Devlet, Sistem ve Kimlik (Derleyen: Atilla ERALP)
Yönetim Sorunu: Gelenekselcilik-Davranışsalcılık Tartışması
Oktay F. TANRISEVER
Epistemolojik. (-clasical appoach vs scientific approach)
Soğuk savaş yıllarında Uluslararası ilişkiler ideolojik kamplaşmalar çerçevesinde, bilimin ideolojinin yerine geçtiğini dile (The Eng of Ideology)… endüstri-ötesi toplumların.
Uluslararası işlişkiler’i siyaset kuramından bağımsız bir alan olarak görmedikleri. (Avrupa’dan Amerika’ya göç eden eski kuşak Uluslararası İlişkiler düşünürlerinden en önemlilerinden birisi gelenekselcilik-davranışsalcılık tartışmasında taraf olmuş olan hans I. Morgenthau’dur. Almanya’da Frankfurt Okulu’nda yetişmiş olan bu düşünür Yahudilere karşı girişilen saldırılar sonucunda çalışmalarına ABD’de devam etmek zorunda kalmıştır. Morgenthau’nun düşünce yaşamında ortaya çıkan Avrupa ve Amerika gelenekleri arasında gerilim için bkz. G.Russell, Hans J. Morgenthau and the Etnics of American Statecraft (BatonRouge: Lousiana State Unuverstiy Pres, 1990)
Uluslararası İlişkilerde Davranışsalcı Devrim
Bilimsel yaklaşım olarak, davranışsalcılık ilk önce koloji alanında tasarlanmıştır.
(Uluslararası hukuk ve tarih yaklaşımlarının etkisinde kalması, hata inceleme konusu olan ululararası ilişkilerin ne olduğuna dair bir uzlaşmanın olmayışının etkisi büyüktür.)
Davranışsalcılığın Uluslararası İlişkiler disiplinine uyarlanmasında etkili olan ve genç kuşak araştırmacılar tarafından ileri sürülen başlıca gerekçeleri şu şekilde sıralanmıştır. Öncelikle, geleneksel yöntemlerle çalışan araştırmacılar sorunlarını tanımlasalar bile, sistematik olarak nasıl inceleneceğini ortaya koyamıyorlardı. İkinci olarak, geleneksel çalışmalar güçler dengesi yaklaşımının hakim olduğu 19. yy.daki doğrudan sömürgecilik döneminin uluslar arası sistemi ve değerleri veri alınarak gerçekleştirildiğinden, II. Dünya Savaşı sonunda ABD önderliğinde yeniden kurulan dünya düzeni açıklayabilecek kuramların geliştirilebilmesinde işe yarayabilecek bir kuramsal çerçeve sunmuyorlardı. Üçüncü olarak, uluslararası ilişkiler kuramındaki yetersizlikler devletlerin karar alıcılarının sorunlarını tanımlarken, kuramları göz ardı etmeye ve daha çok pragmatik tavırlar sergilemeye yönelmiştir. Bu ise, kurumsal gelişmenin önünü tıkamıştır. Dördüncü olarak, uluslararası ilişkiler literatürü insan doğası gibi uluslararası ilişkilerde ilgisi olmayan, bu alandaki geçerliliği sınanmamış ve dolayısıyla veri alınmış varsayımlarla doldurulmuştu. Bu varsayımların gerçekliklerinin sınanması disiplinin daha güvenilir varsayımlarla çalışabilmesine olanak sağlayabilecekti. Beşinci olarak, güvenlik, entegrasyon ve iktidar gibi yaygın olarak kullanılan kavramların değişik araştırmacılar, hatta aynı araştırmacılar tarafından farklı tutarsız bir şekilde kullanılmış olması disiplin-içi iletişimi oldukça zorlaştırmıştır. Altıncı olarak, terminolojinin kullanışında yaygın bir uzlaşma olmayışı, uluslararası ilişkiler literatüründe ciddi bir bilgi birikiminin oluşmasını zorlaştırmıştır. Sonuç olarak, diğer disiplinlerde yaygın olarak kullanılmaya başlanan nicel yöntemlerin ve kurumsal çerçevelerin kuram oluşturmada evrim niteliğinde sonuçlara yol açacağı düşüncesi yaygınlaşmıştı.
Davranışsalcı okulun yükselişinde Thomas Kuhn’un 1962’de yayınladığı The Structure of Soentific Revolutions. Kuhn’un işaret ettiği doğa bilimlerindeki kalıplara benzer bir şeklide gelişebilir. Uluslararası ilişkilerde pragmatik bir devrim gerçekleştirirse,, doğru kurumsal yöntemlerin ortaya konmasıyla disiplinin daha bilimsel getirilmesi olanaklı olabilecekti.
