Doğu Avrupa Ülkeleri ve Çin
Endüstri alanında uzlaşmasının
Yeni Sovyet Politikasının Sonuçları
Polonya Olayları
Ayrıcalıklı bir sınıf. Polonya aydınları, yönetimi eleştiren yazılar şiirler ve bilimsel araştırmalar yayımlamaya başladılar.
Sovyetler Birliğinin Polonya’da askeri müdahaleye başvurmasının en önemli nedenini Gomulka’nın tutumunda aramak doğru olur.
Macar Ayaklanması
Rakosi yönetimi öteki Doğu Avrupa ülkelerine göre en sert, kapalı ve halktan kopuk olanıydı. Sovyet yöneticileri, Rakosi’nin tek adam yönetimine son vererek, 1953 Haziranında iktidara liberal görüşlü Imre Nagy’nin gelmesini sağladılar.
Birliği Güçlendirme Çabaları
21. Kongre
1959 yılının Ocak ayında toplanan SBKP’nin 21. Kongresi’nin en önemli özelliği, Sovyetler Birliği’nin artık tam anlamıyla sosyalizmi gerçekleştirdiğinin ilan edilmesidir. Burada Çin-Sovyet çatışmasının tohumlarının atıldığını görüyoruz. Yugoslav komünistlerin devlet edinememiş olmasıdır. Yugoslav Sovyet ilişkileri yeniden bozulmuştur.
22. Kongre
1961 Ekimindeki 22. Kongre’den sonra bu ayrılmalar “kervanına” Çin ve Arnavutluk’ta katılmıştır. 22. Kongre’den 1964 yılında iktidardan düşene kadar bu anlaşmazlık Kruşçev’i Mao’ya karşı öteki komünist partiler arasında destek almaya zorlamış ve bunun bedelini de Doğu Avrupa ülkelerine ödünler vermekle ödemiştir. Bu da Doğu Bloku içindeki çok merkezciliği güçlendirmiştir.
Romanya’nın Bağımsız Tutumu
Moskova’dan bağımsız tutumda Yugoslavya, Çin ve Arnavutluk’u Romanya izledi. Romanya’nın farklı üç önemli özelliği vardı: Latin ırkından; Rusya’yla işbirliği geleneği yoktu; Önemli toprak anlaşmazlıkları.
Güçlenen Romen milliyetçiliği, 1963 yılında ve ekonomik alanda ortaya çıktı. Doğu Avrupa’da bağımsız ekonomik planlamanın bayraktarlığını yapmaya başladı.
Çin-Sovyet Uyuşmazlığı
Uyuşmazlıkların Kaynakları
22. Kongre’nin beklenen sonuçlarından biri Kruşçev’le ÇKP önderleri arasındaki anlaşmazlıktır.
Tarihsel bir mücadele vardı. Dünyada bir önderlik mücadelesi de başlamıştı. Çin’in emperyalist olmayan, tam aksine sömürgeciliğe konu olmuş geçmişi ve renginin beyaz olmaması, yeni Asya ve Afrika ülkelerine sempatik geliyordu. Henüz endüstrileşmemiş.
İlk ülke önderliği Marksist-Leninist ideolojiyi de farklı yorumlamaktaydılar. Savaştan kaçınıla bileceği ve emperyalist devletlerle barış içinde yaşana bilineceği görüşü temel komünist ideolojiye aykırı olduğu gibi, doğru da değildi.
Toprak Anlaşmazlıkları
“Haksız” sınır antlaşmalarını değiştirilmesi.
1969 yılında iki devletin silahlı kuvvetleri arasında ciddi çatışmalara varacak kadar büyüdü. 1978 yılında Ussuri akarsuyunda yeni ve ciddi çatışmalar başlamıştı.
Anlaşmazlığın Açığa Vurulması
Kongre’de Arnavutluk’a bu yolla dolaylı bir biçimde ÇHC yöneticilerine şiddetli saldırılarda bulundu.
Deng, Ocak 1979’da ABD’yi ziyaret edip iki ülke arasında Bilimsel teknik İşbirliği Antlaşması imzalarken, ABD’ye, Sovyetler’e karşı ittifak önerisinde bulunuyordu.1989 Mayısında Gorbaçov’un Pekin ‘i ziyaretinde Sovyet lideri ve Deng karşılıklı dostluk, egemenlik ve birbirlerinin iç işlerine karışmama sözü verdiler.
Rusya’nın bu günkü Uzakdoğu çıkarları ABD’nin siyasal rolü ve askeri varlığının devam ettirilmesini gerekli kılıyordu. ABD bölgeden çekilirse ve Çin’in ekonomik askeri gücünün hızla arttığı düşünülürse bu gelişmelere Japonya’nın tepkisi silahlanma olabilirdi
Çin daha önemli hale geldiğinden, Rusya Japonya ile ilişkilerine ikinci derecede önem verir görünmektedir.
