“OSMANLI RÖNESANSI” VE BATI AVRUPA İLE GELİŞEN DİPLOMASİ

Bozuklukların tümünü din kurumunda arayan Arap-İslam kültür çerçevesinin aksine, Türk-İslam kültürünün, hiç olmazsa başka alanlarda da reform gereğini duyması, 19. yy. Osmanlı yöneticilerinin bu yöndeki çabalarına yüzyıl öncesinden iyi bir örnek oluşturacaktır.

Osmanlı Diplomasisinde Gelişmeler

18. yy.da Osmanlı Devletinin Avrupa devletleriyle ilişkilerinde b,r silah olarak, savaşın yerini diplomasi almaya başlamıştır. Osmanlıların artık Avrupa’daki rollerinin savunma olduğunu ve bunu sağlamak için de müttefiklere ihtiyaç bulunduğunu anlamalarıdır.

Rusya ve Avusturya ile İlişkiler: Prut ve Petervaradin

Karlofça, Osmanlı devletinin artık Batı için ciddi bir tehlike olmadığını, Rasarofça ise bu devletin Avrupa’da savunma durumunda bulunan insifiyatif alamayacak bir güç olduğunu.

Lale Devir ve Önemi

III. Ahmet zamanı, ünlü Lale Devri’dir.

Küçük Kaynarca ve İçten Dağılma Sürecinin Başlaması

19. yy. boyunca izlenecek, “Avrupa’nın büyük devletlerini birbirine karşı kullanarak bağımsızlığını sürdürme politikasının”da başlangıcını oluşturur.

Osmanlı devletini içerden, çeşitli ulusları bağımsızlık için kışkırtarak ve onlara yardım ederek dağıtma.

Endüstri Devrimi Ve Sonuçları: Globalleşme Dönemi

ENDÜSTRİ DEVRİMİ

19. yy. tüm dünya ekonomi ve politikasına Avrupa devletleri egemendir.

Asıl üretim kaynağı olan toprak soyluların ve Kilisenin elinde olduğu için siyasal güçte temelde toprak aristoktasisinin elindeydi. Daha temel olan, ekonomik yapının değiştirilmiş olmasıdır. Kısaca, yeni buluşların üretime uygulanması ve bunların en önemlisi olan buhar gücüyle çalışan makine, makineleşmiş endüstriyi doğurmuş ve bu da Avrupa’da sermaye birikimini arttırmıştır. İşte, buna “endüstri devrimi” deniyor.

Endüstri Devriminin İlk Aşaması (1870’lere Kadar)

Fabrikaların ayırıcı ve önemli özellikleri şunlardır.

Temel enerli kaynağı kömürdür. Zengin kaynaklarının bulunması, İngiltere’ye öteki devletler üzerinde ekonomik üstünlük kandırmış ve belki başka alanlarda da gelişmesinin temeli olmuştur.

ABD’nde 1869 yılında kıtanın iki yakası demiryolu ile birbirine bağlandı.

Endüstri Devriminin İkinci Aşaması (1870’lerden Sonra)

Demir endüstri devriminin birinci aşamasında büyük rol oynamıştı. İkinci aşamasında çelik her anlamda egemendir. İngiltere 1860–1913 arasında demiryolu uzunluğunu iki katına, Fransa dört, Almanya altı katına çıkarmıştır.

Sağlıklı Beslenme, Çevre ve Nüfus

İlk antibiyotik olan Salvarsan’ın üretimi 1880’lere rastlar.

1900’lere gelindiğinde, yeryüzü global bir nitelik almaya tam anlamıyla başlamış sayılabilir.

Kitle Toplumunun Ortaya Çıkışı

20. yy.ın değişmez özelliği olan “kitle toplumu” tarihteki yerini aldı.

ALMAN VE İTALYAN ULUSAL BİRLİKLERİ

Temeli

Alman ve İtalyan ulusal birliklerinin kuruluşu iki devlet (Prusya ve Piyemonte) ve iki devlet adamının (otto von bismarck ve con camillo cavour) eseri gibi görünsede birliklerin kuruluşunun yalnız askeri ve diplomatik olaylar olarak görmek o başarıları tarihi önemini gölgeler.

Almanya birliğinin kuruluşu

Prusya başkanı Otto Von Bismarck Sadowa 1867 de Prusya’nın denetiminde kuzey germen konfederasyonunu kurdu.

Bismarck Fransa’nın Katolik alman devletleri üzerindeki denetimini kırmak için 1870 yılında Fransa’ya savaş açtı. Ünlü sedan savaşında imparator lll. Napolyon’u ağır bir yenilgiye uğrattı.Prusya kralı alman imparatoru Bismarck ise alman şansölyesi unvanını aldılar.

Bismarck ittifaklarında görüleceği gibi bu devlet adamı Avrupa’daki güç dengesini çok iyi anlamış bazı küçük ödüller verip güçlü devletlerin yansızlığını sağlayarak en uygun zamanda kiminle savaşacağını çok iyi kestirmiştir. Alman ulusal birliğini kurarak viyana kongresi düzenini yıkmış olmakla birlikte Alsace-Lorrain bölgesinin Almanya’ya katılması iktidarda kaldığı 20 yıl boyunca belki de tek hatasıdır. Alsace-Lorrain sorunu yirminci yüzyılın ortalarına kadar sürecek olan Fransız alman düşmanlığının önemli nedenlerinden biri olacaktır.

