2010
02.08

Bu gün biraz baştan başlayalım… Tabi zamanı geri alarak yada geri giderek değil. İleri sıçrama yaparak. Gerçi bu da biraz geleceği kirletmek olur ya, zihinsel olarak geri kalmışlıkla geleceğe gitmek. Ya da soyutlayalım bu gün…

The Knife – Pass this On

2010
02.07

3 hk.

sürekli birşeylerin eksikliğini hissediyorum. hayatımda bir düzen yok, sürekli başkalarının direktifleri ile düzenlenmeme sebebiyet veriyorum. bunun sebebi kendimi idare yada ifade edememem olabilir. bu insan ilişkilerinde kolaya kaçmak mıdır?

bir süredir allak bullağım. bunun sebebini bile bilmiyorum. ancak içimden bir ses radikal kararlar almam gerektiğini söylüyor. peki bu kararlar ne? hangi cesaretle yapılacak yada… yıllardır düşündüğüm bir hikaye aslında…

insan yarattığı karakterlere mi aşık olur, yoksa yarattıkları zaten aşkları mıdır? tamamen kelime oyunlarından ibaret. ancak aynı hikaye için diğer bir cümle yankılanıyor kulaklarımda… “üzüldüğünü görmek, seni öldürmekten daha acı yada seni terk etmek öldürmekten daha zor… nasıl melankolik bir hikayedir daha yazılmadan kemiren…

her şey farklı. beklentilerin dışında gelişmesi her şeyi körükleyen… zaten yıllar önce başkaları için yaşamayı seçmişken bu yakarışların hepsi boş… şimdi ise hayat kaynaklarından ayrı yaşamaya çalışmak. büyük bir baskıyla…

yada şöyle düşünelim… başkaları için hayatta kaldın… şimdi de başkaları için yaşa…

2010
02.06

bir kez daha hiç bir şey beklediğim gibi değildi.
susmak, kaçmak ya da adı herneyse…
sadece bildiğim
bir tasma boynumda.

hadi beni gezdirin…

2010
02.04

24) SOĞUK SAVAŞ YILLARINDA KIBRIS SORUNU, BAĞLANTISIZLAR VE

       BM GENEL KURULU’NDAKİ OYLAMALAR/KARARLAR

                                                                                                Faruk SÖNMEZOĞLU

1) Analitik Öğeler

Oy bloku bu ülkelerin hemen her türlü konuya ilişkin olarak grup kararı almaları… Bu tanımın dışında kalan tüm birliktelikler ise birer oy gurubu oluşturmaktadır. Oy gruplarını; tartışma grupları, coğrafi dağılım grupları, bölgesel gruplar, ortak çıkar grupları ve geçici gruplar olarak sınıflandırmak mümkündür.

Bağlantısızlar oy grubu üyelerinin yaklaşık %90’ının Asya-Afrika ülkelerinden oluşması, gruba coğrafi bir ortak payda sağlamaktadır. Bağlantısız ülkeler grubu Birleşmiş Milletler içinde ve dışında yaptığı çeşitli düzeylerdeki toplantılarla tipik bir tartışma grubu niteliği göstermekte.

“Beş ülke, beş lider”. Nehru’nun Hindistan’ı, Nasır’ın Mısır’ı, Tito’nun Yugoslavya’sı, Nikrumah’ın Gana’sı ve Sukarno’nun Endonezya’sı.

2) Taraflar, Bağlantısızlar, Sorunlar ve Birleşmiş Milletler Genel

    Kurulu’ndaki Oylamalar : 1947-1965

a) Orta Doğu’ya İlişkin Sorunlar

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda bir oy grubu oluşturma bakımından “Arap ülkeleri”nin “Orta Doğu’nun Müslüman ülkeleri”nden daha iyi bir örnek olduğu söylenebilir.

1945 yılının Mart ayında Kahire’de kurulmuş olan Arap Birliği (…) bir grup olarak tümünü ilgilendirmek açısından bir ortak payda teşkil eden iki temel dış etken ile açıklayabiliriz. İsrail olgusu ve Batılı güçlerle aralarında olan benzer sorunlar.

Arap ülkeleri arasında bağlantısızlık akımının bu derece yaygınlaşmasında Nasır’ın liderliğindeki Mısır’ın büyük önemi vardır.

