fazla aksiyon içeriyor. Tabi animede de aklımıza takılan bir çok soru burada cevap buluyor. Bu sebeptendir ki ismine Perfect Answer demişler […]
  • The Chronicles of Narnia: The Voyage of the Dawn Treader 10 Şubat 2012
        Serinin üçüncü ve son filmi The Voyage of the Dawn Treader. Kitap sıralamasına bakıldığında ise beşinci kitap (Ancak bu sonradan yapılan kronolojik sıralama. Aslında ilk yayın sırasına bakarsak ilk üç kitabı beyaz perdeye uyarlanmış olarak görüyoruz. Bu kez kamera arkasında televizyon dizilerinde adına sıkça rastlanan Michael Apted var. Kendisini tanıdığ […]
  • Gantz 08 Şubat 2012
        Geçtiğimiz aylarda (ki on gün sonra tam bir sene olacakmış) Gantz‘tan bahsetmiştim. Sinema filmine uyarlanma ihtimali olan anime sonunda Shinsuke Sato tarafından sinemaya uyarlanmış. Tabi bu süre zarfında mangayı da okuyacağımı dile getiren ben bu eylemi de yerine getiremedim. Neyse biz konumuza dönelim. Gantz’ın sinema filmi olarak uyarlandığının haberi […]
bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler...
! Anladım Ki Anlamak Yetmiyor*Tam Bir Blog..hayat ucuz.. 1 lira..A Publicitária AbRaXasastronotdefterbazen içinde bazen dışındaben deli miyimBlog KazanıCellar DoorCESETİZLERİ ♀coffeéefsaescinsel sayiklamalarEuphoria of the SoulGaykediGoddess Artemis' BlogGüNaH YüKLeNeN ADaMgüven uyandıran delihayatin kendisihop-çiki-yayaihuzursuz ruhlar barınağıiHüzün Kovan Kuşuİç Ses.İçimdeki Denizİçimdeki ucu bilenmemiş kelimelerimJacqueline mutlu kalmak istiyorKarbonizmaK�yamet MelekleriLa FeaMegami Sama's Blogmy sci-fi lullaby -NİNJA'NIN KUNG FU İLE İMTİHANInörotoksikOyunun başı sonu...peşim sıraplease come in..Psychological Pollution!.Rendered BeautySelçuk Hocaseri katilsi-menSisteki Goriller, Pigmelerle Dans ve AIDS Yetim...Sophiet.u.b.a'nın karaladıklarıThe Daily Kimchi - Korea Blogtimsah avcısıTotal FutboluzaksinemaViva La Vida, Viva La Muerte!vız gelir tırıs giderYALNIZLIK OKULUYasak Filmâyine-i devrânÇÖLÜN İKİLEMİŞEKER PORTAKALIвαяιιѕѕѕ'ѕ ∂яєαмѕ||● uçuyoruz ne güzel balon ●爱的草莓物语-My Fallen Berries