Alman Ulusal Birliğinin Sonuçları

Almanya Açısından

Almanya’da ülkeyi tam bir demirelle yönetmiş olan bismarck’ın anlayışına göre ekonomik faaliyetin amacı ulusal refahı artırmaktır.19.yüzyılın geriye kalan bölümü ve 20. yüzyılın başlarında da bölünmüşlüğünü “alman ikiliğini” tam anlamıyla gideremedi. Bu iş yani bütün Almanların tek devlet içinde birleştirilmesine 1. dünya savaşından sonra Adolf hitler gerçekleştirmeye çalışacaktır.

Uluslar Arası Politika Açısından

Alman ulusal birliğinin kurulmasının uluslar arası politika açısından en önemli sonucu daha önce de belirtildiği gibi viyana kongresi ile kurulmuş bulunan Avrupa güç dengesinin temelinden bozulmuş olmasıdır.

EMPERYALİZM

Endüstri devriminin Avrupa açısından en önemli sorununu alman ve İtalyan ulusal birlikleri kurulması devrimin tüm yeryüzü çapında en önemli sonucu ise sömürgeciliğin emperyalizm biçimine dönüşmesidir.

Sömürgecilik bir devletin egemenliğini başka topraklar ve halklar üzerinde kurulması ya da genişletilmesidir. Emperyalizm Avrupa’nın büyük devletlerinin 19.yy.ın ikinci yarısında öteki kıtalar üzerinde genişlemelerine verilen addır.

Ekonomik Unsur

Sömürgeciliğin hızlanmasını ve emperyalizmin doğuşunun etkileyen ekonomik unsurlar arasında şunlar sayılabilir: Avrupa’da biriken sermaye fazlası, üretim fazlası ,nüfus artışı,hammadde elde etme isteği.siyasal denetim şu bakımlardan gerekliydi.ekonomik yatırımda bulunacak yerlerde toplumsal sistem ve yönetim biçimi çok ilkeldi ve ticaretin gelişebilmesi için bu durumun biraz olsun düzeltilmesi gerekiyordu.yatırımlarda bulunan şirketler öteki devletlerin şirketlerinin rekabetinden kurtulmak istemekteydiler ve bunu da devletin askeri gücü gerçekleştirebilirdi.ekonomik bakımdan geri kalmış ülkelerde rahat çalışabilmek örneğin borçları zamanında alabilmek için o ülke yönetimine baskı da bulunmak gerekiyordu.

Güvenlik Endişesi

Bir devleti emperyalizme iten ekonomik çıkarlarla siyasal ve askeri amaçların birleşimidir.

Güvenlik endişesi özellikle İngiliz sömürgeciliği için geçerli olan bir unsurdur.

1. Dünya Savaşına Nasıl Girildi?

SİYASET EKONOMİ VE ASKERLİK ALANLARINDA YENİ ÖRGÜTLENME BİÇİMLERİ

Siyaset Alanında Gelişmeler

1800 lerin romantizminden 1870 sonrasının gerçekcilik(realizm) akımına geçildi.

Ekonomi Alanında Gelişmeler

Bismarck endüstri sahipleri ve junkerler arasındaki bu bağlaşma 1914 yılına kadar sürecek demirle çavdarın ittifakı Almanya’ya demokrasinin gelmesini geciktirecektir.

Askerlik Alanında Gelişmeler

Silahlanma korku ve milliyetçilik korkunç bir sarmal etki-tepki ilişkisiyle savaşa varacaktır.

DIŞ POLİTİKANIN TEK ELDE TOPLANMASI

Viyana kongresi döneminde olduğu gibi büyük devletlerin dış politikaları güç ve yetkileri kuramsal olarak sınırlı fakat gerçekte despotik tek tek bireylerin elindeydi.

Ulusal çıkar kavramı dış ilişkileri ve savaş hazırlıklarını halkı denetimini ve bilgisinin dışına çıkardı.

AVRUPA UYUMUNUN SORUNU VE YENİ ULUSLAR ARASI GÜÇ DENGESİ

Avrupa Uyumunun Dayandığı Temellerin Yapılması

Modern makine endüstrisi gelişme yolunda Avrupa devletlerini dikkatlerini dıştan çok iç sorunlara çevirmiştir.

Avrupa uyumunun temellerinden ikincisi yöneticiler arasında ayaklanmalara karşı ortak tutum ulusal çıkar uğruna iç statüko için omuz omuza dayanışma ortadan kalkacaktır. Rakibi zayıflatmak amacıyla başka ülkelerdeki ayaklanmalar bazen açıkca bazen de alttan alta desteklenecektir.

Üçüncü olarak Avrupalılar arasında bir dayanışma duygusuna yol açmıştı. Dış nedeni Avrupa’nın Osmanlıların temsil ettiği Asya ve Müslümanlara karşı savunulmasıydı

Güç Dengesinin Değişmesi

Endüstrileşmenin kısa sürede ki etkileri barıştan yana olmakla beraber uzun sürede bunun tam aksi oldu ve soylu seçkinlerde savaş sanatına uygulandı.

ALMANYA’NIN KITA ÜSTÜNLÜĞÜ: ÜÇLÜ İTTİFAK

Alman-Fransız Düşmanlığı

Alman Ulusal Birliğinin kurulduğu 1871 ile 1. Dünya Savaşının çıktığı 1914 tarihleri arasında Avrupa tarihinin hiç değişmeyen öğesi Almanya ile Fransa arasındaki düşmanlıktır.

Almanya’nın Stratejik Zayıflığı

İngiltere bir ada devleti olduğundan güvenliği Avrupa kıtasının adaya en yakın bölgelerinin (Belçika ile Hollanda) emin ellerde bulunmasına bağlıydı. Belçika ile Hollanda’nın işgali onu 1.dünya savaşına girmesine en önemli neden olmuştur. Japonya Kore ve Mançurya emin ellerde bulunulmasına çalışılmıştır. Fransa saldırıya açık bölgesi düzlük olan Almanya sınırıydı.