(2) Süveyş Krizine İlişkin Sorunlar

II. Dünya Savaşı sonrasından beri özellikle kanal bölgesindeki üsler meselesinden dolayı İngiltere ile Mısır arasındaki ilişkiler giderek kötüleşmekteydi. Nasır 26 Temmuz 1956’da kanalı millileştirdiğini ilan etmiştir. Yunanistan bu dönemde oldukça esnek bir politika izlemekte, Kıbrıs sorununa ilişkin tezlerine uluslararası alanda destek sağlamak amacıyla, özellikle Yugoslavya ve Mısır ile yakın ilişkiler kurmakta, bir çok alanda İngiltere’ye karşı bir tutum takınmaktaydı. Mısır’da 80.000 civarında varlıklı bir Yunan azınlığı bulunması…

Eylül 1956 İkinci Londra Konferansı, Süveyş Kanalını Kullanan Birliği adında örgüt kurulmuştur.

Ekim 1956’da İsrail Mısır’a saldırmış, İngiliz ve Fransızlar da kanal bölgesine asker çıkartmışlardır.

İngiltere’nin başta Mısır olmak üzere Orta Doğu’nun Bağımsız Arap ülkeleri üzerindeki tüm prestijini yitirdiği görülmektedir. Yunanistan, Orta Doğu’nun Bağlantısız Arap ülkelerinin potansiyel desteğini sağlamada en karlı çıkan taraf olmuştur.

(3) 1958 Orta Doğu Krizi’ne İlişkin Sorunlar

Eisenhower doktrini. Amerika Birleşik Devletleri’nin Orta Doğu’ya açık bir biçimde girişi Türkiye Hükümeti tarafından olumlu karşılanırken Yunanistan tarafından eleştirilmiştir.

1957 Suriye Krizi, Yunanistan prestij kazanmıştır.

b) Afrika’ya ilişkin Sorunlar

1945 yılında San Francisco Konferansı’na katılarak Birleşmiş Milletler’in kurucu üyeleri arasında yer alabilen Afrikalı ülkeler Mısır, Etiyopya, Liberya’dır. 1960 yılında 17 ülkenin, 1964 yılında Birleşmiş Milletler ‘deki Afrikalı ülke sayısı 35 olmuştur. 1958 Gana’nın başkenti Akra’da “Birinci Bağımsız Afrika Ülkeleri Konferansı” toplanmıştır. İlkeleri, Bandung Deklarasyonu ile Birleşmiş Milletler Yasası ve kararlarının üstünlüğüne dayanan bir “Afrikalılar Birliği” oluşturmak.

(1) Irk Ayrımına İlişkin Sorunlar

Mısır, Yugoslavya ve Hindistan ile (Güney Afrika Birliği hariç) tüm Afrika ülkelerinin bu konuya ilişkin aynı yönde oy kullanma oranı % 100’e ulaşmaktadır.

Türkiye tüm genç Afrika ülkelerinin gözünde “sömürgecilerle işbirliğine yatkın” bir ülke konumuna gelmek olmuştur.

(2) Bağımsızlık Mücadelelerine İlişkin Sorunlar

Varşova Paktı ülkeleri Cezayir’in bağımsızlık mücadelesini desteklerken, Türkiye, Fransa’ya daha yakın bir tutum ortaya koymuştur.

Türkiye, 1960 yıllarından itibaren Bağlantısızlar ile aynı yönde oy kullanma oranı açısından, özellikle Orta Doğu ve Afrika’ya ilişkin sorunlarda Yunanistan’ı aşmasına rağmen, bu defa da Rumların denetimindeki Kıbrıs Cumhuriyeti’nin rekabetiyle karşılaşmaktaydı.

3) Taraflar, Bağlantısızlar, Sorunlar ve Birleşmiş Milletler

    Genel Kurulu’ndaki Oylamalar: 1965-1975

a) Orta Doğuya İlişkin Sorunlar

1968 yılı başlarında bazı Bağlantısız Arap ülkeleri ile yayınlanan ortak bildirilerde Türkiye’nin Orta Doğu sorununa ilişkin Arap ülkelerini desteklemesine karşılık, Kıbrıs sorununa ilişkin olarak Türk tezlerine yakın ifadeler yer almaya başlamıştır. Türkiye Orta Doğu’ya ilişkin olarak üç Bağlantısız ülke temsilcisi ve Bağlantısız Arap ülkeleri çoğunluğu ile aynı yönde oy kullanma eğilimi açısından, % 88’lik oranla Yunanistan’a belirgin bir üstünlük sağlarken…

b) Afrika’ya İlişkin Sorunlar

dönem içersinde Orta Doğu’ya ilişkin olarak da işaret edilen Bağlantısızlar+Varşova Paktı üyeleri oy bloku oluşturması eğilimi iyice belirginleşmektedir.

