Türkiye'nin Dış Politikası - Oral SANDER (3)
Avrupa’daki Hızlı Gelişmeler Açısından Türk Dış Politikası
GİRİŞ
Türkiye’nin dış politikasının iki temel amacı vardı: Avrupa uluslar topluluğunun bir üyesi olmak; Ortadoğu bölgesinde statükoyu ve istikrarı korumak.
1923-1945 DÖNEMİNDE TÜRK DIŞ POLİTİKASI
“Batı” ile ilişkilerin geliştirilmesi süreci.
Nedenleri: Avrupa benzer amaçları, dış ekonomik yardım ve yatırım aramaya, parçalanma tehlikesi altında kalmanın bir güvencesi.
SOĞUK SAVAŞ YILLARINA TÜRK DIŞ POLİTİKASI
Batı ile yakın işbirliği, amaçları: Sovyet tehlikesi; ekonomik kalkınmasını, gerekli dış yardımı sağlama; batılılaşma, modernleşme isteği.
Soğuk savaş Döneminde Avrupa ülkelerinin Türkiye’nin “askeri karakol”. Türkiye “ulusal çıkar” kavramını, ABD’ninkiyle özdeşleştirdi.
1980’LERİN GELİŞMELERİ VE TÜRKİYE
ABD bağlantısının Avrupa ile bütünleşme amacına hizmet edecek biçimde düzenlenmesidir.
YENİ AVRUPA’DA TÜRKİYE’NİN YERİ
Atatürk’ün düşüncesine göre, Osmanlı devletinin çöküşünün önemli bir nedeni, Avrupa ile bağlarını koparmasıdır.
BALKAN İŞBİRLİĞİ
“Ortak Avrupa Evi’nin oluşturulmasında, Balkanlar’da anlamlı bir işbirliğine varılması tüm Avrupa ülkelerinin amacı olmalıdır.
Avrupa’nın geleceği açısından çok tehlikeli olan, dini-etnik temelde aşırı ulusçu akımların güçlenmesidir.
SONUÇ
Türkiye’nin bulunduğu kritik alt-sistemde dört ana kümeleme kalıbı: Doğu Avrupa ve Balkanlar Varşova Paktı ile Comecon; Balkanlar, KEİB; Ortadoğu, İslam ve özel olarak Arap birliği; Batı Avrupa ya da Avrupa.
I. Dünya Savaşı’ndan Sonra Türk-Yunan İlişkileri: 60 Yıllık Kısır Döngü
Türkiye’nin doğu sınırları Lozan Antlaşması ve onu takiben imzalanan İngiltere’yle Musul’a, Fransa’yla Hatay’a ilişkin antlaşmalarla güven altına alındı. Batı’daki statüko ise, 1936’da Boğazlarla ilgili Montreaux Sözleşmesi ve nihayet 1947’de imzalanan Paris Barış Antlaşmasının 12 Adalarla ilgili maddeleri ile altmış yıllık dönemde oluştu.
Ancak 1950’lerden sonra, iç ve dış baskıların ortaya kalkmasıyla Yunanistan geçmişteki Türk karşıtı politikasına döndü.
Türk-Bulgar İlişkileri
I
Bulgarlar ve diğer balkan halklarından çok farklı olmayan bir biçimde Türkler de, Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşüyle bağımsızlığına kavuşan uluslardan biri kabul edilebilir.
Bulgarisyan ile 1925’te bir dostluk anlaşması imzalamasının.
Most ve Starr’ın gözlemlerine göre “çok sayıda ülkeyle sınırı olan bir ülke bu ülkenin en azından birkaçından gelebilecek saldırı ve tehdit tehlikesiyle karşı karşıyadır ve komşularına karşı güvensizlik duyar, çünkü kendisini olası rakiplere karşım korumak ve savunmak sorundadır. Farklı bileşim ve farklı yönelimleri olan çok sayıda ülke ile komşu olan ülkeler genellikle silahlanarak ya da müttefik edinerek güvensizliklerini azaltmaya çalışırlar. Türkiye, Sovyetler Birliği ile Dostluk ve Saldırmazlık Antlaşmaları (1921, 1925), Bulgaristan ile Dostluk Antlaşması (1925), Briand-Kellog Paktı (1928), Balkan Antantı (1934), doğu komşuları ile Sadabat Paktı (1937), İngiltere ile Akdeniz Paktı (1936), İngiltere ve Fransa ile dostluk, NATO (1952), Balkan Paktı (1953) ve İttifakı (1954) ve Bağdat Paktı (1955) gibi çeşitli iki taraflı ve çok taraflı güvenlik önlemlerine girerek ve oluşturarak bu konuda en aktif üye olmuştur.