İtalya bir yarımada devleti olarak yine göreli olarak güvenliği açısından fazla bir endişe duymamaktaydı.

Rusya bir kıta devleti olarak saldırı karşısında geri çekilebileceği geniş toprak parçalarına sahipti. Stratejik açıdan en avantajlıydı.

Avrupa’nın saldırıya en açık olan büyük devleti Almanya’ydı. Her alanda ünü olan alman disiplininin bir nedeni de coğrafyanın bu azizliği olsa gerek.

Bismarck Anlaşmalar Sistemi

Almanya ister Fransa olsun ister Rusya tek bir devletin saldırısına karşı bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü koruyabilir ancak ikisinin birlikte saldırısı karşısında son derece güç durumda kalırdı. Bismarck Avusturya’yla Rusya’yı yanına alarak 1872 yılında 1.üç imparatorlar birliğini kurdu. Bu birliğin önemli maddelerine göre(i) Avrupa’nın statükosu kabul ediliyorlardı.(ii)barış tehlikeye düşerse taraflar aralarında görüşmede bulunacaklardı.(iii) Balkanlarda çıkabilecek herhangi bir anlaşmazlık birlikte çözülecekti.(iv)devrimci ayaklanmalara karşı ortak bir tutum sağlanacaktı.(v)taraflar başka bir devletle anlaşma yapmayacaklardı.

Rusya ile Avusturya’yı balkanlarda yeniden anlaştırdı ve 1881 tarihinde 2.üç imparatorlar birliğini kurdu. Bu birliğin önemli maddelerine göre (i)taraflardan biri bir 4. devletle savaşırsa öteki iki taraf yansız kalır.(ii) taraflar Avusturya nın 1878 tarihli Berlin anlaşması ile kazanmış olduğu haklara saygı göstereceklerdi.(Bosna-hersek işgal ve yönetimi Avusturya’ya bırakmıştı.) (iii) Türk boğazlarının kapalılığına saygı gösterilecek ve Osmanlı devletinin başka bir devlete boğazlarda üs vermesi önlenecekti.(burada İngiltere ya da Fransa’dan bahsedilmekteydi.)

(i) taraflar birbirlerine yönelen ittifaklara girmeyeceklerdi. (ii)tahrik edilmeden Fransa İtalya’ya saldırırsa öteki iki bağlaşık İtalya’ya yardım edecekler. (iii)taraflardan biri kendi tahriki olmaksızın iki ya da daha çok devletin saldırısında uğrarsa bütün müttefikler savaşa katılacaklardı.

Alman-İngiliz Rekabeti

1780 sonrası döneminin Avrupa diplomasinin değişmeyen öğelerinden biri Alman-Fransız düşmanlığı ve sonucu da Üçlü Anlaşma ise, ikincisi değişmeyen öğesi Alman-İngiliz rekabetidir.

II. Wilhelm ile birlikte Almanya denizlerde de önemli bir güç haline gelmeye başlayınca rekabet şiddetlendi. Deniz Gücünün tarihe etkisi II. Wilhelm’ı çok etkilediğidir. Tüm savaş stratejisini yüzyıllardır Avrupa devletlerinin toplam deniz gücünden daha üstün bir deniz gücüne dayayan İngiltere hem sayı hem de deniz savaşlarındaki yeni gelişme dolayısıyla tartışmasız deniz üstünlüğünü yitirdi.

Bismarck, Almanya için uzun vadeli tehlikeler taşıyacağına inandığı sömürgeciliğe önem verememişti. II. Wilhelm büyük devlet olmanın yolunu sömürgecilikte olduğuna inanıyordu. İngiltere ile Fransa ilerde görüleceği gibi, sömürgeleri birbirine peşkeş çekebilirken (1904’te İngiltere Fransa’yı Fas’ta Fransa da İngiltere’yi Mısır’da serbest bırakmışlardı) Almanya’nın değiş tokuş için verebileceği herhangi bir toprak parçası yoktu.

İNGİLTERE’NİN SÖMÜRGE (DENİZ) ÜSTÜNLÜĞÜ: ÜÇLÜ ANLAŞMA

Fransız-Rus Antlaşması

II. Wilhelm Almanya’nın sömürgecilikte geri oluşun nedenlerinin araştırılmış ve şu sonuçlara varılmıştı: (i) sömürgeciliğe öteki Avrupa devletlerinden daha geç; (ii) donanması güçlü değildir. (iii) Rusya’ya gereğinden çok önem vermiştir.

Üçlü anlaşma üçgenin ilk kenarı Fransa ile Rusya arasında imzalanan bu anlaşma ile kurulmuş oldu. İkinci kenarı ise 1904 yılında Fransa ile İngiltere arasında imzalanan anlaşmadır.

İngiliz-Fransız Antlaşması (Entente Cordiale)

1900 lere gelindiğinde, dengenin Fransa’nın aleyhine döndüğü ve Almanya’nın deniz silahlarında İngiltere ile arayı kapatmaya başladığı anlaşılınca, sömürge yollarının korunmasında deniz rekabetine tahammülüm olamayan İngiltere kendini Fransa’ya yakın hissetmiştir.

İngiltere, ilk iş olarak, 1902 yılında Japonya ile bir ittifak yaparak o güne kadar sürdürdüğü anlaşmalara girmeme politikasını reddetti. İngiliz İmparator’luğunun yıkılma sürecinin başlangıcı, Rusya’nın 1891 yılında trans-Sibirya demiryolunun yapımına başlamasıdır.

