OSMANLI DEVLETİNİ PARÇALAYAN GİZLİ ANLAŞMALAR
Rusya ile Yapılan Boğazlar Anlaşması
İngiltere’nin Doğu Akdeniz’deki imparatorluk sömürge yolunun geleneksel tehditçisi Rusya idi ve İngiltere, Rusya’nın Boğazlarda üstün duruma geçmesini istemiyordu.
Londra Antlaşması
Bir başka gizli anlaşma da İtilaf devletleri ile İtalya arasında 1915 Nisan’ında Londra’da imzalanan antlaşmadır.Antalya bölgesini, İzmir’i ve Oniki Ada’yı verdiler.
Sykes-Picot Antlaşması
Osmanlı devletinin Ortadoğu toprakları İngiliz hükümeti adına Mark Sykes ile Fransız hükümeti adına Georges Picot tarafından imzalanan 16 Mayıs 1916 tarihli gizli antlaşma ile paylaşılmıştır. Fransa, Suriye, Lübnan, Kilikya ve Musul bölgelerini, İngiltere ise Ürüdün, Irak ve Kuzey Filistin’i eline geçirmekteydi. Öteki gizli antlaşmalarla birlikte Sykes-Picot antlaşmasınındı Bolşevikler tarafından 1918 ilk balarında açıklanması özellikle Ortadoğu’da büyük karışıklıklar çıkaracak ve bir yanda Araplarla öte yan da batı devletlerinin arası açılacaktır
St. Jean de Maurienne Antlaşması
Bu gizli antlaşma İngiltere, Fransa ve İtalya arasında 1917 Nisanında imzalanmıştır. İzmir-Kayseri-Mersin üçgeni arasında bulunan güney soğu Anadolu bölgesi de bırakılıyordu.
Balfour Deklarasyonu
Lord Arthur James Balfour 1917 de uluslar arası Siyonist hareketin Lord Rotkschild’a bir mektup göndererek Filistin’de Yahudilere bir “ulusal yurt” kurulması çabasını İngiliz hükümeti tarafından destekleneceğini belirtmişti. Neden, toprakları üzerinde çok sayıda ve etkili olan Yahudi’nin yaşamakta bulunduğu ABD’nin sempatisini ve Almanya’ya karşı savaşarak katkısını sağlamaktır. Siyonistlerin İtilaf devletlerine olan eğilimlerini değiştiremedi.
Fransa 1918 Şubatında İtalya ise hemen sonra Balfour Deklarasyonunu desteklediklerini açıkladılar. Başkan Wilson’da 1918 Ekiminde deklarasyona açık desteğini ifade etti.
1917 YILINDAKİ GELİŞMELER
Savaş uzadıkça Almanya’nın çekmekte olduğu hammadde ve gıda maddeleri sıkıntısı ağırlaşmaya başladı. Denizden abluka altına alınmışlardı. Almanya’nın elinde kullanacağı bir koz vardı. Denizaltı böylece Almanya deniz ablukasını kırabilmek için deniz altı savaşlarına başlamıştı.
ABD’nin Savaşa Girişi ve Wilson’un Ondört Maddesi
Almanya’nın İngiltere ve Fransa’ya karşı denizaltı savaşına başlaması ABD’nin uluslar arası ticaretini büyük ölçüde tehdit etmeye başlamıştı. Almanya’nın Meksika’yı ABD aleyhine savaşa girmeye teşvik ettiği ortaya çıkarıldı. Arthur Zimmermann Alman-Meksika ittifakı öneriyordu. Almanya aynı zamanda Japonya’yı taraf değiştirerek Pasifik okyanusunda ABD’ye saldırmaya ikna etmeye çalışmaktaydı. Almanya’nın bu “sinsi oyunu” deniz altı savaşı ile de birleşince Amerikan kongresi 6 Nisanda Almanya’ya savaş ilan etti. 1918 yılının Ocak ayında başkan Wilson savaş sonrası dünya ile ilgili görüşlerini ünlü 14 maddesiyle açıkladı. Açık anlaşmalar, denizlerde gidiş-geliş serbestliği; uluslar arası engellerin kaldırılması, ulusal silahlanmanın iç güvenliği gerektirdiği ölçü ve düzeyde tutulması her devletin uluslar arası bir örgütün kurulması.