Türkiye Yunanistan’ı geride bırakmasına rağmen Kıbrıs Cumhuriyeti engelini aşamıyordu. Kıbrıs’ın bizatihi kendisi bir Bağlantısız ülke iken, Türkiye Batı ittifakı içerisinde yer alan, ne de olsa bu ilişkileriyle de sınırlı bir ülkeydi.

c) Asya’ya İlişkin Sorunlar-Soğuk Savaş (Ertesi) Sorunları

Türkiye ve Yunanistan da dahil olmak üzere NATO üyelerinin Bağlantısız ülke temsilcileri ile aynı yönde oy kullanma oranları sıfıra yakındır.

4) Taraflar, Bağlantısızlar, Sorunlar ve Birleşmiş Milletler

    Genel Kurulu’ndaki Oylamalar: 1975-1991

İlk yıllar (1975-1980) Vietnam Savaşı sonrası, SALT II’ye giden Yumuşama dönemidir. 1980 başlarından itibaren Kamboçya, Afganistan ve Polonya krizleri ABD-SSCB ilişkilerini bozmuş… Bağlantısızların iç sorunları da giderek artmış, grubu temsil eden ülkelerden Mısır’ın 1979 Champ David Antlaşmaları’nı imzalaması sonrasında Arap ülkeleri arasında ortaya çıkan çatışma bunun en belirgin örneklerinden birisi olmuştur.

a)  Orta Doğu’ya İlişkin Sorunlar

Filistin sorunu.

Bağlantısızlar arasındaki dayanışmanın (Mısır’ın durumuna rağmen) oldukça yüksek bir düzeye ulaştığı… % 97’ye

Türkiye’nin Orta Doğu’nun Arap ülkelerinin tutumlarına bu derece yakın bir destek vermesi, İslam Konferansı Örgütü’nde bu ülkelerle aynı platformu paylaşması , Kıbrıs sorununa ilişkin olarak bu ülkelerin desteklerinin, hatta bazılarının çekimserliklerinin sağlanmasını mümkün kılmamışlardır.

5) Sonuç

Türkiye 1960 sonrasında, bir ittifaka dahil olmanın bir ülkenin Bağlantısızlara yakınlaşmasına getirdiği engeli önemli üçlüde aşmıştır.

25) SOĞUK SAVAŞ SONRASI DÖNEMDE KIBRIS SORUNU

                                                                                                Faruk SÖNMEZOĞLU

1) Genel Gelişmeler

Mart 1991 BM Güvenli Konseyi’ne bir rapor (…) de Cuellar (…), Turgut Özal’ın “Döretlü Konferans” (Türkiye+Yunanistan+Kıbrıs Türk Tarafı+Kıbrıs Rum tarafı). Yunan tarafının bu teklife cevabı “Dokuzlu Konferans” oldu(Özal’ın “dördü”ne ilave olarak Güvenlik Konseyi’nin beşi). ABD’nin önerisi ise “Beşli Konferans”tı (Özal’ın “dördü”ne ilaveten Kıbrıs Cumhuriyeti).

Uluslararası kamuoyunun bakışındaki temek a) Kıbrıs Cumhuriyeti’nin bağımsızlığı, toprak bütünlüğü, b) her türlü ayrılma ve bölünme dışlanmalı c) yeni bir anayasa.

1993 yılı Mart ayında New York’ta Denktaş-Klarides “Güven Arttırıcı Önlemler”. Gali, 30 Mayıs 1994 tarihinde Güvenlik Konseyi’ne sunduğu raporda, görüşmelerde bir sonuca ulaşılmamasından Türk tarafını sorumlu tutuyordu.

Kıbrıs Türk tarafı “önce bağımsızlık tanınması, sonra konfederasyon”…

1996-1997 üç gelişme: Kıbrıs’taki sınır gösteri ve çatışmaları, Kıbrıs’a yerleştirilmesi söz konusu olan Rus yapısı S-300 füzeleri ve Kıbrıs Rum tarafının AB’ye üye olma çabaları.çözüm bulunamayan Kıbrıs’ta siyasi ve askeri anlamda herhangi bir olayın çıkmadığı dönemler uzadıkça; bu durumun adadaki statükoyu pekiştireceği, konunun uluslararası alanda unutulacağı ve bunun da Türk tarafına yarayacağı düşünülmektedir.

S-300 projesi, Yunanistan ve Güney Kıbrıs ikilisinin Ortak Savunma Doktrini çerçevesinde Türkiye’yi denizden çevreleme girişiminin, Yunanistan anakarasından başlayan Girit-Rodos hava üsleriyle devam eden eksenin Kıbrıs ayağı olarak düşünüldüğünde Türkiye açısından dikkate değer bir tehdit unsuru olabilecektir.