BAĞLANTISIZLIK VE BAĞLANTISIZLAR
Bağımsızlık Hareketleri
Sömürge halkların ulusal benlik ve bütünlük kazanmaları, okuma-yazma oranın azalması, yaşam düzeylerinde azda olsa bir yükselişin sağlanması ve nüfusun artması sonucunda ortaya çıkan ulusal bilinç, ondokuzuncu yüzyılın ürünleri olan siyasal bağlılık, ırksal üstünlük ve ekonomik sömürünün karşısına çıkan temek güç olmuştur. Bu gücün belirli bir hedefe yönelmesine yardım edense özgürlük, eşitlik ve “self determination” gibi liberal ideallerdir.
Afrika ve Asya’da Batı’ya karşı bağımsızlık hareketlerini yürütenleri büyük çoğunluğu dünya savaşına katılmış askerler oluşturmuştur.
Büyük bir değişim ve hatta dönüşüm, Hindistan ile Pakistan’ın bağımsızlıklarını kazanmalarıyla başlamıştır.
Afrika
Kuzey Afrika
Libya 1951 yılında tam bağımsız oldu ve Kral İdris’in yönetimine girdi.
Libya 1964’te bütün İngiliz ve Amerikan üslerini kapattı. 1 Eylül 1969’da Libya’da kralı deviren askeri bir darbe oldu ve Kaddafi getirildi. “Özgürlük, sosyalizm ve birlik” üçlüsüne dayanan bir iç “antiemperyalizm ve Arap Birliği” ikilisine dayanan bir dış politika izlemeye başladı. ÇHC’nin 1971 yılında tanınması dışında, komünist dünyayla yakın ilişki kurulmadı.
1977 Temmuzunda Libya-Mısır sınır bölgesinde iki ülke silahlı kuvvetleri arasında şiddetli hava ve kara çatışmaları ortaya çıkmıştır. Libya’nın 1979 yılındaki saldırısı Çad kuvvetleri tarafından püskürtülmüştür.
Uluslararası terörizmi desteklediği iddiasıyla ABD 1986 ocak ayında Libya’ya ekonomik zorlama tedbirleri uyguladı.
Sudan 1956 yılında bağımsız oldu.
1988 yılında Sudan’ın kuzeyi ile güneyi arasında bir iç savaş başlamış.
Tunus ile Fas koruyuculuk altında devletler olmaktan çıkıp bağımsızlığa giden yolu hızla aştılar. Tunus’un bu yoldaki mücadelesi, 1954’te içişlerinde özerklik, 1956’daysa Fransa’dan tam bağımsızlığını kazanmasıyla sonuçlandı. 1955’te bölgesel özerklik, 1956’da bağımsızlık ilan edildi. Ocak 1974’te Libya ile Tunus’un birleşeceklerini açıklanmışsa da sonra Burgiba bu karardan vazgeçmiştir.
Ulusal Kurtuluş Cephesi (FLN)
Cezayir 3 Temmuz 1962’de tam bağımsızlığını kazandı. Cezayir’in 1980’lerin sonuna kadar izlediği dış politika, bloklarda yer almama, emperyalizmin her türüne karşı uyanık bulunma ve yeryüzünün her köşesindeki ulusal kurtuluş mücadelelerini destekleme biçiminde özetlenebilir.
Cezayir, 1967 yılında, coğrafi konumun uzaklığına aldırmayarak İsrail’e savaş ilan etmiş ve ABD’yle tüm bağlarını kopararak Sovyetler Birliği’ne yaklaşmıştı. İslamcı Köktendincilerin (FIS Partisi).
Orta Afrika
1950’lerden sonra Orta Afrika ya da “Kara Afrika”da bağımsızlık hareketleri yoğunluk kazandı. 1957 Martında İngiliz Altın Sahili Togo ile birleşerek Dr. Nkrumah’ın. Gana kurulduğu andan başlayarak dış politikasında anti emperyalist bir turum içine girdi. Bağımsız Afrika ülkelerinin ilk uluslararası konferansı 1958 yılında Akkra’da toplandı. 1966 yılında polis-ordu işbirliğiyle gerçekleştirilen darbe sonucunda Nkrumah iktidardan düştürüldü.
Fransız Ginesi yeni kurulan Fransız Birliği’ne katılmayı reddederek 1958 yılında bağımsızlığını ilan etti.
“Afrika yılı” olarak nitelendirilen 1960’ta yenden örgütlenen Fransız Birliği içinde 12 Afrika ülkesinin ve “Malagaş Cumhuriyeti” adıyla Madagaskar’ın bağımsızlığı tanındı.