II
Bulgaristan 1878’deki Berlin Antlaşması ile Osmanlı himayesi altında özerk bir prenslik haline geldi ve 1908’de de bağımsız oldu.
Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra Balkan ülkelerinde, dış sorunların temel kaynağı revizyonist Bulgaristan ve anti-revizyonist Balkan ülkeleri arasındaki çatışma iken, iç sorunlar Balkan ülkeleri içindeki güç mücadelesi ekonomik yetersizlikler ve faşist diktatörlük olarak özetlenebilir.
III
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Balkan ülkelerinin dördünde komünist rejimlerin kurulmasının, eski Slav karşıtlığı, en azından görünürde ortadan kalktı.
1950’de Yunanistan kuzey komşularının desteklediği bir iç savaşla karşı karşıya kaldı Sovyetler Birliği’nden baskı gören Yugoslavya ve Türkiye ile kurulacak bir ittifak, İkinci Dünya Savaşı’ndaki gibi bir saldırı durumunda Yunanistan’a güvenebilirdi. Bu çıkar, Yugoslavya, Yunanistan ve Türkiye arasında Nisan 1953’te bir balkan Paktı oluşturdu. Balkan Paktı’nın Ağustos 1954’te askeri bir ittifaka dönüştüğünü.
IV
Türk-Bulgar ilişkilerinin İkinci Dünya Savaşı’nın bitmesinden bu yana hem Doğu-Batı ilişkilerinin genel ikliminden, hem de Türk azınlığın asimilasyonu için kullanılan yöntemlerinden etkilendiği söylenebilir.
Bulgaristan’ın Türkiye’ye zorunlu göçle ilgili olarak verdiği notanın tarihi 10 Ağustos 1950’dir. Bu, Türkiye’nin Kore Savaşı’na birlik göndereceğini açıkladığı tarihtir. Bulgaristan hükümetinin bu tür bir baskı ile, Türk hükümetini, kararını değiştirmeye zorlamaya… Bulgaristan’da tarımın hızla makineleşmesi ve kollektivizasyon ile kırsal kesimdeki bası Türkler işlerini kaybetti. Bulgar hükümeti gelişme hedeflerini ve sınıfsız ve türdeş bir toplum oluşmasını engellediğini düşündüğü nüfustan kurtulmak istedi.
V
1957 Stoica Planı diğer Balkan ülkeleri tarafından daha iyi karşılanmış olsaydı ilişkiler daha da gelişebilirdi. Bu plan Batı’da Avrupa’nın kuzeyinden, kıtanın ortasından geçerek Akdeniz’e dek uzanan bölgeler boyunca tarafsız bir kuşak yaratmak isteyen Sovyet olanının bir parçası olarak görülür.
Yugoslav hükümeti bunu tüm Balkan ülkelerinin de katılması koşuluyla kabul ederken, Arnavutluk ve Bulgaristan hükümetleri Romanya’nın önerisini kabul etmiştir. Türk ve Yunan hükümetleri Romanya’nın önerisini kendilerini NATO’dan çıkarmaya yönelik bir girişim olarak görerek reddettiler.
Balkan Ve Karadeniz İşbirliği
“Eğer Avrupa’da bir savaş daha olacaksa,
bu Balkanlar’daki aptalca bir hata
yüzünden olacaktır”
Bismarck
GİRİŞ
“Balkanlar’ın dışından Balkanlar’ı yöneten, batıda Avrupa’yı, doğuda Rusya’yı tehdit edecek güçü sahiptir.”
NEDEN İŞBİRLİĞİ GİRİŞİMLERİ BAŞARISIZLIĞA UĞRADI?