İngiliz-Japon 1902 anlaşmasının önemi şu noktalarda toplanabilir: İngiltere’ye düşmanlarına karşı deniz gücünü hem Avrupa hem de Uzakdoğu’da aynı zamanda kullanamayacağını gösterdi.

Bir Asya devletinin desteğini, Avrupa’nın dünya politikasındaki merkezi durumunun zayıflama süresinin başlangıcı oluşturmaktadır. Balkanlarda barışın hızla bozulmakta olduğunun. 1904 tarihli İngiliz-Fransız sömürge anlaşması yada daha yaygın değimiyle “İçten Misak” bu hava içinde imzalanmaıştır.

İngiliz-Rus Sömürge Antlaşması

Japonya’da, 1904 yılında sudan bir bahaneyle Port Arthur limanına bir deniz baskını yaparak, Rusya ile savaşa tutuşmuş, Avrupa devletlerinin işe karışmaları üzerine güç durumda kalan Rusya’nın imdadına ABD yetişti.

Rusya’yı İngiltere ile sömürge konularında anlaşmaya iten nedenler şöyle sıralanabilir.

İngiltere’ye gelince, bu devlet Almanya’nın Avrupa’da artan gücü karşısında, Fransız-Rus anlaşmasının dengeyi sağlamadığını, Rusya gibi o da görmüştü.

1907 yılında iki devlet Asya’daki sömürge çalışmalarını gideren bir anlaşma yapmışlardır. Bu anlaşma gereğince; (i) İran üç bölgeye ayrıldı; kuzeyi Rus, güneyi İngiliz üstünlüğüne bırakılacak ortası tampon bölge olacaktı. (ii) Taraflar Tibet’in Çin’e bağlı olduğunu kabul ediyorlardı. (iii) Rusya Afganistan ile ilgisini kesecek, bu devletle ilişkilerini İngiltere’nin aracılığıyla yürütecek ve buna karşılık İngiltere de Afganistan’ı işgale ya da topraklarına katmaya çalışmayacaktı. Böylece İngiltere, Hindistan’a bitişik bölgelerin ve dolayısıyla Hindistan sömürgesinin güvenliğini Rusya’ya karşı korumuş olmaktaydı.

Bu devletleri sömürgelerde anlaşmaya iten şunlardır: Avrupa’da diplomatik huzursuzluğa, sömürge hareketlerine karşı direnme hareketleri, “boş” yerler kazanmaya başlamıştı.

Rus-Japon Savaşı ile Bloklaşmanın Önemi ve Sonuçları

Dünya tarihi açısından önemi, modern çağlarda beyaz olmayan bir halkın, beyaz bir halkı yenmesinde yatar. Japon zaferi, uzun vadeli gelişmeler zincirini üç yönde harekete geçirmiş sayılabilir.

(i) Rus hükümeti, Batı’ya çevirerek Balkanlar’da etkin bir politika izlemeye başladı.

(ii) Rusya’da 1905 Devrimi oldu. 12 yıl sora gerçekleşecek Bolşevik Devrimi’nin kapısını araladı.

(iii) Japonya’nın Rusya zaferi, Avrupa-dışı dünyada uyarıcı bir etki yaptı.

1907 yılında karşılıklı iki bloğun kurulmasının.

AVRUPA-DIŞI DÜNYA: BATI-KARŞITI İLK HAREKETLER

Çin’de Çözülme ve Parçalanma

Afyon Savaşı

Afyon Savaşı’nın temel konusu ticarettir. Çay ithalatını karşılamak için İngiliz tüccarları, Çin’e gizliden dizliye afyon sokuyorlardı. Hükümet afyon ticaretini yasaklayarak sıkı önlemler aldı. İngiliz yetkilileri, sorunun temelinde yatan afyon işini bir kenara bırakıp, onlara göre “uygar” ilkelerin en yücesi olan ticaret serbestliği engellendiği için tepkide bulununca, 1839’da ilk çatışma çıktı. Bu yüzyıl sürecek yenilgiler dizisinin başlangıcı oldu.

Taiping Ayaklanması

Taiping Ayaklanması’nın Çin açısından çok önemli sonuçları olmuştur. Bir kere, Çin’in yabancılarla ilişkisinin temeli değişti.

“Boxer” Ayaklanması

1870 yılında gizli olarak kurulmuş bulunan dinsel nitelikte “Boxer” Derneği Mnchu hanedanlığı ile mücadele amacıyla faaliyette bulunuyordu. Avrupa’nın yaygın bir sömürü ve baskı taktiğiydi. Çin, bu borcu ödemek için Avrupa devletlerinden yine borç alacak ve Avrupa’nın daha çok etkisi altına girecekti.

Japonya’da Açılma ve Güçlenme

Ülke yarı feodal askeri bir sınıf. 1868 de ise Japonya’yı bin yıldır yönetmekte olan Şogunluk yıkıldı ve İmparator Meiji, yönetimi tümüyle ele geçirerek, askeri aristokrasinin etkinliğine son verdi.

Kuzey Amerika’ya göç edenlerle Japonlar arasında bir benzerlik bulmak mümkündür. Her iki toplum da geleneksel toplumların ağır yüklerine, düşük üretkenliğine sahip değildi. Japonya’nın doğal kaynaklar bakımından çok yoksul olmasıydı. Bu eksikliğini Yakın Asya topraklarından giderme uğraşı isei bu devleti saldırgan bir dış politikaya itecektir.