İngiliz sömürgesi olan Nijerya, 1960 yılında bağımsız oldu ve 1963’te Federal Cumhuriyet biçimini aldı. 20 kadar etnik guruba bölünmüştür. Nijerya’da siyasal iktidarın yerleşmesini engellemiştir. 15 Afrika ülkesiyle Batı Afrika Ekonomik Topluluğu’nu kuran Nijerya’nın ekonomisi büyük çölçüde petrole dayanmaktadır.
Eskinen Kuzey Rodezya olan Zambia, 1964 yılında İngiliz Ulusal Topluluğu içinde bağımsız oldu. Ancak Güney Rodezya’nın beyaz hükümeti 1965’te İngiltere’den bağımsızlığını ilan edince, Zambia ile Rodezya arasıdaki ilişkiler bozulmuş. 1978’de Uganda’nın Tanzanya’ya saldırması önemli bir çatışmaya yol açtı. Savaşı kazanan Tanzanya İdi Amin’in devrilmesinden sonra 1981 yılında Uganda’da birliklerini geri çekti.
Güney Rodezya’da 11 Kasım 1965’te Başbakan Ian Smith İngiltere’den tek yanlı bağımsızlık ilan etti. Afrikalı halkı çok az bir beyaz azınlığın yönetimi altına girmiş oldu. BM Rodezya’ya petrol ambargosu da dahil olmak üzere ekonomik tedbirler uygulamaya başladı. Zimbabwe 18 Nisan 1980’de bağımsızlığını kazandı.
Eski İngiliz Somalisi ile İtalyan Somalisi 1960 yılında birleşerek Somali Cumhuriyeti’ni kurdular.
İngiliz sömürgesi olan Uganda 1962 yılında bağımsız oldu.
Güney Afrika
Ümit Burnu Hollandalıların kitle haline yerleşimine sahne olmuş, ve bölge 1806 yılında İngiltere’nin eline geçmişti. İngiliz yönetimi ile Hollandalılar arasıda 1899 yılında başlayan “Boer Savaşı”, 1902 tarihinde İngiltere’nin zaferiyle bitmişse de bu Güney Afrika Biriliğini kurmuş, 31 Mayıs 1961’de Güney Afrika Cumhuriyeti adını alarak İngiliz Uluslar Topluluğundan çekilmiştir.
Çeşitli ırkların birbirinden ayrı gelişmesi ve kalkınması anlamına gelen “apartheid” politikası resmi hale getirildi.
Nambiya Güney Afrika Cumhuriyetinin işgali altında bulunduğu sürece ülkenin zengin elmas, uranyum ve kükürt kaynakları acımasızca sömürüldü.
1970 Sonrası Afrika
Genel Olarak
Dünyanın en fakir 25 ülkesinden 18’i Afrika’da bulunmaktadır.
1960’larda hızla gerçekleşen siyasal bağımsızlık, ekonomik bağımlılığı kıramadı.
Angola
Küba birlikleri, MPLA’nın yanında yer alınca bu örgüt 1976 Şubatında Angola’nın bağımsızlığını ilan etti ve hükümeti de kurdu.
İç savaşta merkezi hükümet Sovyetler ve Doğu Avrupa ülkeleriyle Angola’da asker bulunduran Küba, UNITA da ABD ve Güney Afrika Cumhuriyeti tarafından açıkça desteklenmekteydi. 1987 yılında UNITA etkili saldırılarda bulunmaya, ABD’nin UNITA’ya sağladığı askeri ve ekonomik desteğin payı büyüktü.
Somali’yi destekleyen Sovyetler Birliği tarafından değiştirilip Etiyopya’nın tarafını tutunca, bölgeye gelen Kübalı askerlerin de yardımıyla Etiyopya duruma hakim oldu.
Eritre 1993 mayısında bağımsızlığını ilan etti.
Batı Sahra
İspanya’nın Afrika’daki sömürgesi olan İspanyol Sahrası’nda komşu ülkeler olan Fas, Moritanya ve Cezayir kurma mücadelesi vermekteydiler.
Güney Afrika ve Nambiya
1990’da hükümet Afrika Ulusal Kongresi üzerindeki yasağı kaldırınca, 27 yıldır hapiste bulunan siyah ulusçu önder Nelson Mandela 11 şubatta serbest bırakıldı. Çok ırklı koruyucu meclis seçildi ve Nelson Mandela başkan oldu. Böylece yeryüzünün son resmi ırkçı düzeni ortadan kalktı.