Sovyet Devrimleri ve Rusya’nın Savaştan Çekilmesi
Rusya’nın savaştan çekilmesi ABD devletlerinin kazandığı üstünlüğü dengeleyememiştir
Öncesi ve Nedenleri:
Batı Avrupa’nın endüstrileşmiş ülkelerinde fabrika işçileri her zaman orta sınıfın siyasal önderliğini kabul etmiyorlardı. 19. yy.ın ikinci yarısı Marxizmi bunlara çıkarlarını koruyacak yeni yöntemler göstermişti. Marksistler Fransız devrimiyle ortaya çıkan demokratik uzlaşmaya bağlı, ulus-devletin değer ve kalıplarına genel olarak başlı kalmışlardır.
Japonya’ya ağır yenilgi ve bunun yol açtığı huzursuzluklar, sonra I. Dünya savaşı, Rus Toplumundaki çatışmayı su yüzüne çıkardı ve 1905 teki ayaklanmaya ve 1917 devrimleirne yol açtı.
1898’de Rusya’da Marksist nitelikte Sosyal Demokrat İşçi Partisi kurulmuştu. Lenin’in önderliğinde Bolşevik be Menşevik olmak üzere ikiye ayrıldılar. Bolşevikler küçük ve devrimci bir elitin denetiminde sıkı bir parti kurma düşüncesindeyken, Menşevikler daha geniş ve katılıma açık bir örgüt kurmak istiyorlardı. Menşevik Trosyk’nin önderliğinde 1905 yılında bir ayaklanma oldu. Hükümet bu ayaklanmayı bastırdıysa da Çar II. Nikola bazı özgürlükler vermeyi ve Rus Meclisi’ni (Duma) açmayı zorunlu gördü.
1917 yılına gelindiğinde Rusya’da maliye, tıpkı Fransız Devrimi öncesinde olduğu gibi, iflas etmiş durumdaydı. Çarlık rejimi toprak sorununa bir çözüm bulamamıştı. Rusya’da devlet kurulduğundan bu yana demokratik gelenek ve örgütler yoktu. 1917 yılına gelindiğinde Rus halkı sesini hiçbir biçimde duyuramadığı için çarlık rejimine karşı şiddetli başkaldırıdan başka b,r seçenekte kalmamıştı.
Hareketin bastırılamamasını tümüyle savaşa bağlamak doğru değildir.
Geçici Hükümetin Başarısızlığı:
Sovyet Devrimi iki aşamadır. Mart 1917’deki birinci aşamada Çarlık yönetimine son verilmiş ve liberal düşüncelerin savunucusu Prens Lvov’un başkanlığında Bolşevikler hariç hemen hemen bütün siyasal eğilimlerin katıldığı geçici bir koalisyon hükümeti kurulmuştur.
Reformcu geçici hükümet Rus halkının gerçek özlemlerini anlayamadı ya da anlamak istemedi halkın barış ve ekmeğe ihtiyacı vardı.
125 yıl önceki Fransız Devrimi ve sonuçlarından hiç ders alınmadığı çok açıktı.
Bolşevik Devrimi ve Savaştan Çekiliş:
Rusya’daki devrimin ikinci aşamasında Lenin’in önderliğindeki Bolşevikler , hemen hemen tek kurşun bile atmadan, Kasım ayında iktidarı ele geçirdiler. Devrimcilerin üzerine gönderilen ordu, kayıtsız şartsız barışı savunan Bolşeviklere karşı silah kullanmadı.
Bolşevik hikmeti için en önemli şey, iç barışın sağlanmasıydı. 1918 Mart’ında Brast-Liovsk Barışı imzalandı. Kayıplar o kadar çoktu ki başkent Moskova’ya taşındı.
Rusya’nın savaştan çekilmesi Almanya belirgin bir üstünlük sağlayamadı. ABD’nin savaşa girişi Rusya’nın yarattığı boşluğu fazlasıyla doldurdu. Sovyet Devrimi Alman işçisinin de savaş ateşini söndürdü.
SAVAŞIN SONU
1918 yılında savaş bütünüyle İttifak devletlerinin aleyhine dönmüş bulunmaktadır. Artık Almanya ve müttefikleri için yapacak çok bir şey kalmamıştır. 1917 yılının Mayısında Romanya Eylülünde Bulgaristan, Eliminde Osmanlı devleti (30 Ekim tarihli Mondros Silah Brakışmasıyla) ve son olarakta 11 kasım 1918’ Almanya’ya teslim oldular.
BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞININ SONUÇLARI
Ekonomik ve Toplumsal Sonuçları
Büyük Ekonomik Çöküntü:
Uzun savaş yılları boyunca bu ilkelerin ekonomileri tüketim malları üretiminden, giderek savaş malları üretimine geçmişti. Avrupa’da kitle halinde işsizlik ortaya çıktı. Giderek şişen ve ödenmesi olanağı bulunmayan borçlar. I. Dünya Savaşı’nın bedeli, Avrupa kıtası için 350 milyar dolar olarak hesaplanmaktaydı. Avrupa zayıflayıp çökmeye başlayınca, iki endüstri devi, ABD ile Japonya büyük bir gelişme içine girdiler.
