Bu gün biraz baştan başlayalım… Tabi zamanı geri alarak yada geri giderek değil. İleri sıçrama yaparak. Gerçi bu da biraz geleceği kirletmek olur ya, zihinsel olarak geri kalmışlıkla geleceğe gitmek. Ya da soyutlayalım bu gün…
sürekli gerçeklere inandım, kendi gerçeklerime... sonra anladım ki onların hiç birinin gerçeklerle alakası yoktu... şimdi neye inanacağımı şaşırmış, bir oradan bir buraya savruluyorum.. sessiz... amaçsız...
Üçüncü sınıf aksiyon filmlerinden birisi Shoot The Duke. Bu tarz filmleri, televizyonlarda gece yarısını biraz geçe bol bol izliyoruz. Bu yapımın da onlardan bir farkı yok. Hatta fazlası var diyebiliriz. Bol bol hata mevcut filmde. Zaten o filmlerin hangisinde yok diyenleri duyar gibiyim. Karizma rollerin adamı Stephen Baldwin baş rolde. Yine karizma bir rol […]
Film araya sıkışmış bir film. Sıradan bir kurgu sıradan bir hikayeye sahip. Elbette hikaye sıradan olduğunda filmi film yapan kurgu ve oyunculuktur ancak bu filmde televizyonda gördüğümüz kurgudan öteye geçmiyor. Oyunculuk ise zaten Çok Güzel Hareketler Bunlar ile ünlü olmuş popüler kişileri kullanmaktan öteye geçmemiş. Muhtemel bir gişe kaygısı yaşanmış sam […]
Filmin en büyük özelliği yönetmen koltuğunda, Sisily-2km‘den aklımızda kalan ve sevdiğimiz,Jeong-won Shin bulunmakta. Hikaye ise yine eski uzak bir köy hikayesi. Her biri ayrı ilginç eşsiz karakterler çıkıyor karşımıza bu filmde de. Film her na kadar korku olarak geçse de bu film için korku dememiz biraz zor. Yönetmen ilk filminde olduğu gibi doğallığın içer […]
bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler...
No Comment.
Add Your Comment