Paradigmalar olguların ne olduğunu belli değil, onları nasıl görmemiz gerektiğini söyler.
Davranışsalcı Uluslararası İlişkiler yaklaşımının, sistem kuramının geliştirilmesinde çok önemli rolü olmuştur. Sistem “devletler, bloklar ve uluslararası örgütler arasındaki ilişkilerin ve tekrarlanabilir davranışların bir sonucu”. Kaplan’a göre başlıca uluslararası sistem türleri; güçler dengesi sistemi, gevşek iki kutuplu sistem, sıkı iki kutuplu sistemi evrensel sistem, yönlendirici olan ve olmayan formlarıyla hiyerarşik sistem ve veto sistemi.
Nicel tekniklerin kullanımı yoluyla Uluslar Arası ilişkiler kuramı ideolojik, öznel ve tarihsel önermelerden çok bilimsel, nesnel, ve evrensel önermelere dayanacaktı.
Tarih-dışı tavır takınarak, kültürler arası bir boyut taşıyan Uluslararası İlişkiler’in sadece Batı yada Avrupa merkezci bir tarih ve toplum anlayışı ile kavranmaya çalışılması davranışsalcılığın en temel ilkesi olan evrensellikle ters düşmekteydi.
Realizmin devleti üniter, homojen ve rasyonel aktör olarak değerlendirerek devlet-,ç, alanı dışlaması ve sonuç olarak, devletleri sadece devletler arasında varolan hiyerarşik yapı içindeki tutumlarıyla değerlendirmesi önemli bir sorun yaratmıştır. Realizmin rasyonel aktör. Devletlerin davranışlarını anlamak için karar alıcıların kararları nasıl aldıklarına bakılmalıydı.
Eleştirilerden biri de realizmin, özellikle “güç”, “güç dengesi” ve “ulusal çıkar” gibi temel kavramları tanımlama biçimin çok muallak olmasıdır.
Uluslararası İlişkilerde Gelenekselci Yaklaşımlar
Davranışsalcı okulun uluslararası ilişkilerin doğa bilimlerinde geçerli yöntemlerle araştırılmasının gerektiği savı, geleneksel araştırmacılar arasında ciddi bir tepki uyandırmıştır.
Ulusal ve uluslararası siyasal dünya biricik, koşullara bağlı olan, öngörülemeyen ve kontrol edilemeyen bir dünya olduğundan kuramsal olarak anlaşılmaya yatkın değildir.
Davranışsalcı yaklaşıma göre kuram, olguların nedenlerine ilişkin açıklamalar bütünü olduğundan, kaçınılmaz olarak tümdengelimci yöntemi içinde barındırıyordu. Uluslararası ilişkiler kuramı, devletler arasındaki siyasal ilişkiler hakkında ileri sürülen ve kendi içinde tutarlı genel savlar bütünü olarak anlaşılmalıdır.
Gelenekselci araştırmacılara göre, uluslararası ilişkiler bilimi genellemelerinden çok özgürlüklerin ve biricik durumların ortaya çıkarılmasını amaçlamalıdır. Bu amacın, diplomatik ve tarihsel örnek olaylar çalışılmasının önemi.
Gelenekselci, düşünürler, yorumsamacı yöntemlerin uluslararası ilişkilerin yeni bir toplumsal disiplin olarak geliştirilmesinde vazgeçilmez bir yeri olduğunu dile getirmişlerdir.
Davranışsalcı ekolün uluslararası ilişkiler disiplinine bilgi birikiminin gelişmesinin önünde en büyük engel olarak gördüğü normalif yaklaşım, gelenekselci araştırmacılar tarafından uluslararası ilişkileri anlamaya aday tüm kurumların içermesi gereken bir yaklaşım olarak görülmüştür.
Kuramcılığının pratiğe yönelişinin nedeni, uluslararası ilişkileri içinden anlamaktır.
Gelenekselci uluslararası ilişkiler’in özünden çok yönetme, öznel yargılardan çok nesnel gerçeklere vurgu yapan davranışsalcıların, aslında tutucu bir bilim anlayışını sergilediklerini savunmuşlardır.
Uzlaşmaya Doğru
Her iki yaklaşımda pozitivist olarak kavradığı aynı gerçeklik anlayışını açıklamayı amaç edinmişlerdir.