Somali
1992 temmuzunda BM Genel Sekreteri Somali’yi “hükümetsiz bir ülke” ilan etti 1993 mayısında BM Somali Birliği fazla bir direnme ile karşılaşılmadan ülkeye yerleşti. General Mohammad Farah Aidid, bir mücadeleye girişti.
Ortadoğu
Mızır
İkinci Dünya Savaşı’na kadar ülkede birbirleriyle savaşan üç ayrı güç görmekteyiz: tam bağımsızlık için mücadele veren Valf Partisi, Saray ve İngiliz etkisi.
1952 yılının temmuz ayında Mısır’da asker bir darbe yapıldı. Nasır öce krallığı sonra da Vaft Partisini kaldırdı ve İngiliz etkisini tümüyle silmeye başladı.
İngiltere’nin istediği, Hindistan’da olduğu gibi Mısır’ı da ikiye bölmekti. Millet Partisi olmak üzere iki parti bulunuyordu. Yapılan plebisitte Birlik Partisi’nin görüşü kazanınca, Sudan’ın Mısır’la birleşeceği sanıldı, ama Birlik Partisi programını değiştirerek bağımsız bir Sudan’da karar kıldı.
Nil suları.
Rejimin meşrutiyetini önceleri toprak reformu ve Asuan baraj projesi gibi iç politika sorunlarıyla sağlamaya çalıştı. Nasır’a Arap dünyasında ve bu arada Mısır’da büyüklüğünü sağlayan, Arap milliyetçiliğine katkısı Filistin sorununa sarsılmaz bağlılığıdır.
6 Ekim 1981 de başkan Enver edat, aşırı İslamcı guruplar tarafından öldürüldü, yerine bu güne kadar Mısır kaderini elinde tutacak olan Hüsnü Mübarek geçti
26 Mart 1979’da Mısır ve İsrail Barış Antlaşmasını imzalayarak otuz yıllık savaşı sona erdirdiler ve diplomatik ilişkiler kurudular.
Irak
Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra İngiltere’nin “manda” yönetimi altına giren Irak’ta, yabancı yönetimlere karşı direnme başlayınca, İngiltere bu rejimi kaldırdı ve 1932 yılında, bir yandan Irak!a bağımsızlık verilirken, öte yandan bir ittifak anlaşmasıyla kendine bağladı. İngiliz-Irak ilişkileri gerginleşti. Bu gerginlik Nuri Sait Paşa döneminde ortadan kalktı ve Bağdat Paktı’nın kurulmasından sonra 1955 Nisanında iki ülke ilişkilerini düzenleyen bir anlaşma yapıldı.
Kasım Irak’ın bağımsız kalmasını, Arif ise Mısır’la bir federasyon kurulmasını istiyordu. Molla Barzani önderliğinde Kürt ayaklanması çıktı. Kasım, 1963 yılında bir ayaklanma sonucu iktidardan düşürüldü. Satt-ül Arap bölgesinde deniz ve su üstü taşımacılığı konularında İran’la anlaşmazlığa düşen Irak, 1975 bu ülkeyle yaptığı bir anlaşmayla İran’ın isteklerini kabul etti. İran-Irak savaşının temelini oluşturacaktır.
1968 yılında tam anlamıyla kurulan Baas rejiminin, daha önceki dönemlere göre alışılmadık uzun ömrüdür.
Suriye
İkinci Dünya Savaşı’ndan 1971’de hafız Esad İktidarı ele geçirene kadar Suriye politikasının en belirgin özelliği istikrarsızlıktır.
Bu istikrarsızlığın önemli bir nedeni dış müdahalelerdir. Fransa ise “böl ve yönet” politikası izledi. Suriye’yi beş ayrı yönetimsel bölüme ayırdı. ABD, özellikle 1950’lerdeki müdahaleleriyle sivil hükümetlerin istikrarını bozdu.
Suriye politikasının istikrarsızlığının bir başka nedeni de nüfusun ancak % 15 ‘ini oluşturan ve Şiiliğin bir kolu olan Alevilerin, Suriye politikası ve silahlı kuvvetlerindeki büyük ve üstün egemenliğidir.
1971’de sağa doğru bir dönüş görünmüşse de, Suriye temelde sosyalist eğilimli bir ülke olmaktan çıkmamıştır. Hükümet, dağılana kadar Sovyet yardımına bağımlı ve merkezi bir biçimde planlanan ekonomik politikaya bağlılığını sürdürmüştür.
Dış politikada Esad’ın tuttuğu yol. Arap devletlerinin çoğunluğuyla iyi ilişkiler kurma yoluna gidilmiştir. Sonunda yenilmiş olmalarına rağmen, 1973 yılında Golan tepelerinde yaptıkları sürpriz saldırı, Suriye ordusunun kendine güvenini arttırmıştır. Arap komşularına karşı tedbirli bir dış politika.