Mısır’da Arabî Paşa Ayaklanması

Birbirinden farklı dört etkeni Arabi Paşa’nın çevresinde toplanmıştı: Liberal Reformcular, tutucu Müslümanlar, toprak sahipleri, albaylar.

Genel Değerlendirme

Gördüğümüz dört ulusalcı nitelikte hareketin, Çin, Hindistan, Mısır ve Osmanlı devletlerinde çıkması tarihsel bir rastlantı sayılmamalıdır.

Afrika Parçalanıyor

Avrupa’yı, misyoner, kâşifler ve serüvenciler açtılar. Afrika, giderek, hükümeti olmayan, kimsenin hak iddiasında bulunmadığı, boş ve ilk gelenin eline geçirebileceği bir bölge olarak görülmeye başlandı.

Latin Amerika’ya Erken Gelen Bağımsızlık

Tüm Orta ve Güney Amerika ülkeleri bağımsızlıklarını kazanmış oldular. Bu erken bağımsızlığın nedenleri yalnız milliyetçi önderlerin çabaları ve Kuzey Amerika örneğinin coğrafi yakınlığı değildir. İspanyol sömürge yönetiminin bozukluğu ABD ile İngiltere’de bu bağımsızlığın gerçekleşmesi için yardımcı olmuşlardır.

Brezilya, 1889 yılında hürriyet rejimi kuruldu. Arjantin ise, ekonomik bakımdan sürekli kalkınan ve siyasal bakımdan istikrarlı tek Latin Amerika ülkesi oldu.

OSMANLI DEVLETİNİN PARÇALANMASI

1. Dünya Savaşı’nın beklide en önemli konusu ya da bu savaşta paylaşılmaya çalışılan kalıt, genellikle Osmanlı topraklarıdır.

Osmanlı Devletinin Parçalanma Nedenleri

Osmanlı Devleti, Avrupa’ya Rönesans ve Reformasyon dönemlerini izleyen Aydınlanma Çağı’nın yeni teknolojik buluşları ve bunu sonucunda ortaya çıkan endüstri devriminden uzak kalmıştır. Ulusal burjuva sınıfı, Osmanlı devletinin ekonomik yapısı içinde oluşmamıştır. Azınlıklardan “işbirlikçi burjuvazi”

Endüstri devriminin sonucunda Avrupa ordularına gerçekleştirilen büyük teknik ve lojistik başarılar, Osmanlı yöneticilerince çok geç ve etkisiz bir biçimde izlenmiştir.

Fransız devriminin Avrupa sahnesine sunduğu ulusçu hareketi.

Osmanlı yüksek kademe yöneticilerinin ülkenin karşılaştığı sorunları bırakın çözecek, daha anlamayacak kişiler olması… vergi sistemini de bozdu, “iltizam” adı altında ve belirli ücret karşılığında kişilere, özellikle Yahudi, Rumlara satıldı. Bunlar ödedikleri paranın karşılığını fazlasıyla çıkarmak istediklerinden vergi yükümlüsü özerindeki baskı arttı, “mültezimlerin” yolsuzluklarıyla hazine yoksullaştı ve kısır bir döngü içinde merkezi yönetim etkinliğini yitirdi.

Beşinci olarak ekonomik ve mali durumun kötülüğü, devletin parçalanma nedenleri arasında en önemlilerinden biridir.

Altıncı olarak, Osmanlı devletinin dinsel bir nitelik göstermesi, devletin din işlerine, dinin de devlet işlerine karışması, reform ve yenilik hareketlerini baltalamıştır.

Osmanlı devleti 1798 yılından başlayarak, çeşitli dönemlerde, Rusya’ya karşı İngiltere, Fransa’ya karşı Rusya ve İngiltere, Fransa, İngiltere üçlüsüne karşı ise Almanya’ya dayanmak yolunu tutmuştur.

Napolyon Dönemindeki Osmanlı-Rus Savaşı

Napolyon’un 1798’da Mısır’a nedenlerini daha önce incelediğimiz saldırısı sonucu, Osmanlı devletinin Rusya ile yaptığı ilk ittifak anlaşmadır. “Boğazların kapalılığı” ilkesinden ilk ödün vermiş oluyordu.

Sırbistan’a bazı ayrıcalılar. Balkanlar’da ilk ulusçuluk kıvılcımı ve bu yönde verilen ilk ödündür.

Yunanistan’ın Bağımsızlığını Kazanması ve 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı

Patrik, Osmanlı sadrazamının Ortodoks Hıristiyanların işlerine bakan yardımcısı durumuna gelmiştir.

1829 tarihli Edirne Barışı ile biten Savaş, Osmanlı Devletinin parçalanmasında önemli bir aşamadır.

Kavallı Mehmet Ali Paşa Ayaklanması: 1831-1841

Hünkar İskelesi Antlaşması adını alan ve 8 Temmuz 1833 tarihli olan.

1841 yılında Boğazlar’ın statüsü de karara bağlandı. İmzalanan Londra Boğazlar Sözleşmesi ile Boğazların barış zamanında savaş gemilerine kapatıldığı uluslar arası bir yükümlülük altına alındı.

Karlı çıkan tek devlet varı: İngiltere

1838 Ticaret Sözleşmesi ve Tanzimat Fermanı

İngiltere 1838’de Osmanlı Devleti ile imzaladığı bir ticaret sözleşmesiyle Osmanlı gümrük duvarlarını indirmiş ve devletin yarı sömürge haline gelme süreci başlamıştır.