Devlet Müdahalesi:
Kapitalizmi dönüştürdü. “Planlı ekonomi” düşüncesi ilk kez I. Dünya Savaşı’nda uygulandı. Devlet müdahaleciliği, göre azaltılmışsa da savaştan sonrada sürdürüldü, ve iki savaş arası dönemde önce Avrupa sonra dünya ekonomisini etkiledi.
Enflasyon ve Borçlanma:
Devlet memurları ücretliler “sağlam yatırım” yaptıklarını sanan yukarı orta sınıf ve uzman kişiler oldu. Avrupa’ya istikrar getiren temel öğelerdi. Savaş her yerde statülerini, prestijlerini ve yaşam standartlarını düşürdü. Savaş boyunda Avrupa kıtasındaki İtilaf devletleri İngiltere’den, her ikisi de ABD’den borç aldı ve böylece Avrupa devletleri geleceklerini ipotek altına soktular.
Avrupa’nın karşısında şimdi , Avrupa’dan mal gelmemesi yüzünden kendi endüstrilerini kurup geliştiren Avrupa-dış dünya da vardı
1700’lerden beri süren Avrupa deniz ticaret üstünlüğü tehlikeye düştü. “Avrupa üstünlüğü” dönemi kapanmaya başlamıştı.
Toplumsal Sonuçlar:
Savaşın toplum üzerindeki en önemli sonucu ulusalcılık duygu ve tutkusunun güçlenmesidir. “self determination” . Sayıları az olan aşırı devrimcilerin dışında, tüm dünya işçilerinin ekonomik zincirlerinden başka kaybedecekleri şey olmadığı ve savaşların da kapitalist sınıfın savaşı olduğu yolundaki Marksist tez bırakıldı.
Sosyalizm, ulusal sosyalizm biçimine dönüştü. Modern dünyanın bu iki en güçlü akımı arasında ittifak, Avrupa’nın gelecek yıllarına da damgasını vurdu. Sosyalizmle komünizmin yolları ayrılmaya başladı.
Başta İngiltere olmak üzere, kadınların savaş çabasına katkısı, oy verme ve seçilme isteklerini arttırdı. Ve hükümetler buna giderek az direnebildiler.
Savaşın bir başka toplumsal sonucu, saldırgan milliyetçiliğin giderek artmasıdır.
Siyasi Sonuçları: Avrupa’nın Dünya Üstünlüğünün Sarsılması
1918 yılına gelindiğinde Avrupa devletlerinin gücü azalmış asıl güç Avrupa’nın kanatlarındaki iki büyük güce Uzakdoğu’da Japonya’ya geçmiş bulunuyordu.
Wilson ve Lenin programlarının en önemli özelliği merkez olarak Avrupa’yı almamaları, hiçbir ayrım gözetmeksizin bütün dünya insanlarına seslenmeleridir. Her ikisi de biri komünist öteki liberal açılardan Avrupa sistemini reddetmişler, programlarını bu anlayışla biçimlendirmişlerdir.
Genel Değerlendirme
I. Dünya Savaşı sonuçları kabaca: endüstri, işçiler ve hükümet arasındaki siyasal işbirliği deneyleri. Korpore devlet anlayışı ilham edildi, savaş sonrası acı be propagandalar nefret duyguları yarattı. Kredi sistemi zedelendi. Alman maliye ve parası mahvoldu. 1919 koşulları bugünde süren para değerinden büyük dalgalanmalar dönemini açtı. Demokrasi dünyanın güç ve etkisi bir daha geri gelmemek üzere ABD’ye geçti. Bu durum en iyi biçimde borçlanma göstermektedir.
PARİS BARIŞ ANTLAŞMASI
Paris Barış konferansı sonunda , ADB başkanı Wilson, Fransız başbakanı Georges Clemenceau ve İngiltere başbakanı Lloyd George. W.Wilson’ın her şeyin üstünde bir idealist olduğu. Demokrasi “self determination” uluslar arası bir örgüt. Clemenceau Fransa’nın ana amacı yakın güvenliğinin sağlanmasıydı. Lloyd George, İngiliz çıkarlarını, Wilson ile Clemenceau arasında tutarak Fransa’nın yakın güvenliğinin sağlanmasıydı. Avrupa sorunlarını kendi kafalarındaki “modele” uygun olarak çözmekti.
