Tolga Yıldız Kameraarkası.org yazısı...
Bir film çektik, diye başlamak saçma ama öyle başladık. Kız kardeşim,
sevgilim ve zavallı ben İzmir'in Aliağa'sında bir karanlık film
çektik.
FESTİVALLER
Öncelikle üç beş festivalden olumsuz yanıtlar aldığımızı
belirtmeliyim. Ama Berlin 2007 Uluslararası Film Festivali, ilerisi
için bizi yüreklendirici bir e-postayla filmimizi seçmediklerini
yazdılar. Keşke aynı özveri ve incelik Türkiye'de de olsa diye
düşündük ister istemez. Hala yanıt beklediğimiz festivaller var. Ama
pek umudumuz kalmadı.
NEDEN FESTİVALLER?
Bu filmi perdede izlemek istiyoruz o kadar. Kusurumuza bakılmasın, ne olur.
NİDYA'NIN İZLENİLEBİLİRLİĞİ HAKKINDA
Evet, iddialı ve ayıp bir film Nidya. Çok şey geveliyor ama hiçbir şey
de anlatamıyor. Ben kekeme diyorum bu film için. Doğru. Ne yazık ki
kısa filmi "kısa film camiasına" izletmek daha bir "kasıntı" durum
yaratıyor. Zaten buraların işi olmadığı belli bir kırık işi buralarda
birilerine göstermeye çalışmak iyice "kastı" birilerini... olsa gerek?
Çünkü küfür dolu sözümona yorumlar geldi. Filmin oyunculukları ve
senaryosuna çok düzeyli eleştiriler getirenler oldu ama "iğrenç",
"fantezi yapmışsınız", "üniversitenin yüz karaları" ve şimdi buna
benzer ifadelerini yazmamayı seçtiğim onlarca e-ileti aldık. Hepsini
yarımyamalak okuyup sildim. Ne yapayım?
YouTube ve KISA FİLM SİTELERİ
Büyüklerden gördüğümüz budur sanıyorum: Lobileşelim. Aslında
örgütlenmek sinema gibi ortak emek isteyen alanlarda mutlaka belli bir
gücü de beraberinde getirir, kabul ediyorum. Ama gene Türkiye'den
yayın yapan kısa film sitelerinde tuhaf yasaklar var. Sanki "bu iş
bizden sorulur" havaları?
Ben teknik anlamda birçok soruna bu sitelerin forum sayfalarından
yanıt buldum. Bu iş o kadar kolay olmadı fakat. Bin bir güçlükle forum
ziyaretçilerinin sanal dillerini çözmeye çalıştım. Hatta "sanat,
düşünce, yaratıcılık" gibi konularda neredeyse hiçbir fikir
yazıl(a)madığını üzülerek gördüm bu sayfalarda. Yazmaya çalışanlar da
klişelerden öte bir şey demiyordu. Şanssızlık. (Nidya için bile
alakası olmadığı halde klasik anlamda "varoluşçu" dendi, güldüm.)
Ha, gene de bazı siteler çok düzeyli ve işe yarar biçimde çalışıyor.
www.kameraarkasi.org, www.kisafilm.com gibi. Ki bu sitelerin yayın
anlayışı diğerlerinden "biraz" farklı.
Böyle bir sanal ortamda YouTube'da istediğimiz gibi filmimizi
yayınlatmayı seçtik. Araya izleyiciden ve bizden başka onay masası
koyup eğilip bükülmedik. Şimdi yaklaşık bir ayda 1500'ü aşkın
izleyiciye ulaştı Nidya. Bu rakam bizi hala şaşırtıyor.
TÜRKİYE'DE SİNEMA
Buralarda sanat hep önyargılıdır ve önyargılara maruz kalır. Öyle
düşünüyorum. Sanat şirinlik, büyücülük, ustalara yalakalık değildir.
Bu "durumdan vazife çıkarma işini" sanat dediğimiz şey tarihin değişik
evrelerinde denemiştir ve duygulu, komik ve heyecanlı olmuştur gereği
kadar. Artık kendisine dönük eleştiri oklarını fırlatması, sanatı
sanatın sorgula(t)ması ve bu işin bir tür "peygamberlik arzusu,
firavun kıskançlığı, gençlik hevesi" olmadığı fikri dünyaca
tartışılıyor. (Sanat sanat için midir, sanat toplum için midir? Sorusu
bana çok geldi Nidya'dan sonra. Yahu merak ediyorum, sanat nedir ki
toplumun neresine koysak diye tartışılır?) Neden "film görüşü, roman
ahlakı, edebiyat tadı, resim paradigması" falan gibi modası tükenmiş,
tüketilmiş kısırdöngüler içinde "kendimizi tatmin" lazım gelir,
anlamıyorum. Gene çok mu iddialı konuşuyorum ama artık bu işin
kalıplarını kırma lütfunu göstermemiz gerekiyor. Bu yüzden sanıyorum
Türkiye'de binlerce (kısa film denilen de dahil, kısasını uzununu
tartışmak işgüzarlık olur) yönetmen var ama çok az (birkaç adet)
sinema filmi tarihe geçebiliyor. Uzak hangi damara basıyor? Duvara
Karşı nereli? Biz bu filmlerde hangi kameranın hangi filtreyle
kullanıldığını konuşursak bu konuları Cannes'a, Berlin'e havale etmiş
oluruz. Birileri de bize bu filmleri "sunarlar". Yanıbaşımızdakini
yani! İran Sineması adım adım ortadoğunun yeraltı tarihini nasıl
yazıyor, bir bakınız. İktidarların kanlı tarihinden sıkılanlar için
alternatif değil bu, asıl tarih yazımı modernizmle deşifre olduğundan
beri insanlık kendi tarih masalını kendi uydurmaya çalışıyor, bu
filmler onun için. Hiç de "aksiyon" düşünülmüyor mesela bu fimlerde.
Bir film bir arabanın içinde başlayıp orada bitiyor. İzliyoruz. Ya da
atları, Kürt çocuklarını...
NE ÇEKECEĞİZ?
Çektiğimiz tüm bu dertlerin yanında, bir de bir üçlemeye
hazırlanıyoruz bu günlerrde. Nietzsche'nın Anlamak'ını çekeceğiz.
"Anlamak; tiksinmek, gülmek ve acımaktır."
TİKSİNMEK'le umarım tekrar buluşuruz.
Sürç-i lisan ettiysem...
--
TOLGA YILDIZ
http://www.kameraarkasi.org/kisafilm/t/tolgayildiz.html
http://www.youtube.com/nergissos



0 Yorum:
Yorum Gönder
<< Ana Sayfa