Kırım Savaşı ve Islahat Fermanı

Savaşın Nedenleri

Hıristiyanlarca kutsal sayılan ve tüm tektanrılı dinlerin doğduğu yer olan Kudüs ve çevresinde Osmanlı devleti gerek Katoliklere ve gerekse Ortodokslara çeşitli arıcılıklar vermiş bulunuyordu.

Savaşın Anlamı ve Önemi

Kırım Savaşı İngiltere için önem taşıyan Avrupa’daki güç dengesiydi ve bunun için savaştı. İngiltere’ye göre Avrupa’da değişik bir büyük devletin tek yanlı iradesiyle değil, ancak “Avrupa uyumu” içinde diplomasi yoluyla yapılabilirdi. Avrupa özgürlükleri, Avrupa’nın bu tiranının baskısından kurtulmalıydı.

Avrupa’nın büyük devletlerinin koalisyonu yalnız güç devletlerinin koalisyonunu korumakla kalmaz, aynı zamanda, Rusya’yı da Avrupa dışında tutabilirdi.

19. yüzyılda Osmanlıların Rusya’ya karşı kazandıkları tek savaş olan Kırım Savaşı sonunda Paris Antlaşması imzalandı.

Savaşın Sonuçları ve Islahat Fermanı

Romanya’nın tam bağımsızlığına giden yol açılmış, Rus gücü kırılamamış ama Avrupa’da ki etkisi azalmıştı. Bismarck ve Kont Cavour’un, Kırım Savaşı’nın asıl galipleri olduğunu.

Osmanlı devletini ilk kez Avrupa Uluslar Topluluğu’na kabul ediyor ve devletin bağımsızlığıyla toprak bütünlüğü Avrupa devletlerinin ortak güvencesi altına konuyordu.

Osmanlı devleti, Avrupalı bağlaşıklarından, ödeme yeteneğinin çok üstünde borç para almıştır.

İtalyan ulusak birliğinin temelleri bu savaş sonunda atıldı.

19. Yüzyılın Ortasında Devletin Genel Görüntüsü

Osmanlı devleti 1699’da Macaristan’ı yitirdikten sonra büyük bir toprak kaybetme sürecine girmişti. Devlet, iki yüzyıl daha yaşamışsa, bu Avrupa denge politikasının sonucudur.

1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ve I. Meşrutiyet

Savaşın Nedenleri

Osmanlı devletinin ağır bir yenilgiye uğramasının nedeni ise, önceki Osmanlı-Rus çatışmalarının aksine, bu kez Rusya, Almanya ile Avusturya’nın birlikte hareket etmeleri ortak bir politika izlemeleridir. Avrupa’nın ortasında ortaya çıkan ve Balkanlara doğruda genişleme eğilimde bulunan bu Pancerman bloğuna karşı bir Panslav bloğu ile denge kurmak amaçlanıyordu.

Ayastefanos ve Berlin Antlaşmaları

Bu tarihten başlayarak bu güne kadar sürmek üzere, Bulgar hükümetleri “Ayastefanos Bulgaristanı”nı kurmayı en önemli dış politika amacı sağlayacaklardır.

İki büyük devleti İngiltere ve Avusturya, Osmanlı devletinin toprak bütünlüğünü koruma politikasını bırakmışlardır. Bu iki devletten boşalan yeri Almanya almaya başlayacaktır. Berlik düzenlemesi bundan sonra ortaya çıkan Balkan bunalımlarının ve belki de I. Dünya Savaşının temellerini oluştur.

İngiltere’nin Değişen Politikası

İngiltere’nin Osmanlı devletini parçalama politikasının ilk göstergesi, Kıbrıs adasının işgal ve yönetimini eline geçirmesidir. İngiltere ikinci iş olarak 1882 yılında Mısır’ı işgal edecektir.

Osmanlı devletinin parçalanması yolunda İngiltere’nin başvurduğu başka bir yol, Ermenilerin bağımsızlık için kışkırtılmasıdır. Rusya nasıl Ortodoksların, Fransa Katoliklerinin koruyuculunu üslenmişse, İngiltere de Protestanların davasını benimsemiştir.

I. Meşrutiyet

Osmanlı devletindeki iç gelişmeler açısından en önemli hareket, 1876 tarihinde meşrutiyetin, yani anayasal ya da meşrut, monarşinin kurulmasıdır. Osmanlı 1865 yılında Yeni Osmanlılar Cemiyeti’nin, 1867 yılında Fransa’ya gittiler ve “Jön Türkler” adıyla çalışmalarını orda sürdürdüler.

Türk siyasal tarihindeki önemi, mutlakıyete indirgemek istenen ilk darbe olması ve daha sonraki anayasal gelişmelerin başlangıcını oluşturmasıdır.

Jön Türk hareketi 1899 yılında yeniden örgütlenmiş ve derneğin adı da İttihat ve Terraki Cemiyeti olarak değişmiştir.

II. Abdülhamit, Milliyetçiliğe karşı dini uyanışı kullanmaya çalıştı ve devleti, Avrupalıları birbirlerine karşı oynayarak korumak istedi. “Halifelik” sıfatını canlandırarak devleti fazla bir toprak kaybına uşratmadan, 33 yıl korumayı bildi.

Osmanlı Devletine Yeni Bir Dost: Almanya

II. Wilhelm’in yeni “dünya politikası”da Osmanlı devletinin önemli bir yeri vardır.

Gerçekte Almanya’nın Yakındoğu politikası, bir “demiryolu politikası” idi. 1902 yılında İstanbul’dan Bağdat’a kadar demir yolu yapımı projesi Alman şirketine verildi.