İlk olarak Balkanlar her zaman Avrupa’nın büyük güçleri arasında bir çatışma alanı olmuştur.
İkinci olarak, bir arada görece küçük bir alan sıkışmış Balkan devletleri bir savunma işbirliği oluşturmayı ve aralarında karşılıklı anlayışlı sağlamayı becerememişler.
Üçüncü olarak, siyasette toplumsal katılımın olmaması nedeniyle balkan ülkeleri otokratik ve bazen faşist rejimlerce yönetildiler.
GÜNÜMÜZDEKİ ÇELİŞİK GELİŞMELER
Yumuşama ortamında dış aktörler doğrudan müdahaleye daha az hevesli gözükmekte ve Balkanlar’daki çatışmaya vekaleten karışmaya çok az istek duymaktadırlar.
İstikrarsızlığın temel kaynağı ve Balkanlar ve Doğu Avrupa’da işbirliği için caydırıcı gelişme dinsel ve etnik temellerde yükselen ulusçuluktur.
Hervel Feldman , Balkanlar’da Soğuk Savaş yıllarını “dondurucu”ya benzetiyor.
Ulusal duygunun, yoldan çıkmasını ve saldırgan bir hal almasını engelleyecek en iyi olanak ikici tarihsel adımın sağlanmasında yatmaktadır: Ortak Balkan anlayışına ulaşmak için bölgesel çapta ekonomik ve siyasi işbirliği yoluyla ekonomik ve siyasi gelişme ve siyasi olgunluk.
Etnik temizleme etnik homojenlik için ödenecek bir bedel olarak kabul edilirse, Tiran’dan Vladivostok’a değin hiçbir sınır güvenli olmayacaktır.
YENİ ÜMİTLER
Önceki Balkan işbirliği girişimleri bölgesel devletler kadar büyük güçlerin kısa erimli askeri çıkarlarına dayandığı için başarısız olmuştur ve bu nedenle bölgede askeri işbirliğinin ötesinde gelişmiş bir Balkan anlayışı yoktur.
Balkan işbirliği siyasi anlayış, ekonomik işbirliği ve kültürel değişim araçlarına yöneltilmeli ve yakın artbölgesi olan Karadeniz ve hatta Doğu Akdeniz’i kapsamalıdır.
BALKANLAR’DA TÜRKİYE’NİN ROLÜ VE KARADENİZ EKONOMİK İŞBİRLİĞİ
1922’de kurulan Karadeniz Ekonomik İşbirliği’dir. (KEİ)
KEİ sermaye, mal ve emeğin serbest dolaşımına yönelik aşamalı bir çaba için ilk adımdır. Ekonomik amaçları: Karadeniz sahili ve onun artbölgesini yeniden canlandırmak.
Siyasi amaçlar: Siyasi anlayış ve işbirliğini güçlendirmek; Avrupa’da bütünleşme sürecine üye ülkelerin etkin katılımını sağlamak.
Balkan bunalımının karmaşıklığı Türkiye’yi Balkanlar’da daha etkin, bağımsız ve dengeli bir dış politika izlemeye zorlamaktadır.
Türkiye ve Ortadoğu
BELİRLEYİCİ UNSURLAR
Uygun Olmayan Bir Şekilde “Ortadoğu” Olarak Adlandırılan Bölge
“Ortadoğu” Avrupa-merkezli bir terimdir. İlk kez İkinci Dünya Savaşı’nda, Mısır’daki askeri birliklerini “Ortadoğu Komutanlığı” olarak adlandıran İngilizler tarafından kullanılmıştır. Ortadoğu, Kuzey Afrika, Akdeniz, ve Körfez alt-bölgesine ait ülkelerden oluşur. İslam Araplar ortak paydalar olarak kabul edilebilir.
İki birleştirici unsur karşısında, Türklerin değişik ırksal özellikleri ve laik devlet yapısı, Türkiye’nin bölgedeki yeri ve bölgesine ilişkin olarak belirsizlikler yaratmaktadır.
TÜRK ULUSAL KİMLİĞİ
Türkiye üç temel bağlantının sentezi olarak; Asyalı, Ortadoğulu ve Avrupalı.