Araştırma teknikleri üzerindeki tartışma, disiplinin varoluşunu tehdit etmemeliydi.
-logic in use- -reconstructed logic- kullanımdaki mantık emprik incelemelerde araştırmacılarca kullanılan yöntemleri –teknikleri kapsarken, yeniden-kurulmuş mantık düşünürlerin geliştirdiği kullanımdaki mantığın diğer bir değişle araştırma tekniklerinin dayanması gereken ilkeleri gösterir.
Pozitivizmin başat karakterlerini kaybetmesi sonucunda, Uluslararası İlişkiler disiplininde nesnelliğin yerini öznelliğe bırakarak paradigma, perspektif ve yöntem konularında daha çoğulcu bir yaklaşımın ortaya çıkmaya başladığını belirtmiştir.
Vasquez. Davranışsalcı araştırmacının Realizmin şu temel varsayımlarına göre hareket ettiklerini:
Ulus-devletler: En önemli aktörlerdir.
Ulusal ve uluslararası politika arasında keskin bir farklılık vardır.
Uluslar arası ilişkiler güç ve barış için yapılan mücadeledir.
Tartışmanın Disiplinin Gelişimi Üzerindeki Etkileri
Davranışsalcılık realizmin varsayımlarından çok yöntemlerini sorgulamışsa da. Araştırmacılar benzer sorunları benzer kavramlarla inceledikçe, birbirlerini daha çok anlamakta ve disiplindeki kuramsal gelişmeye daha çok katkıda bulunabilmektedirler.
Davranışsalcı okulun disiplinin gelişimine katkıları şu üç başlık altında toplanabilir: birinci olarak ulus-devlet üstü ve ulus-devlet altında, yeni çözümleme düzeylerinin olanaklı, ikinci olarak disiplinin diğer disiplinlerle iletişime geçmesini, disiplin disiplinler arası bir kimlik kazanmıştır. Araştırma konularının tanımlanmasında daha seçici bir tavır sergilemeye başlamıştır.
Davranışsalcılığın felsefeyi dışlamasının, veri çözümlemesi yerine veri toplamayı ve analam yerine niceleştirmeyi vurgulamasının önemli katkılarının olduğunu savunmuştur.
Devlet davranışlarına ilişkin açıklamaların ya sistem (uluslararası sistem) ya da birim (ulus-devlet) düzeyinde olabileceğini. Çözümleme düzeyleri felsefi, kuramsal ve olgusal düzeyleri, çözümleme birimleri bireyler, gruplar ve her şeyi kapsayan aktör olarak insanlıktan oluşuyordu.
Sosyal bilimleri iki temel bilimsel gelenekten beslemektedir. Birincisi, 17. yy.da, diğeri ise 19. yy.da. birinci yaklaşımı açıklamak karakter, ikinci yaklaşımı anlamak karakterize etmektir.
Bu iki ana gelenek, uluslararası ilişkiler disiplinine Gelenekselcilik-davranışsalcılık tartışması olarak
((kantiyan biçimsel yorumlama teknikleri sıkı bir akılcılık anlayışına.)
uluslararası İlişkiler kuramının gelişebilmesi için başlıca şu önerileri geliştirmişleridir. Öncelikle etnik-merkeziyetçilik bırakılmalıdır. Daha çoğulcu yaklaşımlara bırakılması. İkinci olarak sıkı emperyalizmden vazgeçilmelidir.
( Frankfurt Okulu2nun önde gelen temsilcilerinden J.Habermas’ın bilginin, aklın araçsal, ilişkisel ve özgürleştirici formlarına ilişkin önerdiği kuramsal çevreden hareketle, davranışsalcılığı araçsal akla, gelenekselciliğin ise ilişkisel akla daha yatkın oldukları savunulabilir.
Üçüncü olarak, Siyasal realizmden, Bilimsel Realizme yönelmelidir.
Sonuç Yerine: Uluslararası İlişkiler Söylem(ler)inde Bilimsellik ve Kimlik
İdeolojiyi devletlerin karar alıcıları arasındaki bir iletişim biçimi olarak görerek “insanların kafalarındaki zihinsel karmaşayı basitleştirerek azaltan ve o ölçüde çarpıtan dünya görüşü”.
Etiketler: Atilla ERALP, Devlet Sistem ve Kimlik, Kitap Özetleri, Oktay F. TANRISEVER, Yönetim Sorunu





0 Yorum:
Yorum Gönder
<< Ana Sayfa