Karşılaşılan Sorunlar:
Konferansın karşılaştığı en önemli sorun temelinden bozulmuş olan Avrupa güç dengesiydi. Almanya ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu ile birlikte Rus Çarlığı ve Osmanlı devletinin yıkılmaları, Avrupa’da büyük bir “güç boşluğu” yaratmıştı. Rusya 1917 devrimiyle kabuğuna çekilmiş, ABD ise yeniden “yalnızcılık” politikasına başlamıştı.
Avrupa’nın büyük devletleri iki önemli sorunla daha karşı karşıya kaldılar.güç dengesi Almanya’nın yeniden saldırgan ve militarist bir devlet olarak sivrilmesini önlesin. Avrupa’nın sınırları bir daha bozulmasın. Birinci sorunu küçük bir Almanya ile, milletler esasına uygun bir Orta ve Doğu Avrupa çizilecekse Almanya’nın düzenlemeyi yapanların istemedikleri kadar büyük olması gerekiyordu. Sorunlar ayrı ayrı sorun olarak düşünüldü.
Barış Antlaşmasının Hükümleri
Almanya İle Versailles Barış Antlaşması (28 Haziran 1919)
Danzig, Milletler Cemiyeti’nin koruması altında serbest bir kent haline geldi. Belçika’nın tarafsızlığı kaldırıldı ve Ren akarsuyunun iki yanında 50’şer kilometrelik bir toprak şeridi askerden arındırıldı.. Almanya’nın Avusturya ile birleşmesi yasaklandı.
Daha sonra bir komisyon tarafından saptanan borcun miktarı 56 milyar dolar gibi, Almanya’nın ödeme yeteneğinin çok üstünde bir rakamdı.
Neuilly ve Trianon Barış Antlaşmaları (27 Kasım 1919 ve 4 Haziran 1920)
Yenik Osmanlı devletiyle imzalanan Serves Barış Antlaşması, yukarıdakilerin hepsinden daha ağır hükümler taşımaktadır.
Bu barış antlaşmaları sonunsa Doğu Avrupa’da kazançlı çıkan devletler, Çekoslovakya, Polonya, Yugoslavya ve Romanya’dır. İki savaş arası döneminde antirevizyonist, yani statükocu bir politika izlemişler ve Macaristan, Bulgaristan ve İtalya gibi bölgenin revizyonist, yani antistatükocu devletlerine karşı politik ve askeri düzenlemelere girişmişlerdir.
Türkiye’de 1930-1939 yılları arasında bölgede statükocu bir politika izleyerek antirevizyonist gruplaşmaya yönelecektir.
Barışın Düzenlenmesinin Değerlendirilmesi
Paris düzenlemesinin en genel ilkesi, Hiç olmazsa Avrupa’da “self determination” hakkının kabul edilmesidir.
Azınlık sorunları ve milliyetçilik, 1914’ten önce olduğu gibi, barış düzenlemesinden sonra da doğu Avrupa’da istikrar kurulmasını engelledi.
Almanya birleşik, gururlu ileride güçlenecek temellere sahip olarak kaldı. Bu düzenlemenin hatalarından alınan dersle, II. Dünya Savaşı’ndan sonra, galip devletler Almanya’yı parçalayıp işgal edeceklerdir.
Nazi partisinin eline büyük kozlar verdiler. Varsailles antlaşmasının büyük suçu ve yarattığı sıkıntılar, Prusya militarizmi ve Alman İmparatorluğu’ndan yeni bir devlet yaratmak isteyen Sosyal Demokratlara ve Liberallere yüklendi. Her şeyden önce İngiltere ve özellikle Fransa’nın katı tarihinden ders almaz tutumlarındandır.
TÜRK ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞI
Ulusal Kurtuluş Savaşının Örgütlenmesi ve Misakımilli
İki önemli hükmü de, boğazlar bölgesi işgal altına alınacak, itilaf devletleri güvenlikleri bölgeleri de işgal edebileceklerdi. I. Dünya savaşının galipleri Türklerin içinde yaşayacağı sınırı sürekli kuzeye, Anadolu’nun içlerine doğru zorlamaya başlamışlardır.
Temmuz-Eylül 1919 tarihleri Erzurum ve Sivas Kongreleri.ulusla sınırlar içinde vatan bir bütündür; geçici hükümet kurulacaktır ve Mandat ile himaye sistemleri kabul edilemez.