YAVAŞ AYRILMA SÜRECİ
Jön Türklerin milliyetçi siyasetlerinin “savunmacı Arap milliyetçiliği”ni kışkırttığını.
ULUSLARARASI SİSTEMDE FARKLILAŞAN TUTUMLAR
Türk-Arap ilişkilerinde keskin bir değişimin gözlendiği 1948 yılına kadar Türkiye’nin Arap yanlısı politikası devam etti. Türkiye İsrail’i tanıyan ilk Müslüman ülke oldu. Türkiye Arap ülkelerinin çoğunda “emperyalist Batı’nın tezgahı” olarak görülen Bağdat Paktı’nın oluşturulmasında başı çeken devlet oldu.
SOVYET BASKISI
Türkiye’nin Batı ile ittifakı onu Arapların gözünde “düşman kamp”a yerleştirdi. Arap ülkeleri, kısmen Türk “tampon”u sayesinde Sovyet bloku ile yakın bağlar hatta ittifaklar oluşturma imkanına sahip olmuşlardır.
Türkiye’nin de güneydeki Arap “tamponu” sayesinde İsrail ile bağlantı kurmak şansını kullandığı iddia edilebilir.
ÇOK PARTİLİ PARLAMENTER DEMOKRASİ
Türkiye’nin NATO’ya üye olma kararının güvenlik endişelerinden olduğu kadar ekonomik nedenlerden de kaynaklandığı.
İLİŞKİLERİN NORMALLEŞMESİ (1964-1974)
DIŞ NEDENLER
Türkiye’nin güney komşuları ile arasındaki ilişkileri onarmasına yol açan en önemli ve bazı yazarlara göre tek dış gelişme 1963’ün sonlarına doğru ortaya çıkan Kıbrıs bunalımı ve bunu izleyen 17 Aralık 1965 tarihli B.M. Genel Kurulu kararıdır.
Haziran 1964 tarihli ünlü Johnson mektubu Türk hükümetine daha dengeli bir dış politikanın bir zorunluluk.
UYGULAMA
1967 Arap-İsrail Savaşı’nda, Türk Hükümeti Birleşik Devletler’e İsrail’e yardım etmesi için Türk usullerini kullandırmayacağını bildirdi. Türkiye, ikili 1969’da Rabat’ta yapılan ve dışişleri bakanı tarafından temsil edildiği İslam Konferansları’na katılmaya başladı.
YENİ DİNAMİZM (1973’den bugüne)
Türk-Arap ilişkilerinde canlılığın başlamasının temel nedeni ekonomik unsurlardır.
Bölgesel Gelişmeler Çerçevesinde Türkiye ve NATO
GİRİŞ
Kuzey/Güney bölünmesinin de Türkiye bu iki yarım kürenin de temek özelliklerini taşımaktadır ve etkisinin altındadır.
BİR “KÖPRÜ” OLARAK BALKANLAR
Türkiye’nin en önde gelen dış politika önceliği hala Balkanlar yoluyla Avrupa’dır.
SONUÇ
NATO söz konusu olduğunda Türkiye’nin şu şu noktalarda istekli olduğu görülmektedir.: İttifak birliği.
Türkiye ve Türk Dünyası
BİR MODEL OLARAK TÜRKİYE
Türkiye’nin OATKÜ’ndeki nüfuzunun başlıca rakibi, komünizm ve Rus emperyalizmine karşı kendi kimliğini belirlemenin bir aracı olarak büyüdüğü görülen dinsel duyguyla oynayan İran’dır.
KARADENİZ EKONOMİK İŞBİRLİĞİ’NİN ÖNEMLİ ROLÜ
Türkiye’nin eski Sovyetler Birliği’ndeki radikal İslam’ı özendirmesi olası olmamakla birlikte, Pantürkist düşüncenin gelişimi üzerindeki etkisi Moskova bakımından büyük önem taşımaktadır.
Etiketler: İmge Kitapevi, Kitap Özetleri, Oral SANDER, Türkiye’nin Dış Politikası





2 Yorum:
Rusya Abd tost ekmeği bizde arada eriyen kaşar eskimi yenimi bilmem...
eskilerden bi, Baykal kaldı diğerleri yeni gibi :)
Yorum Gönder
<< Ana Sayfa