Kıbrıs Rum Yönetimi’nin bu girişiminden esas amacının ise bu silahların getirilmemesi için Türkiye’nin de adadaki kuvvetlerini geri çekmesinin sağlanması olduğunu söylenebilir. Yunan silahların Girit adasına yerleştirilmesine yönelmiştir.

1997 yılındaki 12 Aralık Lüksembourg zirvesinde Kıbrıs Rum Kesimi’nin üyeliği resmen açıklanırken Türkiye’nin dışlanması Kıbrıs sorununu da etkilemiştir.

Kıbrıs görüşme (…) çabalarının 1999 yılının ikinci yarısında hızlandığı görülmektedir.

Kıbrıs konusunda dolaylı görüşmelerin beşinci turu ise BM Genel Sekreteri Kofi Annan ve/veya Kıbrıs Özel Temsilcisi Alvaro de Soto tarafından yürütülmüş, görüşmeler sırasında Rauf Denktaş ile Glafkos Klarides’in doğrudan görüşmeleri söz konusu olmamıştır.

Denktaş, 1960 Garanti sisteminin devamına iki anavatan arasındaki dengeye dayanan konfederasyon “tarafların eşitliği”  Klarides’in merkezi yönetimi güçlü bir federasyon görüşü.

2) Kıbrıs ve Avrupa Birliği

Kıbrıs Rum Yönetimi’nin 3 Temmuz 1990 tarihinde yaptığı başvuru, Temmuz 1993 tarihinde yapılan toplantılarda ele alınarak, “…Kıbrıs sorununa karşı barışçı, dengeli ve kalıcı bir çözüm bulunmasını beklemeden… “ olumlu olarak cevaplandırıldı.

2010
02.03

biraz daha

biraz daha çıplağım bugün. biraz daha korkutucu, biraz daha hüzünlü. gözlerimin altındaki torbalar biraz daha dolu. hemen altındaki çizgiler biraz daha keskin… sadece hayalini kurduğum kadar varım kollarında… tükenen hayaller içinde. her şey biraz daha aynı. farkılıklar bedenimi körürken.

nasıl başlamalıyım bilmiyorum. şanslı, hüzünlü, korkak, durgun… sürekli kendimle olan kavgam seni bana itmeyen… senin korkuların, benim korkularım… araya çıkardığımız korkusuzluk nefesle tükenen… biraz daha mı soğuk?

bir hayale gidiyorum. gerçekleşmeyeceğinden emin, durağan adımlarla.

2010
02.02

kimse bilmeden,
yada anlatamaya çalışmadan kimseye
kulak tıkadığımız onca ses
ve araya karışan biz,
harcanmaya alışırken yavaşça…
2010
02.01

Bir sürenin ardın sanıyorum yazar oldum. Yazarlık elbetteki yazma fiilini gerçekleştiren kişi anlamında kullanılmıştır. Yoksa yazar olmak ne haddimize. Hoş etraftaki yazarları görünce hadi be der konumda olup kendimi gaza getirip sen daha iyisin demem yabası. Eh bu işe beni iki üç yağlayan arkadaş ta eklenince işler çığırından çıkar hal alıyor. Bırakın efendim kendi hayallerim ile kavrulayım… İddiasız saçma sapan hayatımda kendi yağımda kavrulayım…

Lakin yalan söylüyorsun kelimeleri kulaklarımda. Of nasıl sıkıcı nasıl illet bir durum… yolculuğa hazırlanmak, adım aymak, yola çıkmak daha birini bitirmeden… hayat iç içe yaşanan tekerrürlerden ibaret. şu anda bile hayatın genelini tekerrür etmekten kendimi alamıyorum. evet bunu bilinçli yapmak asıl sıkıcı olan… insan her şeyi elde etmemeli yada sınırlarını yüksek kurmalı. amaçlar elde edildiğinde hayat boşluktan farksız bir hal alıyor.

bu gün kuşak ilginç bir hal aldı. aynı ilginçlike devam etmesi için muhtemelen daha önce yayınladığım, bir şarkıya yeniden yer vereceğim. tabi herkesin çokta şeyinde ya çok şaşırmışlardır. velhasıl uzun lafın kısası Damien Rice,  Cheers Darlin. Sırf kafası elindeki sigara, şarap ve kafası güzel taklidine bağışlıyorum bu şarkıyı… Şerefe…

http://v.youku.com/v_show/id_XNTU2NjA5OTY=.html