Osmanlı Meclisi Mebusan’ı 28 Ocak 1920 tarihindeki son toplantısında ulusal kurtuluş hareketinin temel ilkelerini “Misakı Milli” adı altında ilan etmiştir. Ulus-devlet.
Serves Barış Antlaşması
10 Ağustos 1920 Serves Türklere “yaşama hakkını” tanımayan bir barış antlaşmasıdır.
“Türkler’in Avrupa’dan atılması, Ermenistan, Kürdistan kurulması, İstanbul uluslararası bir kent olacak.
Savaş ve Diplomasi
2 Aralık 1920 tarihli Gümrü Antlaşması ile doğudaki harekat sona erdi. Gümrü antlaşmasının önemi şuradadır: Türkiye’nin bu devletten yardım alması kolaylaştı ve Türk kuvvetleri arkalarından emin olarak güneyde ve batıda savaşma olanağı buldular.
Moskova dostluk antlaşması
2. İnönü Zaferi’nin sonucu olarak İtalya, Anadolu macerasını daha fazla sürdüremeyeceğini sezdiği için, askerlerini Anadolu’dan çekti.
23 Ağustos-13 Eylül 1921 tarihindeki Sakarya Zaferi’nin sonunda Fransa’da, İtalya gibi Anadolu’da tutunamayacağını kesinlikle anladı ve Fransa Türkiye arasında 20 Ekim 1921 tarihli Ankara İtilafnamesi imzalandı.Ankara İtilafnamesinin sonunda.
Lausanne (Lozan) Barış Antlaşması
11 Ekim 1922 tarihli Mudanya Silah Bırakışmas’ından sonra, 24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lausanne Barış Antlaşması ile Türkiye Cumhuriyeti’nin varlığının temeli olan bu antlaşmanın hükümleri şöyle özetlenebilir.
Sınır Sorunları, Azınlıklar, Kapitülasyonlar, Borçlar, Boğazlar
Gerek ulusal kurtuluş savaşı gerekse diplomasisi büyük bir başarı kazanmıştır. Nedenleri: askeri alanda alınan zaferler, gelip devletler arasındaki dayanışmanın çökmesi, Sovyetler Birliği ile Batılı devletler arasında ortaya çıkan çatışmalardan Türk yöneticilerin akıllıca yararlanmaları, Mustafa Kemal’in sağlam görüş ve düşünceleri.
Türk Ulusal Kurtuluş Savaşı’nın Ayırıcı Özellikleri ve Atatürk
Türkiye 1918 yılında yenilen devletler arasında, birkaç yıl içinde hakkında verilen kararı değiştiren ve İtilaf devletleriyle eşit statüde yeni bir barış antlaşması imzalayarak bağımsızlığını kazanan tek devlettir.
Avrupa devletleri ilk kez bilinçli ve kendi silahlarıyla savaşan bir mücadeleyle karşı karşıya kaldı.
Atatürk’ün Ulusçuluk Anlayışı:
Atatürk ulusçuluğu, din ve ırk anlayışının dar uygulanmasından çok, ortak yurttaşlık temelinde oluştu ve gerek ulusal mücadele içinde gerekse sonrasında milliyetçiliği bu çerçeve içinde uyguladı.
Atatürk, halktan kopuk gizli örgütler içinde çalışmamış ve işgalci güçlere karşı düzensiz çete savaşlarına ve savaşçılarına güvenmemiştir. Ulusal kongrelerle, Türk halkının harekete katılması ve hareketin tüm dünyaya duyurulmasını sağlamış, düzenli ordu birliklerini güçlendirerek, hem başarı sağlamış hem de savaş sonrası kurulan devletin uluslar arası sistemde saygın bir yere sahip olmasını gerçekleştirmiştir.
Atatürk’ün Meşruiyet ve Hukuka Başlılık Anlayışı:
Atatürk dış ve iç cepheler arasında kesin bir ayrım çizgisi koymaktaydı. O’na göre uzun sürede sağlam yıkılmayacak, sağlam ve gerçek cephe, halkın birliğinin oluşturduğu iç cepheydi. Dış cepheyse, yalnızca düşman birlikleriyle karşı karşıya bulunan bir hattı ve birincisi kadar yaşamsal değildi.
Atatürk’ün Barış ve Ulusal İşbirliği Konusundaki Görüşü:
“Savaş kaçınılmaz ve yaşamsal olmalıdır. Ulusun yaşamı söz konusu olmadıkça, savaş bir suçtur. Ulusal kurtuluş savaşında üç temel ilke: Bağımsızlık, eşitlik be ulusal sınırların tanınması.
Mustafa Kemal dış politika da duygusal değildi.