Ağır Bunalımlar Dönemi

Bosna-Hersek Bunalımı 1908 tarihli Bosna-Hersek bunalımı I. Dünya Savaşının provası olarak değerlendirilebilir.

Bosna-Hersek geriliminin temelinde iki unsur yatar: Avusturya’nın ikkihat etmesi ve Rusya’nın boğazlar yoluyla sıcak denizlere çıkmak istemesi.

Bu nitelikte bir uyuşmazlık altı yıl sonra, 1914 yılında çıkacak ve taraflar aldıkları kararlara uygun hareket edeceklerinden, I. Dünya Savaşı başlayacaktır.

Avusturya’nın Bosna-Hersek’in ilhak ettiği gün, karışıklıktan yararlanan Bulgaristan tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etti.

Trablusgarp Savaşı:

İtalya Avusturya’nın Bosna-Hersek’i almasını en az Sırbistan kadar tepkiyle karşılamıştı. Yarım ada devletlerinin dış politika kalıplarına uygun olarak, Adriyatik denizinin kıyılarına yarleşip kendini güvenlik altına almak istiyordu. Böylece, Rusya ile İtalya arasında doğal bir yakınlaşma oldu ve iki devlet arasında 1909 tarihinde Racconigi Anlaşması imzalandı. İtalya ile Rusya’nın, Rusya’da Boğazlar ve Trablusgarb üzerindeki çıkarlarını tanıdılar.

Osmanlı Devleri Trablusgarp’tan çekilmeye zorlayan İtalya’nın gücü değil, bu sırada başlayan Balkan Savaşı oldu. 1912 Eliminde imzaladığı Ouchi (Uşi) Barışı ile.

Balkan Savaşları:

1908 Bosna-Hersek bunalımının Osmanlı Devleti açısından bir başka önemli sonucu 1912-1913 Balkan Savaşlarıdır. Temel nedeni ise, Bulgaristan ile Sırbistan’ın balkanlarda hazırlanan faaliyetleridir.

Barış antlaşması, 1913 Mayısında Londra’da imzalanmıştır. Arnavutluk bağımsızlığını kazanıyor. Girit Adası Yunanistan’a veriliyor. Osmanlı Devletinin Trakya sınırı Edirne’yi dışarıda bırakacak biçimde, Midye-Enez hattı oluyor.

I. Balkan Savaşı sonrası düzenlemelerinden hoşnut kalmayan Yunanistan ve Sırbistan’ın 1913 yılında Bulgaristan’a saldırmasıyla başlayan II. Balkan Savaşı’na Romanya da katılmıştır. Osmanlı devleti de “fırsat bu fırsattır” diyerek eski başkenti Edirne’yi ele geçirmiştir. II. Balkan Savaşı Bulgaristan’ın yenilgisi ve Ağustos 1913 tarihli Bükreş barışı ile bitti. Bulgaristan Edirne’yi geri verecektir. Balkan Devletlerinin sınırları içinde kalan Türk azınlıklarının durumuyla ilgili hükümler bulunmakta.

Londra’da bulunan Elçiler Konferansı uğraşmaktaydı. 1914 Şubatında.

İkinci Meşrutiyet:

19. yy.da giderek güçlenen Heşen, Carmen ve Slav ulusçu akımlarına karşı, II. Abdülhamit Panislamizm görüşünü savunmakta. Almanya da kendi çıkarları açısından bu Panislamist politikayı desteklemekteydi.

Osmanlı aydınları, ülkedeki mutlakıyetçi yönetime son vererek 1876 Anayasası’nı yeniden yürürlüğe sokmak, parçalanmayı ekonomik ve toplumsal gelişme ve ilerleme yoluyla engellemek gereğini duymuşlar ve bu yönde gizli dernekler kurmaya başlamışlardı.

İttihat ve Terakki hareketi, temelde Batı’nın üstünlüğüne karşı bir ulusalcı bir harekettir.

Gerçekten, 1908 Haziran’ında İngiliz ve Rus Monarklarının Revalde buluştukları ve Boğazlar, İstanbul, ve Makedonya’nın geleceği konusunda görüşmeler yaptıkları haberlerinin yayılması, İttihatçıları harekete geçiren en önemli olay olmuştur. Trakya ordularının artan baskısı karşısında, II. Abdülhamit 23 Temmuz 1908’de anayasayı yeniden yürürlüğe koyarak, II. Meşrutiyet dönemini açmıştır.

Gerçekte, İttihat ve Terakki hareketi, 19. yüzyıl boyunca artan azınlık faaliyetlerine, imparatorluktan ayrılmalar sürecine ve Avrupa Devletlerinin gerek ekonomi gerekse siyasal mücadele ve denetimine karşı, İmparatorluk içindeki Türk unsurunun üstünlük mücadelesi olarak değerlendirilebilir.

19. YÜZYILDA OSMANLI DİPLOMASİSİNDEKİ GELİŞMELER

Çokyönlü Diplomasi Gereği

19. yy.la birlikte imparatorlukların varlıklarını sürdürmelerinin, yalnız askeri yeteneklerine değil, aynı zamanda öteki büyük devletlerle ilişkilerde diplomasiyi etkin bir biçimde kullanarak, ulusal çıkarlarını diplomatik araçlarla gerçekleştirmelerine de dayandığı anlaşılmaya başlandı.

Reis’ül Küttaplık Dairesinin Önem Kazanması

Hıristiyanlıktan dönmelerin yerine Yunanlıların bu göreve gelmelerinin nedeni ise, Müslümanların bu kültürel eğilimleri be İstanbul’da bir cins “Yunan Aristokrasisi”nin doğmasıdır.

Dışişleri bakanlığı ve Sivil Bürokrasinin Temelleri (1790-1839)

1793’te büyük Avrupa başkentlerinde sürekli büyük elçiliklerin açılması.

Osmanlı bürokratik yaşamının koruma geleneğinin, diplomatik sistemin rasyonel işlemesini engellemesidir.

Tanzimat Döneminde Sivil Bürokrasi (1839-1871)

Osmanlı Hanedanlığı II. Abdülhamit’e (1876-1909) kadar II. Mahmut’a geçecek bir halef çıkarabilmiş değildi. Babıâli gerçek bir hükümet merkezi durumuna gelmiştir.

Kısaca, Dışişleri Bakanı hükümette ikinci adam durumdaydı.

I. Meşrutiyet ve Sultan’ın üstünlüğüne Geri Dönüş

Dış borçların içinden çıkılmaz bir duruma gelmesi, 1881 yılında Düyunu Umumiye Teşkilatı’nın (Genel Borçlar Yönetimi) kurulmasına yol açmıştır.

BİRİNCİ DÜNYA SAVAŞI ÖNCESİ BUNALIMLARI

Birinci Dünya Savaşı öncesi bunalımları arasında, 1908 Bosna-Hersek bunalımı ve Balkan Savaşları en önemlileri sayılabilir. Kuzey Afrika’da ortaya çıkan bir dizi bunalım.

Ancak, Kayzer daha da güçlü bir Almanya istiyordu ve bunun önündeki gerçek engelde ingiltere idi. Wilhelm Almanya’nın geleceğinin açık denizlerde yattığı kararındaydı.

Almanya’nın Fas Sultanı’nı, sorunun uluslar arası bir konferansla görüşülmesi önerisini yapmaya ikna etti. Almanya’nın Fransa’ya cephe alması ve Fransa’nın bu öneriyi reddetmesi, Avrupa’da bir bunalım ortaya çıkardı. Almanya, İngiliz-Fransız yakınlığının gerçek olduğunu anlamakta gecikmedi. Almanya’nın ortadan kaldırmaya çalıştığı “Entente Cordiale”, Fas bunalımından daha da güçlenerek çıktı.

Related Posts with Thumbnails

Leave a Reply

*

sayfaya ulaşamıyor musunuz? lütfen "açıklamaları" okuyun. kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Gantz: Perfect Answer 10 Şubat 2012
        Gantz: Perfect Answer adından da anlaşılacağı üzre Gantz’a kendi çapında bir cevap sunuyor. Yönetmen koltuğunda yine Shinsuke Sato var. Senaryo yine Yûsuke Watanabe‘e ait. Gantz: Perfect Answer ilk filme oranla daha fazla aksiyon içeriyor. Tabi animede de aklımıza takılan bir çok soru burada cevap buluyor. Bu sebeptendir ki ismine Perfect Answer demişler […]
  • The Chronicles of Narnia: The Voyage of the Dawn Treader 10 Şubat 2012
        Serinin üçüncü ve son filmi The Voyage of the Dawn Treader. Kitap sıralamasına bakıldığında ise beşinci kitap (Ancak bu sonradan yapılan kronolojik sıralama. Aslında ilk yayın sırasına bakarsak ilk üç kitabı beyaz perdeye uyarlanmış olarak görüyoruz. Bu kez kamera arkasında televizyon dizilerinde adına sıkça rastlanan Michael Apted var. Kendisini tanıdığ […]
  • Gantz 08 Şubat 2012
        Geçtiğimiz aylarda (ki on gün sonra tam bir sene olacakmış) Gantz‘tan bahsetmiştim. Sinema filmine uyarlanma ihtimali olan anime sonunda Shinsuke Sato tarafından sinemaya uyarlanmış. Tabi bu süre zarfında mangayı da okuyacağımı dile getiren ben bu eylemi de yerine getiremedim. Neyse biz konumuza dönelim. Gantz’ın sinema filmi olarak uyarlandığının haberi […]
bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler...
! Anladım Ki Anlamak Yetmiyor*Tam Bir Blog..hayat ucuz.. 1 lira..A Publicitária AbRaXasastronotdefterbazen içinde bazen dışındaben deli miyimBlog KazanıCellar DoorCESETİZLERİ ♀coffeéefsaescinsel sayiklamalarEuphoria of the SoulGaykediGoddess Artemis' BlogGüNaH YüKLeNeN ADaMgüven uyandıran delihayatin kendisihop-çiki-yayaihuzursuz ruhlar barınağıiHüzün Kovan Kuşuİç Ses.İçimdeki Denizİçimdeki ucu bilenmemiş kelimelerimJacqueline mutlu kalmak istiyorKarbonizmaK�yamet MelekleriLa FeaMegami Sama's Blogmy sci-fi lullaby -NİNJA'NIN KUNG FU İLE İMTİHANInörotoksikOyunun başı sonu...peşim sıraplease come in..Psychological Pollution!.Rendered BeautySelçuk Hocaseri katilsi-menSisteki Goriller, Pigmelerle Dans ve AIDS Yetim...Sophiet.u.b.a'nın karaladıklarıThe Daily Kimchi - Korea Blogtimsah avcısıTotal FutboluzaksinemaViva La Vida, Viva La Muerte!vız gelir tırıs giderYALNIZLIK OKULUYasak Filmâyine-i devrânÇÖLÜN İKİLEMİŞEKER PORTAKALIвαяιιѕѕѕ'ѕ ∂яєαмѕ||● uçuyoruz ne güzel balon ●爱的草莓物语-My Fallen Berries